T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1650 KARAR NO : 2026/274 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13.10.2025 NUMARASI : 2025/1022 Esas TALEBİN KONUSU : İhtiyati Tedbir KARAR TARİHİ : 18.02.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 18.02.2026 Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinin 13.10.2025 tarih 2025/1022 Esas sayılı ara kararının Dairemizce incel…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1650 KARAR NO : 2026/274 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13.10.2025 NUMARASI : 2025/1022 Esas TALEBİN KONUSU : İhtiyati Tedbir KARAR TARİHİ : 18.02.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 18.02.2026 Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinin 13.10.2025 tarih 2025/1022 Esas sayılı ara kararının Dairemizce incelenmesi ihtiyati tedbir isteyen davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP:İhtiyati tedbir isteyen vekili, dava dışı şirkette ...'ün 780, davacı ...'ün 940, davalı ...'un 1680 ve davalı ....'ün 600 paya sahip olduğunu, 2024 yılı faaliyet döneminde şirketin elde ettiği kazancın müvekkilinden kaçırılarak ortaklara kar payı olarak dağıtılmadığını, bu nedenlerle davalı tarafından üstüne kayıtlı bulunan malvarlığının üçüncü kişilere devrini önlemek amacıyla malvarlıkları üzerine ve şirket hesaplarına teminatsız bir şekilde ihtiyati tedbir konulmasına, müvekkili nezdinde ileride telafisi imkansız olabilecek hak kayıtlarına sebebiyet verilmesini engellemek amacıyla TTK mad. 630 ve 235 gereği ... Şirketine yönetim kayyımı yahut denetim kayyımı atanmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, Davacı vekilinin, dava dışı ...Şti.'ni ilzama tek yetkili ...'un şirketi zarara uğratma ve şirketin içini boşaltmaya yönelik hareketlerini önlemek, ilerde telafisi imkansız zararların önüne geçmek amacıyla dava dışı şirkete kayyım atanmasına karar verilmesini talep ettiği, dava dışı şirkette yönetim boşluğu bulunmadığı, TMK'nun 427. maddesine göre vesayet makamının, bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa bir yönetim kayyımı atayacağı, mevcut yönetimin yetkilerini kısıtlayacak ya da elinden alacak şekilde yönetime müdahale edilemeyeceği, dava sonunda elde edilecek menfaatin ihtiyati tedbir yoluyla kazanılamayacağı, bu aşamada dava dışı şirkete yönetim kayyımı atanması için gerekli koşulların oluşmadığından dava dışı şirkete yönetim veya denetim kayyımı atanması talebinin reddine karar verildiği, yine davalının üstüne kayıtlı bulunan malvarlıkları üzerine ve şirket hesaplarına, dava dışı şirkete ait taşınır taşınmazları üzerine ihtiyati tedbir talebinde bulunulmuş ise de; bu iddianın doğruluğunun yapılacak yargılama neticesinde belirlenebileceği, para alacağına ilişkin bir davada mal varlığına tedbir kararı verilmesinin mümkün olmadığı, tedbirin dava konusu hak ve alacaklar üzerine konabileceği gerekçesiyle davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Karara karşı İhtiyati tedbir isteyen davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : İhtiyati tedbir isteyen davacı vekili, 2025 yılı zeytin sezonunda da dava dışı şirkette elde edilecek olan kazancın müvekkilinden hukuki yollar kullanılmak suretiyle kaçırılacağını, dava dışı şirkete en azından denetim kayyımı atanmasının şirketin işleyişini hiçbir şekilde bozmayacağını, bu şekilde şirketten elde edilecek kazancın adil bir şekilde dağıtılmasının sağlanacağını, davalının hukuksuz ve kötüniyetli hareketleri sonucunda gecikmesinde tehlike bulunan bir durumun varlığı göz önünde bulundurularak, zeytin sezonunun halihazırda başlamış olması nazara alınarak, mahkemenin 2025/1022 E sayılı dosyasında verilen 13.10.2025 tarihli ara kararın kaldırılarak, dava dışı şirkete tedbiren yönetim yahut denetim kayyımı atanmasına karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Talep, şirket yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkin davada ihtiyati tedbir talebinin reddinin istinafı istemine ilişkindir. HMK'nun 389/1. maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Geçici hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsüdür. Geçiçi hukuki koruma yargılamasında yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmemektedir. Dolayısıyla ihtiyati tedbir kararının verilebilmesi için yaklaşık ispatın varlığı şarttır. Esas olan şirketlerin yetkili organları aracılığı ile yönetilmesi olup hakimin şirket yönetimine müdahalesi haklı bir nedene dayalı ve istisnai bir yetkidir. Gerek esas dava gerekse geçici hukuki koruma tedbirlerinden olan ihtiyati tedbir yolu ile ancak haklı sebeplerin varlığı ve uyşmazlığın konusunu oluşturması halinde şirket yöneticilerin yönetim hakkı ve temsil yetkileri sınırlandırılabilir. Yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur. Somut olayda, şirket yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemiyle açılan davada, dava dışı şirkete yönetim yahut denetim kayyımı atanmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesi istenmiş ise de; mahkemenin de kabulünde olduğu üzere dava dışı şirkette herhangi bir organ boşluğu bulunmadığı, asıl olanın şirketin yetkili organları aracılığı ile yönetilmesi olup, hakimin şirket yönetimine müdahalesini gerektirecek haklı nedenlerin bulunup bulunmadığının yargılama aşamasında toplanacak delillerle ortaya çıkacağı, bu aşamada yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığı gerekçesiyle mahkemece tedbir talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilmiştir. Bu durumda istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların, açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbir isteyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati tedbir isteyen yönünden istinaf karar harcı olan 1.206,00-TL'den peşin alınan 615,40-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 590,60-TL'nin ihtiyati tedbir isteyen davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle ihtiyati tedbir isteyen davacının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere 18.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.