10. Hukuk Dairesi 2023/11492 E. , 2024/5971 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/3259 Esas, 2022/347 Karar HÜKÜM/KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorlu 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2013/50 Esas, 2019/152 Karar Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalı yönünden ise davanın kısmen kabu…
**10. Hukuk Dairesi 2023/11492 E. , 2024/5971 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/3259 Esas, 2022/347 Karar HÜKÜM/KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorlu 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2013/50 Esas, 2019/152 Karar Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalı yönünden ise davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı kazalı vekili ile davalı şirket vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmek ve de duruşma talep edilmekle dosya incelenerek temyiz isteminin süresinde olduğu, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 28.03.2023 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü gelen olmaması üzerine 120 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile buna dayalı olarak Yargıtay Başkanlar Kurulu tarafından alınan 13.02.2023 tarihli karar gereğince duruşmanın 23.05.2023 Salı gününe talik edilmesine karar verilerek taraflara tekrar çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma yapılmak üzere tayin olunan 23.05.2023 Salı günü için yapılan tebligatlar üzerine duruşmalı temyiz eden davalı Üniversal Tekstil San. Tic. Ltd. Şti. adına gelen olmadı. Davacılar adına Av. ... geldi. Diğer davalı adına gelen olmadı. Gelenin yüzüne karşı duruşmaya başlanarak, hazır olan avukatın beyanı alındıktan sonra duruşmaya son verilerek aynı günde dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmiştir. Dosyanın tekrar Dairemiz’e gönderilmesinden sonra Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili özetle, davalı Üniversal şirketine karşı açtığı asıl dava dosyasında davacı kazalı için 500,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalılar Üniversal şirketi ve ...’a karşı açtığı birinci birleşen dava dosyasında kazalı için 30.000,00 TL sürekli iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat, 30.000,00 TL bakıcı giderinden kaynaklanan maddi tazminat, 20.000,00 TL alınacak iki adet protez kol için maddi tazminat, 5.000,00 TL alınacak tekerlekli sandalye için maddi tazminat, 200.000,00 TL manevi tazminat, eş için 30.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir. Davalı Üniversal şirketine karşı açtığı ikinci birleşen dava dosyasında 143.041,48 TL sürekli iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat, 370.945,57 TL bakıcı giderinden kaynaklanan maddi tazminat, 198.660,00 TL protez giderinden kaynaklanan maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir. Tekerlekli sandalye masrafına yönelik talep karar celsesinde tefrik edilmiştir. II. CEVAP Davalılar özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle davalılardan ...’ın bağımsız bir işveren olmadığı, davalı şirkette yevmiye usulü çalışan bir işçi olduğu, bu anlamda davacıyı çalıştıranın davalı şirket olduğu, davalı ...'a atfı kabil bir kusur bulunmadığı gerekçesi ile davalı ... yönünden kazalı ve eşinin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, davalı şirket yönünden ise; davacının protez kol masrafına ilişkin maddi tazminat talebinin masrafın kurumdan talep edilmesi gerektiğinden bahisle husumet yokluğundan reddine, davalı Universal şirketinden tahsil edilmek üzere davacı lehine 143.041,48 TL sürekli iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat, 185.472,79 TL bakıcı gideri, kazalı lehine 100.000,00 TL manevi, eş lehine 30.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı şirket vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı kazalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, müvekkilinin 2004 yılında davalıya ait işyerinde çalışırken elektrik çarpması suretiyle iş kazası geçirdiğini, iş kazasının oluşunda davalının ağır kusuru bulunduğunu, kazadan sonra uzun süre hastanede yanık ve elektrik çarpmasına dayalı diğer hastalıkların tedavisini gören müvekkilinin hastanede ve tüm tedavi sürecinde yalnız bırakıldığını, davalı tarafından sigorta girişi yaptırılmadığından başlangıçta SGK'nın tedavi imkanlarından yararlanmadığı ve davalı işverenin hiç bir desteğini görmediğini, iş kazası geçirdiği tarihte 42 yaşında olan ve % 85 engelli hale gelen müvekkilinin bu kazadan sonra okul çağındaki 3 kızının, eşinin ve kendisinin gecimini sağlamak için oturduğu evi satmak zorunda kaldığını, halen kirada oturduğunu, ilk derece mahkemesince manevi tazminat taleplerinin kısmen kabul edilerek sadece 100.000,00 TL'ye hükmedilmesinin yasanın özüne uygun olmadığını, manevi tazminatın az olduğunu ileri sürülmüştür. Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle davacı kazalının davalı ...’ın işçisi olduğunu, davada yapılan kusur dağılımının isabetsiz olduğunu, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının ıslah yoluna gitmediğini, yeni bir dava açmayı tercih ettiğini, usulü bir işlem olan ıslahın sağladığı imkanlardan faydalanamayacağını, davacı ... için kabul edilen %85'lik sürekli iş göremezlik/maluliyet oranının yüksek olduğunu, maruz kalınan uzuv kaybı ile bu kayba yönelik yapılan hesaplamanın orantısız olduğunu, davacı ...'in kazadan çok önce emekli olmuş bir astsubay olduğunu, sürekli iş göremezlik hesabı yapılırken bu yönün de dikkate alınması gerektiğini, davacılar lehine kabul edilen manevi tazminat miktarlarının çok fahiş olduğunu ileri sürülmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı şirket vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, davacı kazalının, davalı ...’