10. Hukuk Dairesi 2010/3007 E. , 2011/12364 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava, primi ödenen sürelerde 1479 sayılı Yasa kapsamında.....sigortalısı olduğunun tespiti ile tahsis talep tarihi itibarıyla yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ve aylıkların ödeme tarihlerinden işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün taraflar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temy
**10. Hukuk Dairesi 2010/3007 E. , 2011/12364 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava, primi ödenen sürelerde 1479 sayılı Yasa kapsamında.....sigortalısı olduğunun tespiti ile tahsis talep tarihi itibarıyla yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ve aylıkların ödeme tarihlerinden işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün taraflar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı Kurum vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Davacının temyiz itirazlarına gelince; Davacının vergi kaydına dayalı olarak 14.11.1985 tarihi itibarıyla tescilinin yapıldığı, daha sonra vergi dairesi ile yapılan yazışmada vergi kaydının 25.11.1985 tarihinde başladığının bildirilmesi üzerine sigortalılık başlangıcının 25.11.1985 tarihine çekildiği, davacının nakliyecilik faaliyeti nedeniyle 25.11.1985 – 12.12.1986 ve 22.04.1991 – Devam şeklinde vergi kaydının bulunduğu, .... Esnaf Sanatkarlar Odasındaki kaydının ve ... Esnaf Sicil Memurluğu kaydının 15.05.1991 tarihinde başlayıp halen devam ettiği, Kurumca davacının kabul edilen sigortalılık sürelerinin 25.11.1985 – 12.12.1986 ve 15.05.1991 – Devam şeklinde olduğu, uyuşmazlığın 14.11.1985 – 25.11.1985 ve 13.12.1986 – 15.05.1991 tarihleri arasındaki dönem yönünden olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, 14.11.1985 - 25.11.1985 dönemindeki primin 26.11.1985 tarihinde ödenmiş olması nedeniyle bu süre isteğe bağlı sigortalı olarak, vergi kaydının 22.04.1991 tarihinde başlaması nedeniyle 22.04.1991 – 15.05.1991 dönemi ise zorunlu sigortalı olarak kabul edilmiş, 13.12.1986 – 22.04.1991 dönemindeki sürede isteğe bağlı sigortalı ve zorunlu sigortalı kabul edilemeyeceğinden talebinin reddine ve yine tahsis koşulları oluşmadığından tahsis talebinin reddine karar verilmiştir. Davanın yasal dayanaklarından bulunan 1479 sayılı Kanunun 24. maddesi hükmüne göre; kendi nam ve hesabına bağımsız çalışanlar anılan kanun kapsamında zorunlu .... sigortalısı olup, aynı Kanunun 25. maddesinin (a) ve (b) bendlerinde “gelir vergisi mükellefi olanların mükellefiyetlerini gerektiren faaliyetlerine son verdikleri” “gelir vergisinden muaf olanlar ile vergi kaydı bulunmayanların Esnaf ve Sanatkarlar sicilinden veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarındaki üye kayıtlarının silindiği” tarihten itibaren zorunlu Bağ-Kur sigortalılıklarının sona ereceği öngörülmekte ise de, gelir vergisi, meslek kuruluşu ve Esnaf ve Sanatkarlar sicili kayıtları, sigortalıların gerek kendi nam ve hesabına kazanç temini için bağımsız çalışmalarının varlığı ve başlangıcı gerekse sona erdiği tarih bakımından yasal karine teşkil etmekte olup, aksinin taraflarca ispatı mümkündür. Davacının, vergi kaydının bulunmadığı dönemlerde meslek kuruluşu kaydı ve esnaf sicil kaydı da olmadığından ve bu bağlamda kendi nam ve hesabına çalışmasını kanıtlayamadığından zorunlu sigortalı kabul edilmesi mümkün değildir. Ancak mahkemece kabul edilmeyen 12.12.1986 – 22.04.1991 döneminin primleri 29.02.1988 tarihinde ve 1992 affı ile ödenmiş olup, Kurumca uzunca bir süre bu primler değerlendirildikten sonra, sigortalılık süresinden sayılmaması Medeni Kanunun 2.maddesine aykırı olup, davacının primini ödemiş olduğu bu sürede isteğe bağlı sigortalı kabul olunarak tahsis talebinin bu çerçevede yeniden incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 26.09.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.