10. Hukuk Dairesi 2025/12809 E. , 2026/910 K. "" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2305 E., 2022/1742 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 42. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/911 E., 2022/270 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bö…
10. Hukuk Dairesi 2025/12809 E. , 2026/910 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2305 E., 2022/1742 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 42. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/911 E., 2022/270 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 06.05.2013 tarihinde davalılardan ...'nin asıl işveren olduğu ... 20 10... . kısım atıksu ve yağmur suyu kanal inşaatında künk döşeme ustası olarak çalışırken üzerine toprak çökmesi sonucu geçirmiş olduğu iş kazasından ötürü sol bacağının çok ciddi şekilde hasar gördüğünü ve daha sonra bu kazadan ötürü bir dizi operasyon geçirdiğini ancak davacının yürüyemez hale gelmekten kurtulamadığını, 06.05.2013 tarihinde gerçekleşen bu kazada işverenlerin mevzuatın kendilerine yüklediği hiçbir yükümlülüğü yerine getirmediklerini ve olayda asli kusurlu durumda olduklarını, davacının günlük 100,00 TL ücret ile çalıştığını, kazadan sonra evde yatalak olarak yatmakta olduğunu ve çalışamadığını ve davacının yaşlı annesi ve komşuları tarafından yapılan yardımlarla bakıldığını beyanla maddi ve manevi tazminat taleplerinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile tarafına ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalılar ... ve ... Şirketler vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının günlük 100 TL ücretle künk ustası olarak çalıştığı iddiasının doğru olmadığını, davacının ... işçili olarak iş başı yaptığını, davacının kazaya uğradığını iddia ettiği gün iş yerinde hava muhalefeti nedeniyle çalışma yapılmadığını, müvekkili şirketler iş ortaklığına ait iş yerinde kaza geçirmiş olduğu iddiasının doğru olmadığını, davacı tarafın talep ettiği manevi tazminat miktarını belirtmediğini ve bunun belirsiz alacak davası kapsamında sayılamayacağını beyanla davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı ... vekili istinaf dilekçesi ile müvekkili idareye husumet yöneltilemeyeceğini, müteahhit sorumlu olacağını müvekkili yönünden kararın kaldırılarak yeniden yargılama yapılıp davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı müflis ... İnşaat Şirketi vekili istinaf dilekçesi ile zamanaşımı itirazlarının dikkate alınmadığını 2022 tarihli ara kararla güncel asgari ücrete göre hesaplama yapılmasının istenmesinin kazanılan müftesep hakkına rağmen hukuka aykırı olduğunu davacının iddia edildiği gibi künk ustası olmadığını kanal ızgara işçisi olarak işe başladığını ustalık belgesi sunmadığını kusur oranlarına itiraz ettiklerini davacı tanıklarının yakın akraba olduklarının manevi tazminata hükmedilmesine gerektiren bir durum olmadığını kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... İnşaat vekili istinaf dilekçesi ile belirtilen hesaplamanın müvekkili şirket yararına usule müftesep hakka aykırılık teşkil ettiğini önceki hükmün davacı tarafından istinaf edilmediğini kusur bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını kabul anlamına gelmemekle beraber hükme esas alınan hesaplamaya itiraz ettiklerini kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamına, mevcut delil durumuna ve yukarıda belirtilen ölçütlere göre yapılan inceleme sonucunda, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... İnşaat vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... İnşaat vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20... . maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi. 3. Değerlendirme A) Davalı .... Şti. vekilinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre İlk Derece Mahkemesince davacı lehine 10.000,00 TL manevi tazminata hükmolunduğu, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda anılan kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde kabulüne karar verilen tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. B) Davalılar vekillerinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalılar vekillerinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından; Mahkemece Bölge Adliye Mahkemesinin 10.08.2020 tarihli kaldırma ilamı öncesi tesis ettiği hükme esas 20.11.2017 tarihli hesap raporunda davacının kaza nedeniyle uğradığı zararın ücretinin asgari ücretin iddiası