DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/526 E. , 2024/991 K. T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/526 Karar No : 2024/991 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Defterdarlığı - ... (... Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av.... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ...Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : D…
DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/526 E. , 2024/991 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/526 Karar No : 2024/991 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Defterdarlığı - ... (... Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av.... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ...Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı adına, ... İnşaat Taahhüt ve Ticaret Anonim Şirketinin ödenmeyen vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen... tarih ve ... ilâ ... sayılı ödeme emirlerinin iptali istemiyle dava açılmıştır. ... Vergi Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı: Dava konusu ödeme emirleri davacının MERNİS adresi olan "... Mah. ... Sok... Bodrum/MUĞLA" adresine tebliğe çıkarılmış, adresin kapalı olması ve adreste kimsenin bulunmaması üzerine 03/02/2022 tarihinde tebligat iade edilmiştir. Bunun üzerine, münasip bir süre sonra 30/03/2022 tarihinde aynı adrese ikinci defa gidilmiş, bu seferde de tebliğ yapılacak olanın adreste bulunmaması nedeniyle tebligat pusulası kapıya yapıştırılmış ve tebliğ evrakı iade edilmiştir. Anılan ödeme emirlerine karşı 07/07/2022 tarihinde bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafından, kapıya yapıştırılan pusulada "tebliğ evrakını gönderen idare" kısmının boş olduğu, tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren bir pusulanın kapıya yapıştırılmadığı iddia edildiği için bu durumların incelenmesi gerekmektedir. Her ne kadar tebligat pusulası dava dilekçesi ekinde sunularak bu iddialarda bulunulmuş ise de davacı tarafından sunulan söz konusu tebligat pusulasının, 485 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ekinde yer alan pusulalardan olan davalı idareye gönderilecek pusula örneğine dair olduğu anlaşılmıştır. Söz konusu pusulanın, muhatabın kapısına yapıştırılması gereken pusula olmadığı görülmüştür. Tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren pusula, muhatabın kapısına yapıştırılması gereken pusuladır. İdareye gönderilen pusulada böyle bir şerhin yer almasına gerek yoktur. Çünkü, söz konusu şerh, davacıya yönelik bir ifadedir. Kapıya yapıştırılması sebebiyle muhataba ilişkin olan tebligat pusulası davalı idare nezdinde bulunamayacağı için söz konusu tebligat pusulasının davacı tarafından dosyaya sunulması ve bu şekilde söz konusu pusulada "tebliğ evrakını gönderen idare" kısmının boş olduğunun ispatlanması gerekmektedir. Buna göre, kapıya yapıştırılan söz konusu pusulanın da davacı tarafından dosyaya sunulamadığı ve bu şekilde söz konusu iddiasını ispatlayamadığı için davacının iddiasına itibar edilememiştir. Bu durumda, tebligatın usulüne uygun olarak yapıldığı ve pusulanın kapıya yapıştırıldığı; tebliğ evrakının pusulanın yapıştırıldığı tarihten itibaren on beş gün içerisinde muhatabı tarafından alınması hâlinde alındığı günde, bu süre içerisinde alınmaması hâlinde ise on beşinci günde tebliğ yapılmış sayılacağından, söz konusu tebligatın 14/04/2022 tarihinde yapılmış sayılacağı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Buna göre, 14/04/2022 tarihinde tebliğ edilen dava konusu ödeme emirlerine karşı on beş günlük yasal dava açma süresinin son günü 29/04/2022 tarihidir. Bu süre geçirildikten çok sonra 07/07/2022 tarihinde açılan davada süreaşımı bulunduğu anlaşıldığından, dava konusu edilen ödeme emirlerine ilişkin uyuşmazlığın süreaşımı nedeniyle esasını inceleme olanağı bulunmamaktadır. Vergi Mahkemesi, bu gerekçeyle davayı reddetmiştir. Davacının istinaf