10. Hukuk Dairesi 2013/5246 E. , 2013/14614 K. ...... Dava, maluliyet aylığına hak kazandığının tespiti ile aylıkların tahsili istemlerine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edild…
**10. Hukuk Dairesi 2013/5246 E. , 2013/14614 K.** **"İçtihat Metni"** ...... Dava, maluliyet aylığına hak kazandığının tespiti ile aylıkların tahsili istemlerine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 31.12.1989 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olan ve 23.08.2005 tarihi maluliyet aylığı tahsis talebi 2/3 çalışma gücü kaybı olmadığı gerekçesiyle reddedilen davacı; maluliyet aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti ile aylıkların tahsiline karar verilmesini istemiştir. Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu’nun 13.10.2006 tarihli kararıyla davacı sigortalının çalışma gücünün 2/3’ünü kaybetmediği, yargılama aşamasında alınan Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu’nun 02.05.2008 tarihli raporunda ise görme arızasına bağlı olarak 12.09.2007 tarihinden itibaren ve halen beden çalışma gücünün en az 2/3 ünü kaybettiği belirlenmiştir. Ancak, 08.01.2009 ve 08.06.2009 tarihli.......heyeti tarafında tanzim edilen raporda; “...tüm muayene bulgularında hastanın görme düzeyinin düşüklüğünü açıklayacak düzeyde patoloji görülmediği... hastanın simulasyon yaptığı (yalan söylediği) kanaatine varıldığı” ve ..... heyeti tarafından tanzim edilen 27.09.2010 tarihli raporda da davacının “...göz bulguları ile malulen emekliliğini gerektirecek bir durum tespit edilemediği...” bildirilmiştir. Mahkemece, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için davacı Adli Tıp Genel Kurulu’na sevk edilmiş ise de; Genel Kurul randevusuna gitmediğinin anlaşılması üzerine, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu’nun raporuna istinaden davanın kabulü ile davacıya 13.08.2005 tarihinden itibaren maluliyet aylığı bağlanmasına karar verilmiştir. ./... -2- 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 1’inci maddesi uyarınca davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanunun 53’üncü maddesine göre, “…Kurum hastanelerince düzenlenecek usulüne uygun sağlık kurulu raporları ve dayanağı tıbbî belgelerin incelenmesi sonucu çalışma gücünün en az 2/3’ünü yitirdiği Kurumca tespit edilen sigortalı, malullük sigortası bakımından malul sayılır.” Hastanelerin sağlık raporları arasında çelişki bulunması durumunda, bu çelişkinin, 109’uncu maddede belirtilen prosedüre uyularak, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulundan, itiraz halinde ise Adli Tıp Kurumundan alınacak raporla giderilmesi gereklidir(5510 sayılı Kanunun 95’inci maddesi). Öte yandan, 01.05.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu'nun; 1’inci maddesinde, adalet işlerinde bilirkişilik görevi yapmak, adlî tıp uzmanlığı ve yan dal uzmanlığı programları ile görev alanına giren konularda diğer adlî bilimler alanlarında sempozyum, konferans ve benzeri etkinlikler düzenlemek ve bunlara ilişkin eğitim programları uygulamak üzere Adalet Bakanlığı’na bağlı Adli Tıp Kurumu kurulduğu; 2’nci maddesinde, Kurumun, mahkemeler ile hâkimlikler ve savcılıklar tarafından gönderilen adlî tıpla ilgili konularda bilimsel ve teknik görüş bildirme görevinin bulunduğu; 15’inci maddesinde, Adlî Tıp Genel Kurulu’nun, adlî tıp ihtisas kurulları ve ihtisas daireleri tarafından verilip de mahkemeler, hâkimlikler ve savcılıklarca kapsamı itibarıyla yeterince kanaat verici nitelikte bulunmadığı, sebebi de belirtilmek suretiyle bildirilen işleri, adlî tıp ihtisas kurullarının verdiği rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile ihtisas dairelerinin rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adlî tıp ihtisas kurulları ile adlî tıp ihtisas dairelerinin ve adlî tıp şube müdürlüklerinin rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adlî tıp ihtisas kurulları ile Adlî Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının verdikleri rapor ve görüşler arasında ortaya çıkan çelişkileri, konu ile ilgili uzman üyelerin katılımıyla inceleyip kesin olarak karara bağlayacağı; 16’ncı maddesinde, Üçüncü Adlî Tıp İhtisas Kurulu’nun, İkinci Adlî Tıp İhtisas Kurulunun görevine girmeyen Sosyal Sigortalar ve İş Kanunları ile ilgili olaylar, malûliyetler, meslekte kazanma gücü kaybı, meslek hastalıkları ve meslekî kusurlara ilişkin işlemler hakkında bilimsel ve teknik görüşlerini bildirmek görevinin bulunduğu belirtilmiş olup; değinilen yasal düzenlemelere göre Adlî Tıp Genel Kurulu’na verilen inceleme ve kesin olarak karara bağlama görev ve yetkisi, kuşkusuz, eldeki gibi uyuşmazlıklarda sürekli itiraz yolu kullanılarak sürüp gitmesini önleme ve bir an önce en geniş katılımlı bir kurul kararı ile çekişmeyi sona erdirme amacını taşımakta olup, bu kapsamda, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’nın ilgili ihtisas kurulu ile ..... veya üniversitelerin tıp fakülteleri ilgili bilim dalı başkanlıklarınca düzenlenen raporlar arasında beliren çelişkinin..... Kurulu tarafından giderilip kesin olarak karar bağlanması da zorunludur. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.02.2010 gün ve 2010/21-60 Esas, 2010/90 Karar sayılı ilamı ile 06.10.2010 gün ve 2010/10-390 Esas, 2010/448 Karar sayılı ilamında da aynı yaklaşım ve görüşler benimsenmiştir. ../... -3- Yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklamalar ışığı altında inceleme konusu davada; davacının çalışma gücü kayıp oranları ve tarihleri konusund.... Hastaneleri arasında ortaya çıkan çelişki ..... tarafından yukarıda belirtilen yasal mevzuat hükümleri çerçevesinde hazırlanacak raporla giderilerek, çalışma gücü kayıp oran ve başlangıcının belirlenmesiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar vermiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 28.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi. ........