Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2024/1065 E. , 2024/4900 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2024/1065 Karar No : 2024/4900 DAVACILAR : ... Mirasçıları; 1- ...2- ...3- ... 4- ... VEKİLLERİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ... - (temsilen ... Bakanlığı) ANKARA VEKİLİ : Av. ... 2- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Malatya ili, Battalgazi ilçesi sınırları içerisinde bulunan ve ekli listede mahallesi ile ada ve parsel numaraları belirtilen taşınmaz
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2024/1065 E. , 2024/4900 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2024/1065 Karar No : 2024/4900 DAVACILAR : ... Mirasçıları; 1- ...2- ...3- ... 4- ... VEKİLLERİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ... - (temsilen ... Bakanlığı) ANKARA VEKİLİ : Av. ... 2- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Malatya ili, Battalgazi ilçesi sınırları içerisinde bulunan ve ekli listede mahallesi ile ada ve parsel numaraları belirtilen taşınmazların bölgede yürütülen kentsel dönüşüm ve gelişim projesi kapsamında Malatya Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 31/10/2018 tarih ve 30581 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 30/10/2018 tarih ve 260 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararının Malatya ili, Battalgazi ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmektedir. DAVACILARIN İDDİALARI : Acele kamulaştırma kararı alınmasında hukuki yarar bulunmadığı, acele kamulaştırma şartlarının oluşmadığı, dava konusu Cumhurbaşkanlığı kararında adıgeçen Dernek Mahallesinde parselasyon işlemi yapıldığı, bu nedenle Cumhurbaşkanlığı kararının bu aşamada uygunlaması imkanının bulunmadığı, dava konusu taşınmaz üzerindeki bina için yıkım kararı verileceği, mülkiyet hakkının ihlal edildiği belirtilerek dava konusu acele kamulaştırma kararının iptali gerektiği ileri sürülmektedir. DAVALILARIN SAVUNMALARI: 1-... tarafından, davanın süresinde açılmadığı, davaya konu bölgede ... İdaresi ve ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı arasında yapılan protokol kapsamında hak sahipleri ile görüşmelerin yapıldığı, belirli oranda anlaşma yapıldığı ancak alanın tamamında anlaşma ve kamulaştırma işlemleri tamamlanmadan proje uygulamaya geçemeyeceği için acele kamulaştırma yoluna gidildiği, acele kamulaştırma kararı alınmasında üstün kamu yararı bulunduğu, dava konusu Cumhurbaşkanlığı kararının hukuka, kanuna ve ilgili mevzuat hükümleri ile hizmet gerekleri ve kamu yararına uygun olduğu, davanın reddinin gerektiği savunulmaktadır. 2- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından, davanın süresinde açılmadığı, dava konusu acele kamulaştırma kararının uyuşmazlık konusu taşınmazın da içinde bulunduğu 220 hektarlık alanı kapsadığı, alanda bulunan yapıların tamamına yakınının ruhsatsız, niteliksiz göç alanı, gecekondu, kaçak yapı şeklinde yapıldığını, mevcut çarpık yerleşme alanlarının tasfiye edilerek, çağdaş özelliklere sahip, modern standartlarda yaşam kalitesi yüksek kentsel bir alan oluşturulmasının hedeflendiği, 1. ve 2. etabın tamamlanarak vatandaşlara teslim edildiği, normal kamulaştırma sürecinin uzun sürmesi nedeniyle acele kamulaştırma kararının alındığı, proje alanında bulunan bazı taşınmazların malik sayısının çok fazla olması sebebi ile bürokratik sürecin en az 2 yıl süreceği bu nedenle kentsel dönüşüm projesine bir an önce başlanabilmesi için acele kamulaştırma kararı alındığı, anılan kararın usul ve yasaya uygun olduğu, davanın reddinin gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dava; Malatya ili, Battalgazi ilçesi sınırları içerisinde bulunan ve ekli listede mahallesi ile ada ve parsel numaraları belirtilen taşınmazların bölgede yürütülen kentsel dönüşüm ve gelişim projesi kapsamında Malatya Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi gereğince acele kamulaştırılmasına ilişkin 31/10/2018 tarih ve 30581 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 30/10/2018 tarih ve 260 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararının Malatya ili, Battalgazi ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır. Davalı idarelerin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmemiştir. Anayasanın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 No'lu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinin birinci fıkrasında, idarelerin kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilecekleri düzenlenmiş; aynı Kanunun 6. maddesinin son fıkrasında da, onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için kamu yararı kararı alınmasına gerek olmaksızın yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir kararın alınması yeterli görülmüştür. