Başvuru, kesinleşen hükmü değiştirecek şekilde tavzih kararı verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, kesinleşen hükmü değiştirecek şekilde tavzih kararı verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 6/7/2020 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Bölüm, başvurunun Genel Kurul tarafından incelenmesine karar vermiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:A. Rödovans Sözleşmesi Ö. Elektrik Malzemeleri Maden Sanayi ve Ticaret Limitet Şirketi (Ö. Şirketi) Isparta ili Sütçüler ilçesi Yeşilyurt köyü Menevişlik Mahallesi Müdürler Tepesi mevkiinde yer alan 248,5 hektar ruhsat alanı ile sınırlı, İR: 64018 numaralı II-b grup maden (mermer) işletme ruhsatına sahiptir. Ö. Şirketinin işletme ruhsat sahasında 160,66 hektar ile sınırlı işletme izni bulunmaktadır. Başvurucu Şirket ile Ö. şirketi temsilcisi S.Ç. arasında 20/9/2008 tarihinde Rödovans Sözleşmesi akdedilmiştir. Rödovans Sözleşmesi'nin kapağında "Isparta İli Sınırları Dahilindeki 3213 sayılı Maden Kanunu Hüküm Ve Yönetmeliklerine Göre Maden İşleri Genel Müdürlüğü'nden Alınma İR64018 Nolu Ruhsat Sahası İçinde Belirlenen Koordinatlar İçin Hazırlanan Rödovans Sözleşmesidir." ibaresi yazılıdır. Rödovans Sözleşmesi'nin "Taraflar" kenar başlıklı maddesinde başvurucu rödovansçı (işletmeci), Ö. Şirketi ise ruhsat sahibi olarak gösterilmiştir.i. Rödovans Sözleşmesi'nin "Sözleşme konusu" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Bu sözleşme, Maden İşleri Genel Müdürlüğü'nde Şirketimiz adına kayıtlı bulunan Isparta ili Sütçüler ilçesi, Yeşilyurt köyü civarındaki İR 64018, Erişim: 2507736 ruhsat nolu mermer sahası alanında işletmeci olarak taraflar bölümünde belirtilen mükellefiyeti 15 yıllık süre boyunca (en son Ocak 2024) faaliyetini amaçlamaktadır. Rödovans sahası koordinatları Y1-314125 Y2-314250Y3-314675 Y4-314675 Y5-314200X1-4154000 X2-4153550 X3-4153575 X4-4154875 X5-4154900 Y6-314125 Y7-314350 Y8-314350X6-4154775 X7-4154550 X8-4154000"ii. Rödovans Sözleşmesi'nin "İşe başlama ve yer teslimi" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Ruhsat sahibi, sözleşmenin imza altına alınmasından sonra ruhsatın tamamının işletme hakkını işletmeciye teslim edecektir.İşletmeci, sözleşmenin imzalandığı alan içerisinde yer tesliminin yapılması ile çalışmaya başlayabilecektir." iii. Rödovans Sözleşmesi'nin "Rödovans bedeli ve ödeme şekli" kenar başlıklı maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:"İşletmeci kendisine teslimi yapılan koordinatlarla sınırlı alandan mermer istihraç edecektir. İşletmeci bu kısımdan çıkaracağı mermerin rödovans bedeli aşağıdaki tablodaki şekilde olacaktır. Ödemeler iki yıllık periyod başlarında nakit olarak yapılacaktır.Rödovansçının Ocak 2010 tarihine kadar istemesi durumunda sözleşme konusu koordinatları belirlenmiş saha için 000 Amerikan doları (000 dolar Ocak 2010, 000 dolar Haziran 2010) nakit olarak ödemesi halinde rödovans sahası süresiz olacaktır. Yukarıdaki ödeme tablosu geçersiz olacaktır. " Rödovans Sözleşmesi 14/9/2011 tarihinde maden sicil kayıtlarına bilgi amacıyla şerh edilmiştir. Ö. Şirketi 24/10/2011 tarihinde tek temsilci tarafından akdedilen Rödovans Sözleşmesi'nin hukuka aykırı olarak maden siciline işlendiğini belirterek Rödovans Sözleşmesi'nin sicilden terkin edilmesini talep etmiştir. Maden İşleri Genel Müdürlüğü 5/12/2011 tarihinde talebi reddetmiştir. Ö. Şirketi 27/1/2012 tarihinde işlemin iptali için dava açmıştır. Dava dilekçesinde; Şirketin çift imza ile temsil edildiğini, Rödovans Sözleşmesi'nde ise tek imza bulunduğunu ve Rödovans Sözleşmesi'nin geçerli bir şekilde hazırlanmadığından sicile şerh edilemeyeceğini iddia etmiştir. Isparta İdare Mahkemesi 20/11/2012 tarihinde davayı reddetmiştir. Kararın gerekçesinde, taraflar arasında hüküm doğuran Rödovans Sözleşmesi'nin geçerli olduğunu ve dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını belirtmiştir. Davacı Ö. Şirketi karar aleyhine kanun yoluna başvurmuştur. Başvurucu, temyiz aşamasında ferî müdahil sıfatıyla davaya katılmıştır. Danıştay Sekizinci Dairesi 24/3/2016 tarihinde kararı onamış ve 24/10/2017 tarihinde de karar düzeltme talebini reddetmiştir.B. Başvurucunun Açtığı Delil Tespitine İlişkin Dava Başvurucu 12/9/2013 tarihinde Ö. Şirketine karşı Sütçüler Sulh Hukuk Mahkemesinden (Mahkeme) delil tespiti talebinde bulunmuştur. Mahkemenin -İş- kararından anlaşıldığına göre başvurucu anılan dilekçesinde; Rödovans Sözleşmesi'nin maddesinde koordinatları verilen kısmın işletilmesinin bedeli karşılığında on beş yıl boyunca başvurucuya bırakıldığını, buna karşılık Rödovans Sözleşmesi yükümlülüklerini yerine getirmeyen ruhsat sahibi Ö. Şirketinin başvurucuya tahsis edilen sahanın işletmesini başka bir rödovans sözleşmesi ile Ç. Mermer Madencilik Turizm Ticaret ve İnşaat Anonim Şirketine (Ç. Şirketi) bıraktığını belirtmiştir. Başvurucu, kendisine tahsis edilen sahada hâlihazırda Ç. Şirketinin faaliyet gösterdiğini ve ihtarnameye rağmen sahanın teslim edilmediğini açıklamıştır. Başvurucu, ileride açılacak davada delillerin toplanması aşamasına kadar maden sahasının işgalciler tarafından terk edilerek boşaltılabileceğini ve çıkarılan mermere ilişkin kayıtların yok edilebileceğini ileri sürmüştür. Başvurucu, Rödovans Sözleşmesi'nin maddesinde koordinatları gösterilerek tahsis edilen maden sahasında bilirkişiler eşliğinde keşif yapılmasını ve maden sahasında faaliyet gösteren şirketlerin tespit edilmesini istemiştir. Mahkeme, aynı gün başvurucunun delil tespiti talebini kabul etmiş; yine aynı gün bir maden mühendisi, bir harita mühendisi ve bir kadastro mühendisi refakatinde maden sahasında keşif icra etmiştir. Maden mühendisi bilirkişisinin 17/9/2013 tarihli raporunda şu hususlara yer verilmiştir:i. Ruhsat sahibi Ö. Şirketine ait işletme ruhsatı sahası ile Rödovans Sözleşmesi'ne göre başvurucunun faaliyet göstereceği alanın koordinatları krokide ayrı ayrı