14. Hukuk Dairesi 2014/7809 E. , 2014/13375 K. "" MAHKEMESİ : Keban Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 20/03/2014 NUMARASI : 2013/8-2014/28 Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 27.07.2010 gününde verilen dilekçe ile suya elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 20.03.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten son…
**14. Hukuk Dairesi 2014/7809 E. , 2014/13375 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Keban Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 20/03/2014 NUMARASI : 2013/8-2014/28 Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 27.07.2010 gününde verilen dilekçe ile suya elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 20.03.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili, müvekkili ve davalıların kadimden beri yararlandıkları, Yasak Deresi suyunun davalılarca daha önce başka dereden yararlanarak suladıkları bahçelerine borularla taşındığını, bu suyu yeni ihdas ettikleri bağ ve bahçelerini sulamakta kullanarak dere suyunun tümden kurumasına neden olduklarını belirterek, dava konusu suya müdahalenin önlenmesine ve döşenmiş olan boruların kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. Davalı H.. Ç.. ve A.. Ç.., daha önce Keban Asliye Hukuk Mahkemesinin 1978/3 E. -1981/24 K. sayılı dosyası ile yapılan yargılamada sulama rejiminin belirlendiğini, hangi taşınmazın Yasak Deresinden kaç saat sulanması gerektiğinin belli olduğunu, bu kararda kendileri ile H.. G..'e su verildiğini, müdahil olan davacının babası Mehmet Bulut'a su verilmediğini, aslında davacının yeni ihdas ettiği taşınmazları sulamak istediğini ve yeterli suyunun bulunduğunu, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, dava konusu dere suyunun bir sulama mevsimindeki su ihtiyaçlarının yalnızca % 17 'sini karşılayabilecek bir oranda olduğu ve bu taşınmazlardaki bitki desenleri ile diğer özelliklerin aynı olması nedeniyle öncelik verilemeyeceği, dava konusu suyun hiçbir şekilde paylaşıma yeterli olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir. Gerek Türk Medeni Kanununun 718. maddesi gerekse 756/2. maddesinde sözü edilen kaynaklar, yeraltı sularından farklıdır. Kaynak, kökeni yeraltı suyu olan tabi ve sürekli olarak yeryüzüne çıkan özel mülkiyete girecek nitelikte özel bir su olup, suni bir şekilde veya ara sıra yeryüzüne çıkan su kaynak niteliğini kazanmaz (Gürsoy/Eren/Cansel, Türk Eşya Hukuku, Ankara 1978, s.618). Ayrıca, kaynaktan çıkan suyun yararı kamuya ait bir akarsu oluşturacak kadar bol çıkması halinde kaynak artık özel mülkiyete konu olamaz. Yine, yeraltı suyundan sondaj gibi suni yollarla çıkartılan sulardan yararlanma usulü de 167 sayılı Yeraltı Suları Kanununa tabidir.