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun "Acele kamulaştırma" başlıklı 27. maddesinde, 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, hükmüne yer verilmiştir. 5393 sayılı Belediye Kanununun 73. maddesinde ise: "Belediye, belediye meclisi kararıyla; konut alanları, sanayi alanları, ticaret alanları, teknoloji parkları, kamu hizmeti alanları, rekreasyon alanları ve her türlü sosyal donatı alanları oluşturmak, eskiyen kent kısımlarını yeniden inşa ve restore etmek, kentin tarihi ve kültürel dokusunu korumak veya deprem riskine karşı tedbirler almak amacıyla kentsel dönüşüm ve gelişim projeleri uygulayabilir. Bir alanın kentsel dönüşüm ve gelişim alanı olarak ilan edilebilmesi için yukarıda sayılan hususlardan birinin veya bir kaçının gerçekleşmesi ve bu alanın belediye veya mücavir alan sınırları içerisinde bulunması şarttır. Kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanlarında bulunan yapıların boşaltılması, yıkımı ve kamulaştırılmasında anlaşma yolu esastır. Kentsel dönüşüm ve gelişim projesi kapsamında bulunan gayrimenkul sahipleri ve belediye tarafından açılacak davalar, mahkemelerde öncelikle görüşülür ve karara bağlanır." hükmüne yer verilmiştir. Özel mülkiyet hakkının korunması gereken temel insan hakları arasında öngörüldüğü, anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verildiği, bu düzenlemelerde mülkiyet hakkına müdahalelerin olabileceğinin öngörüldüğü, ancak bu müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük yada orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir. Anayasa’nın 35. maddesinin ikinci fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin Kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir Acele kamulaştırma usulü idareye kamulaştırma işlemlerinin neticelenmesini beklemeden kamulaştırılan taşınmaza el koyma imkânı tanıyan olağanüstü bir kamulaştırma usulüdür. Acele kamulaştırmada, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile Mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın kanunda belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değeri idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir. Acele kamulaştırma usulü, olağan kamulaştırmada malik lehine getirilen usule ilişkin güvenceleri bertaraf etmemekte; yalnızca bu usullerin işletilmesinden önce idareye, kamulaştırılacak taşınmaza el koyma imkânı tanımaktadır. Taşınmaza el konulduktan sonra idare tarafından öncelikle satın alma yolunun işletilmesi, bunun mümkün olamaması durumunda ise Asliye Hukuk Mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açılması gerekmektedir. Kamulaştırılmasına karar verilen taşınmaza acele olarak ihtiyaç duyulması halinde, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca kamulaştırma acele usulle yapılmaktadır. Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Anılan hüküm uyarınca taşınmazların bir an önce kullanılmasına ihtiyaç duyulan, kamu düzenine ilişkin olarak acelilik halinin bulunduğu durumlarda, acele kamulaştırılması zorunlu bulunan taşınmazlara yönelik olarak gerekli tespitler yapılıp sebepleri de belirtilmek suretiyle başvuruda bulunulması ve bunun sonucunda da başvuruda bulunulan taşınmazlara yönelik inceleme yapılarak koşulların gerçekleşmesi halinde, Cumhurbaşkanınca, taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilebilmektedir. Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartlarının ortaya konulması gerekmektedir. 