gösterilmiştir. ii. Maden sahasında Ç. Şirketi tarafından açık mermer ocağı işletmeciliği yapıldığı tespit edilmiş ve çalışma alanı koordinatları alınarak krokide gösterilmiştir.iii. Ç. Şirketinin faaliyet gösterdiği sahanın yaklaşık 036 metrekarelik kısmının Rödovans Sözleşmesi'nde hükme bağlanan alan içinde kaldığı açıklanmış ve bu alan krokide gösterilmiştir.iv. Çıkarılan mermerin değerinin taş hacmi (kübaj) belirlendikten sonra tespit edilebileceği açıklanmıştır. Bilirkişi raporundaki krokide; ruhsat sahibi Ö. Şirketine ait İR: 64018 numaralı maden sahası, Ç. Şirketinin faaliyet gösterdiği alan, Rödovans Sözleşmesi kapsamında başvurucunun faaliyet göstereceği saha ve Ç. Şirketi ile başvurucunun çakıştığı iddia edilen alan koordinatları belirtilmek suretiyle gösterilmiştir. Krokiye göre Rödovans Sözleşmesi'nde düzenlenen koordinatlar kapsamındaki alanın İR: 64018 numaralı maden sahası koordinatları ile gösterilen alanının içinde kaldığı görülmüştür. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir. Ö. Şirketi bilirkişi raporundaki aleyhe olan hususlara itiraz ettiğini belirtmiştir. Başvurucunun bilirkişi raporuna itiraz ettiğine dair ise bir bilgiye ulaşılamamıştır. Başvurucunun Rödovans Sözleşmesi'ne Dayalı Olarak Açtığı Dava Başvurucu 4/6/2014 tarihinde Ö. Şirketi ve temsilci S.Ç. aleyhine Sütçüler Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesinde dava açmıştır. Başvurucu; dava dilekçesinde, davalı ruhsat sahibi Ö. Şirketinin mazeret göstermeksizin uzun bir süredir sahayı teslim etmediğini, Rödovans Sözleşmesi yükümlülüklerini yerine getirmediğini ve Rödovans Sözleşmesi gereğince teslim edilmesi gereken İR: 64018 numaralı ruhsat alanı koordinatları ile çakışan bir kısım alan için Ç. Şirketi ile başka bir rödovans sözleşmesi imzaladığını açıklamıştır. Davalının Ç. Şirketine on yıl süre ile aynı lokasyonda ve maddede rödovans alanı koordinatları gösterilerek kendisine tahsis edilen koordinat bilgileri ile tamamen örtüşen bir kısım alanı tahsis ettiğini belirten başvurucu, bu yerin kendisine teslim edilmesi gerekirken 20 hektarlık alanla çakıştığını ileri sürmüştür. Başvurucu, Rödovans Sözleşmesi yükümlülüklerinin yerine getirilmesi için çekilen ihtarnamelere Rödovans Sözleşmesi'nin geçersiz olduğu şeklinde cevapların verildiğini ancak Isparta İdare Mahkemesinde açılan sicilden terkin davasının reddedildiğini, dolayısıyla Rödovans Sözleşmesi'nin geçerli olduğunu belirtmiştir. Başvurucu ayrıca Rödovans Sözleşmesi edimlerinin yerine getirilmemesi nedeniyle maddi zarara uğradığını ifade etmiştir. Başvurucu; dava dilekçesindeki sonuç talebinde ise Rödovans Sözleşmesi'nin geçerli olduğunun tespitine, davalının Rödovans Sözleşmesi'nden kaynaklı yükümlülüklerinin yerine getirtilmesine, muarazanın önlenmesine, müdahalenin önlenmesine, haksız kullanımın giderilmesine ve Rödovans Sözleşmesi kapsamındaki maden sahasının tamamının başvurucuya teslimine karar verilmesini istemiştir. Başvurucu ayrıca zararının ve yoksun kaldığı kârın tespiti ile şimdilik 000 TL tazminatın ve yoksun kaldığı kârın avans faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir. Başvurucu son olarak Rödovans Sözleşmesi'nde belirtilen tüm maden sahasında maden çıkarılmasının durdurulmasını ve mal kaçırma ihtimaline binaen davalıların mal varlığı hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir. Davalılar cevaplarında öncelikle davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davalı S.Ç.ye husumet yöneltilemeyeceğini ve davanın zamanaşımına uğradığını savunmuştur. Davalılar; Rödovans Sözleşmesi'nin imzalanması sonrası başvurucunun uzun bir süre Rödovans Sözleşmesi'ne konu koordinatlarda hiçbir çalışma yapmadığını, Rödovans Sözleşmesi yükümlülüklerini yerine getirmediğini, başvurucunun yaşadığı maddi sıkıntılar sonucunda da bir araya gelerek karşılıklı olarak Rödovans Sözleşmesi'ni feshettiklerini belirtmiştir. Davalılar, dava konusunu oluşturan koordinatlar ile belirli alanın bir kısmının 11/5/2011 tarihli başka bir rödovans sözleşmesi ile Ç. Şirketine bırakıldığını açıklamıştır. Sonuç olarak Rödovans Sözleşmesi'nin geçersiz olduğunun tespiti ile başvurucunun tüm taleplerinin reddine karar verilmesini istemiştir. Sütçüler Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi 17/10/2014 tarihinde taraflar arasındaki uyuşmazlığın kira ilişkisinden kaynaklandığını ve görevli mahkemenin sulh hukuk mahkemesi olduğunu belirterek görevsizlik kararı vermiştir. Başvurucu kararı temyiz etmiştir. Yargıtay Hukuk Dairesi 10/6/2015 tarihinde görevsizlik kararını onamıştır. Kararın kesinleşmesi sonrasında başvurucunun talebi üzerine dosya Mahkemeye gönderilmiştir. Yargılamaya Mahkeme önünde devam edilmiştir. Ön inceleme duruşmasında başvurucu vekili, rödovans alanının bir kısmında faaliyet gösteren Ç. Şirketinin faaliyet gösterdiği alan dışındaki kısma ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla Rödovans Sözleşmesi'nde belirtilen koordinatlara ilişkin tüm sahanın kendilerine teslimi konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Mahkeme, rödovans sahasının teslimine ilişkin bir ihtiyati tedbirin uyuşmazlığın esasını çözer nitelikte olacağı gerekçesiyle talebi reddetmiştir. Ç. Şirketi ferî müdahil sıfatıyla davalı yanında davaya katılmıştır. Mahkeme 15/7/2016 tarihinde maden, jeoloji ve kadastro bilirkişilerinden oluşan heyetle maden sahasında keşif yapmıştır. Maden bilirkişisi 12/8/2016 tarihli raporunda, tarafların Rödovans Sözleşmesi yükümlülüklerini yerine getirme konusunda eylemsiz kaldıklarını ve Rödovans Sözleşmesi'nin ikale yoluyla feshi kanaatine sahip olduğunu açıklamıştır. Jeoloji bilirkişisi 20/9/2016 tarihli raporunda, davalı Ö. Şirketi ile Ç. Şirketinin 2007-2014 yılları arasında mermer ocaklarından ürettiği mermer cevher rezervinin 324,51 metreküp ve geri kalan pasa miktarının 892,53 metreküp olduğunu belirtmiştir. Kadastro bilirkişi 21/7/2016 tarihinde kübaj hesabını