10. Hukuk Dairesi 2024/12420 E. , 2025/5124 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/337 E., 2024/2161 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2021/454 E., 2021/585 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Te
**10. Hukuk Dairesi 2024/12420 E. , 2025/5124 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/337 E., 2024/2161 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2021/454 E., 2021/585 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının 01.10.2009-31.03.2012 yılları arasında davalı işyerinde ... Acente görevlisi olarak çalıştığını, müvekkil emeklilik sorgusu için SGK kaydına baktığında görev süresince sigorta primlerinin yatırılmadığını gördüğünü, ... Belediyesi ve ... ... Müdürlüğü arasında Protokol yapıldığını, bu protokol gereğince ... Belediyesi'nin aldığı Encümen Kararıyla Kasabaya ... acentesi kurulması ve buraya görevli tahsis edilmesi, primlerinin de belediye başkanlığı tarafından yatılması kararı alındığını, bu nedenle de ... Genel Müdürlüğünce müvekkile şifre verilerek tahsilat işleri müvekkil tarafından yapıldığını, müvekkilin bu yerde çalıştığı döneme ilişkin bir çok tahsilat, posta vs. İşlemler yapılmış olup müvekkilin davalının ... şubesindeki tüm işlemlerinde müvekkilin imzası bulunduğunu, bu şartlarda da müvekkil açısından sigortalılık koşulları olduğunu, somut olayda davacı müvekkil ...’ın işyerinin bahse konu verilen aralıklarda iş yerinde 01.10.2009-31.03.2012 yılları arasında aralıksız olarak çalıştığının tespiti için iş bu davayı açmak gereği hasıl olduğunu, açıklanan nedenlerle davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın ... Belediye Başkanlığına ihbar edilmesini talep ettiklerini, davanın hak-düşürücü sürenin geçirildiğini, hak düşürücü sürenin istisnasının da davacı yönünden bulunmadığını, bu nedenle davacının taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın husumetlisinin ... Belediyesi Başkanlığı olduğunu, müvekkili Kurumun bu dava ile herhangi bir ilgisi ve sorumluluğu bulunmadığını, davanın öncelikle hak düşürücü süreden sorasında husumetten, esasa girilmesi halinde davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesi talep edilmiştir. 2.Fer'i müdahil SGK vekili, davacının hizmet dökümünde iddia ettiği tarihlerde sigortasının bulunmadığını, davacının iddia ettiği çalışmayı bilebilecek tanıkların belirlenmesi gerektiğini, bordro tanıklarının dinlenmesi gerektiğini, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "1-Davanın kabulü ile davacının 01.10.2009-31.03.2012 tarihlerinde davalı şirketin ... ... Acentesinde davacının asgari ücret üzerinden sigortalı olarak çalıştığının tespitine," karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde: Davanın hak düşürücü süre yönünden davanın reddi gerektiğini, davacı ile ... arasında iş sözleşmesi bulunmadığını, nitekim davacı tanıklarının da sigortalarının belediye tarafından yatırıldığını belirttiklerini, ... Belediyesi ile yapılan 12.06.2009 tarihli protokolde de belediyenin işlerinin takip edileceğinin ve belediye tarafından görevlendirileceğinin bildirildiği, eksik inceleme sonucu verilen kararın bozulmasını talep etmektedir. 2.Fer'i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde: Tanık beyanlarının açık olmadığını, yazılı delil bulunmadığını, davacının çalıştığı dönemde ... Belediyesi mevcutken kapatılması sebeebi ile İl Özel İdaresinin davaya dahili olmadan taraf teşkili sağlanmadan karar verildiğini, kararın bozulmasını talep etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının 01.10.2009-31.03.2012 tarihleri arasında çalıştığının tespiti istemine ilişkindir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun “prim belgeleri ve işyeri kayıtları” başlıklı 86. maddesinin dokuzuncu fıkrasına göre; Aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde iş mahkemesine başvurarak, alacakları ilâm ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları dikkate alınır. Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davalı işyerinden davacı adına hizmet bildiriminde bulunulmadığı, SGK kayıtlarında ... ... şubesi işyerinin bulunmadığı, ... ... şubesi dosyasının 1990 yılında imha edildiği, 01.06.2018 tarihli tutanakta ilçede meydana gelen sel felaketi nedeniyle ... ... şubesinin arşiv evraklarının ıslandığının tespit edildiği görülmektedir. Mahkemece talep gibi davanın kabulüne dair karar verilmiş ise de, hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. Somut olayda, davanın 04.10.2021 tarihinde açıldığı, işveren tarafından herhangi bir bildirimde bulunulmadığı ve çalışmanın geçtiği 2012 yılını takip eden 5 yıllık sürede davanın açılmamış olduğu gözetildiğinde, kabul kararı verilen dönem yönünden hak düşürücü süre irdelenmeli ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Açıklanan maddi ve hukuki esaslar göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalı ... vekili ve fer'i müdahil SGK vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üye ...'ın muhalefetine karşı, Başkan ..., Üyeler ..., ... ile ...'ün oyları ve oy çokluğuyla, 27.03.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY GEREKÇESİDİR I. UYUŞMAZLIK 1. Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık açılan hizmet tespit davasında “davalı ... Müdürlüğü ile dava dışı ihbar edilen ve anılan tarihlerde Belediye olan ... Köy Muhtarlığı ile ... Acentelikleri yönetmeliği kapsamında acente sözleşmesi kapsamında çalıştırılan ve davalı ... tarafından ücreti ödenen, bu konuda davalı tarafından 9000970 numaralı sicil kaydı verilen, ancak kayıtları 2018 yılında meydana gelen sel ve su baskını nedeni ile zayi olan kurumda çalıştığını iddia eden davacı sigortalının kuruma bildirim yapılmaması nedeni ile bu sözleşmenin hak düşürücü süreyi kesen belgelerden sayılıp sayılamayacağı, noktasında toplanmaktadır. 2. İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne dair kararının davalı feri müdahil kurum tarafından istinaf edilmesi üzerine ise istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. 3. Kararın davacı sigortalı ve feri müdahil tarafından temyizi üzerine ise çoğunluk görüşü ile "5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun “prim belgeleri ve işyeri kayıtları” başlıklı 86. maddesinin dokuzuncu fıkrasına göre; Aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalıların, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde iş mahkemesine başvurarak, alacakları ilâm ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayılarının dikkate alınacağı", dosyadaki kayıt ve belgelerden, davalı işyerinden davacı adına hizmet bildiriminde bulunulmadığı, SGK kayıtlarında ... ... şubesi işyerinin bulunmadığı, ... ... şubesi dosyasının 1990 yılında imha edildiği, 01.06.2018 tarihli tutanakta ilçede meydana gelen sel felaketi nedeniyle ... ... şubesinin arşiv evraklarının ıslandığının tespit edildiği, mahkemece talep gibi davanın kabulüne dair karar verilmiş ise de, hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğu, somut olayda, davanın 04.10.2021 tarihinde açıldığı, işveren tarafından herhangi bir bildirimde bulunulmadığı ve çalışmanın geçtiği 2012 yılını takip eden 5 yıllık sürede davanın açılmamış olduğu gözetildiğinde, kabul kararı verilen dönem yönünden hak düşürücü süre irdelenmeli ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği" gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir. II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: 4. İş ve Sosyal Güvenlik Hukukunun temel ilkelerinden birisi de işçi-sigortalı lehine yorum ilkesidir. İş hukukunun temel prensipleri arasında yer alan işçinin korunması ilkesinin bir sonucu olan işçi lehine yorum ilkesi, sosyal güvenlik hukukunda kendini sigortalı lehine yorum şeklinde göstermektedir. Sosyal güvenlik hukukunda genel amaç, bu haktan olabildiğince fazla kesimin yararlanabilmesi yani kapsamının genişletilmesidir. Diğer bir ifadeyle bu hukukun uygulanmasında esas alınacak temel ilkelerden birisi de şartlar elverdiği ölçüde sigortalı lehine yorum yapılmasıdır. 