5393 sayılı Kanunda, kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanlarında bulunan yapıların boşaltılması, yıkımı ve kamulaştırılmasında anlaşma yolunun esas olduğu belirtildiğinden anlaşma sağlanamayan durumlarda kamulaştırma yapılması ve bu halde de kamulaştırmanın 2942 sayılı Kanun 27. maddesi uyarınca gerçekleştirilebilmesi için ise yukarıda da açıklandığı üzere acele kamulaştırmanın koşullarının gerçekleşmiş olduğunun açıkça ortaya konulması gerektiği kuşkusuzdur. Bu itibarla, kentsel dönüşüm ve gelişim projesini uygulayacak olan idarece öncelikle taşınmaz malikleri ile anlaşma yoluna gidilmesi, anlaşmanın gerçekleşememesi halinde de yine ilk önce olağan kamulaştırma yolunun tercih edilmesi, ancak 2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde yer alan acelelik halinin bulunduğunun saptanması halinde anılan madde uyarınca acele kamulaştırılması zorunlu bulunan taşınmazlara yönelik olarak gerekli tespitler yapılıp sebepleri de belirtilmek suretiyle başvuruda bulunulması ve bunun sonucunda da başvuruda bulunulan taşınmazlara yönelik inceleme yapılarak koşulların gerçekleşmesi halinde Bakanlar Kurulunca 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca aceleliğine karar verilmiş olan taşınmazlara yönelik olarak acele kamulaştırma işlemlerinin yürütülmesi gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden, uyuşmazlık konusun taşınmazın Malatya Büyükşehir Belediye Meclisinin 10.09.2007 tarihli, 148 sayılı kararıyla sınırları belirlenen kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanında kaldığı, alanda anlaşma sağlanamayan hak sahiplerinin taşınmazları için Asliye Hukuk Mahkemesinde davaların yoğunluğu nedeniyle bürokratik sürecin uzun süreceği gerekçesiyle acele kamulaştırma kararı alındığı, dava konusu taşınmaz için Malatya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25/12/2023 tarih ve E:2022/82 D.iş K:2022(3)/82 sayılı kararıyla acele el koyma kararı verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, bir bölgenin 5393 sayılı Belediye Kanununun 73. maddesi uyarınca kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı ilan edilmesinin söz konusu bölgede bulunan taşınmazların kamulaştırılması için yeterli olmadığı dikkate alındığında, dava konusu Cumhurbaşkanlığı kararında 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde öngörülen acele kamulaştırma prosedürünün uygulanması için gerekli olan olağanüstü durumların ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının somut olarak ortaya konulamadığı ve taşınmazların normal prosedüre göre kamulaştırılması işlemlerinin tamamlanmasının uzun zaman alabileceği yolundaki gerekçenin de tek başına acele kamulaştırma nedeni olarak kabul edilemeyeceği sonucuna varıldığından, dava konusu Cumhurbaşkanı kararında hukuka uyarlık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; dava konusu 30/10/2018 tarih ve 260 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararının dava konusu parsele ilişkin kısmının iptaline karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Uyuşmazlığa konu taşınmaz, Malatya Büyükşehir Belediye Meclisinin ...arih ve ... sayılı kararıyla belirlenen kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanının sınırları içerisinde kalmaktadır. 04/07/2017 tarih ve 1611 sayılı Malatya Büyükşehir Belediye Encümeni kararı ile, proje alanında kalan taşınmazların 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırma yolu ile kamulaştırılabilmesi için karar alınmak üzere Mahalli İdareler Genel Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiştir. Dava konusu 30/10/2018 tarih ve 260 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile, uyuşmazlığa konu taşınmazın Malatya ili, Battalgazi ilçesi sınırları içerisinde bulunan ve ekli listede mahallesi ile ada ve parsel numaraları belirtilen taşınmazların bölgede yürütülen kentsel dönüşüm ve gelişim projesi kapsamında Malatya Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına karar verilmiştir. Bakılan dava, dava konusu acele kamulaştırma kararının davacılara ait taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır. Malatya İli, Battalgazi İlçesi, Dernek Mahallesi, 575 ada ve 11 sayılı parseli de kapsayan alanda 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca parselasyon yapılmasına ilişkin 25/11/2021 tarihli ve 1263 sayılı Malatya Büyükşehir Belediye Encümeni kararının iptali istemiyle, anılan parselin malikleri tarafından açılan davada; Malatya 1. İdare Mahkemesinin 09/06/2023 tarih ve E:2022/379, K:2023/797 sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3. maddesinin birinci fıkrasında, idarelerin kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırabileceği düzenlenmiş; 5. maddesi ile kamulaştırma yapılabilmesi kamu yararı kararı alınması şartına bağlanmış; 5. maddede düzenlenen mercilerce verilen kamu yararı kararlarının onay mercilerinin düzenlendiği 6. maddesinin son fıkrasında da, onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için kamu yararı kararı alınmasına gerek olmaksızın, yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir kararın alınması yeterli görülmüştür. Aynı Kanun'un 27. maddesinde ise, "3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir." hükmüne yer verilmiştir. 