yapabilme imkânı sağlayacak veriler mevcut olmadığından kübaj hesabının yapılamadığını açıklamıştır. Mahkeme, Rödovans Sözleşmesi ve maden mevzuatı kapsamında tarafların hak ve yükümlülükleri ile zararın tespiti için iki maden mühendisi ve bir hukukçudan oluşan ayrı bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar vermiştir. Bilirkişi kurulunun 13/2/2017 tarihli raporunda; başvurucunun rödovans sahasında hiç çalışmadığı, ruhsat sahibi Ö. Şirketinin Rödovans Sözleşmesi'ne konu koordinat alanını kapsayacak şekilde Ç. Şirketi ile başka bir rödovans sözleşmesi imzaladığı ve sözleşmelere konu iki alanın hemen hemen çakıştığı belirtilmiştir. Raporda; ruhsat sahasında K. Mermer İnşaat Malzemeleri Nakliyat Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi (K. Şirketi) ile Ö. Şirketi arasında yine başka bir rödovans sözleşmesi olduğu, bu sözleşmeye konu alanın ise başvurucuya verilen alanın koordinatları dışında yer aldığı ifade edilmiştir. Son olarak hakkaniyet indirimi yapılmaksızın başvurucunun zararının 000 Amerikan doları olduğu açıklanmıştır. İtiraz üzerine alınan ek bilirkişi raporunda da benzer değerlendirmelere yer verilmiştir. Mahkeme 29/5/2017 tarihinde davayı kısmen kabul etmiştir. Mahkeme, başvurucu ile davalı Ö. Şirketi arasındaki Rödovans Sözleşmesi'nin geçerliliğinin tespitine karar vermiştir. Bununla birlikte başvurucunun sözleşme yükümlülüklerinin yerine getirilmesi, muarazanın önlenmesi ve maden sahasının kendisine teslimi ile müdahalenin önlenmesi ve haksız kullanımın giderilmesine yönelik taleplerini reddetmiştir. Başvurucunun tazminata yönelik talebini süresi içinde yenilemediğinden bu kısım bakımından davanın açılmamış sayılmasına, davalı S.Ç. aleyhindeki davanın da pasif husumet yokluğundan reddine karar vermiştir. Mahkeme kararının gerekçesinde; Rödovans Sözleşmesi'nin maddelerine yer verilmiş ve ferî müdahil Ç. Şirketinin rödovans alanı ile başvurucunun rödovans alanının çakıştığı açıklanmıştır. Ayrıca Rödovans Sözleşmesi'nin feshedildiği iddiasının davalı şirket tarafından ispat edilemediği, bununla birlikte başvurucunun mermer çıkaracağı alanın büyük bir bölümünde Ç. Şirketinin faaliyette bulunduğu, maden sahasındaki fiilî durum nedeniyle başvurucunun söz konusu yeri kullanmasının mümkün olmadığı ve başvurucunun Rödovans Sözleşmesi'ni feshederek uğradığı zararı tazmin etme imkânına sahip olduğu belirtilerek Rödovans Sözleşmesi yükümlülüklerinin yerine getirilmesi, muarazanın önlenmesi ve maden sahasının teslimi taleplerinin reddedildiği ifade edilmiştir. Başvurucu rödovans alanında hiçbir zaman zilyet olmadığından müdahalenin önlenmesi ve haksız kullanımın giderilmesi taleplerinin kabul edilmediği belirtilmiştir. Mahkeme kararında, yargılama sırasında başvurucu vekilinin talebi üzerine tazminata ilişkin kısmın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, davalı S.Ç.nin ise Rödovans Sözleşmesi'ne taraf olmadığı açıklanmıştır. Mahkemenin 4/7/2017 tarihli ek kararında; başvurucu tazminata ilişkin taleplerini yenilediğinden bu yönden davanın kaldığı yerden devamına, ayrıca söz konusu tazminat davasının esas dosyadan tefrik edilerek yeni bir esasa kaydedilmesine karar verilmiştir. Söz konusu davanın sonucu hakkında ise başvurucu, herhangi bir bilgi vermemiştir. Taraflar, mahkeme kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmuştur. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesinin (Bölge Adliye Mahkemesi) kararından anlaşıldığı kadarıyla başvurucu, istinaf sebepleri olarak müdahalenin önlenmesi ve davaya konu olan kiralananın teslimine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Davalılar ise Rödovans Sözleşmesi'nin geçersiz olduğuna karar verilmesi ile davanın reddedilen kısımları yönünden lehe vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini iddia etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi 9/2/2018 tarihinde başvurucunun istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme hükmünün kaldırılmasına, davalıların istinaf başvurusunun ise reddine kesin olmak üzere karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün bireysel başvuruya konu edilen ilgili kısmı şöyledir:"Davalı Ö. LTD ŞTİ ile davacı HBB LTD ŞTİ arasında imzalanan 20/09/2008 tarihli rödovans sözleşmesinin geçerliliğinin ve davacının kiracılık sıfatının tesbiti ile kiralanana yapılan müdahalenin men'ine, kiralananın davacı kiracıya teslimine," Bölge Adliye Mahkemesi, kararı gerekçesinde taraflar arasındaki Rödovans Sözleşmesi'nin maddesine göre mermer sahası alanında 15 yıllık süre boyunca faaliyette bulunulacağını belirttikten sonra Rödovans Sözleşmesi'nin hükümlerine yer vermiş ve taraflar arasındaki Rödovans Sözleşmesi'nin davalı tarafından usulüne uygun olarak sonlandırılmadığından geçerli olduğunu açıklamıştır. Bölge Adliye Mahkemesi başvurucunun dava dilekçesinde kiracılık sıfatının tespitini, müdahalenin menini ve kiralananın teslimini talep ettiğini belirtmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, başvurucunun kiracılık sıfatının Mahkemece de kabul edilmesi karşısında kira sözleşmesinin esaslı unsuru olmamasına rağmen Mahkemenin yerin teslim edilmediği gerekçesiyle başvurucunun taleplerini birbirinden ayırarak hüküm kurmasının doğru olmadığını ifade etmiştir. Davalılar, başvurucunun sözleşme edimlerini yerine getirmediğini ve Rödovans Sözleşmesi'nin geçersiz olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi 16/2/2018 tarihli ek kararında hükmün kesin olduğunu belirterek davalıların temyiz başvurusunu reddetmiştir. Davalılar söz konusu ek kararı temyiz etmiştir. Yargıtay Hukuk Dairesi 25/9/2018 tarihinde davalıların temyiz başvurusunun reddine ilişkin temyiz itirazlarını reddederek Bölge Adliye Mahkemesinin ek kararını onamıştır. Aynı Daire 28/2/2019 tarihinde davalıların maddi hatanın düzeltilmesi talebini de reddetmiştir. Mahkeme 12/11/2018 tarihinde kesinleşme şerhi düzenleyerek kararın 25/9/2018 