Başvurucu, işyerinde yaşanan iş kazası sonucu aleyhine açılmış olan maddi ve manevi tazminat davasında makul sürenin aşıldığını, bu nedenle ödemek durumunda kaldığı faiz yükünün arttığını, yargılama sırasında usulî hatalar yapıldığını, Sosyal Sigortalar Kurumunun (SSK) davacılara ödediği miktarın tazminat hesaplanırken mahsup edilmediğini belirterek eşitlik ilkesinin, hak arama hürriyetinin ve Anayasa’nın 14. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Başvurucu, işyerinde yaşanan iş kazası sonucu aleyhine açılmış olan maddi ve manevi tazminat davasında makul sürenin aşıldığını, bu nedenle ödemek durumunda kaldığı faiz yükünün arttığını, yargılama sırasında usulî hatalar yapıldığını, Sosyal Sigortalar Kurumunun (SSK) davacılara ödediği miktarın tazminat hesaplanırken mahsup edilmediğini belirterek eşitlik ilkesinin, hak arama hürriyetinin ve Anayasa’nın maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru, 25/2/2013 tarihinde Kağızman Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 17/6/2013 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm tarafından 24/7/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 27/9/2013 tarihli görüş yazısı, 24/10/2013 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiş, başvurucu vekili Adalet Bakanlığı cevabına karşı beyanlarını yasal süresi içinde ibraz etmemiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu Gaziler Enerji ve Tic. A.Ş.’nin yürüttüğü inşaat işi sırasında patlama meydana gelmiş ve işçi T. 24/10/1999 tarihinde kaza sonucu vefat etmiştir. Tedbirsizlik ve dikkatsizlik nedeniyle ölüme sebebiyet verme suçu iddiasıyla Iğdır Ağır Ceza Mahkemesinde açılan davada, 27/12/2001 tarih ve 2000/94, K.2001/155 sayılı kararla kusur oranları, işyeri sahibi G. için 6/8, işçi N. T. için 1/8 ve ölen işçi T. için 1/8 olarak belirlenmiştir. Müteveffanın eşi Ş. T., kendisi ve çocukları adına 4/1/2002 tarihli dilekçe ile Tuzluca Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) başvurucuya karşı maddi ve manevi tazminat davası açmıştır. Başvurucu 11/2/2002 tarihli dilekçesiyle mahkemenin görevsizliği ve alacağın zaman aşımına uğradığı iddialarında bulunmuştur. Mahkeme, 19/11/2002 tarihli celsede, tazminat miktarının hesaplanması için bilirkişi incelemesinin yapılmasına karar vermiştir. Bilirkişilerce, aynı konuyla ilgili Iğdır Ağır Ceza Mahkemesinde açılmış davada belirlenen kusur oranları nazara alınarak tazminat miktarı hesaplanmış ve 15/1/2004 tarihli bilirkişi raporu mahkemeye sunulmuştur. Mahkeme, 27/5/2004 tarihli celsede tarafların kusur oranlarının belirlenmesi talebiyle bilirkişi görevlendirmiş ve 22/8/2004 tarihli bilirkişi raporuyla, başvurucunun kusuru % 60 olarak tespit edilmiştir. Sosyal Sigortalar Kurumu’nun başvurucu aleyhine açtığı peşin sermaye değerli gelir ödemesinin rücu davasında da, tarafların kusurlarının belirlenmesi için 1/7/2004 tarihli bilirkişi raporu düzenlenmiştir. Davacılar, 18/10/2004 tarihli dilekçeleriyle 15/1/2004 tarihli bilirkişi raporunda belirlenen miktarlar üzerinden taleplerini artırarak davalarını kısmen ıslah etmişler, başvurucu ise cevap dilekçesinde bir yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini ve davanın zamanaşımına uğradığını iddia etmiştir. Başvurucu davanın İş Mahkemelerinde açılması gerektiği gerekçesiyle işbölümü itirazında bulunduğundan, Mahkeme 17/2/2005 tarih ve E.2002/2, K.2005/12 sayılı kararıyla, dosyayı iş mahkemesi sıfatıyla E.2005/69 numarasıyla incelemeye devam etmiştir. Mahkeme, 5/5/2005 tarihinde SSK’nın başvurucuya karşı açtığı E.2003/22 sayılı rücu davasının, Mahkemenin E.2005/69 sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar vermiştir. 