5393 sayılı Belediye Kanununun 73. maddesinde ise: "Belediye, belediye meclisi kararıyla; konut alanları, sanayi alanları, ticaret alanları, teknoloji parkları, kamu hizmeti alanları, rekreasyon alanları ve her türlü sosyal donatı alanları oluşturmak, eskiyen kent kısımlarını yeniden inşa ve restore etmek, kentin tarihi ve kültürel dokusunu korumak veya deprem riskine karşı tedbirler almak amacıyla kentsel dönüşüm ve gelişim projeleri uygulayabilir. Bir alanın kentsel dönüşüm ve gelişim alanı olarak ilan edilebilmesi için yukarıda sayılan hususlardan birinin veya bir kaçının gerçekleşmesi ve bu alanın belediye veya mücavir alan sınırları içerisinde bulunması şarttır. Kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanlarında bulunan yapıların boşaltılması, yıkımı ve kamulaştırılmasında anlaşma yolu esastır. Kentsel dönüşüm ve gelişim projesi kapsamında bulunan gayrimenkul sahipleri ve belediye tarafından açılacak davalar, mahkemelerde öncelikle görüşülür ve karara bağlanır." hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Usul Yönünden: Davanın süresinde açılmadığı iddiası bakımından; İdari işlemlerin nitelikleri gereği özel yasalarında genel dava açma süreleri dışında ayrı dava açma sürelerinin öngörülmüş olması halinde, idare tarafından idari işlemlerin nitelikleri ve tabi oldukları dava açma süreleri gösterilmedikçe özel dava açma sürelerinin işletilmesine olanak bulunmadığından, Anayasa’nın 40. maddesi hükmü uyarınca, özel dava açma süresine tabi olmasına rağmen bu hususun idari işlemde açıklanmaması halinde, dava konusu idari işlemin tebliği tarihinden itibaren özel dava açma süresinin değil, altmış günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerekmektedir. Acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararının Resmi Gazete'de yayımlanması ilgililere tebliğ hükmünde olmadığından acele kamulaştırmaya ilişkin işlemlerin Anayasada yer alan bir temel hak ve özgürlük olan mülkiyet hakkını kısıtlayıcı nitelikte bireysel işlem olması karşısında otuz gün içinde dava açılacak idarenin gösterilmesi suretiyle ilgiliye tebliğ edilmesi, Anayasada güvence altına alınmış olan hak arama özgürlüğünün de gereğidir. Bu çerçevede, muhatapları açısından subjektif ve kişisel nitelikte olan acele kamulaştırma kararlarının, usulüne uygun yazılı bildirimi üzerine otuz gün içinde veya öğrenme üzerine altmış günlük genel dava açma süresi içinde dava konusu edilebileceği, bu durumda 2577 sayılı kanunun 20/A maddesinin uygulanamayacağı sonucuna ulaşılmaktadır. Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/03/2015 tarihli, E:2014/5590, K:2015/891 sayılı ve Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 15/03/2022 tarih ve E:2021/2, K:2022/1 sayılı kararları da bu yöndedir. Uyuşmazlıkta, dava konusu Cumhurbaşkanlığı Kararının davacılara tebliğ edildiğine dair belgenin dosyaya sunulmadığı, davacılar tarafından öğrenme tarihi üzerine süresi içerisinde davanın açıldığı anlaşılmış ve davalı idarelerin davada süre aşımı bulunduğu yönündeki itirazı yerinde görülmemiştir. Esas Yönünden: Anayasa’nın 35. maddesinin 2. fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir. Özel mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmış, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelerde mülkiyet hakkına müdahaleler olabileceği öngörülmüş ancak bu müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir. Anayasa ve 2942 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, idarelerin, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı çerçevesinde ya da onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine dayanılarak, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırmaları; hatta 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen şartların varlığı halinde, anılan Kanun'da ayrı bir usul olarak öngörülen acele kamulaştırma yöntemine de başvurulabilmeleri mümkündür. Anayasa'nın 35. maddesinin mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceğine ilişkin hükmü çerçevesinde, 2942 sayılı Kanun'la, kamulaştırma ve aynı zamanda acele kamulaştırma işleminin kurucu unsuru olan kamu yararının, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı ile ya da onaylı imar planı veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve proje ile ortaya konulması gerekliliği düzenlenmiştir. 