tarihinde kesinleştiğini açıklamıştır. Kararın İcraya Konulması Başvurucu 4/12/2018 tarihinde İstanbul İcra Dairesinde (İcra Dairesi) Bölge Adliye Mahkemesi ilamına dayalı olarak Rödovans Sözleşmesi'ne konu İR: 64018 ruhsat numaralı mermer sahasının teslim edilmesi talebiyle icra takibi başlatmıştır. Ö. Şirketi 10/12/2018 tarihinde icra emrinin iptalini talep etmiştir. Ö. Şirketi itirazında, icra takibinde ruhsat alanının tamamı için yer teslimi talep edilmesine karşın teslime konu alanın Rödovans Sözleşmesi'nde koordinatları gösterilen alan ile sınırlı olması gerektiğini belirtmiştir. Ö. Şirketi 10/12/2018 tarihinde icra emrinin iptali için dava açmıştır. Dava dilekçesinde; Rödovans Sözleşmesi'nin konusunun koordinatlarla sınırlı olduğunu ve icra takibinde maden sahasının tamamının tesliminin istenmesinin yerinde olmadığını iddia etmiştir. Başvurucu davaya cevabında kesinleşmiş hükme dayalı olarak icra takibi başlatıldığını ve Rödovans Sözleşmesi ile takibe dayanak ilam gereğince ruhsat sahasının tesliminin zorunlu olduğunu iddia etmiştir. İstanbul İcra Hukuk Mahkemesi 7/5/2019 tarihinde davayı reddetmiştir. Kararın gerekçesinde; Ö. Şirketinin iddialarının genel mahkemelerce yapılacak yargılama sonucunda belirlenebileceğini, dar yetkili icra mahkemesinin söz konusu iddialar hakkında yargılama yaparak sonuca varmasının mümkün olmadığını ifade etmiştir. Davacı Ö. Şirketi karara karşı istinaf başvurusunda bulunmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi 27/1/2020 tarihinde ilama dayalı icra emri düzenlenmesinde isabetsizlik bulunmadığını ve kiralanan yerin sınırına ilişkin uyuşmazlığın icra mahkemesinde çözümlenmesinin mümkün olmadığını açıklayarak Ö. Şirketinin istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. İcra Dairesi, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğüne (MAPEG) gönderdiği 5/3/2020 tarihli yazıda; başvurucunun Bölge Adliye Mahkemesi ilamına dayanarak İR: 64018 ruhsat numaralı maden sahasının tamamı üzerinde müdahalenin meni ve ruhsat alanının tamamının teslimine yönelik icra takibi başlattığını ve takibin kesinleştiğini açıklamıştır. İcra Müdürlüğü, maden sahasının tamamı üzerinde faaliyette bulunanların haksız müdahalelerinin meninin temini, tüm madencilik faaliyetlerinin durdurulması ve ruhsat sahasının tamamının başvurucuya teslim edilmesi için gerekli işlemlerin yapılmasını istemiştir. Bu yazıya istinaden MAPEG 10/3/2020 tarihinde ruhsat sahasındaki madencilik faaliyetlerinin durdurulması hususunda ilgili şirketlere ve Isparta Valiliğine müzekkereler yazmıştır. İcra Dairesi, MAPEG'e gönderdiği 13/3/2020 tarihli yazıda; önceki yazıda her ne kadar maden sahasının tamamı yazılmış ise de sadece Rödovans Sözleşmesi'nin maddesinde yazılı olan koordinat üzerine müdahalenin meni ile ruhsat alanının teslimine yönelik ilamlı icra takibine geçildiğini ve takibin kesinleştiğini açıklamıştır. Maden mevzuatı çerçevesinde kuralların ve mahkeme kararlarının uygulanması, yürütülmesi ve denetiminin MAPEG'e ait olduğunu belirtmiştir. İcra Dairesi; takibe dayalı ilam gereğince maden sahasının tamamı üzerinde faaliyet gösteren başvurucu haricinde diğer kişilerin haksız müdahalelerinin meni, madencilik faaliyetlerinin durdurulması ve ruhsat sahasının tamamının başvurucuya teslimi için gerekli işlemlerin yapılmasını istemiştir. İcra Müdürlüğünün yazısı üzerine MAPEG 18/3/2020 tarihinde ilgili şirketler ve Isparta Valiliğine yazı yazarak 10/3/2020 tarihli yazısının dikkate alınmamasını, ruhsat sahasının belirtilen koordinatında başvurucu dışında başkaca kişilerin faaliyette bulunmamasını ve bu alanın başvurucuya teslim edilmesi gerektiğini belirtmiştir. İcra Dairesi 20/3/2020 tarihinde MAPEG'e yeni bir yazı göndermiştir. Yazıda; 5/3/2020 tarihli müzekkere içeriğinin doğru olduğunu, ruhsatlı maden sahasının tamamı üzerinde faaliyet gösteren başvurucu haricinde diğer kişilerin haksız müdahalelerinin meninin temini ile tüm madencilik faaliyetlerinin durdurulması ve ruhsat sahasının tamamının başvurucuya teslim edilmesi için gerekli işlemlerin yapılmasını istemiştir. Buna karşılık MAPEG 25/3/2020 tarihinde, başvurucunun K. Şirketinin maden sahasındaki faaliyetlerinin durdurulması ve K. Şirketi ile Ö. Şirketi arasındaki sözleşmenin terkini talebinin reddi üzerine açtığı işlemin iptali davasının reddedildiğini (bahsi geçen dava için bkz. § 44) belirterek ruhsat sahasının tamamında mı yoksa koordinatları belirtilen alanla sınırlı olmak üzere mi faaliyetlerin durdurulmasına yönelik bir işlemin yapılması gerektiğini sormuştur. İcra Dairesi 25/3/2020 tarihinde, 20/3/2020 tarihli karar ve müzekkeresinin açık ve anlaşılır olduğunu, takip dayanağının Bölge Adliye Mahkemesinin kararı olduğunu, takip dayanağı dışındaki kararların değerlendirilmeyeceğini ve dayanak ilamın infazının durdurulmasına dair herhangi bir tedbirin bulunmadığını belirterek 20/3/2020 tarihli müzekkerenin gereğinin yerine getirilmesini istemiştir. Bunun üzerine MAPEG 25/3/2020 tarihinde ruhsat sahasının tamamında başvurucu dışındaki kişilerin faaliyette bulunmaması, ruhsat sahasının tamamının başvurucuya teslim edilmesi gerektiğini ilgili şirketlere ve Isparta Valiliğine bildirmiştir. İcra Dairesi 8/6/2020 tarihinde Bölge Adliye Mahkemesinin 3/6/2020 tarihli tavzih kararı (bkz. § 39) uyarınca Rödovans Sözleşmesi'nde gösterilen koordinatlı sahanın başvurucu Şirkete teslim edilmesi için gerekli işlemin yapılmasını istemiştir. Yargıtay Hukuk Dairesi 22/10/2020 tarihinde Ö. Şirketinin temyiz itirazlarını reddetmiş ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesinin kararını onamıştır.E. Tavzih Kararı Ö. Şirketi 3/4/2020 tarihinde Bölge Adliye Mahkemesinin 9/2/2018 tarihli hükmünün tavzihini talep etmiştir. Tavzih dilekçesinde; Rödovans Sözleşmesi'nin konusunu maddede belirtilen koordinatlar ile sınırlı alanın kiraya verilmesinin oluşturduğunu, başvurucunun da 2018 yılı Mart ayından beri