ın işçisi olduğunu, kusurun oran ve aidiyetinin hatalı tespit edildiğini, kusur'un davacı kazalı ile onu çalıştıran ...'a ait olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek üzere davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının daha önce açmış olduğu ek davada fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığı için yeni bir dava açamayacağını, davacının ıslah yoluna gitmeyip yeni bir dava açmayı tercih ettiğini, dolayısıyla usulü bir işlem olan ıslahın sağladığı imkanlardan faydalanamayacağını, davacının dava dilekçesinde yer alan her iddiasını ispat ile mükellef olduğunu, hiçbir talebini belgelendirmeden ileri süremeyeceğini, önceki dava dosyasında yapılan hesaplamaya dayanamayacağı gibi, önceki dosyada hesaplaması dahi olmayan taleplerini mutlaka belgelendirmesi gerektiğini, soyut bir beyanla bu tür taleplerde bulunulamayacağını, davacının gelir kaybına yönelik olarak hesaplanan bilirkişi raporundaki tespitlere itiraz ettiklerini, bu sebeple toplamda istenilen 143.041.48 Tl kazanç kaybı istemi zamanaşımına uğradığı gibi böyle bir talebi yasaya aykırı bulduklarını, davacının toplamda 370.945.57 TL bakıcı gideri talep ettiğini, davacının en azından dava tarihine kadar yaptığını iddia ettiği bakıcı giderlerini belgeleriyle ispatlaması gerektiğini, belki dava tarihi sonrası için hesap yapılması kabul edilebilir ancak dava tarihine kadar olan kısım için hesaplama yönteminin kabul edilemez olduğunu, davacının ise bakıcı gideri olarak harcama yaptığına dair bu hesaplama raporu dışında dosyaya her hangi bir belge sunmadığını, bakıcı gideri isteminin ilk defa talep olunduğu Çorlu İş Mahkemesinin 2009/1249 Esas sayılı dosyasında fazlaya ilişkin talep hakkının da saklı tutulmadığını, bu istem de zamanaşımına uğradığı gibi belgelendirilmediği için reddi gerektiğini, davacı kazalı kabul edilen %85,00 sürekli iş göremezlik/maluliyet oranının yüksek olduğunu, davacı kazalının kazadan çok önce emekli olmuş bir astsubay olduğunu, emekli maaşı bulunduğunu, sürekli iş göremezlik hesabı yapılırken bu yönün dikkate alınmadığını, davacılar lehine kabul edilen manevi tazminat miktarlarının çok fahiş olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369'uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371'inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417'inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21'inci maddeleri ile 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 8'inci ve 31'inci maddeleri. 3. Değerlendirme a.Davalı şirket vekilinin davacıların manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Dosya içeriğine göre davacılar vekilinin maddi tazminat talepleri ile birlikte davacı kazalı için 200.000,00 TL manevi, davacı eş için 30.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince manevi tazminatlar yönünden davacı kazalı lehine 100.000,00 TL, davacı eş lehine 30.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesi'nin 23.03.2022 tarihli kararı ile istinaf yoluna başvuran tarafların istinaf istemlerinin esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde, kısmen kabulüne karar verilen manevi tazminat miktarlarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı şirket vekilinin bu kısımlara yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. b. Davalı şirket vekilinin diğer hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı şirket vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından, SGK Süleymanpaşa Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından dosyaya gönderilen 13.11.2018 havale tarihli cevabi yazıda davacı kazalının 01.10.2002 tarihinden itibaren 4/c statüsünde aylık aldığı, hükme dayanak alınan bilirkişi hesap raporunda pasif dönem hesabının 2023 yılından itibaren yapılmaya başlandığı anlaşılmaktadır. İş kazasına maruz kalan sigortalının maddi tazminat miktarı, işçinin olay tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluşur. Pasif dönem, sigortalının aktif çalışma döneminin sona ereceği, bir başka anlatımla emeklilik döneminin başlayacağının varsayıldığı tarihten itibaren, muhtemel bakiye ömrü sonuna kadar devam edecek olan dönemi ifade eder. Gerçekte bu tür tazminat davalarında zarar hesabında varsayımlara göre sonuca gidilmesi bir zorunluluktan kaynaklanmaktadır. Ancak dava sırasında sigortalının fiilen pasif döneme girdiği tarih anlaşılabiliyor ise artık varsayıma gidilerek 60 yaşına kadar aktif çalıştığı varsayımına göre hesap yapılmaz, aktif dönem zararının artık belli olan bu emeklilik tarihine kadar hesaplanması gerekir. Zira bilinen varken ihtimale göre hesap yapılması doğru değildir. Ancak sigortalı yaşlılık aylığı almakta iken çalıştığı sırada iş kazası geçirerek sürekli iş göremezliğe uğrarsa bu durumda sigortalı pasif dönem içindeyken çalıştığı bu işinde muhtemel bakiye ömrü sonuna kadar çalışamayacağından ötürü ancak belirli bir süre daha bu işte çalıştığı kabul edilerek hesaplama yapılması gerekir. Somut olayda davacının yaşlılık aylığı almaktayken kazalandığı belli olduğuna göre, pasif dönem hesabına 2023 yılı itibariyle başlayan bilirkişi hesap raporuna itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı olmuştur. İlk Derece Mahkemesince yapılacak iş, davacı kazalının sürekli iş göremezlikten kaynaklanan maddi zararının tespiti açısından davacı tarafın kanun yoluna başvurmamış olduğunu göz önünde bulundurarak hükme esas 13.07.2018 tarihli hesap raporunun bilinen (iskontosuz), bilinmeyen (iskontolu) dönemlerinin başlangıç ve bitiş tarihlerinin değiştirilmemesi gerektiğini dikkate alan, davacı kazalının aktif döneminin 60 yaşına kadar değil ancak makul bir süre daha devam edeceğini gözeten yeni bir bilirkişi hesap raporu almak ve usuli kazanılmış hakları da gözeterek çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Davalı şirket vekilinin davacıların manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE, 2.Davalı şirket vekilinin diğer temyiz itirazları yönünden temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin, Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.