İSTİNAF KARAR TARİHİ : 23/01/2026 G. KARAR YAZIM TARİHİ : 26/01/2026 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderilmiş olmakla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı taraf arasında taşeron sözleşmesi başlıklı sö…
T.C. KONYA BAM 5. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/10/2024 NUMARASI : ... Esas - ... Karar DAVACI : ...... VEKİLLERİ : Av... Av... DAVALI : ...... VEKİLLERİ : Av... Av...v... DAVANIN KONUSU : Alacak( Maden İstihracına İlişkin Taşeron Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ : 23/01/2026 G. KARAR YAZIM TARİHİ : 26/01/2026 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderilmiş olmakla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı taraf arasında taşeron sözleşmesi başlıklı sözleşme imzalandığını, bu sözleşme uyarınca sözleşmede belirtilen sahadan çıkarılan ve sözleşmenin 17. maddesine göre her 300 tonluk partide ödenmesi gereken bedellerin ödenmediğini, müvekkiline sahada çalışmaya devam etmesi, madeni stokta teslim etmesi iletilerek sene sonunda toplu ödeme yapılacağının belirtildiği, sözleşme kapsamında müvekkili tarafından sahadan kesilen 819 tonluk maden karşılığında 91.809,99 TL tutarlı 12/01/2021 tarihli faturanın davalı adına kesildiğini, müvekkili tarafından önce 819 tonluk kısma ilişkin olarak düzenlenen 26/11/2020 tarih ve ...... seri numaralı 91.809,99 TL tutarlı faturanın davalıya iadeli taahhütlü olarak gönderildiğini, davalı tarafça ödeme yapılmaması sebebiyle Ankara ... Noterliğinin ... yevmiye nolu ihtarnamesinin keşide edildiğini, ihtarnameye davalının itiraz ettiğini, itirazlarında belirttiği üzere sahadan çıkarılan madenin niteliğinin ve kalitesinin düşük olmasına ilişkin davacıya kusur atfedilmesinin mümkün olmadığını, 519 tonluk madenin kalitesiz çıktığı veya 300 tonluk madenin 6. kalite çıkmasına rağmen 5. kalite kabul edildiğine ilişkin olarak davacıya bilgilendirme yapılmadığını, maden kalitesinin müvekkiline bildirilmeden tek taraflı olarak analiz edildiğini, dolayısıyla bu analizin herhangi bir anlamı olmadığını, izah edilen tüm bu nedenlerle fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL alacağın temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davacı tarafın dilekçesinde belirttiği ilk faturaya konu 819 ton cevherin 519 tonu red kalite, 300 tonunun ise 6. kalite maden olduğu müvekkili tarafından yapılan laboratuvar analiz raporu ile anlaşıldığını, 300 tonluk malzemenin ise test analiz raporlarına göre 6. kalite olmasına rağmen davacı tarafın menfaatine olarak 5. kalite olarak kabul edildiğini, buna ilişkin analiz raporlarını da cevap dilekçesiyle birlikte sunduklarını, yapılacak iş ve işin sıralamasının sözleşmenin 17. maddesinde açıkça belirtildiğini, söz konusu faturaya ilişkin olarak kesilen ve dava dilekçesi ekinde sunulan tespite konu maden sahasında bulunan cevherin halen orada olduğunu, bir sonraki aşamaya davacı tarafın şartları sağlanamadığını bilmesinden dolayı geçirilmediğini, davacının kötü niyetli olarak şartları taşımadığını bilmesine ve sözleşmedeki aşamaları tamamlamamasına rağmen fatura tanzim ettiğini, davacının yaptığı tespitte dahi tam bir hesap ortaya konulamadığını, kalite belirlemesinin de yapılmadığını, sözleşmenin 18. maddesine göre aylık ve yıllık üretim miktarlarının yapılmaması, işyeri kaydını açmaması ve çalışan personeli müvekkiline bildirmemesi nedenleri ile sözleşmeye açıkça aykırı davranış sebepleri ile sözleşmenin kendilerince daha öncesinde çekilen ihtarla haklı nedenlerle feshedildiğini, eksik üretim nedeni ile uğradıkları zararın müvekkiline ödenmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; '' ... Dava, "Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)" davasıdır. Mahkememizce ...... Tic. Aş. Müdürlüğüne