gibi 3.88 katı olduğu tespiti ile ve her ne kadar Mahkemece kusur raporu aldırılmamış ise de daha önce açılmamış sayılmasına karar verilen dava dosyasında aldırılan kusur raporunda belirlenen davalı alt işveren adi ortaklığın (... - ... Firmaları) %80, davalı üst işveren ...'nin %20 kusurlu olduğu kabulünden hareketle 114.632.07 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilince rapor tebliği beklenilmeksizin raporda belirlenen miktar üzerinden talebini arttırdığı ve rapora itiraz etmediği, davalılar ... Firması ile ... Firması ortak vekilince süresi içerisinde ücret tespitine itiraz edildiği, Mahkemece kaldırma ilamı öncesi tesis edilen 29.12.2017 tarihli kararı ile davacı lehine 114.632,07 TL maddi tazminata karar verildiği, anılan karara karşı davalılar vekillerince istinaf kanun yoluna başvurduğu, Bölge Adliye Mahkemesinin 08.07.2020 tarihli kaldırma ilamında kusur raporu aldırılması gerektiği gerekçeleriyle kararın kaldırıldığı ve dosyanın mahkemesine gönderildiği, Mahkemece kaldırma ilamı sonrası aldırılan 24.05.2021 tarihli kusura ilişkin heyet bilirkişi raporunda kaldırma ilamı öncesi hükme dayanak kusur oranlarının değişmediği, davacı vekilince karar verilmesinin talep ediliği, Mahkemece re'sen güncel asgari ücret değişikliklerinin uygulanması ile bakiye ömür süresinin belirlenmesinde TRH-2010 tablosunun esas alınması amacıyla dosyanın hesaba gönderildiği, 27.01.2022 tarihli raporda davacının zararının bu kez daha fazla 219.205,76 TL olarak hesaplandığı, anılan rapora davalı ... vekilince ücret tespiti yönünden itiraz edildiği, diğer davalı ... vekilince ücret tespiti yönünden itirazın bu kez açıkça ileri sürülmediği, Mahkemece anılan raporun hükme esas alınması sonucu davacı lehine taleple bağlı kalınarak 114.632,07 TL maddi tazminata karar verildiği anlaşılmaktadır. Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan Mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasanın 2.maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usulü kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK.nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.19 59... /5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı) Öte yandan, iş kazasına maruz kalan sigortalının veya ölümü halinde desteği altında bulunanların maddi zararılarının hesabında gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı iş yeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret göz önünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtayın yerleşmiş görüşlerindendir. Somut olayda, davacı vekilince kaldırma ilamı öncesi aldırılan 20.11.2017 tarihli hesap raporuna itiraz etmediği hususu gözden kaçırılarak bilinen dönemin ileriye çekilmesi suretiyle zararın daha fazla hesaplandığı 27.01.2022 tarihli rapora itibarla hüküm tesisi davalı lehine usuli kazanılmış hakkın ihlal eder mahiyette olup hatalı olmuştur. Yine temyiz eden ve süresinde itirazda bulunan davalı ... İnşaat Firması yönünden davacının ücret iddiası yönünden emsal ücretin tespitine dair araştırma yapılmaksızın davacı kazalının ücretinin iddiası gibi tespiti ve maddi zarar hesaplanması hatalı olmuştur. Mahkemece yapılacak iş; temyiz eden davalılar ... ve ... İnşaat Firması yönünden davacının itiraz etmediği 20.11.2017 tarihli hesap raporuna göre davacının maddi zararını tespit ettirmek, temyiz eden davalı ... İnşaat Firması yönünden ise işçinin yaşı, işi, iş yerindeki kıdemi, mesleki kıdemi belirtilmek suretiyle meslek odalarından, TÜİK, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Yüksek Fen İşleri Kurulundan sigortalının alabileceği ücretleri araştırmak ve bu suretle kazalının ücretini tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlemek, bu yönle emsal ücretler ile belirlenecek ücreti 20.11.2017 tarihli hesap raporuna uygulamak, bu rapordaki verileri dikkate alıp, bu raporda işlemiş (bilinen) devre sonu tarihi dâhil bu verileri değiştirmeden, bu tarihten sonra yürürlüğe giren asgari ücretteki değişiklikleri de rapora yansıtmamak suretiyle yapılacak hesabı hükme esas alarak maddi tazminat alacağı hakkında usuli kazanılmış hakları gözeterek bir karar vermekten ibarettir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Davalı .... Şti. vekilinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Davalılar vekillerinin davacı yararına hükmolunan maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililerine iadesine, 05.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.