Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/5138 E. , 2024/166 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/5138 Karar No : 2024/166 DAVACILAR : 1- … 2- … Vekili : Av. … DAVALILAR : 1- …Bakanlığı / ANKARA Vekilleri : Hukuk Müşaviri Av. …, Hukuk Müşaviri Av. … 2- …Valiliği / … Vekili : Av. … DAVANIN_KONUSU : Diş hekimi olan davacılar tarafından, haklarında yapılan şikayetin görüşüleceği Hasta Hakları Kurulu'nda meslek odasından bir temsilci bulunması istemlerinin reddine ilişkin…
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/5138 E. , 2024/166 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/5138 Karar No : 2024/166 DAVACILAR : 1- … 2- … Vekili : Av. … DAVALILAR : 1- …Bakanlığı / ANKARA Vekilleri : Hukuk Müşaviri Av. …, Hukuk Müşaviri Av. … 2- …Valiliği / … Vekili : Av. … DAVANIN_KONUSU : Diş hekimi olan davacılar tarafından, haklarında yapılan şikayetin görüşüleceği Hasta Hakları Kurulu'nda meslek odasından bir temsilci bulunması istemlerinin reddine ilişkin …tarih ve …sayılı Ankara Valiliği işlemi ile bu işlemin dayanağı olan 26/04/2005 tarihli Hasta Hakları Uygulama Yönergesi'nin 11. ve 27. maddelerinin iptali istenilmektedir. DAVACILARIN İDDİALARI : Davacılar tarafından, Kurul üyeleri arasında 3224 sayılı Türk Dişhekimleri Birliği Kanunu'nun 3. maddesinde belirtildiği gibi ağız ve diş sağlığı alanında diş hekimlerinin hak ve menfaatlerini toplum yararına koruyup geliştirmekle yükümlü … Odası temsilcisinin sayılmadığı, Hasta Hakları Kurullarına yapılan başvuruların sağlık hizmeti sunumunda idareden kaynaklı eksikliklerin ağırlığını ortaya koymakta olduğu, şikayete konu sağlık hizmetindeki sorunların gerçekte çözülebilmesi ve bir daha tekrarının önüne geçilebilmesi için sorunun kökenlerinin bilinmesi ve buna göre önlemlerin alınması gerektiği, bunun için de Kurulda hem verilen sağlık hizmetinin içeriği ve niteliği hakkında mesleki bilgiye sahip hem de hizmetin verildiği idarede ast üst ilişkisi içinde bulunmayan, herhangi bir etki altında kalmadan bağımsız bir biçimde karar verebilecek üyelerinin bulunması gerektiği, dava konusu Yönerge uyarınca, Hasta Hakları Kurulunun, hasta veya yakınları tarafından hekim veya sağlık personeli hakkında yapılan şikayetleri değerlendirdiği, bunun sonucunda hasta hakkı ihlali yapıldığına karar verilmesi durumunda şikayet edilen personel hakkındaki kararını idareye bildirdiği, Kurul her ne kadar bir disiplin organı değil ise de, ulaştığı sonucun personelle ilgili idari ve adli süreçte esas alınmakta olduğu, Kurul kararlarının sağlık çalışanının doğrudan özlük haklarına etkili olduğu, bireysel hak ve özgürlükleri ilgilendiren, bu hak ve özgürlükleri kısıtlayıcı bir karar alınmasına yol açabilecek bir konuda şikayet ve iddiaları değerlendiren, hak ihlali yapılıp yapılmadığı yönünde idari bir yetki kullanan Kurul'un adil, tarafsız ve objektif bir soruşturma yapabilecek nitelikte bulunmasının zorunlu olduğu, Yönerge'ye dayanılarak oluşturulan Hasta Hakları Kurulu'nun sayılan niteliklere sahip olmadığı ileri sürülmektedir. DAVALILARIN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, Hasta Hakları Kurulunda tıbbî değerlendirme yapılmadığı, anılan Kurul'un sadece sağlık çalışanlarının hasta hakkı ihlali yapıp yapmadığı hususunda değerlendirme yaptığı, Kurul kararının hiç bir yaptırımının ve bağlayıcılığının bulunmadığı, hasta hakkı ihlali bulunduğu kanaatine varıldığında bu hususun hasta hakları