ve ...... Şirketlerine müzekkereler yazılmış, davaya konu madenle alakalı yapılmış laboratuvar ve test sonuçlarının çıkartılarak Mahkememize gönderilmesi istenmiştir. Davalıya ait tanıklar ...... ve ...... Mahkememiz duruşma salonunda hazır edilmiş ve bizzat dinlenilmiştir. Dosya ticari defterlerin incelenmesi amacıyla alanında uzman bilirkişi Bayram Kaya'ya tevdi edilmiş bilirkişi raporunda özetle; Davacı taraf ......'nİn 2019, 2020, 2021 ve 2022 yılları Ticari defterlerinin TTK.'na göre usulüne uygun olarak tutulduğu, 2019 ve 2020 yılları ticari defter açılış kapanış tasdiklerinin zamanında yapıldığı, 2021 ve 2022 yılları ticari defterlerinin 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra no: ...) 'ne göre Defter-Beyan Sistemine kayıtlı bulunduğundan dolayı noter kanalı ile herhangi bir ticari defter açılış ve kapanış onayı gerekmediğini, Davalı taraf ...... San. A.Ş. nin 2019, 2020, 2021 ve 2022 yılları Ticari defterlerinin TTK.'na göre usulüne uygun olarak tutulduğu, 2019, 2020, 2021 ve 2022 yıllarında e defter uygulamasına geçmiş olması sebebiyle Yevmiye Defteri ve Defter-i Kebirin noter tasdik şerhleri bulunmadığını, Davacı ve Davalı tarafın incelenen ticari defter kayıtlarında Davacının 286.214,99 TL alacaklı olduğu, her iki tarafın 2019, 2020, 2021 ve 2022 yılları ticari defter sonuçlarının karşılaştırmasında defter kayıtlarının birbirini doğrulamadığı, birbiriyle uyumlu olmadığı, davacı ve davalı tarafın ticari defterleri sahibi lehine delil olma özelliği taşıdığı, özellikle dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak dava konusu 2 adet faturanın davacı tarafın 2020 ve 2021 yılları ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, açık fatura olarak düzenlendiği, Özellikle dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak dava konusu 2 adet faturanın Davalı tarafın 2020 ve 2021 yılları ticari defterlerinde herhangi bir muhasebe kayıtlarının olmadığı, özellikle dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak davacı tarafça 2020 ve 2021 yıllarında davalı tarafa düzenlenen ve dava dosyasında yüce mahkemenize ibraz edilen 2 adet faturaya istinaden; davacı tarafın davalı tarafa 26.11.2020 tarihinde düzenlemiş olduğu faturayı kapsayan kasım 2020 dönemi için 1 adet fatura karşılığı olarak form BS düzenlendiği, tespit edildiği, davacı tarafın davalı tarafa 12.01.2021 tarihinde düzenlemiş olduğu faturayı kapsayan ocak 2021 dönemi için form BS düzenlenmediği tespit edildiği, Davacı taraf 2021 yılında 213 sayılı V.U.K. Genel Tebliği ne göre Defter-Beyan Sistemine kayıtlı bulunduğundan dolayı belirli bir haddi aşan mal ve hizmet alımlarını “Mal ve hizmet alımlarına ilişkin bildirim formu (FORM BA)” ile mal ve hizmet satışlarını ise “Mal ve hizmet satışlarına ilişkin bildirim formu ( FORM BS)” ile bildirmeleri yükümlülüğü bulunmadığını, Davacı ve davalı tarafların ticari defter kayıtlarının incelenmesi neticesinde herhangi bir iade faturası tanzim edilmediği, taraflar arasında karşılıklı imzalanan taşeron sözleşmesinden kaynaklanan bir ticari ilişkinin var olduğu, dava konusu faturaların bedelinin tamamen veya kısmen ödenmesine ilişkin olarak davacı tarafın ticari defterlerinde yukarıda yapılan tespitler doğrultusunda herhangi bir nakit ödeme veya diğer tahsilat aracı olarak belgelerin bulunmadığı, dava konusu faturaların bedelinin tamamen veya kısmen ödenmesine ilişkin olarak davalı tarafın ticari defterlerinde yapılan tespitler doğrultusunda davalı tarafından 11.10.2019 tarihinde davacı tarafa 20.000,00 TL tutarlı avans ödemesi yaptığı fakat bunu ticari defterlerinde davacının cari hesabına kayıt etmediği, Daha sonra 01.11.2022 tarihli muhasebe kayıt fişi ile düzeltme kaydı yapıldığı ve davacının cari hesabına kaydedildiği, davalı tarafın ticari defter ve belgelerinde tespit edildiği, Ticari defter kayıtlarına göre; dava ve takip konusu faturalar ve cari hesap ilişkisinden dolayı herhangi bir iade faturasının tanzim edilmediği, dava takip tarihi itibariyle davacı ......'in davalı ...... San. A.