2942 sayılı Kanunda, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usul düzenlenmiştir. Olağan kamulaştırma sürecinde; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar kamulaştırılırken, öncelikle yeterli ödenek ayrıldıktan sonra, Kanun'un 5. ve 6. maddelerinde belirlenen mercilerce kamu yararı kararı alınır. Kamulaştırmayı gerçekleştirecek idarece, sırasıyla, aynı Kanun'un 7. maddesinde ayrıntısı belirlendiği üzere taşınmaza ilişkin ölçekli plan yapılır, taşınmazın maliki belirlenir, vergi beyan ve değeri tespit edilir ve tapuya kamulaştırma şerhi verilmesinin ardından Kanun'un 8. maddesine göre idarenin satın alma usulünü, karşılıklı anlaşmaya dayalı olarak denemesi gerekir. Bu yolla anlaşmaya varılamaması halinde, Kanun'un 10. maddesine göre idarenin ilgili belgelerle birlikte taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescilini sağlamak amacıyla dava açması gerekir ve ancak mahkemece tescil kararı verildikten sonra idare, kamulaştırmaya konu taşınmaz üzerinde tasarruf edebilir hale gelir. Olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır. Acele kamulaştırma usulü ise 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idareye kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin istemi ile mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, o taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir usul olarak öngörülmüştür. Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Anılan hüküm uyarınca taşınmazların bir an önce kullanılmasına ihtiyaç duyulan, kamu düzenine ilişkin olarak acelilik halinin bulunduğu durumlarda Cumhurbaşkanınca, taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilebilmektedir. 2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde, acele kamulaştırma işleminin dayandırılacağı üç sebep unsurundan, “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen haller” bakımından, Kanun'da açık bir acelelik haline yer verilmediğinden, maddede öngörülen diğer iki koşuldan bağımsız şekilde, işlem tesisine dayanak olan acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirilmesi gerekmektedir. Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartlarının ortaya konulması gerekmektedir. Acelelik koşulunun kamu düzenine ilişkin olması gerektiği ve kamu yararının ise, olağan kamulaştırma usulü ile sağlanması amaçlanan kamu yararından farklı olarak, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren, aceleliği zorunlu kılan bir yarar olduğu açıktır. Dolayısıyla, acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararlarının da kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığına yönelik hukuki denetiminin; diğer idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden incelenerek yapılması gerektiği açıktır. Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde, dava konusu acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararı'nın "kamu yararı" ve "acelelik hali" ölçütleri yönünden ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir. 5393 sayılı Kanun'un 73. maddesi uyarınca, Belediye, belediye meclisi kararıyla; konut alanları, sanayi alanları, ticaret alanları, teknoloji parkları, kamu hizmeti alanları, rekreasyon alanları ve her türlü sosyal donatı alanları oluşturmak, eskiyen kent kısımlarını yeniden inşa ve restore etmek, kentin tarihi ve kültürel dokusunu korumak veya deprem riskine karşı tedbirler almak amacıyla kentsel dönüşüm ve gelişim projeleri uygulayabileceği bu kapsamda, uyuşmazlık konusu olayda, kentsel yenileme projesi ile mevcut çarpık yerleşme alanlarının tasfiye edilerek çağdaş özelliklere sahip modern standartlarda refah seviyesi yüksek kentsel bir alan oluşturulmasında ve bu amaçla gerekli taşınmazların kamulaştırılmasında kamu yararı bulunduğu açıktır. 