(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2009/15803 E. , 2010/12435 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, 8.1.2008 tarihinden itibaren malulen emekliliğine hak kazandığının tespiti ile aksine kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okund
**(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2009/15803 E. , 2010/12435 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, 8.1.2008 tarihinden itibaren malulen emekliliğine hak kazandığının tespiti ile aksine kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R Davacı ,malül olduğunu ileri sürerek 08.01.2008 tarihinden itibaren malüliyet aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti ile aksine Kurum işleminin iptalini istemiştir. Mahkemece istemin kabulüne karar verilmiş ise de varılan bu sonuç eksik incelemeye dayalı olduğundan yerinde değildir. Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Yasanın 95. maddesidir. Anılan maddeye göre, "Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usul ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usulüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir. Usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malüllük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usulüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar, Sağlık Bakanlığı ile Kurumun birlikte çıkaracağı yönetmelikle düzenlenir. Bu yasal düzenleme gereğince düzenlenen Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 55. maddesine göre sigortalının malullük durumunun Kurumca yetkilendirilen Sağlık sunucularının sağlık kurulunca usulüne uygun düzenlenecek raporların Kurum Sağlık Kurulunca incelenmesi sonucu Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinde belirlenen usul ve esaslara göre tespit edileceği, anılan yönetmeliğin 5. maddesinde sigortalı ve hak sahiplerinin çalışma gücü oranlarının a) Sağlık Bakanlığı Eğitim ve Araştırma Hastaneleri, b) Devlet Üniversitesi, c) Türk Silahlı Kuvvetlerine bağlı Asker Hastaneleri, ç) sigortalıların ikamet ettikleri illerde (a), (b), (c) bentlerinde belirtilen hastanelerin bulunmaması durumunda Sağlık Bakanlığı tam teşekküllü hastanelerin yetkili olduğu, bildirilmiş, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 56. maddesinde ise Kurum Sağlık Kurulunca verilen karara karşı yapılan itirazların Yüksek Sağlık Kurulunca inceleneceği bildirilmiştir. Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından, Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu giderek Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir. Somut olayda davacının.2926 sayılı Yasaya tabi sigortalı olup, 01.12.1989 tarihinden itibaren tescilli olduğu 08.01.2008 tarihinde hastalığı nedeni ile maluliyet aylığı talebinde bulunması üzerine ibraz ettiği Amasya Devlet Hastanesinin 08.01.2008 gün ve 16 sayılı raporu ile belirtilen %86 oranında ki maluliyetinin Kurum Sağlık Kurulunca 2/3 oranında malül olmadığı gerekçesiyle malüliyet aylığı talebinin reddedildiği, itiraz üzerine Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun 29.07.2008 ve 3418 sayılı kararları ile çalışma gücünü 2/3’ni kaybetmediğinin bildirildiği, davacının aynı isteme yönelik olarak açtığı bu davada ise mahkemece alınan TC.Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine ait 28.07.2009 gün ve 1149 sayılı sağlık kurulu raporu ile davacıya astım ,diabet ve hipertansiyon tanısının konulduğu ve davacının %60 oranında malül kaldığının bildirildiği, bu raporun özürlüler için düzenlenen rapor olup mahkemenin bu rapora dayalı kabul kararının yukarıda açıklanan prosedüre uygun olmadığı, hükmün eksik incelemeye dayalı olduğu ortadadır. Öte yandan 5510 sayılı Yasanın 25. maddesi 1.10.2008 tarihinde yürürlüğe girdiği halde davacının %60 oranındaki malüliyeti gözetilerek 8.1.2008 tarihi itibariyle malüliyet aylığına hak kazandığına karar verilmiş olması da mahkemenin kabul şekli bakımından hatalı olmuştur. Yapılacak iş; davacının, 5510 sayılı Yasanın 35. maddesi gereğince % 60 oranında maluliyetinin olup olmadığı ve malüliyetinin başlangıç tarihinin ne olduğu hususunda Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinden rapor almak, alınan bu rapor ile SGK Yüksek Sağlık Kurulu raporu arasında çelişki bulunduğu takdirde de çelişki Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan alınacak rapor ile giderildikten sonra 5510 sayılı Yasanın 25. maddesinin yürürlüğe girdiği tarihte gözetilerek oluşacak sonuç gereğince bir karar vermekten ibarettir. Mahkemece ,açıklanan bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan bozmayı gerektirmektedir. O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 13.12.2010 günü oybirliği ile karar verildi.