ş.'den 286.214,99 alacaklı olduğunu raporda belirtmiştir. Dosyada Mahkememizce Nitelikli Hesap Uzmanı ...... ve ......'dan alınan bilirkişi raporunda özetle; 26/11/2020 tarih ve ...... seri no’lu faturanın sözleşme gereği devlet hakkı ve daimi nezaretçi giderleri hesaplanarak, bu bedellerin ve alınan avansların satış bedelinden düşülerek faturalandırılması gerektiği, 12/01/2021 tarihinde ... seri nolu faturada bahsedilen 1600 ton cevher satışının yapılan beyan, daimi nezaretçi defteri kayıtları ve Mapeg heyet tespitlerine istinaden bu miktarda bir üretimin olmadığı ve üretilmemiş malzemenin de satışının olamayacağı, 3000 m3 hafryat çalışmasının ise günümüz şartlarında tespitinin mümkün olmadığı değerlendirilerek, belirtilen nedenlerle davaya konu faturalardan kaynaklanan herhangi bir alacak hesaplanamadığı kanaatine varıldığı raporda düzenlenmiştir. Aynı bilirkişilerden ek rapor alınması için dosya tevdi edilmiş bilirkişiler raporda özetle; davalı itirazlarının değerlendirilmesi hususunda somut bir veriye rastlanmadığından bu hususta da 17/11/2023 tarihli Bilirkişi raporu ile aynı kanaati taşıdıklarını, davacının itirazlarının değerlendirilmesinde ise yapılan incelemelerde sahada 2019 yılı 10. ve 12. aylar arasında madencilik faaliyeti yapıldığı, 10. ay içerisinde 1000 ton üretim gerçekleştirildiği Daimi Nezaretçi defterinde görülmüş ve daha sonraki tarihlerde MAPEG tarafından fiili olarak söz konusu sahada gerçekleştirilen yerinde tetkik denetimi neticesinde hazırlanan raporun da bu durumu onaylar nitelikte olduğunu, sahada fiili olarak geriye dönük bir tespit yapılamayacağı ve elde mevcut veriler olan Mapeg heyet raporu ve Daimi Nezaretçi defteri verilerindeki uyum göz önüne alındığında bu konuda daha önce düzenledikleri rapordaki kanaatlerinin değişmediğini, raporda bildirmişlerdir. Somut olayda; davacı ile davalı taraf arasındaki sözleşme uyarınca Eskişehir/... magnezit sahasında davacının çıkaracağı her 300 tonluk partide ödenmesi gereken bedeller ödenmediği iddiası ile mahkememizde alacak davası açıldığı, mahkememizce davacı ve davalı taraf arasındaki alacak ve borç ilişkisinin tespiti amacı ile tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapıldığı, alınan bilirkişi raporu ile tarafların ticari defterlerinin bir birini doğrulamadığı tespit edilmiştir. Mahkememizce davaya konu işin yapılıp yapılmadığı, davacı tarafın alacağının bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılıp, davaya konu iş sahasında keşif yapılarak rapor düzenlenmesinin istenildiği, uzman bilirkişilerce rapor düzenlendiği görülmüştür. Nitelikli Hesap Uzmanı ...... ve ......'dan alınan bilirkişi raporunda; 12/01/2021 tarihinde ... seri nolu faturada bahsedilen 1600 ton cevher satışı ile ilgili olarak; yapılan beyan, daimi nezaretçi defteri kayıtları ve Mapeg heyet tespitlerine istinaden, bu miktarda bir üretimin olmadığı ve üretilmemiş malzemenin de satışının olamayacağı, 3000 m3 hafriyat çalışmasının ise günümüz şartlarında tespitinin mümkün olmadığı değerlendirilerek, belirtilen nedenlerle davaya konu faturalardan kaynaklanan herhangi bir alacak hesaplanamadığı yönünde tespitte bulunulmuş, ek rapor ile de bu tespitler tekrarlanmıştır. Alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli olduğu kanaatine varılmakla, davacının davasını ispatlayamadığı sonucuna varılmış, davacının davasının reddine karar verilmiş ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.'' gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve yanlı olduğunu, raporda sözleşme hükümlerinin değerlendirilmediğini, sözleşmede adı geçen tesisi davalının hiç kurmadığını, davalının çıkarılan ürünlerin kalitesinin kabul edilemeyeceği noktasındaki savunmasının bir anlamının olmadığını, bilirkişilerin doğrudan davalının sunduğu bir takım delillere itibar ederek çıkarılan madene para ödenmemesi görüşünde olmasının raporu yanlı düzenlediklerinin göstergesi olduğunu, bilirkişilerin sözleşmede tesisi kimin kuracağının anlaşılamadığı yorumunu yaptığını, Eskişehir Sulh Hukuk Mahkemesi .... D.İŞ dosyasına bilirkişilerce neden itibar edilmediğinin izah edilmediğini, bu rapora hiç değinilmediğini, davacının çıkardığı maden miktarı ve yaptığı harfiyat miktarının adı geçen raporda belirtildiğini, davalının daimi nezaretçi ya da devlet payını ödeyip-ödemediği dosyadan bilinmediğini, nezaretçi defterinin çıkan madeni gösterme konusunda işlevsiz olduğunu ve 2019 yılına ilişkin olduğunu, davacının davalının sahasından maden çıkarmış olmasına karşın bir ödeme alamadığını, davacının uzun süre çalışmasına karşın hiçbir alacağının olmadığı belirlemesinin hatalı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; Dava ;Maden istihracına ve manyezit imalatına ilişkin taşeron (eser) sözleşmesinden kaynaklanan 2 adet faturaya dayalı alacak istemine ilişkindir. Taraflar arasında 30.09.2019 tarihinde adi yazılı sözleşme akdedildiği, sözleşmeye konu işin 31.12.2020 tarihine kadar geçerli olduğu, işin başında davacı taşeronun 1 metre derinliğinde 3.000 m2 alanda harfiyat yapacağı, bu harfiyat için m3 başına 4.250 TL ödeme yapılacağı, geçmişten şev dibine atılan malzemelerin ayrıca bir ücret ödenmeksizin davacı taşeron tarafından pasa sahasına çekileceği, sözleşmenin 5. maddesinde liste halinde 7 kademeli bir kalite standartları belirlendiği, bu listedeki kalite değerinin dışında kimyasal değere sahip cevherin reddedileceği ve reddedilen cevher için davacı taşerona ödeme yapılmayacağı, kalite tespitinde ise davalı iş sahibi şirketin laboratuarında kimyasal analiz yapılacağı, liste ile belirlenen kaliteler dahilindeki cevhere bu liste karşılıkları üzerinden tesisteki kantardan geçen yıkanmış cevher tonajı baz alınarak hakediş hesaplanacağı kararlaştırıldığı görülmektedir. Davaya dayanak ... nolu -26.11.2020 tarihli- 91.809,99 TL bedelli faturada ; 819 ton üretilip çıkarılan manyezit madeni bedeline ( üretim ve çıkarma işi) ilişkin alacağın fatura edildiği, davaya dayanak ... nolu- 12.01.2021 tarihli - 194.405,00 TL bedelli faturada ise ; 1.600 ton üretilip çıkarılan manyezit madeni bedeli ( üretim ve çıkarma işi) ve ayrıca 3.000 m2 harfiyat yapım işine ilişkin alacağın fatura edildiği görülmektedir. Davacı eldeki dosyada, faturaya konu üretim ve çıkarma işini yaptığını ve manyezit madeni teslim ettiğini ispatla mükelleftir. Zira fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı tutarı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tacir tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır. Fatura tek başına alacağın varlığını ispatlamaya yeterli değildir. Faturanın tebliğ edilmiş olması da faturada belirtilen alacağın doğmasına sebep olan edimin ifa edildiğini göstermez. Faturaya dayalı olarak alacak talebinde bulunan kişi, faturada belirtilen alacağın doğmasına sebep olan edimin (mal teslimi, hizmet ifası vs.) ifa edildiğini ispatla mükelleftir. Aldırılan mali müşavir raporuna göre dayanak faturalar, davacı yan defterinde kayıtlı olup davalı ticari defterlerinde ise kayıtlı değildir. Bu kapsamda ... nolu fatura yönüyle yapılan incelemede ; ... nolu faturaya konu 819 ton maden çıkarıldığı ve bu madenin de dava dışı üçüncü kişilere satıldığı noktasında taraflar arasında bir uyuşmazlık söz