istemini inceleyen ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı: Vergi Dava Dairesi, istinaf istemine konu kararın usul ve hukuka uygun olduğu ve kaldırılmasını gerektiren bir nedenin bulunmadığı gerekçesiyle istinaf istemini reddetmiştir. Davacının temyiz istemini inceleyen Danıştay Üçüncü Dairesinin 18/09/2023 tarih ve E:2023/3186, K:2023/3028 sayılı kararı: Dava konusu ödeme emirleri, 03/02/2022 tarihinde davacının MERNİS adresine tebliğe çıkarılmış, adresin kapalı olması nedeniyle tebligat çıkaran mercie iade şerhi düşülerek tebliğ zarfı iade edilmiştir. Ardından ikinci kez 30/03/2022 tarihinde aynı adrese tebliğe çıkarılmış ve aynı sebeple tebliğ yapılamadığından, tebligat pusulası kapıya yapıştırılmış ve evrak çıkaran mercie iade edilmiştir. Davacı tarafından, banka hesaplarına ve taşınmazına haciz uygulanıldığının öğrenildiğinin belirtildiği 23/06/2022 tarihinde davalı idareye başvurulmuş ve ödeme emrinin tebliğine ilişkin tebliğ alındıları ile tebligat pusulasının sureti davalı idareden temin edilerek ve dava dilekçesi ekine eklenerek 07/07/2022 tarihinde anılan ödeme emirlerine dava açıldığı anlaşılmıştır. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 01/01/2018 tarihinde yürürlüğe giren 7061 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle değişik ve "Bilinen adresler" başlıklı 101. maddesinde aşağıdaki düzenlemeye yer verilmiştir: "Bu Kanuna göre bilinen adresler şunlardır: 1. Mükellef tarafından işe başlamada veya adres değişikliğinde bildirilen işyeri adresleri, 2. Yoklama fişinde veya ilgilinin imzası bulunmak şartıyla yetkili memurlar tarafından bir tutanakla tespit edilen işyeri adresleri, 3. 25/4/2006 tarihli ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununa göre oluşturulan adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi. Birinci fıkranın (1) ve (2) numaralı bentlerinde yazılı bilinen adreslerden tarih itibarıyla tebligat yapacak makama en son olarak bildirilmiş veya bu makamca tespit edilmiş olanı dikkate alınır ve tebliğ öncelikle bu adreste yapılır. İşyeri adresinde tebliğ yapılacak olanların bu adresinde bulunamaması, işin bırakılması veya işin bırakılmış addolunması hallerinde tebliğ, gerçek kişilerde kendisinin, tüzel kişilerde bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerinden birinin, tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde ise bunları idare edenler veya varsa temsilcilerinden herhangi birinin adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde yapılır. İşyeri adresi olmayanlara tebliğ, doğrudan adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde yapılır." 213 sayılı Kanun'un 01/01/2018 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 7061 sayılı Kanun'un 17. maddesiyle değişik "Tebliğ Evrakının Teslimi" başlıklı 102. maddesinin beş ve altıncı fıkralarında şu kural yer almaktadır: "Bu Kanunun 101 inci maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde sayılan adrese tebliğe çıkılan hallerde, tebliğ yapılacak kişinin adresinde bulunamaması durumunda (Bulunamama durumu o adresten geçici ayrılmaları da kapsar.) durum, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakı gönderildiği idareye iade edilir. Bunun üzerine tebliği çıkaran merci tarafından tayin olunacak münasip bir süre sonra yeniden tebliğ çıkarılır. İkinci defa çıkarılan tebliğ evrakı da aynı sebeplerle tebliğ edilemezse, tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren bir pusula kapıya yapıştırılır. Bu durum, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakı, gönderildiği idareye iade edilir. Tebliğ evrakının pusulanın yapıştırıldığı tarihten itibaren on beş gün içerisinde muhatabı tarafından alınması hâlinde alındığı günde, bu süre içerisinde alınmaması hâlinde ise on beşinci günde tebliğ yapılmış sayılır. Maliye Bakanlığı, bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir." Ayrıca, verilen yetkiye dayanılarak çıkarılan 485 