birimi vasıtasıyla başhekimliğe iletilmekte olduğu, başhekimlik tarafından gerekli görülmesi hâlinde 657 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde ilgili personelin savunmasının alınıp işlem yapılabildiği, neticeten Kurul'un yaptığı işin, muhakkik veya müfettiş incelemesi gibi bir tespit ve hazırlık işlemi niteliğinde olduğu, öte yandan hasta ve hasta yakınlarının önerilerinin Kurul tarafından idareye iletildiği, böylece sağlık hizmetlerinde kalitenin artmasının sağlandığı, ayrıca sağlık çalışanlarının tek grup değil hekim, diş hekimi, hemşire, ebe, psikolog, sosyal hizmet uzmanı, sağlık memuru gibi bir çok gruptan oluştuğu, her meslek grubu için ayrı ayrı temsilcilerin Kurula katılmasının kargaşaya ve problemlere sebebiyet vereceği, uygulamada sivil üyelerin toplantılara yeterli katılım sağlamadıkları, hastaların avukatlarının ise tıbbî hataların Kurul'da görüşülmemesi sebebiyle genellikle katılım sağlamadıkları, kararların daha çok hastane çalışanı üyeler tarafından alındığının gözlenmekte olduğu, dava konusu düzenleyici işlemin üst hukuk normlarına ve kamu menfaatine uygun olduğu, haksız açılan davanın reddedilmesi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Danıştay İdari Dava Dairelerinin bozma kararına uyularak davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : … DÜŞÜNCESİ : Dava, Hasta Hakları Kurulunda meslek odalarından bir temsilci bulunması isteğinin reddine ilişkin … günlü … sayılı Ankara Valiliği işlemi ile Hasta Hakları Uygulama Yönergesinin 11. ve 27. maddelerinin iptali istemiyle açılmıştır. Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 32. maddesiyle asıl Yönetmeliğe eklenen ek 1. maddede, "Sağlık kurumlarında, hasta hakları ihlalleri ile bunlara bağlı olarak ortaya çıkan sorunların önlenmesi, hasta hakları konusunda hasta ve personelin eğitilmesi, gerektiğinde hukuki korunma yollarının fiilen kullanılabilmesi için hasta haklarına dair uygulamaları yürütmek üzere hasta hakları birimleri ile hasta hakları kurulları oluşturulur. Bu birimlerin ve kurulların işleyişi, Sağlık Bakanlığı'nca çıkarılacak bir yönerge ile belirlenir." hükmüne yer verilmiştir. Avrupa Konseyi bünyesinde hazırlanıp 4 Nisan 1997 tarihinde imzaya açılmış olan ve herkesin kendi sağlığı hakkındaki bilgileri öğrenme hakkı da dahil bazı hasta haklarını güvence altına alan "Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesi - İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesi"nin 1. maddesinin 2. fıkrasında, "Tarafların her biri, bu Sözleşme hükümlerinin yürürlüğe sokulması bakımından kendi iç hukuklarında gerekli önlemleri alacaklardır." hükmüne yer verildiği; "İnsanın Önceliği" başlıklı 2. maddesinde, "İnsanın menfaatleri ve refahı, bilim veya toplumun menfaatlerinin üstünde tutulacaktır." kuralının öngörüldüğü; "Mesleki Standartlar" başlıklı 4. maddesinde, "Araştırma dahil, sağlık alanında herhangi bir müdahalenin, ilgili mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olarak yapılması gerekir." hükmünün yer aldığı; anılan Sözleşmenin VIII. Bölümünde ise, Sözleşmede öngörülen temel hak ve ilkelerin ihlal edilmesinin en kısa sürede önlenmesi ve böyle durumlarda uygun yaptırımların sağlanması zorunluluğuna ilişkin hükümler getirildiği; bu Sözleşmenin, TBMM tarafından 3.12.2003 tarihinde kabul edilen ve 9.12.2003 günlü, 25311 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5013 sayılı Yasayla uygun bulunduğu