6. Hukuk Dairesi 2015/2255 E. , 2015/3766 K. "" MAHKEMESİ : Çaycuma Sulh Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 22/10/2014 NUMARASI : 2014/121-2014/1324 Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava açıktan fena kullanma ve konut ihtiyacı nedeniyle tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece istemin reddine karar verilme…
**6. Hukuk Dairesi 2015/2255 E. , 2015/3766 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Çaycuma Sulh Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 22/10/2014 NUMARASI : 2014/121-2014/1324 Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava açıktan fena kullanma ve konut ihtiyacı nedeniyle tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece istemin reddine karar verilmesi üzerine hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili davacıya ait bulunan dairede davalının yaklaşık 9 yıldır kiracı olarak oturduğunu, ilk kira sözleşmesinin 01.05.2004 tarihinde, ikinci kira sözleşmesinin ise 01.01.2009 tarihinde yazılı olarak yapıldığını, sözleşmenin bitiş tarihinden önce davalıya ihtarname gönderilerek sözleşmenin yeni dönemde yenilenmeyeceğinin bildirildiğini, davalı kiracının ise gönderilen ihtarnamelere ve sözlü uyarılara rağmen daireyi tahliye etmediğini, davalının gerek müvekkili davacıyı gerekse de apartmanda oturan diğer kiracıları rahatsız ettiğini, gerek müvekkili ve oğlu gerekse de diğer komşular tarafından defalarca sözlü olarak uyarılan davalının bu eylemlerine son vermediğini, 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 316.maddesinde yazılı haller mevcut olduğundan sözleşmenin feshedildiğini ve bu durumun ihtarnameyle davalıya bildirilerek taşınmazı 30 gün içerisinde tahliye etmesinin istenildiğini, ayrıca müvekkili davacının oğlunun 2014 yılı Mayıs ayı içerisinde düğününün yapılacağını ve Türkiye'deki ikametgahı olarak da dava konusu taşınmazı kullanacağını, davalının davaya konu taşınmazın balkonunu kömür ve odun yığarak depo olarak kullandığını, müvekkili davacının davalıyı uyarmak istediğini ancak bu sefer de davalının müvekkiline yönelik hakaret ve tehditlerde bulunarak kendisini evden kovduğunu, yine davalının apartmanın merdiven boşluklarına insan dışkılarını dökerek gerek komşulara gerekse de apartmana zarar verdiğini belirterek davalının tahliyesine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, sözleşmenin bitim tarihinden en az bir ay önce çekilmeyen ihtarnamenin yok hükmünde sayılacağını, davacının müvekkili davalı hakkında asılsız dedikodular çıkartarak kendisini tahliye etmeye çalıştığını, davacının oğlunun Almanya'da ikamet eden ve çalışan aynı zamanda Alman vatandaşı olan birisi olduğunu, oturmak için dava konusu daireye ihtiyacı bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacı tanıklarının beyanlarının hayatın olağan akışına ve dosya kapsamına uygun düşmediği, davacı tanıklarının davacıya ait dairelerde halen kiracı olarak oturan şahıslar olduğu, dolayısıyla davacı ev sahibi lehine beyanda bulunmalarının beklenen ve son derece normal karşılanması gereken bir durum olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.