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nin "3.2. Muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde tebliğe çıkılması" başlıklı bölümünde şu düzenleme bulunmaktadır: "213 sayılı Kanunun 94 üncü maddesi kapsamında tebliğ yapılacak kişinin bilinen işyeri adresinde bulunamaması (geçici ayrılmalar dâhil) ya da muhatabın bilinen işyeri adresinin olmaması durumlarında, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresine tebligata çıkılır ve tebliğ bu adreste yapılır. Tebliğ olunacak evrakı içeren zarf posta idaresince muhatabına verilir ve bu durum muhatap ile posta memuru tarafından tebliğ alındısına tarih ve imza konulmak suretiyle tespit olunur. Zarfın, posta memuru tarafından muhatabına verildiği tarihte tebliğ yapılmış sayılır. 213 sayılı Kanunun 94 üncü maddesi kapsamında tebliğ yapılacak olanların yerleşim yeri adresinde bulunamaması (geçici ayrılmalar dâhil) halinde durum, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilir. Bu durumda kapıya pusula yapıştırılmaz ve tebliğ evrakı derhal gönderildiği idareye iade edilir. Bunun üzerine tebliği çıkaran merci tarafından olayın özelliğine göre (zamanaşımı vs.) tayin olunacak münasip bir süre sonra yeniden tebliğe çıkılır. İkinci defa çıkarılan tebliğ evrakına, adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresine ikinci defa çıkıldığına ilişkin ibare konulur. İkinci defa çıkarılan tebliğ evrakı da aynı sebeplerle tebliğ edilemezse, tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren ve bu tebliğ ekinde yer alan tebligat pusulası (pusula) (Ek:1) kapıya yapıştırılır. Bu durum, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek tebliğ evrakı gönderildiği idareye iade edilir. Tebliğ evrakının pusulanın yapıştırıldığı tarihten itibaren on beş gün içerisinde muhatabı tarafından alınması hâlinde alındığı günde, bu süre içerisinde alınmaması hâlinde ise pusulanın kapıya yapıştırıldığı tarihi izleyen on beşinci günde tebliğ yapılmış sayılır." Ek-1 Pusula örneğinde, uyuşmazlığa konu tebligatın yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan (18/01/2024 tarih ve 32433 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No:485)'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No:558) ile değiştirilmeden önceki) halinde pusulanın kapıya yapıştırılması gereğinin, tebellüğden imtina etme ya da yerleşim yeri adresine ikinci defa gelindiği halde tebliğ yapılacak olanların adreste bulunmaması nedenine dayanıp dayanmadığının tebliğ memurunca işaretlenerek tebliğ evrakının pusulanın kapıya yapıştırıldığı tarihten itibaren on beş gün içinde alınması halinde alındığı gün, bu süre içerisinde alınmaması halinde ise on beşinci günde tebliğ yapılmış sayılacağı belirtilmek suretiyle pusulanın kapıya yapıştırılmasının hukuki sonuçlarına yer verildiği anlaşılmaktadır. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 32. maddesinde, tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılacağı, muhatabın beyan ettiği tarihin, tebliğ tarihi addolunacağı hükmü düzenlenmiştir. Yukarıda yer verilen düzenlemeler doğrultusunda, taraflarca dosyaya ibraz edilen tebligat pusulasının, 485 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ekinde yer alan ve idarede kalacak olan tebligat pusulası olduğu ve pusulada adrese ikinci kez gelindiği, tebliğ evrakının, evrakı gönderen idareden alınabileceği, alınmaması halinde pusulanın kapıya yapıştırıldığı tarihten itibaren on beşinci gün tebliğ edilmiş sayılacağı hususlarını içermesi gerekmektedir. Ancak tebligat pusulasının anılan hususları içermediği görülmektedir. Bu durumda, dava konusu ödeme emirlerinin 213 sayılı Kanun'un 102. maddesinde belirlenen usule uygun biçimde tebliğ edildiğinden söz edilemeyeceğinden, davanın, tebliğ evrakına muttali olunduğu belirtilen tarihten itibaren süresinde açıldığının kabulü gerekmektedir. Bu nedenle, davayı süreaşımı nedeniyle reddeden Vergi Mahkemesi kararına yöneltilen istinaf isteminin reddine dair Vergi Dava Dairesi kararında hukuka uygunluk görülmemiştir. Daire bu gerekçeyle kararı bozmuştur. ... Bölge İdare Mahkemesi ...Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararı: 213 sayılı Kanun'nun 102. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca yapılan tebligata ilişkin dava dosyasına ekli tebliğ pusulası 485 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nin ekinde yer alan ve uygulamada "idare nüshası" olarak adlandırılmakta olan pusula olduğundan, bu pusulada "adrese ikinci kez gelindiği, tebliğ evrakının, evrakı gönderen idareden alınabileceği, alınmaması halinde pusulanın kapıya yapıştırıldığı tarihten itibaren 15. günde tebliğ edilmiş sayılacağı" neviden bir şerhin bulunmasına gerek bulunmamaktadır. Kanun'da aranılan pusulada bulunması zorunlu bu şerhin "muhatap nüshası"nda yer alması gerektiği, bu "muhatap nüshasının" ise yani muhatabın kapısına yapıştırılan pusulanın, idarenin elinde bulunmasına ve dolayısıyla da dosyaya ibrazına imkan bulunmadığı değerlendirilmektedir. Vergi Dava Dairesi bu ek gerekçe ile ilk kararında ısrar etmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Banka hesaplarına haciz konulması üzerine Vergi Dairesine müracaat ettiğinde ... İnşaat Taahhüt ve Ticaret Anonim Şirketine ait ödenmemiş vergi borçları için adına ...tarih ve ... ila ... sayılı ödeme emirlerinin düzenlendiğini öğrendiği, davalı idarede kalan nüshada ''tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği'' ifadesinin olmayacağından bahisle davanın reddedildiği, oysa kanun koyucunun iradesinin ''tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği'' şerhinin mükellef nüshasında bulunduğunun PTT görevlisi tarafından yazılı olarak teyit edilmesinin gerektiği, tebliğ alındısında, tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceğine dair herhangi şerh düşülmediği, "muhatap adreste bulunmadı tanınmıyor/taşınmış olması nedeniyle tebliğ edilemediği" yönünde tebliğ alındısına şerh düşülmüş ise de söz konusu adreste ikamet ettiği ve tanınmamasının mümkün olmadığı, dolayısıyla tebligatın yapıldığına itibar etmenin güç olduğu, ilk derece mahkemesinin kararının gerekçesini oluşturan ve bölge idare mahkemesi tarafından da hukuka uygun bulunan ''tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren pusula muhatabın kapısına yapıştırılan pusuladır; idareye gönderilen pusulada böyle bir şerhin yer almasına gerek yoktur'' yargısının tartışılması gereken hukuki meseleye temas etmediği, zira idarenin elindeki nüshada tebliğ evrakının nereden alınacağına ilişkin kaydın olmasına gerek bulunmadığının tabii olduğu ancak söz konusu nüshada mükellefe gerekli bilgilendirmenin yapıldığının idareye bildirilmesi zorunluluğunun da olduğu belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 28/11/2017 tarihli ve 7061 sayılı Kanun’un 17. maddesiyle değiştirilen 102. maddesinin beşinci fıkrasının üçüncü, dördüncü ve beşinci cümlelerinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle norm denetimi yoluyla başvuru yapılmıştır. Anılan fıkranın iptali istenen cümlelerinin, muhatapların vergi dairelerince düzenlenen işlemlerden haberdar olmalarına imkân sağlayacak güvenceleri taşıdığı Anayasa Mahkemesince kabul edilmiştir (AYM, 22/09/2021, E:2021/37, K:2021/63, § 35). Posta memuru tarafından tebligat işleminin her aşamasında şerh ve imza yoluyla anılan fıkrada belirtilen usule uygun hareket edildiğinin kayıt altına alınması zorunluluğunun bulunmasının da bu güvencelerden biri olarak kabul edildiği anılan karardan anlaşılmaktadır (AYM, 22/09/2021, E:2021/37, K:2021/63, § 31, 36). Ayrıca kararda, ikinci defa çıkarılan tebligatı gönderen idareden alınabileceği şerhini içeren bir pusulanın kapıya yapıştırılıp yapıştırılmadığı, kapıya yapıştırma işleminin ardından bu durumun posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek tebliğ evrakının gönderildiği idareye iade edilip edilmediği hususlarının da yargı mercileri tarafından denetlenebileceğinin açık olduğu belirtilmiştir (AYM, 22/09/2021, E:2021/37, K:2021/63, § 36). 