Başvuru, hakkında yürütülen ceza soruşturması sırasında verilen tutuklama kararına istinaden ceza infaz kurumunda tecrit edilerek tek kişilik bir odada tutulmak ve bazı imkânlardan yoksun bırakılmak suretiyle işkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, hakkında yürütülen ceza soruşturması sırasında verilen tutuklama kararına istinaden ceza infaz kurumunda tecrit edilerek tek kişilik bir odada tutulmak ve bazı imkânlardan yoksun bırakılmak suretiyle işkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 14/5/2015 tarihinde doğrudan Anayasa Mahkemesine yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 2/7/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru dilekçesi ve eklerinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, ulusal yayın yapmakta olan Taraf gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının (Cumhuriyet Başsavcılığı) 2014/11630 sayılı soruşturma dosyasıyla başvurucu hakkında “suç işlemek amacıyla örgüt kurma, devletin güvenliğine veya iç ya da dış siyasal yararlarına ilişkin belge veya vesikaları kısmen ya da tamamen tahrip etme, amacı dışında kullanma, hile ile çalma ve devletin güvenliğine veya iç ya da dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri temin etme” suçlarından soruşturma başlatılmıştır. Başvurucu, anılan soruşturma kapsamında ve İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğinin 2/3/2015 tarihli kararıyla, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun maddesinde düzenlenen “devletin güvenliğine veya iç ya da dış siyasal yararlarına ilişkin belge veya vesikaları kısmen ya da tamamen tahrip etme, amacı dışında kullanma ve hile ile çalma” suçundan tutuklanmış; diğer suçlardan tutuklanması talebi ise reddedilmiştir. Başvurucu, anılan tutuklama kararı gereğince Metris Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (Ceza İnfaz Kurumu) konulmuş ve burada tek kişilik bir odada tutulmaya başlanmıştır. Başvurucu tutulduğu bu kurumdan Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi içinde inşa edilmekte olan “yüksek güvenlikli” başka bir ceza infaz kurumuna 9/5/2015 tarihinde nakledilmiştir. Başvurucu, tutuklu statüsünde tutulmaya devam etmekte iken 14/5/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu, ayrıca haksız biçimde tutuklandığını ileri sürerek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle 20/4/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuş olup başvurusu 2015/7231 başvuru numarasıyla kayda alınmıştır.B. İlgili Hukuk 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un “Hükümlüler ile yakınları ve ilgililerin bilgilendirilmesi” kenar başlıklı maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir: “(2) Hükümlülerin ceza infaz kurumlarına alınmalarında, başka kuruma nakillerinde ve hastaneye yatırılmalarında, istekleri üzerine ailelerine veya gösterdikleri kişilere; hükümlü yabancı ise, yazılı olarak karşı çıkmaması hâlinde, uyruğu olduğu devletin diplomatik temsilcilik veya konsolosluğuna durum bildirilir. ” 5275 sayılı Kanun’un “Tutuklama kararının yerine getirildiği kurumlar ” kenar başlıklı maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir: “(2) Eylem ve davranışları ile 9 uncu madde kapsamına giren tutuklular, yüksek güvenlikli tutukevlerinde veya buna olanak bulunmadığı hâllerde yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarının tutuklulara ayrılan bölümlerinde barındırılırlar.” 20/3/2006 tarihli ve 2006/10218 sayılı Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük’ün (İnfaz Tüzüğü) maddesinin (4) numaralı fıkrasının (a) bendi şöyledir: “a) Cumhuriyet başsavcısı veya görevlendireceği Cumhuriyet savcısı; kurumun mevzuata göre yönetilmesini ve infaz hizmetlerinin temel insan haklarına uygun olarak yerine getirilmesini ister ve denetler. Görüş ve önerilerini denetleme defterine yazar, gerekli gördüğü durumlarda Bakanlığa bilgi verir.” 