(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2010/2476 E. , 2011/630 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı nezdinde kasko sigortalı aracın kaza sonrasında hasar gördüğünü, hasar bedelinin tahsili için başlatıla
**(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2010/2476 E. , 2011/630 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı nezdinde kasko sigortalı aracın kaza sonrasında hasar gördüğünü, hasar bedelinin tahsili için başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının doğru ihbarda bulunma yükümlülüğünü yerine getirmediğini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının doğru ihbarda bulunma yükümlülüğünü yerine getirmediği, kazanın sürcünün alkollü olması nedeni ile meydana geldiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan kasko tazminatı istemine ilişkindir. Uyuşmazlık; sigortalının iyiniyet kurallarına aykırı olarak ihbarda bulunup bulunmadığı, rizikonun teminat kapsamında olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. Mahkemece, sigortalı araç sürücüsünün, sigortalının ihbar ettiği gibi...'un değil, araçta bulunan ve alkollü olan ...'un kullandığı kabul edilmiştir. Kaza sonrasında polis memurlarınca düzenlenen tutanakta, ...'un aracı kendisinin kullandığını, araçta kendisinden başka kimse bulunmadığını beyan ettiği, buna karşılık araç içinde kan izleri olduğu ancak...'un yaralı olmadığı ve sigorta şirketi tarafından araç sürücüsü olduğu ileri sürülen ...'un yaralı olduğu ve hastaneye müracaatında yaralanma nedenini yüksekten düşme olarak bildirdiği belirtilmiştir. ... ve... hazırlık soruşturmasındaki ifadelerinde aracı...'un kullandığını, ...'nın alkollü olduğunu ve yolcu koltuğunda olduğunu beyan etmişlerdir. Dosya kapsamındaki deliller değerlendirildiğinde kazadan hemen sonra düzenlenen tutanak içeriğine göre sürücünün yaralı olduğunun anlaşıldığı ancak olay yerinde bulunan...'un yaralı olmaması nedeni ile mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ne var ki, sigortalı araç sürücüsünün alkollü olması rizikonun tek başına teminat dışı olması sonucunu doğrurmaz. Hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibarıyla sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla, olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisi ile meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın reddine, aksi halde kabulüne karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (Bkz.YHGK. 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840 sayılı ilamı, 19.4.2000 gün ve 2000/11-806-801 sayılı ilamı, 15.4.1998 gün ve 1998/11-258-273 sayılı ilamı, 15.4.1998 gün ve 1998/11-258-73 sayılı ilamı, Y.11.HD.nin 23.2.2004 gün ve 2004/7094-1654 sayılı ilamı). (HGK. 07.04.2004 tarih, 2004/11-217 Esas ve 212 Karar sayılı ilamı) O halde, mahkemece anılan H.G.K kararı çerçevesinde, aralarında nöroloji uzmanı ve trafik alanında uzman bilirkişiden oluşacak bilirkişi heyetinden kazanın salt alkolün etkisi ile meydana gelip gelmediğinin tespitine yönelik yeterli, açık ve denetime elverişli bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 1.2.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.