bu alanda faaliyet gösterdiğini, buna karşılık başvurucunun kötü niyetli bir şekilde ruhsat sahasının tamamı için icra takibi başlattığını belirtmiştir. Takibe karşı icra hukuk mahkemelerinde açılan davanın kira konusu yerin tespitinde genel mahkemelerin yetkili olduğu gerekçesiyle reddedildiğini ve İcra Dairesi ile MAPEG'in ruhsat alanının tamamının teslimine dair kararlarının henüz infaz edilmediğini açıklamıştır. Dava konusu kiralanan yerin İR: 64018 ruhsat numaralı alanın tamamının olmadığının, Rödovans Sözleşmesi'nin maddesinde gösterilen koordinatlarla sınırlandırılmış alan olduğunun açıklanmasını talep etmiştir. Başvurucu, cevabında tavzih talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. Başvurucu, açtığı davaya ilişkin yargılama sonucunda taleplerinin tamamen kabul edildiğini ve Rödovans Sözleşmesi'nin maddesi gereğince kiralanan yerin ruhsat sahasının tamamı olduğunu açıklamıştır. Başvurucu, benzer nedenlerle icra takibine yapılan itirazın reddedildiğini ve kamu makamlarınca icra takibinin infazının gerçekleştirildiğini belirtmiştir. Tavzih ile hükmün aleyhe olacak şekilde sınırlandırılamayacağını belirten başvurucu, Bölge Adliye Mahkemesi kararının infazında tereddüt oluşmadığını ve tavzihin yasal koşullarının bulunmadığını belirtmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi 3/6/2020 tarihinde kesin olmak üzere tavzihe karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin tavzihe ilişkin hükmü şöyledir:"Dairemizin 2018/32 Esas - 2018/147 Karar sayılı ilamının hüküm fıkrasında, 'Davalı Ö. Ltd. Şti. ile davacı HBB Ltd. Şti. arasında imzalanan 20/09/2008 tarihli rödovans sözleşmesinin geçerliliğinin ve davacının kiracılık sıfatının tespiti ile kiralanana yapılan müdahalenin men'ine, kiralananın davacı kiracıya teslimine' şeklindeki hüküm kısmının 6100 sayılı HMK'nun maddesi gereğince tavzihi ile 'Davalı Ö. Ltd. Şti. ile davacı HBB Ltd. Şti. arasında imzalanan 20/09/2008 tarihli rödovans sözleşmesinin geçerliliğinin ve davacının kiracılık sıfatının tespiti ile kiralanana yapılan müdahalenin men'ine, sözleşmenin maddesinde rödovans sahası koordinatları olarak X ve Y noktaları halinde koordinat noktaları belirlenen saha olan kiralananın davacı kiracıya teslimine' şeklinde açıklanmasına," Bölge Adliye Mahkemesi tavzih kararının gerekçesinde; hükmün infazı aşamasında kiraya konu alanın neresi olduğu hususunda taraflar arasında ihtilaf çıktığını açıklamış ve hükmün Rödovans Sözleşmesi'ne göre kiracılık sıfatının tespitine ilişkin olduğundan Rödovans Sözleşmesi'nin maddelerinin dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, Rödovans Sözleşmesi'nin başlığı ile , ve maddelerinin kiralanan yerin neresi olduğunu açıkça gösterdiğini, buna karşılık Rödovans Sözleşmesi'nin maddesinin ise kiralanan alanın kapsamını değiştirmediğini ve söz konusu maddenin Rödovans Sözleşmesi'nin konusunu teşkil etmediğini açıklamıştır. Bölge Adliye Mahkemesi,Rödovans Sözleşmesi konusu kiralanan alan açıkça maddede belirlenmiş iken aynı metin içinde yeniden Rödovans Sözleşmesi konusunun belirlenmesinin bir anlamı olmadığını ifade etmiştir. Kiralanan alanın belli olduğunu, kiralanan alanın başvurucuya teslim edilmesine karar verilmesine ilişkin hükümde esasında infaz yönünden tereddüt uyandıracak bir husus bulunmadığını ve hükmün tavzih talep tarihi itibarıyla henüz infaz edilmediğini belirten Bölge Adliye Mahkemesi, bununla birlikte infaz aşamasında uyuşmazlık ortaya çıktığından hükmün sözleşmenin maddesinde belirlenen alan kapsamında tavzih edilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Nihai karar 8/6/2020 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 6/7/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu tavzih kararını temyiz etmiştir. Yargıtay Hukuk Dairesi 20/10/2020 tarihinde, kural olarak tavzih kararlarına karşı kanun yoluna başvurulabilirse de aslı istinaf ya da temyiz edilemeyen bir hükmün tavzihine ilişkin mahkeme kararının da istinaf ya da temyiz edilemeyeceğini açıklamıştır. Daire bu kapsamda tavzih kararının dayanağı olan asıl karar ile bu kararın tavzihine ilişkin ek kararın verildikleri tarih itibarıyla kesin olduğunu belirterek temyiz istemini reddetmiştir.F. Maden Ruhsat Sahasına İlişkin Gelişmeler, MAPEG'in Açıklamaları ve Mevcut Durum Ruhsat sahibi Ö. Şirketi ile K. Şirketi arasında akdedilen 2/1/2012 tarihli ve koordinatlarla belirtilen alana ilişkin Rödovans Sözleşmesi İR: 64018 numaralı ruhsatın sicil kaydına bilgi amacıyla şerh edilmiştir. Ö. Şirketi ile Ç. Şirketi arasındaki 16/3/2012 tarihli Rödovans Sözleşmesi MAPEG'e sunulmuştur. MAPEG 12/11/2015 tarihinde aynı koordinatlar üzerinde iki farklı rödovansçı kabul edilmediğini açıklayarak sözleşmenin maden siciline şerh edilmesi talebini reddetmiştir. MAPEG, Ç. Şirketi ile ilgili herhangi bir rödovans sözleşmesinin ilgili ruhsatın sicil kayıtlarına bilgi amacıyla şerh edilmediğini belirtmiştir. Başvurucu Şirket 11/2/2019 tarihinde MAPEG'e müracaat etmiştir. Başvurucu; tarafı olduğu Rödovans Sözleşmesi ruhsat sahasının tamamına ilişkin olduğundan K. Şirketinin maden sahasındaki faaliyetlerinin durdurulmasını, K. Şirketi ile Ö. Şirketi arasındaki sözleşmenin terkinini talep etmiştir. Zımni ret üzerine açılan davada Isparta İdare Mahkemesi 25/2/2020 tarihinde davayı reddetmiştir. Kararın gerekçesinde; idarenin sunduğu krokiden başvurucu ile K. Şirketinin alanlarının çakışmadığının görüldüğü, K. Şirketine ait sözleşmenin geçersiz olduğuna ve başvurucunun rödovans alanına müdahalede bulunduğuna veya başvurucunun ruhsat sahibiyle akdettiği Rödovans Sözleşmesi'nin tüm ruhsat sahasında hak sahipliği tanıdığına yönelik bir adli yargı kararı olmadığı belirtilmiştir. Konya Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi başvurucunun istinaf başvurusunu reddetmiştir. Başvurucunun temyiz talebi Danıştay Sekizinci Dairesi tarafından reddedilerek onanmıştır. MAPEG 25/7/2022 tarihli