213 sayılı Kanun'un 102. beşinci fıkrasının dördüncü cümlesinde bu durumun posta memuru tarafından şerh ve imza edileceği belirtilmiştir. Tebliğ evrakının ikinci defa tebliğe çıkarılması üzerine bu duruma ilişkin şerhin hangi bigileri ihtiva etmesi gerektiğine anılan fıkranın üçüncü, dördüncü ve beşinci cümlelerinin bütün olarak değerlendirilmesi suretiyle karar verilmedir. Yani şerhin, adrese ikinci kez gelindiği, tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren bir pusulanın kapıya yapıştırıldığı ve tebliğ evrakının pusulanın yapıştırıldığı tarihten itibaren on beş gün içerisinde evrakı gönderen idareden muhatabı tarafından alınması hâlinde alındığı günde, bu süre içerisinde alınmaması hâlinde ise on beşinci günde tebliğ yapılmış sayılacağına dair asgari bilgileri içermesi gerektiği düşünülmektedir. Öte yandan, anılan fıkrada öngörülen kuralların uygulanmasında doğan ihtilafların yargı yolunun açık olması ve yargı mercileri tarafından denetlenebilmesinin mümkün olduğu yukarıda anılan Anayasa Mahkemesi kararında vurgulanmıştır (AYM, 22/09/2021, E:2021/37, K:2021/63, § 36). Olayda olduğu gibi davacı tarafından tebligat pusulasının kapıya yapıştırılmadığı, davalı tarafından ise 485 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği uyarınca yapıştırılması gereken ilgili tebligat pusulasının kapıya yapıştırıldığının ileri sürülmesi durumunda, yargı merciinin, 213 sayılı Kanun'un 102. beşinci fıkrasının davacının lehine olacak şekilde yorumlamak dışında başkaca yapabileceği bir şey de bulunmamaktadır. Dava dosyasına sunulan tebliğ zarfı/alındısının ön yüzüne "adres kayıt sistemindeki adrese gönderilen ikinci tebligattır", arka yüzüne "Adrese gidildi. Muhatap adreste bulunamadı tanınmıyor/taşınmış olması nedeniyle tebliğ edilemedi. Tebligat pusulası kapıya yapıştırıldı. Evrak çıkış mercine iade" şerhi düşülmüştür. Ancak tebliğ zarfı/alındısı üzerine tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği ve tebliğ evrakının pusulanın yapıştırıldığı tarihten itibaren on beş gün içerisinde evrakı gönderen idareden muhatabı tarafından alınması hâlinde alındığı günde, bu süre içerisinde alınmaması hâlinde ise on beşinci günde tebliğ yapılmış sayılacağına dair bir şerh ise düşülmemiştir. Diğer taraftan, 213 sayılı Kanun'un 102. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca verilen yetkiye istinaden çıkarılan 485 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nin uyuşmazlığa konu tebligatın yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan (18/01/2024 tarih ve 32433 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No:485)'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No:558) ile değiştirilmeden önceki) hâlinde Ek-1'de, tebligat pusulasının idare ve muhatap nüshası örneğine yer verilmiştir. Muhatap nüshasında "Tebellüğden imtina edilmesi durumunda pusulanın kapıya yapıştırıldığı tarihte tebliğ yapılmış sayılır. Yerleşim yeri adresine ikinci defa gidildiği halde tebliğ yapılacak olanların bu adreste bulunmaması durumunda (geçici ayrılmayı da kapsar.) tebliğ evrakının pusulanın kapıya yapıştırıldığı tarihten itibaren 15 gün içerisinde alınması halinde alındığı gün, bu süre içerisinde alınmaması halinde 15 inci günde tebliğ yapılmış sayılır." şeklindeki ibareler matbu olarak yer almaktadır. Söz konusu bilgileri matbu olarak içeren tebligat pusulasının muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde kapıya yapıştırılması gerektiği dikkate alındığında bu ibareleri içeren tebligat pusulası örneğinin dava dosyasına idarece sunulması beklenemez. Zira, ancak, bu ibareleri içermeyen idare nüshasının muhatabın kapısına yapıştırılması ve muhatap nüshasının idarede kalması durumunda veya bu ibareleri içeren muhatap nüshasının muhatabın kapısına yapıştırılmasına karşın idarece muhatap nüshasının