21. Hukuk Dairesi 2012/5232 E. , 2013/11733 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitiyle işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonr
**21. Hukuk Dairesi 2012/5232 E. , 2013/11733 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitiyle işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, temyiz nedenleri ve temyiz edenin sıfatına göre davalı Kurumun sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2- Dava, davacının davalıya ait işyerinde 15/06/1998-28/03/2006 tarihleri arasında geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespiti ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının 15/06/1998-28/03/2006 tarihleri arasında davalı şirketler nezdinde sürekli ve kesintisiz çalıştığının tespitine karar verilmiş, işçilik alacaklarına ilişkin hüküm ise kesinleşmiştir. Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 79/10. ve 5510 sayılı Yasanın 86/8. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir Duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtayın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Somut olayda , davacının davalı ... A.Ş'ye ait işyerinde 15/06/1998-13/01/1999 ve 03/09/1999-01/10/1999 tarihleri arasında geçen ve davalı ... A. Ş'ye ait işyerinde 11/10/1999-28/03/2006 tarihleri arasında geçen çalışmalarının kısmi olarak bildirildiği, bildirimi yapılan sürelere ait bir kısım ücret bordrolarının imzalı olduğu, imzalı ücret bordrolarının bulunduğu dönemlerde de davacının ayda 30 gün üzerinden çalıştığının tespitine karar verildiği anlaşılmaktadır. İmzalı ücret bordroları davacı çalışmalarının işyerinde kesintili geçtiğinin karinesidir. Karinenin tersinin ise eşdeğerdeki belgelerle kanıtlanması gerektiği söz götürmez. Başka bir anlatımla, yazılı belgelerin varlığı halinde tanık sözlerine itibar edilemez. Dairemizin, giderek Yargıtay'ın oturmuş ve yerleşmiş görüşleri de bu doğrultudadır. Dosya içerisinde mevcut, yazılı belge niteliğindeki imzalı ücret bordrolarında davacının mahkemece tespitine karar verilen dönemlerde kısmi çalışmaları yer almış ve Kurum’a da aynı şekilde bildirim yapılmıştır. Ayrıca, yargılama sırasında davacı yanca ücret bordrolarındaki imzalara itiraz da edilmemiştir. Davacının imzasını içeren yazılı belgenin varlığı halinde tanık sözlerine itibar edilemez. Öte yandan, imzalı ücret bordrolarına geçmiş sürelerin dışındaki süreler yönünden ise, dava konusu döneme ait dönem bordrolarının getirtilmediğinden mahkemece beyanları hükme alınan tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlarına geçmiş bordro tanıkları olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Yapılacak iş, davacının imzasını içeren bordrolara geçmiş sürelerin dışındaki sürelerle ilgili olarak istemin reddine, ücret bordrosu bulunmayan veya imzalı olmayan bordrolardaki süreler yönünden de davanın nitelikçe kamu düzenine ilişkin olduğu gözönünde tutularak davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlarına geçmiş bordro tanıklarını yada komşu işverenlerin bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlarını yoksa işyeri sahiplerini tespit edip beyanlarına başvurmak ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 04/06/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.