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu’nun “Amaç ve kapsam” kenar başlıklı maddesinin ikinci fıkrası şöyledir: “Bu kanun, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde bulunan hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemler veya bunlarla ilgili faaliyetlere yönelik şikâyetleri incelemek, karara bağlamak ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirmek üzere kurulan infaz hâkimliklerine ilişkin hükümleri kapsar.” 4675 sayılı Kanun’un “İnfaz hâkimliklerinin görevleri” kenar başlıklı maddesinin ilgili bölümleri şöyledir: “ (1) İnfaz hâkimliklerinin görevleri şunlardır: Hükümlü ve tutukluların ceza infaz kurumları ve tutukevlerine kabul edilmeleri, yerleştirilmeleri, barındırılmaları, ısıtılmaları ve giydirilmeleri, beslenmeleri, temizliklerinin sağlanması, bedensel ve ruhsal sağlıklarının korunması amacıyla muayene ve tedavilerinin yaptırılması, dışarıyla ilişkileri, çalıştırılmaları gibi işlem veya faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak, … (2) Kanunlarda başka bir yargı merciine bırakılan konulara ilişkin hükümler saklıdır.” 4675 sayılı Kanun’un “İnfaz hâkimliğine şikâyet ve usulü” kenar başlıklı maddesinin ilgili bölümleri şöyledir: “Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemler veya bunlarla ilgili faaliyetlerin kanun, tüzük ve yönetmelik hükümleri ile genelgelere aykırı olduğu gerekçesiyle bu işlem veya faaliyetlerin öğrenildiği tarihten itibaren on beş gün, herhalde yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde şikâyet yoluyla infaz hâkimliğine başvurulabilir.Şikâyet, dilekçe ile doğrudan doğruya infaz hâkimliğine yapılabileceği gibi; Cumhuriyet başsavcılığı veya ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürlüğü aracılığıyla da yapılabilir. İnfaz hâkimliği dışında yapılan başvurular hemen ve en geç üç gün içinde infaz hâkimliğine gönderilir. Sözlü yapılan şikâyet, tutanağa bağlanır ve bir sureti başvurana verilir.… Şikâyet yoluna başvurulması, yapılan işlem veya faaliyetin yerine getirilmesini durdurmaz. Ancak, infaz hâkimi giderilmesi güç veya imkânsız sonuçların doğması ve işlem veya faaliyetin açıkça hukuka aykırı olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi durumunda işlem veya faaliyetin ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir.” 4675 sayılı Kanun’un “İnfaz hâkimliğince şikâyet üzerine verilen kararlar” kenar başlıklı maddesinin ilgili bölümleri şöyledir: “…Şikâyet başvurusu üzerine infaz hâkimi, duruşma yapmaksızın dosya üzerinden bir hafta içinde karar verir; ancak, gerek gördüğünde karar vermeden önce şikâyet konusu işlem veya faaliyet hakkında resen araştırma yapabilir ve ilgililerden bilgi ve belge isteyebilir; ayrıca ceza infaz kurumu ve tutukevi ile ilgili Cumhuriyet savcısının da yazılı görüşünü alır. Disiplin cezasına karşı yapılan şikâyet üzerine infaz hâkimi, hükümlü veya tutuklunun savunmasını aldıktan ve talep edilen diğer delilleri toplayıp değerlendirdikten sonra kararını verir. Hükümlü veya tutuklu, savunmasını, hazır bulunmak ve vekâletnamesini ibraz etmek koşuluyla avukatıyla birlikte veya avukatı aracılığıyla yapabilir. İnfaz hâkimi gerekli görmesi durumunda hükümlü veya tutuklunun savunmasını ceza infaz kurumunda da alabilir.İnfaz hâkimi, inceleme sonunda şikâyeti yerinde görmezse reddine; yerinde görürse, yapılan işlemin iptaline ya da faaliyetin durdurulmasına veya ertelenmesine karar verir.…”