8. Hukuk Dairesi 2018/553 E. , 2018/1947 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı Maliye Hazinesi temsilcisi, ... sınırlarında bulunan bir kısım taşınmazlar için Ilısu Barajı ve HES göl alanı yapımı…
**8. Hukuk Dairesi 2018/553 E. , 2018/1947 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı Maliye Hazinesi temsilcisi, ... sınırlarında bulunan bir kısım taşınmazlar için Ilısu Barajı ve HES göl alanı yapımı nedeniyle kamulaştırma kararı alındığını ve işlemlerin devam ettiğini ancak davalılar adına tespit ve tescil edilen 156 parselin 17.150 m27'lik kısmının nehir yatağında kaldığını, devletin hüküm ve tasarrufunda olan bu yerde fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak kaydıyla 17.150 m2'lik kısmının tapusunun iptali ile Maliye Hazinesi adına tescilini talep etmiştir. Davalı vekili; dava konusu taşınmazın iktisap edildiği ve kadastro tespitinin yapıldığı tarihte nehir yatağının kıyı vasfında olmadığını haksız ve hukuka aykırı davanın reddini savunmuştur. Davalının vefatı üzerine mirasçıları davaya dahil edilmiş olup beyanda bulunmamışlardır. Dava ilk olarak DSİ’yi temsilen ... tarafından açılmıştır. Mahkemece ilk kararında DSİ ’nin davanın açıldığı tarih itibariyle kamu tüzel kişiliği olduğu, DSİ’yi temsilen Mal Müdürlüğü tarafından dava açılamayacağı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Dairemizce, davacının sıfatı bakımından temsilde hata olduğu ve HMK’nın 124/3 maddesi gereği, deliller toplanmak suretiyle sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle yerel mahkeme kararı bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyulmak suretiyle dava Maliye Hazinesi ve davalılar arasında görülmüş olup, dava konusu taşınmazın davalı adına tescil edildiği tarihte nehir yatağında kalmadığı, tarıma elverişli arazi olduğu, evveliyatında kadastrosunun yapıldığı gibi zeminin toprak yapıda olduğu ve devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı Hazine temsilcisi tarafından süresinde temyiz edilmiştir. Dava; nehir yatağı altında kalan yerler bakımından tapunun iptali ve terkine ilişkindir. Kural olarak, dere yatakları Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerdendir. Aktif dere yatakları ile derenin etki alanında kalan yerlerin kazanılması da mümkün bulunmamaktadır. Yine TMK 999/2 maddesinde belirtildiği üzere tapuya kayıtlı bir taşınmaz kayda tabi olmayan bir taşınmaza dönüşürse bu durumda tapu sicilinden terkin edilir hükmü de düzenlenmiştir. Bu bilgiler ışığında somut olaya gelindiğinde; dava konusu 156 parsel, kadastro tutanaklarında öncesinde tapu ve vergi kaydı bulunan tarla vasfında bir yer olup 06.04.1972 de davalılar murisi adına tespit ve tescil edilmiştir. Yine tapu kayıtlarında da davalılar adına sulu tarla vasfıyla 30.750 m2 olarak 05.02.2015'te intikal etmiştir. Mahkemece, dava konusu edilen bu parselin... yatağı altında kalıp kalmadığının tespiti açısından 1 Fen, 1 Jeoloji, 1 Ziraat ve 3 Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisi bilirkişi ile keşif yapılmıştır. Keşif sonrası düzenlenen raporlarda sırasıyla Fen bilirkişisinin 02.07.2015 tarihli raporunda; dava konusu taşınmaza tapu kaydının, krokilerin ve pafta ozalitinin uygulandığı, yer tespitinin yapıldığı, taşınmazın...'nın yatak değiştirmesi sonucu bir kısmının dere yatağında kaldığı belirlenmekle GPS cihazı ile yapılan ölçümler ve paftanın çakıştırılması neticesinde taşınmazın krokide A harfiyle gösterilen 10.254,35 m2'sinin... içerisinde kaldığı tespit edilmiştir. Jeoloji Mühendisi bilirkişinin 14.08.2015 tarihli raporunda; parselin bir kısmının akarsu tarafından taşınmış bir kısmını akarsunun oluşturduğu kumulun işgal ettiği, paftanın tamamına hakim olmanın akarsu tarafından engellendiği, akarsu akış hızından kaynaklı taşınmış malzeme olan alüvyonun paftanın büyük bir kısmını tahrip ettiği tespit edilmiştir. Ziraat Mühendisi bilirkişinin 07.07.2015 tarihli raporunda, taşınmazın hali hazırda... içerisinde kaldığı, taşınmazın nehir yatağı altında kalmadan önce ekilebilir tarım arazisi niteliğinde olduğu tespit edilmiştir. Son olarak 3 Jeodezi Mühendisinin birlikte hazırladığı 09.07.2015 tarihli bilirkişi raporunda ise; 1973 ve 1984 yıllarına ait hava fotoğraflarının 1972 yılına ait kadastral paftası ile çakıştırıldığı, 1973 deki hava fotoğraflarının 1972'deki durumuyla benzer ve uyumlu olduğu, 1984 yılına gelindiğinde parselin büyük bir kısmının kadastral durumla aynı olduğu ancak nehrin kuzeye doğru yatak değiştirdiği, 156 parselin bir kısmını aşındırdığı ve su altında bıraktığı, yine 2013 yılına ait Google Earth uydu görüntüsünde ise...'nın kuzeye doğru oldukça yer değiştirdiği, taşınmazın bir kısmının... altında kaldığı, kalan kısmın nehrin diğer tarafında kumluk alana isabet ettiği, kadastral duruma hiç benzemediği, mevcut durumunun 2013 yılıyla uyumlu olduğu tespit edilmiştir. O halde; dava konusu 156 parsel her ne kadar kadastro tespitinin yapıldığı tarihte nehir yatağı altında değilse de yukarıda da açıkça belirtilen ve keşif sonrası alınan raporlardan anlaşıldığı üzere hali hazırda taşınmazın yatak değiştiren aktif dere yatağı sınırları içerisinde olduğu ve 02.07.2015 tarihli fen bilirkişi raporunda taşınmazın A harfiyle gösterilen 10.254,35 m2'sinin... altında kaldığı tespit edilmekle TMK 999/2 maddesi gereği taşınmazın sonradan kayda tabi olmayan taşınmaza dönüşen bu kısmı dikkate alınarak davanın kısmen kabulü ile 10.254,35m2lik kısmın tapusunun iptaline, tapudan nehir yatağı olarak terkinine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 12.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.