konusu değildir. İşbu ... nolu fatura yönüyle uyuşmazlık; 819 ton madenin ne kadarlık kısmının sözleşmenin 5. maddesinde düzenlenen listedeki 7 kademeli kaliteye uygun olduğu, kalite standardına uyumayan maden kısmına dair ise davalının (tesis kurulmaması nedeniyle) kusuru bulunup bulunmadığı ve yine sözleşmenin 5. maddesine uygun şekilde kalite dışı 519 ton için davalının devlet hakkı bedelleri düşmesi suretiyle kalan miktardan %50'lik kısmın davacı taşerona verilip verilmediği ve en nihayetinde ... nolu fatura alacağının ne kadar olması gerektiği hususundadır. Sözleşmenin 5/3. maddesi uyarınca davalı laboratuarında yapılacak kimyasal analize göre kalite tespiti yapılacağı taraflarca kararlaştırılmış ve tacir olan davacı taşeron da bu hususu sözleşme ile açık açık kabul etmiştir. Bu halde, davalı laboratuarında yapılan kimyasal analize göre değerlendirme yapılması ve aksine bir D.İŞ tespiti yahut aksine bir analiz raporu dosyaya sunulmadığından davalı tarafça bildirilen analiz raporuna göre 300 ton ürünün davalı kabulü üzerine 5. kalite maden ( sözleşmeye uygun) olduğu kabul edilmeli, kalan 519 tonluk kısmın ise red kalite maden ürünü olduğu kabul edilmelidir. Bu yönüyle mahkeme kabulü yerindedir. Ne var ki mahkemesince ;kalan 519 ton yönüyle red kalite ürün olmasına rağmen satış yapıldığı davalı tanık anlatımı ve davalının cevap dilekçesi kabulü ile sabit olduğuna göre gelinen aşamada 519 ton red kalite ürün için, sözleşmenin 5/5 maddesi uyarınca pazar fiyatı üzerinden davalı tarafın ödemek durumunda kaldığı devlet hakkı mahsup edilmeli, sözleşmenin 5/5 maddesine göre mahsup sonrası kalan miktarın %50'sinin davacı yana ait olacağı kararlaştırıldığından, işbu 5/5 maddesine göre davacının alacağının hesaplanması ve davalı tarafça yapılan ödeme ile kararlaştırılarak davacının ... nolu faturaya konu bakiye alacağının bulunup bulunmadığının hesap edilmesi gerekir iken işbu fatura yönüyle doğrudan davanın reddine karar verilmesi hatalıdır. Nitekim davalı da cevap dilekçesinin 3/4. sayfasında 519 ton üzerinden davacı yana yapılması gerekli ödemenin hesabına dair detaylı izahatte bulunmaktadır. Bu nedenlerle davalı tarafa ; devlet hakkı gideri ile nezaretçi ücreti kesintilerine ve davacı tarafa yapılan tüm ödemelere ilişkin belgelerini sunmak üzere süre verilmeli, gerek görülür ise ilgili kurumdan mahsup edilecek bu giderler sorularak ve sonucuna göre yeniden rapor aldırılarak davacının ... nolu fatura alacağı hesaplanmalıdır. Davalı taraf dahi, neticede 47.116,86 TL bakiye alacak hesapladıklarını ve ancak davacının bu yönde bir fatura ibraz etmediğini aşamalarda bildirmektedir. Davalı tarafça kabul edilen miktar ve yapıldığı sabit ödemeler de gözetilerek ; 2 maden mühendisi ile mümkün ise maden hukuku alanında uzman hesap bilirkişisi yahut maden işletme alanında mükelleflerle çalışma tecrübesi bulunan bir mali müşavir hesap bilirkişisinden teşekkül edecek bilirkişi heyetinden yeniden rapor aldırılması gerekmektedir. Ayrıca davacının, tesis kurulumunun davalı yana ait olacağı ve ancak tesisin kurulmadığı, bu nedenle kalite dışı cevher üretimi hasıl olduğu iddiaları da aşağı kısımda detaylıca belirtileceği şekilde bilirkişi heyetince değerlendirilmelidir. ... nolu fatura yönüyle yapılan incelemede ise ; işbu faturaya konu ilk kalem 3.000 m3 olduğu iddia edilen harfiyat yapım işine ilişkin Eskişehir 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D.İŞ tespiti yaptırıldığı, 05.04.2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda harfiyat öncesi veriler bulunmadığından davacı taşeronun beyanı doğrultusunda boşaltılan alan değerlendirilerek harfiyat miktarının davacı tarafça iddia edildiği üzere 3.000 m3 olabileceğinin rapor edildiği görülmektedir. D.