anlaşılmaktadır. Anayasa, ilgili diğer mevzuat ile uluslararası hukuki metinlerde kabul edilen hasta haklarını somut olarak göstermek ve hukuki korunma yollarının kullanılabilmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 9/c, maddesi ile 181 sayılı KHK'nin 43. maddesine dayanılarak 1.8.1998 tarihinde çıkarılan Hasta Haklan Yönetmeliği'nde, hastaların bilgi edinme istemlerinin karşılanması için tüm sağlık kurum ve kuruluşlarında hasta hakları birimlerinin oluşturulması öngörülmüş olup; uluslararası insan hakları sözleşmelerinde güvenceye bağlanan hasta haklarının etkin bir biçimde korunmasını sağlamakla görevli hasta hakları birim ve kurullarının Hasta Hakları Yönetmeliği ve buna dayalı uygulama yönergelerinde düzenlenmiş olduğu anlaşılmıştır. Anılan çerçevede yürürlüğe konulan 15.10.2003 tarihli Sağlık Tesislerinde Hasta Hakları Uygulamalarına İlişkin Yönerge 26.4.2005 tarihli yönerge ile yürürlükten kaldırılmış aynı tarihli Hasta Hakları Uygulama Yönergesi yürürlüğe konulmuştur. Uyuşmazlığa konu anılan Yönergenin 11. ve 27. maddeleriyle Hastane Hasta Hakları Kurulu ile Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapan Sağlık Kurum ve Kuruluşları Hasta Hakları Kurullarının oluşumu gösterilmiş her iki maddede de kurulun oluşumunda meslek odasından bir temsilciye yer verilmemiştir. Türk Diş Hekimleri Birliği 3224 sayılı ile Kanun ile diş hekimliği mesleğine mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, bu mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ve hastalan ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kurulan tüzelkişiliğe sahip kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşudur, Diş hekimliği vakar ve onuruna veya meslek düzen ve geleneklerine uymayan fiil ve hareketlerde bulunanlar ile mesleğini gereği gibi uygulamayan veya kusurlu olarak uygulayan veyahut görevin gerektirdiği güveni sarsıcı davranışlarda bulunan meslek mensupları hakkında; denetim görevi de bulunmaktadır. Bu itibarla meslek oda ve birliklerinin niteliği ve görevleri gereği hasta hakları ve etik ilkelere aykırı davrandığı ileri sürülen meslek mensupları hakkında inceleme yapmakla görevli Hasta Hakları Kurullarında meslek oda ve/veya birlik temsilcisine yer verilmemesinde hukuka uyarlık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davanın konusu yönergenin 11. Ve 27. Maddelerinin ve buna dayanılarak tesis edilen Ankara Valiliğinin 19.12.2010 tarihli işleminin iptali gerektiği, düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 27/04/2016 tarih ve E:2013/2803, K:2016/2957 sayılı dava konusu işlemlerin iptaline dair kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/10/2018 tarih ve E:2016/4969, K:2018/4266 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : Dava, diş hekimi olan davacılar tarafından, haklarında yapılan şikayetin görüşüleceği Hasta Hakları Kurulu'nda meslek odasından bir temsilci bulunması istemlerinin reddine ilişkin 19/02/2010 tarih ve 23622 sayılı Ankara Valiliği işlemi ile bu işlemin dayanağı olan 26/04/2005 tarihli Hasta Hakları Uygulama Yönergesi'nin 11. ve 27. maddelerinin iptali istemiyle açılmıştır. Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 27/04/2016 tarih ve E:2013/2803, K:2016/2957 sayılı kararıyla, dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir. Anılan kararın davalı idareler tarafından temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 18/10/2018 tarih ve E:2016/4969, K:2018/4266 sayılı kararıyla bozulmasına karar verilmiştir. Davacılar tarafından karar düzeltme isteminde bulunulması üzerine ise, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 22/06/2020 tarih ve E:2019/2331, K:2020/1148 sayılı kararıyla karar düzeltme istemlerinin reddine karar verilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesi, 1. fıkrasında, Danıştay dava daireleri kararlarına karşı Danıştay'da temyiz yoluna başvurulabileceği; 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 38. maddesinde, idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların İdari Dava Daireleri Kurulu'nca temyizen inceleneceği hükme bağlanmış; 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi, 4. fıkrasında ise, Danıştay dava dairelerine, ilk derece mahkemesi olarak verdikleri kararların temyizen bozulması halinde ısrar olanağı tanınmamıştır. Buna göre, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararına uyularak dava hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir. İNCELEME VE GEREKÇE: İlgili Mevzuat: 13/01/1983 tarih ve 17927 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği'nin "Hasta Hakları Uygulaması" başlıklı Ek 1. maddesinde, " Sağlık kurumlarında, hasta hakları ihlalleri ile bunlara bağlı olarak ortaya çıkan sorunların önlenmesi, hasta hakları konusunda hasta ve personelin eğitilmesi, gerektiğinde hukuki korunma yollarının fiilen kullanılabilmesi için hasta haklarına dair uygulamaları yürütmek üzere hasta hakları birimleri ile hasta hakları kurulları oluşturulur. Bu birimlerin ve kurulların işleyişi Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak bir Yönerge ile belirlenir." düzenlemesine yer verilmiştir. 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 9. maddesinin (c) bendine, 181 sayılı Sağlık Bakanlığı'nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 43. maddesine ve 01/08/1998 tarih ve 23420 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Hasta Hakları Yönetmeliği'ne dayanılarak Sağlıkta Dönüşüm Programı çerçevesinde 26/04/2005 tarihinde Hasta Hakları Uygulama Yönergesi yayımlanmıştır. Hasta Hakları Uygulama Yönergesi'nin 10. maddesinde, hasta hakları uygulamalarını planlamak, değerlendirmek, uygulamak ve önerilerde bulunmak amacıyla il merkezlerindeki bütün kamu hastaneleri ile ilçelerdeki 100 yatak üzerindeki hastanelerde "Hasta Hakları Kurulu" oluşturulacağı, Kurulun biri başkan olmak üzere toplam 8 kişiden teşekkül edeceği; dava konusu 11. maddesinde, Kurul'da yer alacak üyelerin sayıldığı; 13. maddesinin (a) bendinde, Kurulun, hasta hakları ve uygulamalarını gerçekleştirmek, başvuru dosyalarını değerlendirmek, hasta haklarının geliştirilmesi için tavsiyelerde bulunmakla görevlendirildiği; (b) bendinde, hasta hakları kurullarının başvuru dosyalarını hasta hakkı ihlali açısından değerlendirip idareye görüşünü sunmakla yükümlü olduğu, idarenin gerekli önlemleri alacağı ve girişimlerde bulunacağı; (d) bendinde, kurulun, gelen başvuru dosyalarını değerlendirerek hasta hakları mevzuatı çerçevesinde kesin bir karara bağlayacağı; (e) bendinde, teknik bilgi veya uzmanlık isteyen konularda kurum dışında bir bilirkişinin incelemesi için başvuru dosyasını Kurul'un, kurum idaresine göndereceği, gerekli işlemleri idarenin gerçekleştireceği; (f) bendinde, Kurul'un gizlilik esasına göre hareket edeceği, kararları gizli oyla alacağı, Kurul kararlarının objektifliği, mahremiyeti ve gizliliğinin sağlanması, başvuru