10. Hukuk Dairesi 2010/9976 E. , 2010/14866 K. ....... Dava, iş kazası sonucu ölen sigortalının haksahiplerine bağlanan gelirlerin, ilk rücu davasında istem konusu yapılamayan bölümü ile gelirlerdeki artışın, gerçek zarar tavan sınırı dahilindeki kısmının, 506 sayılı Yasanın 26. maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, uyulan bozma ilamı üzerine sürdürülen yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından te…
**10. Hukuk Dairesi 2010/9976 E. , 2010/14866 K.** **"İçtihat Metni"** ....... Dava, iş kazası sonucu ölen sigortalının haksahiplerine bağlanan gelirlerin, ilk rücu davasında istem konusu yapılamayan bölümü ile gelirlerdeki artışın, gerçek zarar tavan sınırı dahilindeki kısmının, 506 sayılı Yasanın 26. maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, uyulan bozma ilamı üzerine sürdürülen yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 26. maddesindeki halefiyet ilkesi uyarınca, Kurumun rücu alacağı; hak sahiplerinin tazmin sorumlularından isteyebileceği maddi zarar (......) miktarı ile sınırlı iken, Anayasa Mahkemesi’nin, 21.03.2007 gün ve 26649 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 23.11.2006 gün ve E:2003/10, K:2006/106 sayılı kararı ile 26. maddedeki “…sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere…” bölümünün Anayasaya aykırılık nedeniyle iptali sonrasında, Kurumun rücu hakkının, yasadan doğan kendine özgü ve sigortalı ya da hak sahiplerinin hakkından bağımsız basit rücu hakkına dönüşmüş olması karşısında, ilk peşin değerli gelirler ile ödemenin; tazmin sorumlularının kusuruna isabet eden miktarıyla sınırlı kısmına hükmedilmesi gerektiğinden; mahkemenin bu yöndeki yaklaşımında aykırılık bulunmamaktadır. “Sigortalı veya haksahiplerine bağlanan gelirde meydana gelen her artış ya da değişiklik ayrı bir olgu niteliğindedir. İlk peşin değerli gelir ile artışlar nedeniyle açılan ilk rücu davasının kesinleşmiş olması, ilk peşin değerli gelirin (ilk davada ./.. -2- hüküm altına alınmayan) kusur farkı nedeniyle kesin hüküm engeli oluşturmayacağı da belirgindir. Eldeki davada, sürekli iş göremezlik gelirinin ilk peşin sermaye değeri, artışlardan bağımsız, ayrı bir olgu, ayrı bir değer ifade etmektedir. Davacı Kurum yönünden kazanılmış hak oluşturması ve kesin hüküm nedeniyle olumsuz dava şartı niteliğinde bulunmaması karşısında, mahkemece, ilk peşin değerli gelirin hüküm altına alınmayan bölümünün kabulü gerekirken…” (Yargıtay HGK 07.05.2008 t., 2008/10-363 E., 2008/366 K.), ayrı birer olgu durumunda bulunan gelir artışları nedeniyle ilk rücu davasında hüküm altına alınmış olan miktarın da, tazmini mümkün ilk peşin sermaye değerli gelir miktarından mahsup edilmesi suretiyle sonuca varılması usul ve yasaya aykırıdır. İlk rücu davasında davalıların kusur oranının % 50 olarak belirlendiği ve anılan davada % 10 oranındaki istemle bağlı kalınarak hüküm kurulduğu gözetilerek; istemle bağlılık ilkesi gereğince, sigortalıya bağlanan ilk peşin sermaye değerli gelirin birinci rücu davasında tazminine hükmedilen % 10’luk kısmı düşüldükten sonra, % 40 kusur farkı için tazmini mümkün bölümünün hesaplanıp hüküm altına alınması ise yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden karar bozulmamalı, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır. SONUÇ:Hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinin ikinci satırında yer alan, “1.233,73” rakamının silinmesine, yerine, ........” rakamının yazılmasına; Hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinin ilk satırında yer alan, “74,00” rakamının silinmesine, yerine, “87,48” rakamının yazılmasına ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 02.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi. ..........