İş tespiti dosyasında aldırılan raporun davacı taşeron beyanına istinaden ve varsayımsal olarak hesap edilerek 3.000 ton olabileceğinin tespit edildiği, işbu tespitin 3.000 m3 harfiyat işinin yapıldığını ispata yeterli olamayacağı, bu yönüyle gelinen aşamada yeniden keşif yapılmasının da esasa etkili ve faydalı olamayacağı değerlendirilmekle, dosyada aldırılan maden mühendisi raporunda da bu aşamada harfiyat işinin yapıldığının ve miktarının tespit edilemeyeceğinin açıkça rapor edildiği görülmekle 3.000 m3 harfiyat işinin yapıldığı ( ve miktarı) ispat edilemediğinden davanın bu isteme isabet eden kısmının reddine karar verilmiş olması yerindedir. Teknik inceleme, hesap ve bilimsel veri gerektirmekle harfiyat işinin yapıldığı ve miktarının ispatı tek başına tanıkla mümkün değildir. Davalı vekili ,... nolu faturada yer alan 1600 ton maden üretim ve imalat işi yönüyle iddia edildiği üzere 1600 ton değil yaklaşık 800 ton civarında bir maden çıkarıldığını ve ancak bu madenin de hakediş yapılacak boyutta olmadığı gibi çok yüksek Sİ02 içeren takozlardan oluşan ve ekonomik değeri bulunmayan bir yığın olduğunu iddia etmiş ve bu maden kısmının da sahada halen durduğunu, davacı taşeronun madenin şartları sağlamadığını bildiğini, tam da bu nedenle madeni tesise nakil dahi etmediğini, madenin bu şekilde davalı şirket laboratuar testine tabi tutulmadığını bildirmiştir. Maden Mühendisi bilirkişi de 17.11.2023 tarihli raporunda ; 1600 ton üretimin yapıldığına bugünkü şartlarda karar verilemeyeceğini kaldı ki keşfen yapılan incelemede hali hazırda ocak stoğunda yer alan 600-700 ton madenin triyajının yapılmadığı ve anlaşma şartlarına göre de red kalite ( ücret ödenmeyecek) olduğunu tespit ve rapor etmiştir. Ne var ki davacı ; sahada olan cevher ne ise çıkartıldığını, sözleşmeye göre cevher tesisi kurma işinin davalı yana ait olduğunu, sözleşmenin süreli olması ve sahanın mülkiyetinin davalıya ait olması gözetildiğinde davalının tesisi kurma yükümlülüğü bulunduğunun kabulü gerektiğini, davalının bu yükümlülüğünü yerine getirmemiş olması sebebiyle çıkarılan cevherin kalitesinin düştüğünü, zira tesis kurulmadığından gerekli yıkama- kırma eleme triyaj faaliyetlerinin yapılamadığını, kalite standardı altında cevher üretiminin sorumlusunun bu nedenle davalı olduğunu iddia etmiştir. Davacı taşeronun işbu savunmalarının ( hem ... nolu faturadaki 519 ton hem de ... faturaya konu sahada tespit edilen 600-700 ton aralığındaki maden için) sözleşme maddeleri, işin niteliği ve gerekir ise yerel teamül gözetilerek karşılanması ve davalının tesisin kurulması ve cevherin yıkanması-elenmesi vs faaliyetlerine tabi tutulmamış olmasında kusuru bulunup bulunmadığı, tesis kurma yükümlülüğünün hangi tarafa ait olduğu gerekçeli ve bilimsel çerçevede bilirkişi heyetince değerlendirilmelidir. Davalının bu yönde tesis kurma yıkama-kırma- eleme vs gibi hususlarda yükümlü olduğu ve sahada kalan cevherin kalite düşüklüğüne davalının bu yükümlülüğüne aykırı davranmasının sebep olduğu kanaat edilir ise de sonucuna göre fatura bakiye alacakları hesabı bilirkişi heyetince yapılmalıdır. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 15/10/2024 tarihli, ... Esas - ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcının İlk Derece Mahkemesince talep halinde kendisine iadesine, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince verilecek yeni kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf karar tebliği ve harç iade işleminin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, 6100 HMK'nın 353/1-a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.23/01/2026 ... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır ¸Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında Elektronik İmza ile imzalanmıştır.¸