5. Sosyal devlet; bireylere belirli bir sosyal güvenlik hakkı ve asgari gelir düzeyi öngören, sağlık ve refah hizmetlerinden serbestçe yararlanma ve belirli bir yaşa kadar eğitim olanağı sunan, bir takım sosyal riskleri önleyici tedbirler alan devlet anlayışıdır. Sosyal devlet olmanın bir gereği ve sonucu da, sosyal güvenlik hakkının tüm bireylere sağlanması ve güvence altına alınmasıdır. Dolayısıyla, hukuk kuralı uygulanırken Anayasada güvence altına alınan en temel haklardan biri olan sosyal güvenliğin esas ilkelerinden (sosyal güvenliğinin kapsamının ve uygulama alanının kişiler ve riskler açısından genişletilmesi) hareket ederek sigortalı lehine yoruma başvurulması yanlış olmayacaktır. Bu kapsamda, yorum yöntemi seçilirken tek bir yorum yönteminden hareket etmek yerine; bu hukuk dalının genel niteliği ve amacı da göz önüne alınarak yoruma başvurmak daha sağlıklı sonuçlar verecektir. Değişik tarihlerde verilen yargı kararlarına bakıldığında; sigortalı lehine yorum ilkesinin uygulamaya geçirildiği görülmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 1990 yılında verdiği bir kararda (Y.H.G.K 14.2.1990 E. 1989/10-391 K. 1990/83); "Kanunun çok açık olmasına karşın yine de kuşkulu bir durumun varlığı iddia edildiği taktirde şüphenin sigortalının lehine yorumlanacağı ise iş ve sosyal güvenlik hukukunun temel ilkelerindendir" diyerek bunu vurgulamıştır(Prof. Dr. ... ..., Sosyal Güvenlik Hukuku’nda Sigortalı Lehine Yorum İlkesi. ... ... On ... ... 2016 s: 236 vd). 6. Davanın yasal dayanağı olan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun “prim belgeleri ve işyeri kayıtları” başlıklı 86. maddesinin dokuzuncu fıkrasına göre; Aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde iş mahkemesine başvurarak, alacakları ilâm ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları dikkate alınır. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. 7. Öncelikle temel ve vazgeçilmez hak olan sosyal güvenlik hakkı sınırlanırken, hak düşürücü sürenin kesilmesi yönünde, Anayasa’nın 13. maddesinin göz ardı edilmemesi gerekir. Anayasanın 13. maddesinde temel hakların özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı açıkça belirtilmiştir. Sosyal güvenlik hakkının hak düşürücü süre açısından önem taşıyan belgelerin yönetmeliğe bırakılması ve yönetmelikte sınırlandırılması, Anayasa düzenlemesine uygun olmadığı gibi Kurumun tespit ettiği çalışmaların da bu kapsamda değerlendirilmesi, takdir hakkının kötüye kullanılması açısından da doğru olmayacaktır. Kurumun kayıtlar var ise hiç tereddütsüz tüm sigortalılar için çalışmayı saptaması anayasal ve yasal görevidir. 8. Belirtmek gerekir ki kamu kurumu tarafından tutulan ve çalışma olgusunu kanıtlayan belgeler de Kuruma intikal eden belgeler kadar nitelikli ve esas alınması gereken belgelerdendir. En azından madde de belirtildiği gibi Kurumca bu belgeler esas alınarak çalıştığı rahatlıkla saptanabilir. Kurumun bu saptamayı yapmaması maddedeki takdir hakkını keyfi kullanması anlamına gelecektir. III. SONUÇ: 9. Somut uyuşmazlığa gelince davacı sigortalının davacının acente sözleşmesi kapsamında davalı ... hizmetlerini yapmak üzere hizmet tespiti istenilen dönemde çalıştığı sabittir. Acente sözleşmesinin her iki tarafı da kamu kurumudur. Dosyaya gelen her iki Kurum yazısında da davacının çalıştığı sabittir. Davacı hakkında düzenlenen bu belgeler kamu kurumu işverenden sadır olduğu açıktır. Kurumca çok rahatlıkla çalıştığı saptanabilecektir. Sigortalı lehine yorum da bunu gerektirmektedir. 10. İlk Derece Mahkemesinin kabul kararı yerinde olup, kararının onanması gerektiği düşüncesinde olduğumdan Sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılınmamıştır.