Başvuru, Adli Tıp Kurumundan bilirkişi raporu alınmaması nedeniyle silahların eşitliği ilkesinin, delillerin hatalı değerlendirilmesi sonucu mahkûmiyet kararı verilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; Adli Tıp Kurumundan bilirkişi raporu alınmaması nedeniyle silahların eşitliği ilkesinin, delillerin hatalı değerlendirilmesi sonucu mahkûmiyet kararı verilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 9/8/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler doğrultusunda tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: 1993 yılı doğumlu olan başvurucu, olay tarihinde Şırnak'ın İdil ilçesinde ailesiyle birlikte yaşamaktadır. 31/8/2012 tarihinde başvurucunun ağabeyi İ.G. silahla vurularak öldürülmüştür. Olayla ilgili olarak İdil Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturma sonunda başvurucunun kardeşe karşı kasten öldürme, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet suçlarını işlediği iddiasıyla hakkında Midyat Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) gönderilmek üzere fezleke düzenlenmiş; Başsavcılıkça 18/1/2013 tarihinde ceza davası açılmıştır. Midyat Ağır Ceza Mahkemesi (Ağır Ceza Mahkemesi) tarafından yapılan yargılamada olay tanıkları dinlenilmiş, soruşturma aşamasında temin edilen ruhsatsız silah ve olay yerinde elde edilen diğer deliller ile ilgili düzenlenen Jandarma Kriminal Laboratuvarının 19/11/2012 tarihli uzmanlık raporu, Otopsi Tutanakları ile aile bireyleri arasındaki iletişimin tespiti kayıtları değerlendirilmiştir. Yargılama neticesinde Ağır Ceza Mahkemesince 23/5/2013 tarihinde verilen beraat kararının temyiz incelemesi sonucu bozulması üzerine başvurucunun üzerine atılı suçları işlediğine kanaat getirilmiş, 14/1/2016 tarihinde başvurucunun ağırlaştırılmış müebbet hapis ile 1 yıl hapis ve 600 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"Dosya kapsamında alınan beyanların birbiriyle çelişkili olduğu, şöyle ki; maktülün, sanığın kardeşi olduğu ve dosya kapsamında tanık olarak dinlenen kişilerin de sanığın babası, annesi ve kardeşleri ve akrabası [Ş.A.] olduğu, dosya kapsamında sanığı suçtan kurtarmaya yönelik birbiriyle çelişen ve ilk beyanlarıyla tamamen farklı olan beyanlarda bulundukları, zira sanığın babası olan [G.], ilk etapta maktülü PKK terör örgütünün evin dışından vurmuş olabileceğini söylediği, tanıklar [F.G.] ve [Ş.A.] ise olayı görmediklerini söyledikleri, daha sonra beyanlarında ise sanık lehine beyanlarda bulundukları ve tanıklar her ne kadar tek bir silah ile maktülün sırtından, [Ş.A.]'nın ise karın kısmından yaralandığını söylemişler ise de, dosya kapsamında maktülün uzağa yakın atıştan kendisine ateş edildiği, yaralanan [Ş.A.]'ın ise 'bitişe yakın atış' sonucu yaralandığının anlaşıldığı, [Ş.A.]'ın karnından, maktülün ise sırtından yaralanmasının da belirtildiği gibi silahın patlaması sonucunda maktülün hayatını kaybedip, [Ş.A.]'ın yaralanmasının da hayatın olağan akışına uygun olmadığı, yine atış mesafesi itibariyle de çelişki oluşturduğundan, tanık beyanlarına mahkememizce itibar edilmemiş, zira maktülün sırtından çıkartılan mermi çekirdeğinin evin bahçesinde dedektörle yapılan arama sonucunda ele geçirilen 116224 seri nolu silah ile uyumlu olduğunun kriminal raporuna göre anlaşıldığı ve bu silahın düşme, çarpma gibi durumlarda tetiğe basılmaksızın kendiliğinden patlamadığının tespit edildiği ve olayda kullanılan diğer silahın ele geçirilemediği, böylece beyanlarda belirtildiğinin aksine olayda tek silah kullanılmadığının anlaşıldığı, ayrıca Batman Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürütmüş olduğu soruşturma kapsamında, Batman Sulh Ceza Mahkemesi'nce verilen iletişim tespiti sırasında iki kişinin yapmış olduğu görüşmede; '[]'un iki tane çocuğunun kendi aralarında tartışırlarken silah çektiklerini, silahın patladığını ve bir tanesinin öldüğünü, araya giren diğer akrabalarının ise yaralandığını' söyledikleri, yine sanık ile kardeşi [F.G.] arasında 'o odaya bakın boş kovanları ve o şeyleri saklayın, o yerleri güzel arayın, dediğim gibi anneme söyle nereye atmışlarsa fenere alsın, orayı arasın tamam mı' şeklinde görüşme gerçekleştiği ve olayın gerçekleştiği yerde dedektörle yapılan aramada evin dış kısmında kayalıklar arasında 116224 seri nolu 75 Cal. bir silahın bulunduğu, [F.G.] ile sanık arasındaki telefon görüşmeleri ile ele geçirilen silahın da birbiriyle uyumlu olduğu ve sanığın kardeşi [F.]'ya söz konusu şeyleri, boş kovanı saklamasını söylemesinin de sanık tarafından olayın gerçekleştiğinin bir diğer kanıtı olduğu, zira olayın aynı aile fertleri arasında meydana geldiğinden dolayı ve maktülün hayatını kaybetmesi sonrası maktülün kardeşi olan sanığı koruma ve suçtan kurtarma amacıyla tanıkların beyanda bulundukları ve kendi beyanlarının da sürekli birbiriyle çelişki arzettiği, olayın seyrini sanki patlayan silah sonucu maktülün öldüğü, [Ş.A.]'ın ise yaralandığı şeklinde aksettirdikleri, ancak her ikisinin de yaralandıkları yerin vücuttaki konumun, atış mesafesinin birbiriyle çelişki arzetmesi, iletişim tespitinde elde edilen konuşmaların içerikleri, yapılan arama sonucu ele geçirilen silah, otopsi raporları, [Ş.A.]'a ait tibbi bulgular hep birlikte değerlendirildiğinde sanık Mehmet Şerif'in, kardeşi olan [İ.G.]'ü olay günü yanında bulundurduğu ruhsatsız olan silahı ile (arama sonucu ele geçirilen 116224 seri numaralı 75 Cal. 9 hara Çekoslovakya malı) kasten öldürdüğü, suçun bu şekilde sübuta erdiği ve sanığın eyleminin sabit olduğu..." Başvurucunun anılan kararı temyizi, Yargıtay Ceza Dairesi tarafından incelenerek başvurucu hakkında verilen mahkûmiyet hükümleri 20/6/2017 tarihinde onanmıştır. Başvurucu, onama kararını 2/8/2017 tarihinde öğrendiğini beyan ederek 9/8/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucunun infazının durdurulmasına yönelik tedbir talebi, 26/9/2017 tarihinde başvurucunun yaşamına ya da maddi veya manevi bütünlüğüne yönelik ciddi bir tehlike bulunmadığı gerekçesiyle Anayasa Mahkemesince reddedilmiştir.