Ceza Genel Kurulu 2018/128 E. , 2021/173 K. "" Kararı Veren Yargıtay Dairesi : 1. Ceza Dairesi Mahkemesi :Ağır Ceza Sanık ...'in kasten öldürme suçuna teşebbüsten TCK'nın 81/1, 35/2, 29/1, 53, 54 ve 58. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, müsadereye ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 23.01.2015 tarihli ve 149-15 sayılı hükmün sanık ve müdafisi tar…
**Ceza Genel Kurulu 2018/128 E. , 2021/173 K.** **"İçtihat Metni"** Kararı Veren Yargıtay Dairesi : 1. Ceza Dairesi Mahkemesi :Ağır Ceza Sanık ...'in kasten öldürme suçuna teşebbüsten TCK'nın 81/1, 35/2, 29/1, 53, 54 ve 58. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, müsadereye ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 23.01.2015 tarihli ve 149-15 sayılı hükmün sanık ve müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 06.11.2017 tarih, 2264-3729 sayı ve oy çokluğuyla TCK'nın 53. maddesi yönünden düzeltilerek onanmasına karar verilmiş, Daire Üyeleri M. Şahin ve O. Erdim; "Dosya kapsamına göre; taraflar arasında öldürmeyi gerektirecek husumet bulunmadığı, sanığın kastının belirlenmesinde söylemi ile eyleminin uyumlu olması gerektiği, kastın daha çok dış dünyaya yansıyan eylemler ile ortaya konulmakta olduğu, mağdurun karın ve sol kalçasındaki yaraların, mağdurun deyimi ile basit çizik, doktor raporuyla da basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olduğu, tanık Murat'ın etkisinin eylemi önlemeye yeterli olmayacağı, sanığın sonuç alma veya eylemini sürdürme konusunda ciddi bir çaba içerisine girmediği, olayın meydana geliş şekli bir bütün hâlinde değerlendirildiğinde, sanığın ortaya çıkan kastının yaralamaya yönelik olduğu," düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 28.01.2018 tarih ve 103177 sayı ile; "...Yüksek Dairece; öldürmeye teşebbüs suçundan, yaralanma sonucu meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı göz önünde bulundurularak suç vasfının belirlenmesinde tek kıstas olarak değerlendirilmesi, birbirine benzer olaylar sonucu meydana gelen yaralanmalarda ilk derece mahkemeleri tarafından eylemin nitelendirilmesinde güçlük yaşandığı gibi benzer olaylarda, verilen ceza miktarı açısından bazen çok büyük farklılıklar yaşandığı, adeta nitelikli yaralamayı kabul etmeyerek tüm nitelikli yaralamaların öldürmeye teşebbüs suçuna dönüştüğü durumu ortaya çıkmıştır. Bu durumun uygulama birliğinin sağlanmasında ortaya çıkardığı zorluk yanında yargıya olan güveni sarsmaktadır. Somut olaya bakıldığında; taraflar arasında öldürmeyi gerektirecek husumet bulunmadığı, sanığın kastının belirlenmesinde söylemi ile eyleminin uyumlu olması gerektiği, kastın daha çok dış dünyaya yansıyan eylemler ile ortaya konulmakta olduğu, mağdurun karın ve sol kalçasındaki yaraların, mağdurun deyimi ile basit çizik, doktor raporuyla da basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olduğu, tanık Murat'ın etkisinin eylemi önlemeye yeterli olmayacağı, sanığın sonuç alma veya eylemini sürdürme konusunda ciddi bir çaba içerisine girmediği, olayın meydana geliş şekli bir bütün halinde değerlendirildiğinde, sanığın ortaya çıkan kastının yaralamaya yönelik olduğu anlaşılmıştır.