5393 sayılı Kanunda, kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanlarında bulunan yapıların boşaltılması, yıkımı ve kamulaştırılmasında anlaşma yolunun esas olduğu belirtildiğinden anlaşma sağlanamayan durumlarda kamulaştırma yapılması ve bu halde de kamulaştırmanın 2942 sayılı Kanun 27. maddesi uyarınca gerçekleştirilebilmesi için ise yukarıda da açıklandığı üzere acele kamulaştırmanın koşullarının gerçekleşmiş olduğunun açıkça ortaya konulması gerektiği kuşkusuzdur. Bu açıklamalar çerçevesinde, kentsel dönüşüm ve gelişim projesini uygulayacak olan idarece öncelikle taşınmaz malikleri ile anlaşma yoluna gidilmesi, anlaşmanın gerçekleşememesi halinde de yine ilk önce olağan kamulaştırma yolunun tercih edilmesi, ancak 2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde yer alan acelelik halinin bulunduğunun saptanması halinde anılan madde uyarınca acele kamulaştırılması zorunlu bulunan taşınmazlara yönelik olarak gerekli tespitler yapılıp sebepleri de belirtilmek suretiyle başvuruda bulunulması ve bunun sonucunda da başvuruda bulunulan taşınmazlara yönelik inceleme yapılarak koşulların gerçekleşmesi halinde Cumhurbaşkanı kararı ile 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca aceleliğine karar verilmiş olan taşınmazlara yönelik olarak acele kamulaştırma işlemlerinin yürütülmesi gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden, uyuşmazlığa konu taşınmazın Malatya Büyükşehir Belediye Meclisinin 10/09/2007 tarihli, 148 sayılı kararıyla sınırları belirlenen kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanında kaldığı, alanda anlaşma sağlanamayan hak sahiplerinin taşınmazları için Asliye Hukuk Mahkemesinde davaların yoğunluğu nedeniyle bürokratik sürecin uzun süreceği gerekçesiyle acele kamulaştırma kararının alındığı, Malatya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12/05/2023 tarih ve E:2022/84 D. İş, K:2023/32 sayılı kararıyla uyuşmazlığa konu taşınmaza acele el konulmasına karar verildiği görülmüştür. Bu durumda, bir bölgenin 5393 sayılı Belediye Kanununun 73. maddesi uyarınca kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı ilan edilmesinin söz konusu bölgede bulunan taşınmazların kamulaştırılması için yeterli olmadığı dikkate alındığında, dava konusu Cumhurbaşkanlığı kararında 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde öngörülen acele kamulaştırma prosedürünün uygulanması için gerekli olan olağanüstü durumların ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının somut olarak ortaya konulamadığı, başka bir anlatımla dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nda, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren nedenlerin ve "acelelik hali"nin somut olarak ortaya konulamadığı sonucuna varıldığından, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırma yapılabilmesi için gerekli olan "acelelik hali" gerçekleşmediğinden, dava konusu Cumhurbaşkanlığı Kararının uyuşmazlığa konu taşınmaza yönelik kısmında hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Öte yandan; 30/10/2018 tarih ve 260 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının Malatya ili, Battalgazi ilçesi, Dernek Mahallesi, 575 ada, 212 parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılan başka bir davada: Dairemizin 14/12/2022 tarih ve E:2021/6470, K:2022/11367 sayılı kararıyla dava konusu işlemin 575 ada, 212 sayılı parsele ilişkin kısmının iptaline karar verilmiş ve karar Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 03/04/2023 tarih ve E:2023/291, K:2023/638 sayılı kararıyla onanmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Dava konusu işlemin uyuşmazlığa konu taşınmaza ilişkin kısmının İPTALİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen ve davacılar tarafından yapılan toplam ...-TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacılara verilmesine, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacılara verilmesine 4. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacılara iadesine, 5.2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(g) maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 25/09/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.