4/12/2006 tarihinde önceki bilirkişi raporları arasında çelişki olduğundan bahisle yeni bir bilirkişi raporu düzenlenmiştir. Hazırlanan yeni bilirkişi raporuna göre, 1/7/2004 tarihli raporla kısmen uyumlu olarak başvurucunun kusuru % 80 olarak tespit edilmiştir. Mahkeme, 26/4/2007 tarihinde, E.2005/69 sayılı dosyada birleştirilen rücu davasının yasal dayanaklarının ve yasa yolu mercilerinin farklı olduğu gerekçesiyle tefrikine karar vermiştir. Rücu davasıyla ilgili olarak Mahkeme, 27/9/2007 tarih ve E.2007/18, K.2007/74 sayılı kararıyla Sosyal Sigortalar Kurumunun rücu talebini kabul ederek kurumca kaza nedeniyle ödenmiş bedelin bir kısmının başvurucuya rücu edilmesine karar vermiştir. Mahkeme, tazminat davasında bilirkişi raporları arasındaki çelişkilerin giderilmesi ve tarafların kusur oranlarının yeniden tespit ettirilmesi için Adli Tıp Kurumu tarafından bir raporun düzenlenmesine karar vermiş ve bu defa 16/9/2010 tarihli bilirkişi raporuyla başvurucunun kusuru % 80, başvurucu şirketin sahibi G. ’nin kusuru ise %10 olarak tespit edilerek mahkemeye sunulmuştur. Mahkeme, tazminat miktarının 16/9/2010 tarihli bilirkişi raporundaki kusur oranları dikkate alınarak hesaplanması için bilirkişi incelemesinin yapılmasına karar vermiştir. Bunun üzerine 3/1/2011 tarihli bilirkişi raporu hazırlanmış ve destekten yoksunluk zararları tespit edilerek mahkemeye sunulmuştur. Davacılar, 30/3/2011 tarihli ıslah dilekçeleriyle 3/1/2011 tarihli bilirkişi raporunda belirtilen miktarlar üzerinden davanın ıslahı talebinde bulunmuşlardır. Mahkeme, 26/5/2011 tarih ve E.2005/69, K.2011/107 sayılı kararıyla kez ıslahın mümkün olmaması nedeniyle 30/3/2011 tarihli ıslah dilekçesinin reddine, 18/10/2004 tarihli ıslah dilekçesini nazara alarak davanın kabulüne ve 16/9/2010 ve 3/1/2011 tarihli bilirkişi raporları dosya kapsamı ve mevzuat ile uyumlu olduğundan bu raporda belirlenen kusur oranlarını esas alarak belirlenen maddi tazminat miktarlarının ve takdiren 000,00’er TL manevi tazminatın başvurucu şirket ve sahibi G. ’den müştereken ve müteselsilsen tahsiline karar vermiştir. Karar, başvurucu tarafından temyiz edilmiştir. Temyiz incelemesini yapan Yargıtay Hukuk Dairesi, 25/12/2012 tarih ve E.2012/2136, K.2012/24430 sayılı kararıyla başvurucunun temyiz itirazlarını reddederek hükmü onamıştır. Yargıtay Hukuk Dairesi, 11/4/2013 tarih ve E.2013/4808, K.2013/7316 sayılı kararıyla karar düzeltme talebini reddetmiş ve karar aynı tarihte kesinleşmiştir. Başvurucu 25/2/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.” 6100 sayılı Kanun’un “Diğer kanunlardaki yargılama usulü ile ilgili hükümler” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: “Diğer kanunların sözlü yahut seri yargılama usulüne atıf yaptığı hâllerde, bu Kanunun basit yargılama usulü ile ilgili hükümleri uygulanır.”