yazısında; bir maden alanının faaliyete geçebilmesi için öncelikle o sahaya ilişkin arama ruhsatı alınacağını, sonrasında maden işletme ruhsatı edinileceğini ve gerekli izinler alındıktan sonra maden işletme izninin düzenleneceğini belirtmiştir. MAPEG; rödovans sözleşmesinin maden işletme ruhsatı sahibinin maden sahasının tamamı veya bir kısmı üzerinde sahip olduğu maden işletme izninden kaynaklanan madencilik yapma faaliyetini devretme, rödovansçının ise buna karşılık rödovans bedeli ödeme ve belirli miktarda ödeme yapma borcu altına girdiği bir özel hukuk sözleşmesi olduğunu açıklamıştır. MAPEG ilgili belgelerin sunulması, işletme projesi alınması ve izinlere dair tüm hak ve yükümlülüklerin ruhsat sahibine ait olduğunu ifade etmiştir. MAPEG bir özel hukuk sözleşmesi olan rödovans sözleşmesine idarenin taraf olmadığını, edimlerin ifası ve kiraya konu alanın tesliminin özel hukuk hükümlerine tabi olduğunu, ruhsat düzenlendikten sonra ilgili kamu kurumlarına sahada kimin faaliyette bulunacağına dair bilgi amacıyla yazı yazılması dışında ruhsat alanının ruhsat sahibine teslim edilmesi görevi bulunmadığını açıklamıştır. MAPEG, başvurucu ile K. Şirketinin sözleşmelerinde yer alan koordinatlarda faaliyetlerine devam ettiklerini açıklamıştır. MAPEG ayrıca rödovansçıların işletme projesi, işletme ruhsatı veya işletme izni sunmadıklarını, ruhsat sahibi Ö. Şirketine ait ruhsat ve işletme izin bilgilerinin ise mevcut olduğunu belirtmiştir. A. Ulusal Hukuk İlgili Mevzuat 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Sözleşme özgürlüğü" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler" 6098 sayılı Kanun'un "Tanımı" kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Ürün kirası kiraya verenin, kiracıya, ürün veren bir şeyin veya hakkın kullanılmasını ve ürünlerin devşirilmesini bedel karşılığında bırakmayı üstlendiği sözleşmedir." 6098 sayılı Kanun'un "Genel hükümlerin uygulanması" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Bu ayırımda ürün kirasına ilişkin özel hüküm bulunmadıkça, kira sözleşmesine ilişkin genel hükümler uygulanır." 6098 sayılı Kanun'un "Teslim borcu" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Kiraya veren, birlikte kiralanmış taşınır şeyler varsa bunlar da içinde olmak üzere, kiralananı, sözleşmenin amacına uygun biçimde kullanılmaya ve işletilmeye elverişli bir durumda kiracıya teslim etmek ve sözleşme süresince bu durumda bulundurmakla yükümlüdür. " 4/6/1985 tarihli ve 3213 sayılı Maden Kanunu'nun ek maddesi şöyledir:"(Ek fıkra: 4/2/2015 – 6592/22 md.) Ruhsat sahipleri ile üçüncü kişiler arasında rödövans sözleşmeleri Genel Müdürlüğün iznine tabidir. İzin alınmaksızın yapılan rödövans sözleşmesi ile yürütülen madencilik faaliyetleri durdurulur. (Ek cümle:14/2/2019-7164/21 md.) Genel Müdürlük rödövans sözleşmelerinin tarafı değildir. (Ek fıkra: 4/2/2015 – 6592/22 md.) Kamu kurum ve kuruluşları ile iştirakleri hariç olmak üzere yer altı kömür işletmelerinde maden ruhsat sahipleri, ruhsat sahalarının bir kısmında veya tamamında üçüncü kişiler ile üretim faaliyetlerine yönelik rödövans sözleşmeleri yapamaz. Aksi takdirde rödövans sözleşmesi ile yapılan madencilik faaliyetleri durdurulur.Maden ruhsat sahiplerinin, ruhsat sahalarının bir kısmında veya tamamında üçüncü kişilerle yapmış oldukları rödövans sözleşmelerinde, bu alanlarda yapılacak madencilik faaliyetlerinden doğacak İş Kanunu, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili idari, mali ve hukuki sorumluluklar rödövansçıya aittir. Ancak bu durum ruhsat sahibinin Maden Kanunundan doğan sorumluluklarını ortadan kaldırmaz." 21/9/2017 tarihli ve 30187 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Maden Yönetmeliği'nin "Rödövans işlemleri" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Ruhsat sahipleri ile üçüncü kişiler arasında yapılacak olan rödövans sözleşmeleri Bakanlığın iznine tabidir. (2) Maden işletme ruhsat sahiplerinin, ruhsat sahalarının bir kısmı veya tamamı için üçüncü kişilerle yapmış oldukları rödövans sözleşmelerinin ve bu sözleşmelerde yapılan değişikliklerin, devir ve intikal işlemlerinde, bilgilendirme amacıyla Genel Müdürlüğe verilmesi ve maden siciline bilgi amaçlı şerh edilmesi zorunludur. Genel Müdürlük hiçbir şekilde rödövans sözleşmelerine taraf değildir. (3) Bir ruhsat sahasında rödövans talebinin olması durumunda talep alanının madencilik faaliyeti yapılabilecek büyüklükte olup olmadığı ve işletme faaliyetlerinin birbirini olumsuz etkileyip etkilemediği göz önünde bulundurularak Genel Müdürlük tarafından değerlendirilir. (4) Kamu kurum ve kuruluşları ve iştirakleri hariç yeraltı kömür sahalarında rödövans sözleşmesi yapılamaz. Kamu kurum ve kuruluşları ve iştiraklerinin yeraltı kömür işletmelerinde aynı alan içinde, kot/kat farklılığı olması, giriş çıkışları ve havalandırmalarının birbirinden bağımsız olması halinde birden fazla rödövans sözleşmesi yapılabilir. (5) Rödövans sözleşmelerinde sözleşmenin bitiş tarihi, muhtemel süre uzatımları dahil gün/ay/yıl olarak belirtilir. Aynı alanda kot/kat farklılığı olsa dahi birden fazla rödövans sözleşmesi yapılamaz. (6) Rödövansçı olarak faaliyet gösteren tüzel kişilerden ortaklık payı ve adres bilgileri istenir. Tüzel kişinin Kanunun 6 ncı maddesindeki maden haklarını kullanma ile ilgili şartları taşıması ve bu Yönetmelikte belirlenen mali yeterlilik şartlarını sağlaması zorunludur. (7) Tarafların birlikte rödövans sözleşmesinin maden sicil kayıtlarından silinmesini talep etmeleri halinde bu kayıtlar maden sicilinden silinir. Tek taraflı silinme talepleri kabul edilmez. Süresi sona eren rödövans sözleşmeleri, maden sicilinden silinir. (8) Maden ruhsat sahiplerinin, ruhsat sahalarının bir kısmında veya tamamında üçüncü kişilerle yapmış oldukları rödövans sözleşmelerinde, bu alanlarda yapılacak madencilik faaliyetlerinden doğacak İş Kanunu, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili idari, mali ve hukuki sorumluluklar rödövansçıya aittir. Ancak bu durum ruhsat sahibinin Kanundan doğan teknik, mali ve hukuki konulardaki sorumluluklarını ortadan kaldırmaz. (9) Rödövans usulü ile faaliyet gösteren tüzel kişiler de dahil olmak üzere, doğrudan/dolaylı ortaklık yapısı ve adres bilgilerinde yapılan değişiklikler bir ay içerisinde Genel Müdürlüğe bildirilir. Hisse payı %10’un üzerinde şirket olması durumunda da bu tüzel kişiliğin de hisse payları bildirilir. Aksi takdirde Kanunun 10 uncu maddesinin dördüncü fıkrası gereğince işlem tesis edilir." 