12. Ceza Dairesi 2011/13413 E. , 2012/13395 K. Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi Suç : Trafik güvenliğini tehlikeye sokma Hüküm : 5237 sayılı TCK'nın 179/3. maddesi yollamasıyla 179/2, 53. maddeleri uyarınca mahkumiyet Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: 5237 sayılı TCK’nın 179/3. maddesinde düzenlenen; alkol ve uyuşturucu madde etkisiyle veya başka bir nedenle “emn…
**12. Ceza Dairesi 2011/13413 E. , 2012/13395 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi Suç : Trafik güvenliğini tehlikeye sokma Hüküm : 5237 sayılı TCK'nın 179/3. maddesi yollamasıyla 179/2, 53. maddeleri uyarınca mahkumiyet Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: 5237 sayılı TCK’nın 179/3. maddesinde düzenlenen; alkol ve uyuşturucu madde etkisiyle veya başka bir nedenle “emniyetli bir şekilde” araç kullanamayacak kişinin, bu halde araç kullanması suçu kasıtla işlenebilecek bir suçtur. Alkol ve uyuşturucu maddenin sırf kullanılmış olması bu suçun oluşması için yeterli olmamakla birlikte Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu raporlarında istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere; alkollü bir şekilde trafikte seyreden bir sürücünün alkol konsantrasyonu hangi seviyede olursa olsun bireysel farklılıklar göstermekle birlikte trafik güvenliği açısından değişen derecelerde risk oluşturabileceği, ancak bu durumun tehlike arz edecek düzeyde olup olmadığı, dolayısıyla sürücünün tesiri altında bulunduğu alkol seviyesinde araç kullanması halinde, güvenli sürüş yeteneğini kaybedip etmediği, bireyin o andaki sürüş ehliyetini belirleyebilecek dikkat, algı, denge, refleks, psikomotor ve nöromotor koordinasyon gibi nörolojik, nistagmus, akomadasyon, görme gibi oftalmolojik ve genel durumunun tespitine yönelik detaylı dahili muayenesine yönelik tıbbi verilerin değerlendirilmesi ile mümkün olabileceği, ancak böyle bir tespit yapılmamış olsa bile bireysel farklılıkları da elimine edebilecek şekilde 100 promilden yüksek olarak saptanan alkol düzeyinin, güvenli sürüş yeteneğini kaybettireceğinin, bilimsel olarak kabulü gerektiği anlaşılmakla; İncelenen dosyada; yönetimindeki otomobil ile seyir halindeyken trafik görevlileri tarafından yapılan yol kontrolü sırasında durdurulan sanığın, alkolmetreyle yapılan ölçümde 68 promil alkollü olduğunun tespit edilmesi şeklinde gelişen olayda; sanığın aldığı alkolün etkisiyle güvenli sürüş yeteneğini kaybettiğine dair bir delil ve sanığın dışa yansıyan davranışları ile ilgili olumsuz bir tespit bulunmadığı, aksine, polis memurlarınca düzenlenen 06.02.2009 tarihli tutanakta, sanığın her hangi bir taşkınlığının olmadığı, konuşmaları ve davranışlarının makul olarak görüldüğünün belirtildiği, her ne kadar Nevşehir Devlet Hastanesinde görevli acil servis doktoru tarafından düzenlenen 06.02.2009 tarihli raporda, “57 promil alkollü olduğu belirlenen sanığın bu haliyle araç kullanamayacağı” şeklinde bir not düşülmüşsede; detaylı dahili muayeneye dayalı tıbbi bir veri içermeyen ve sonuca nasıl ulaştığına dair bir açıklamaya yer verilmeyen, soyut bir görüşten ibaret bu ifadeye sanık aleyhine itibar edilemeyeceği anlaşılmakla, sanığın güvenli sürüş yeteneğini kaybettiği kabulüne götüren bir gerekçe gösterilmeksizin, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olup, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 29.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.