yapan kişinin ve hakkında başvuru yapılan çalışanın isminin ifşa olmaması için Kurulda görüşülen dosyalarda geçen isimler yerine "ÇALIŞAN" ve "BAŞVURAN" ibarelerini kullanarak başvuru sahibinin ve hakkında başvuru yapılan çalışanın adı, soyadı ve diğer bilgilerinin gizlenmesinin sağlanacağı, Kurul başkanının çalışanın mesleği ve çalıştığı bölüm hakkında bilgi vereceği, başvuru yapan hasta ya da yakınının adres bilgileri hiçbir şekilde kurul başkanı ve birim sorumlusu dışında kimseye verilemeyeceği, Kurul başkanı ve birim sorumlusunun bu bilgileri gizli tutmakla yükümlü ve sorumlu oldukları; (j) bendinde, Kurul'un kurumlarında hasta hakları uygulamaları ile ilgili personele yapılması gereken eğitimleri planlayacağı, yerinde inceleme ve değerlendirme yapacağı; (k) bendinde, adli yargıya intikal eden, muhakkik tayin edilen ve/veya idari soruşturmaya konu olduğu halde kurula intikal eden başvuruların Kurul'da görüşülmeyeceği, başvuru sahibine, yapılan diğer işlemler hakkında bilgi verileceği kurala bağlanmış; dava konusu 27. maddesinde, sağlık grup başkanlıkları bünyesinde oluşturulacak Hasta Hakları Kurulu'nda yer alacak Kurul üyelerine yer verilmiş; 28. maddesinde ise, bu Kurul'un görevleri ve çalışma usul ve esasları hakkında yukarıda aktarılan 13. madde ile aynı yönde düzenleme yapılmıştır. Anılan Yönerge'nin "Müeyyideler ve Sorumluluklar" başlıklı 43. maddesinde ise, hasta hakları ihlalleri nedeniyle hasta hakları kurulları tarafından hazırlanan öneriler ile kusurlu bulunan ve idareye bildirilen sağlık çalışanı hakkında ilgili mevzuata göre işlem yapılacağı, Hasta Hakları Kurulu kararına istinaden hakkında disiplin soruşturması açılıp, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesine göre cezalandırılanlar hakkındaki uygulamanın "Sağlık Bakanlığı'na Bağlı İkinci Ve Üçüncü Basamak Sağlık Kurumlarında Görevli Personele Döner Sermaye Gelirlerinden Ek Ödeme Yapılmasına Dair Yönergede" belirtildiği şekilde yapılacağı, hak ihlali aynı zamanda Ceza Hukukuna göre suç teşkil ettiği takdirde; memur olan çalışan hakkında, 04/12/1999 tarih ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümlerine göre işlem başlatılmasından ita amirinin sorumlu olduğu, hasta hakları kurulunca sonuçlandırılan dosyalardan idari ve adli işlem yapılması gerekenler hakkında hastanelerde baştabiplerce, diğer sağlık kurumlarında çalışanlarla ilgili olarak Sağlık Müdürü tarafından en geç 30 gün içinde gerekli işlemlerin başlatılacağı, hasta veya yakınlarının, başvurularını almayan, başvuruları belirlenen usul ve esaslara göre işleme koymayan çalışan veya yöneticiler hakkında genel hükümlere göre ilgililerince işlem yapılacağı kurala bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dava dosyasının incelenmesinden, Tepebaşı Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi'nde görevli davacı diş hekimleri tarafından Asiye Uysal isimli hastanın, Merkez Hasta Hakları Birimine yaptığı şikayet başvurusu üzerine, haklarındaki bu şikayetle ilgili olarak 03/03/2010 tarihinde toplanacak olan Hasta Hakları Kurulu'nda meslek odasından bir temsilcinin de bulunması istemiyle Başhekimliğe başvurulduğu, Başhekimliğin görüş sorduğu Ankara Valiliği İl Sağlık Müdürlüğü tarafından dava konusu … tarih ve … sayılı yazı ile; Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün 26/04/2005 tarih ve 3077 sayılı Hasta Hakları Uygulama Yönergesi'nde meslek odası temsilcisinin Kurul üyeleri