haricen tekrar düzenlenmesi durumda idarece tebligat pusulasının muhatap nüshasının dava dosyasına sunulması beklenebilir. Anılan iki durum da tebligatı doğrudan sakatlayacağından matbu ibareleri içeren muhatap nüshasının idarece dava dosyasına sunulmamasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Bununla birlikte dava dosyasına sunulan idare nüshasının ise yalnızca muhatabın adı ve soyadı kısmı doldurulmuş, muhatabın vergi kimlik numarası, barkod numarası, saat ve tebliğ evrakını gönderen idare kısmı ise doldurulmamıştır. Tebligat pusulasının idare nüshasında tebliğ evrakını gönderen idarenin adının tebligatı yapan memurca yazılmamış olması tebligat pusulasının muhatap nüshasında da tebliğ evrakını gönderen idarenin adının yazılmadığına ve bu kısmın boş bırakıldığına karine teşkil etmektedir. Bu durumun aksini ispat yükü davalı idareye düşer. Muhatabın kapısına tebligat pusulasının muhatap nüshası yapıştırılmasına karşın tebliğ evrakının alınabileceği idarenin yazılmamış olması veya yanlış yazılmış olması muhatabın tebliğ evrakına ulaşmasını engelleyeceğinden bu eksiklik veya yanlışlık tebligatı usule aykırı hale getirir. Olayda, tebliğ alındısı/zarfına "tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği" ve "tebliğ evrakının pusulanın yapıştırıldığı tarihten itibaren on beş gün içerisinde evrakı gönderen idareden muhatabı tarafından alınması hâlinde alındığı günde, bu süre içerisinde alınmaması hâlinde ise on beşinci günde tebliğ yapılmış sayılacağına" dair bir şerh düşülmemesi ve dava dosyasına sunulan tebligat pusulasının idare nüshasında da tebligatı gönderen idare kısmı boş bırakılması nedeniyle tebligatın usule aykırı yapıldığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, davacının banka hesaplarına haciz uygulanması üzerine dava konusu ödeme emirlerinden haberdar olunmasının ardından on beş gün içinde açılan davanın süresinde olduğu sonucuna varıldığından ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmeksizin, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Benzer bir uyuşmazlıkta, Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, 07/06/2023 tarih E:2022/358, K:2023/667 sayılı kararıyla, davacının yerleşim yeri adresine bırakılan tebligat pusulasının, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 7061 sayılı Kanun ile değişik tebligata ilişkin hükümleri ile 485 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nin ilgili düzenlemeleri uyarınca, adrese ikinci kez gelindiği, tebliğ evrakının evrakı gönderen idareden alınabileceği, alınmaması halinde pusulanın kapıya yapıştırıldığı tarihten itibaren on beşinci gün tebliğ edilmiş sayılacağı hususlarını içermesi gerektiği ancak, tebligat pusulasının anılan hususları içermemesi nedeniyle tebligatın 213 sayılı Kanun hükümlerine uygun şekilde gerçekleştirildiğinden söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın süreaşımı nedeniyle reddine dair karara yöneltilen istinaf talebinin reddi yolundaki ısrar kararının bozulmasına karar verilmiştir. Kurul, bakılan davada, 213 sayılı Kanun'un 01/01/2018 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 7061 sayılı Kanun'un 17. maddesiyle değişik "Tebliğ Evrakının Teslimi" başlıklı 102. maddesinin beş ve altıncı fıkraları ile anılan maddenin verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan 485 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nin ilgili hükümlerini yeniden inceleyerek içtihat değişikliğine karar vermiştir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Tebliğ Evrakının Teslimi" başlıklı 102. maddesinde 7061 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile getirilen kapıya yapıştırma usulü uyarınca ikinci defa tebliğe çıkarılan tebliğ evrakı, ilk defa tebliğe çıkarılan tebliğ evrakı ile aynı sebeple tebliğ edilemediğinde, tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren bir pusula kapıya yapıştırılacak ve bu durum, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek tebliğ evrakı gönderildiği idareye iade edilecektir. Nihayetinde, tebliğ evrakının pusulanın yapıştırıldığı tarihten itibaren on beş gün içinde muhatabı tarafından alınması halinde alındığı günde, bu süre içinde alınmaması halinde ise on beşinci günde tebliğ yapılmış sayılacaktır. Vergi Usul Kanunu'nun 7061 sayılı Kanun ile değişik 102. maddesinin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi hususunda Maliye Bakanlığınca çıkarılan 485 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nin ekinde yer alan "Ek-1"in uyuşmazlığa konu tebligatın yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan (18/01/2024 tarih ve 32433 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No:485)'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No:558) ile değiştirilmeden önceki) hâlinde, 213 sayılı Kanun'un 102. maddesinde kapıya yapıştırılacağı belirtilen tebligat pusulası örneği yer almaktadır. Bu örnek incelendiğinde, biri tebliği çıkaran idarede kalacak diğeri ise muhatabın kapısına yapıştırılacak iki farklı tebligat pusulasının öngörüldüğü, bunlardan muhatabın kapısına yapıştırılacak pusulada, 213 sayılı Kanun uyarınca pusula içeriğinde yer alması gereken bilgilerin tamamının yer aldığı, idarede kalacak pusulada ise muhataba, tebliği çıkaran idareye, tebliğe çıkan memura ilişkin bilgiler ile tarih bilgisine yer verildiği görülmektedir. Uyuşmazlıkta, dava konusu ödeme emirleri, 03/02/2022 tarihinde davacının MERNİS adresine tebliğe çıkarılmış, adresin kapalı olması nedeniyle tebligat çıkaran mercie iade şerhi düşülerek tebliğ zarfı iade edilmiştir. Ardından ikinci kez 30/03/2022 tarihinde aynı adrese tebliğe çıkarılmış ve aynı sebeple tebliğ yapılamadığından, tebligat pusulası kapıya yapıştırılmış ve tebligat çıkaran mercie iade edilmiştir. Davacı tarafından, banka hesaplarına ve taşınmazına haciz uygulanıldığının öğrenildiğinin belirtildiği 23/06/2022 tarihinde davalı idareye başvurulmuş ve ödeme emrinin tebliğine ilişkin tebliğ alındıları ile tebligat pusulasının sureti davalı idareden temin edilerek ve dava dilekçesi ekine eklenerek 07/07/2022 tarihinde anılan ödeme emirlerine dava açıldığı anlaşılmıştır. Davacı tarafından dosyaya sunulan söz konusu tebligat pusulasının, muhatabın kapısına yapıştırılması gereken pusula olmadığı, 485 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ekinde yer alan pusulalardan olan davalı idareye gönderilecek pusula örneği olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda, 485 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ekinde, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca taşıması gerekli unsurları içerecek şekilde matbu olarak yer alan tebligat pusulasının, muhatabın kapısına yapıştırılacak olması nedeniyle dosyaya ibrazının mümkün olamayacağı da dikkate alındığında, muhatabın kapısına yapıştırıldığının kabulü gerektiğinden, dava konusu ödeme emirlerinin tebliğinde hukuka aykırılık görülmemiştir. Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup dilekçede ileri sürülen iddialar, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1- Davacının temyiz isteminin REDDİNE, 2- ... Bölge İdare Mahkemesi ...Vergi Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı ısrar kararının ONANMASINA, 3- 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun ilgili hükümleri ve Kanun'a ek (3) sayılı Tarife uyarınca ödenmesi gereken maktu karar harcı davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından harca hükmedilmesine gerek olmadığına, 4- Yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmediğinden, yatırılan yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde davacıya iadesine, 5- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 13/11/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. X - KARŞI OY: Temyiz isteminin kabulü ile ısrar kararının Danıştay Üçüncü Dairesinin kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.