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Kesin hüküm" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. (2) Bir hüküm, davada veya karşılık davada ileri sürülen taleplerden, sadece hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm teşkil eder. (3) Kesin hüküm, tarafların küllî halefleri hakkında da geçerlidir. (4) Bir dava dolayısıyla ortaya çıkan kesin hüküm, o hükmün kesinleşmesinden sonra dava konusu şeyin mülkiyetini tarafların birisinden devralan yahut dava konusu şey üzerinde sınırlı bir ayni hak veya fer’î zilyetlik kazanan kişiler hakkında da geçerlidir. Ancak, Türk Medenî Kanununun iyiniyetle mal edinmeye ait hükümleri saklıdır. (5) Müteselsil borçlulardan biri veya birkaçı ile alacaklı arasında yahut müteselsil alacaklılardan biri veya birkaçı ile borçlu arasında oluşan kesin hüküm, diğerleri hakkında geçerli değildir." 6100 sayılı Kanun'un "Hükmün tavzihi" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir. (2) Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez." 6100 sayılı Kanun'un "Tavzih talebi ile usulü" kenar başlıklı maddesi olay tarihinde şöyledir:"(1) Tavzih, dilekçeye tarafların sayısı kadar nüsha eklenmek suretiyle hükmü veren mahkemeden istenebilir. Dilekçenin bir nüshası, cevap süresi mahkemece belirlenerek karşı tarafa tebliğ edilir. Cevap, tavzih talebinde bulunan tarafa tebliğ olunur.(2) Mahkeme, cevap verilmemiş olsa bile dosya üzerinde inceleme yaparak karar verir; ancak gerekli görürse iki tarafı sözlü açıklamalarını yapabilmeleri için davet edebilir.(3) Mahkeme tavzih talebini yerinde gördüğü takdirde 304 üncü madde uyarınca işlem yapar." 6100 sayılı Kanun'un "Ön inceleme" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"(1) Bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince dosya üzerinde yapılacak ön inceleme sonunda aşağıdaki durumlardan birinin tespiti hâlinde öncelikle gerekli karar verilir:...b) Kararın kesin olması" 6100 sayılı Kanun'un "Temyiz edilemeyen kararlar" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı olay tarihinde şöyledir:"(1) Bölge adliye mahkemelerinin aşağıdaki kararları hakkında temyiz yoluna başvurulamaz:...b) Kira ilişkisinden doğan ve miktar veya değeri itibarıyla temyiz edilebilen alacak davaları hariç olmak üzere 4 üncü maddede gösterilen davalar ile (23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunundan doğup taşınmazın aynına ilişkin olan davalar hariç) özel kanunlarda sulh hukuk mahkemesinin görevine girdiği belirtilen davalarla ilgili kararlar." 6100 sayılı Kanun'un "Kıyas yoluyla uygulanacak hükümler" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Bu Kanunun istinaf yolu ile ilgili 343 ilâ 349 ve 352 nci maddeleri hükümleri, temyizde de kıyas yoluyla uygulanır." Yargıtay İçtihadı Yargıtay Hukuk Dairesinin 23/10/2019 tarihli ve E.2019/4548, K.2019/8287 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir: "Madencilik sektöründe çoğu zaman arama veya işletme ruhsatı alan gerçek veya tüzel kişiler bu ruhsatlarına göre faaliyette bulunmayıp ruhsat gereğince sahip oldukları haklarının tamamını veya bir bölümünü geçici bir süre için üçüncü kişilere devretmektedirler. Ruhsat sahibi olan madenci bu ruhsattaki işletme hakkını devretme karşılığında elde edilen cevher üzerinden veya dönemsel olarak kararlaştırılan maktu bir ücreti üçüncü kişiden almaktadır. Ruhsat sahibi ile geçici olarak maden işletme hakkını elde eden bu üçüncü kişi arasında yapılan bu sözleşme Maden işletme ruhsatı kiralama sözleşmesi olup madencilik sektöründe ve hukuksal uygulamadaki ismi ise Rödövans sözleşmesidir.Rödövans sözleşmesi; ruhsatı alınan maden sahasının bir kısmı veya tamamı üzerindeki işletme hakkının, hak sahibi tarafından gerçek veya tüzel üçüncü kişilere geçici bir süre için tahsisini konu alan iki taraflı ürün kira sözleşmesi niteliğine sahiptir. Yargıtayın istikrar kazanan uygulamasında (YHGK nun 2006 Tarih E.2006/11-617, K.2006/642, Yargıtay Hukuk Dairesinin 2017 Tarih E.2017/6471,K.2017/11091 sayılı kararlarında da belirtildiği gibi); Rödovans sözleşmesinin tarafları arasında çıkan uyuşmazlıklarda sözleşme hükümleriyle 3213 sayılı Maden Kanunun ilgili hükümleri ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 357 ve devamı maddelerinde düzenlenen ürün kirasına ilişkin hükümlerin bünyesine uygun düştüğü ölçüde uygulanacağı kabul edilmektedir....Kiracının, kira bedelini ödeme yükümlülüğü kiralananın, kiraya verene usulüne uygun teslimine kadar devam eder. Kiralananın tahliye edildiğinin (kiracının kiralananı iade borcunu yerine getirdiğinin) kabul edilebilmesi için, kiralananın fiilen boşaltılması yeterli değildir; anahtarın da kiralayana teslim edilmesi gerekir. Kiracının bildirdiği tahliye tarihinin kiralayan tarafından kabul edilmemesi; başka bir ifadeyle, tahliye tarihinin taraflar arasında çekişmeli olması halinde; kiralananın fiilen boşaltıldığını ve anahtarın teslim edildiğini, böylece kira ilişkisinin kendisince ileri sürülen tarihte hukuken sona erdirildiğini kanıtlama yükümlülüğü, kiracıya aittir. Kiracı, kiralananı kendisinin ileri sürdüğü tarihte tahliye ettiğini ispatlayamazsa, kiralayanın bildirdiği tahliye tarihine itibar olunmalıdır. Kiralayanın anahtarı teslim almaktan kaçınması durumunda kiracının mahkemeye müracaatla tevdi mahalli tayini, icra dosyasına ya da notere anahtarın teslimi suretiyle anahtar teslim yükümlülüğünü yerine getirmiş olması gerekir." Yargıtay Hukuk Dairesinin 27/11/2019 tarihli ve E.2019/5365, K.2019/9418 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir: "6100 sayılı HMK.nun maddesi gereğince; 'Hüküm yeterince açık değil ise, veya icrasında tereddüt uyandırıyor ise, yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyor ise, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilirler. Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez veya değiştirilemez.'Bu madde hükmünde belirtildiği gibi, açık olmayan veya çelişik fıkraları kapsayan hükümlerin açıklanması istenebilir. Yargılamanın iadesine karar verilmedikçe veya hüküm temyiz edilip bozulmadıkça, verilen hükmün değiştirilmesi mümkün değildir. Hükümlerin tavzihi de bunun bir istisnası olarak kabul edilemez. Hakim, burada hükmün başka türlü anlaşılmasını önlemek için gerçeği ortaya koymakla ödevlidir.Tavzih, kural olarak sadece hüküm fıkrası hakkında olur. Hükmün gerekçesinin açıklanması için, tavzih yoluna başvurulamaz. Ancak, hüküm fıkrası ile gerekçe arasında bir çelişki varsa, bu çelişkinin giderilmesi için tavzih yoluna başvurulabilir. (Yargıtay HGK'nın 1967 gün ve 1967/9-462 E,300 K, sayılı ilamı)Tavzih yoluna başvurabilmek için hükmün kesinleşmesini beklemeye gerek yoktur. Kesinleşmemiş olan kararlar hakkında da hükmün icrasına (yerine getirilmesine) kadar tavzih istenebilir. Fakat tavzih talebinde bulunulmakla temyiz süresi durmaz.İlamın icraya konulmasından sonra da, ilam tamamen icra edilinceye kadar hükmün tavzihinin istenilmesi mümkündür. Hakim, tavzih yolu ile hükümde unutmuş olduğu talepler hakkında karar verip bunu hükmüne ekleyemez. Bunun gibi hüküm verirken unutmuş olduğu vekalet ücreti veya faiz hakkında tavzih yolu ile bir karar verip, bunu hükmüne dahil edemez. Aynı şekilde; kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişki de tavzih yolu ile giderilemez. Somut olayda; Mahkemece, davanın S.Ö. bakımından kabulüne, 'Kocaeli ili, Derince İlçesi, Deniz Mahallesi, 3428 ada, 2 ve 3 nolu arsa vasıflı mecurun, 01/09/2014 tarihinden geçerli olmak üzere tahliyesine; Kira sözleşmesinin taraflarının S.Ö. ile davalı şirket olduğu, davacı T.Ö.ün kontratta taraf olmadığı, böylece aktif husumet ehliyetinin de bulunmadığı anlaşılmakla davacı T.Ö. bakımından davanın aktif husumet yokluğundan reddine,' dair verilen hüküm, tavzih talebi üzerine 'Davalı A. Petrol ve Otomotiv Tic. Ltd. Şti.'nin Kocaeli ili, Derince İlçesi, Deniz Mahallesi, 3428 ada, 2 ve 3 nolu (Bu parselde davacıların 303 m² arsa payından) arsa vasıflı mecurun, 01/09/2014 tarihinden geçerli olmak üzere tahliyesine' olarak tavzihine karar verilmiştir. Her ne kadar mahkemece tavzih kararı verilmiş ise de, yapılan tavzih hükmün değiştirilmesi niteliğinde olup, usul ve yasaya aykırı olduğundan, bozmayı gerektirmiştir." Yargıtay Hukuk Dairesinin 17/2/2021 tarihli ve E.2021/128, K.2021/1560 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir: "Bölge Adliye Mahkemesince verilen temyiz talebine konu hükmün; 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun 362/1-b maddesi ile sulh hukuk mahkemesinin görevine girdiği belirtilen davalarla ilgili kararların temyize tabi olmadığı belirtilmiş iken; 20/07/2017 kabul tarihli, 05/08/2017 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 7035 sayılı Kanunun maddesi ile 6100 Sayılı HMK'nun 362/1-b maddesine 'kira ilişkisinden doğan ve miktar veya değeri itibarıyla temyiz edilebilen alacak davaları hariç olmak üzere' ibaresi eklenerek 05/08/2017 tarihinden itibaren kira ilişkisinden doğan ve dava değeri itibariyle temyiz edilebilen alacak davaları için temyiz yolu açılmış, ancak kira ilişkisinden doğan diğer tüm davalarda verilen kararlar yönünden temyiz yolu açılmamıştır.22/07/2020 tarihinde kabul edilip 28/07/2020 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 7251 Sayılı Kanunun maddesi ile 6100 Sayılı 362/1-b bendine 'temyiz edilebilen alacak davaları' ibaresinden sonra gelmek üzere 'ile kira ilişkisinden doğan diğer davalardan üç aylık kira tutarı temyiz sınırının üzerinde olanlar' ibaresi eklenmiş olup, bu düzenlemeye göre; 28/07/2020 tarihinden itibaren kira ilişkisinden doğan ve miktar veya değeri itibariyle temyiz edilebilen alacak davaları ile kira ilişkisinden doğan ve üç aylık kira bedeli tutarı temyiz sınırının üzerinde olan diğer davalar hakkında Bölge Adliye Mahkemelerince verilen kararlara karşı temyiz yolu açılmıştır.Buna göre, 6763 sayılı kanun ile 6100 sayılı HMK'ya eklenen ek madde uyarınca; aynı Kanunun maddesinde öngörülen kesinlik sınırı, 01/01/2020 tarihinden itibaren 070 TL’ye çıkartılmıştır. İstinaf incelemesi sonucunda verilen karar, karar tarihi itibariyle kesin niteliktedir.HMK'nın maddesi atfıyla aynı Kanunun maddesi uyarınca, kesin olan kararlar hakkında Yargıtay tarafından temyiz isteminin reddine karar verilebilir." Yargıtay Hukuk Dairesinin 7/4/2014 tarihli ve E.2014/7838, K.2014/9989 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir: "İcra mahkemesi, önüne gelen itiraz ve şikayetleri, İcra ve İflas Kanunu'nda düzenlenen özel usul kurallarını uygulayarak takip hukuku bakımından kesin hükme bağladığından, anılan mahkemenin kararları kural olarak maddi anlamda kesin hüküm niteliği taşımaz." Yargıtay Hukuk Dairesinin 10/11/2015 tarihli ve E.2014/12946, K.2015/9709 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir: "Dar yetkili icra hukuk mahkemelerince verilen kararlar (haciz ihbarına bağlı tazminat, istihkak ve ihalenin feshi davaları hariç) maddi anlamda kesin hüküm oluşturmadığından genel mahkemelerde görülen davalar yönünden kesin hüküm oluşturmaz." B. Uluslararası Hukuk Uluslararası hukuk için bkz. Faik Tari ve Sultan Tari, B. No: 2014/12321, 20/7/2017, §§ 29-32; Kamil Darbaz ve Gmo Yapı Grup End. San. Tic. Ltd. Şti., B. No: 2015/12563, 24/5/2018, §§ 31-38; Mustafa Altın, B. No: 2018/10018, 27/10/2021, §§ 36-