arasında yer almadığı, bu nedenle de Kurul'a katılımlarının söz konusu olmadığının bildirilmesi üzerine davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda aktarılan mevzuatın değerlendirilmesinden, Yönerge'nin 1. maddesinde belirtildiği üzere; kapsamındaki sağlık kurum ve kuruluşlarında Hasta Hakları Uygulamalarının insan haysiyetine yakışır şekilde herkesin "Hasta Haklarından" faydalanabilmesinde, hak ihlallerinden korunabilmesinde ve gerektiğinde hukuki korunma yollarını fiilen kullanabilmesinde hasta hakları uygulamalarının planlanması, değerlendirilmesi, uygulanması ve denetlenmesi ile ilgili esas ve usulleri belirleyerek sağlık hizmetlerinin eşit, kaliteli ve etkin olarak sunumunu sağlamak amacı ile yayımlandığı, hastane hasta hakları biriminden gelen raporları değerlendirmek, sonuçlandırmak ve hasta hakları uygulamalarının geliştirilmesine yönelik önerilerde bulunmak amacıyla Hasta Hakları Kurullarının oluşturulduğu, bu Kurullara şikayet edilen personel hakkında doğrudan yaptırım uygulama yetkisi verilmediği, Kurulun idareye görüşünü sunmakla yükümlü kılındığı ve idarenin gerekli önlemleri almak ve girişimlerde bulunmakla sorumlu tutulduğu görülmektedir. Bu haliyle hasta hakkı ihlali açısından değerlendirme yapan ve önerilerde bulunarak vardığı sonucu idareye bildiren Hasta Hakları Kurul'unda davacı diş hekimlerinden oluşan meslek odasına yer verilmemesine ilişkin dava konusu Hasta Hakları Uygulama Yönergesi'nin 11. ve 27. maddelerinde ve bu hususu açıklayan Ankara Valiliği'nin … tarih ve … sayılı işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Ayrıca hasta hakkı ihlali açısından Kurul tarafından bir değerlendirme yapıldıktan sonra personel hakkında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında disiplin soruşturması açılması veya fiilin suç teşkil etmesi halinde 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümlerine göre işlem başlatılması halinde anılan mevzuata göre şikayet edilen personel tarafından savunma hakkının kullanılabileceği, bu işlemlere de Anayasa'nın 125. maddesi uyarınca yargı yolunun açık olduğu hususları göz önünde bulundurulduğunda; diş hekimlerinden oluşan meslek odası temsilcisinin Kurul'da yer almamasında, savunma hakkını da içeren Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesi ile Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama hürriyetine aykırı bir yön de bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına, 3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen ve davalı idarelerden Sağlık Bakanlığı tarafından temyiz aşamasında yapılan toplam … TL yargılama giderinin davacılardan alınarak anılan idareye, davalı idarelerden Ankara Valiliği tarafından temyiz aşamasında yapılan toplam … TL yargılama giderinin davacılardan alınarak anılan idareye verilmesine, 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı Ankara Valiliği vekilinin duruşmaya gelmediği gözetilerek … TL avukatlık ücretinin davacılardan alınarak davalı idarelere verilmesine, davalı Sağlık Bakanlığı vekilinin duruşmaya katıldığı gözetilerek duruşmalı işler için belirlenen … TL vekâlet ücretinden … TL'nin mahsup edilerek kalan … TL'nin davacılardan alınarak davalı Sağlık Bakanlığına verilmesine, 5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra aidiyetlerine göre taraflara iadesine, 6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 14/02/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.