9. Ceza Dairesi 2022/14594 E. , 2023/2431 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2010/16 E., 2012/122 K. SUÇLAR : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı, çocuğun cinsel istismarı HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat, hükmün açıklanmasının geri bırakılması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî iade, kısmî onama, kızmî bozma Şikayetçi Bakanlık vekilinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kanun yolu m…
**9. Ceza Dairesi 2022/14594 E. , 2023/2431 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2010/16 E., 2012/122 K. SUÇLAR : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı, çocuğun cinsel istismarı HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat, hükmün açıklanmasının geri bırakılması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî iade, kısmî onama, kızmî bozma Şikayetçi Bakanlık vekilinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükümleri temyize hakkı bulunmadığı; sanık hakkında mağdure...’ya karşı çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının aynı Kanun’un 231 inci maddesinin onikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu anlaşılmıştır. Sanık hakkında mağdureler ... ve ...'e yönelik beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı suçundan kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz eden sanık müdafilerinin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 27.08.2009 tarihli ve 2009/38462 soruşturma numaralı iddianamesi ile sanık hakkında, mağdureler..., ..., ... ve ...'ya karşı ayrı ayrı çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile İstanbul Asliye Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. 2. İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.12.2009 tarihli ve 2009/859 Esas, 2009/1098 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci, üçüncü ve altıncı fıkraları ile 43, 53 ve 63 üncü maddeleri uyarınca görevsizlik kararı vererek dosyayı görevli ve yetkili İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine göndermiştir. 3. İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.05.2012 tarihli ve 2010/16 Esas, 2012/122 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, a) Mağdure ...'ya karşı çocuğun cinsel istismarı suçundan, sanığın atılı suçu işlediği yönünde savunmasının aksine iddiadan başka her türlü şüpheden uzak mahkumiyetine yeterli kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden beraatine, b) Mağdure...'ya karşı çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi delaletiyle 103 üncü maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü fıkrası uyarınca 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunlukların; 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası, altıncı fıkrasının (a) ve (d) bentleri uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, c) Mağdure ...'e karşı beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi delaletiyle 103 üncü maddesinin birinci, üçüncü ve altıncı fıkraları ile 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü fıkrası uyarınca 13 yıl 5 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, d) Mağdure ...'e karşı beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi delaletiyle 103 üncü maddesinin birinci, üçüncü ve altıncı fıkraları ile 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü fıkrası uyarınca 13 yıl 5 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir. 4. İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.05.2012 tarihli ve 2010/16 Esas, 2012/122 Karar sayılı kararının sanık müdafileri tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 08.12.2014 tarihli ve 2014/363 Esas, 2014/13824 Karar sayılı kararı ile mağdure... hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının itirazı kabil olup temyizi mümkün olmadığından itiraz merciince bir karar verilmesi gerektiğinden ... ve ...'e yönelik beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı suçuyla sınırlı yapılmasına, sair temyiz itirazlarının reddine, hükümden sonra 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 58, 59, 60, 61 inci maddeleri ile 5237 sayılı Kanun'un 102, 103, 104 ve 105 inci maddelerinde yeralan cinsel dokunulmazlığa karşı suçların yeniden düzenlenmesi karşısında; 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin ikinci fıkrasındaki "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur" hükmü gözetilerek, lehe olan hükmün, önceki ve sonraki kanunların bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi ve her iki kanunla ilgili uygulamanın, denetime imkân verecek şekilde kararda gösterilmesi suretiyle yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle bozulmasına oy çokluğuyla karar verilmiştir. 5. Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 08.12.2014 tarihli ve 2014/363 Esas, 2014/13824 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 13.02.2015 tarihli ve 14-2012/233104 sayılı itiraznamesi ile yalnızca lehe kanunun tespitine ilişkin olan sair redli “BOZMAYA” dair kararın kaldırılarak, eksik incelemeyle karar verildiğinden bahisle ve kabule göre de 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 6545 sayılı Kanun hükümleri gözetilerek lehe kanun tespitinin yapılmasında zorunluluk bulunduğu belirtilmek suretiyle hükümlerin "BOZULMASINA" karar verilmesi talebi ile itiraz edilmiş ve dosya tekrar Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesine gönderilmiştir. 6. Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 11.05.2015 tarihli ve 2015/1811 Esas, 2015/6269 Karar sayılı kararı ile Dairenin bozma kararı usul ve kanuna uygun bulunup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ileri sürülen itiraz nedenleri yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 308 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca itirazın Yargıtay Ceza Genel Kurulunca incelenmesi için dosyanın Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE karar verilmiştir. 7. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.03.2019 tarihli ve 2015/14-601 Esas, 2019/167 Karar sayılı kararı ile "Uluslararası sözleşmeler ve Anayasa ile güvence altına alınan hak arama hürriyetinin sağlanması ve pozitif ayrımcılık ilkesinin tesisi amacına uygun olarak CMK'nın 234. maddesinin 1. fıkrası ve 6284 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca, sanık hakkında açılan kamu davasına katılma hakkı bulunan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının davadan haberdar edilmesi zorunluluğunun bulunduğu, bu zorunluluğun hüküm verilinceye kadar yerine getirilmemesi durumunda ise CMK'nın 35 ve 260. maddeleri uyarınca kanun yollarına başvurma hakkı bulunan anılan Bakanlığa gerekçeli kararın tebliğ edilmesi gerektiği, ancak somut olayda sözü edilen kanuni imkânların tanınmadığı anlaşıldığından, yargılamanın başında davadan haberdar edilmesi gereken, temyiz aşamasına kadar bu hakkı kullandırılmayan ve haklarını korumanın başka bir yolu da bulunmayan Bakanlığın kanundan kaynaklanan kamu davasına katılma ve buna bağlı kanun yoluna başvurma haklarını kullanabilmesi amacıyla Özel Dairece öncelikle tevdi kararı verilmek suretiyle, 30.05.2012 tarihli gerekçeli kararın Bakanlığa tebliğinin sağlanarak yasal temyiz süresinin başlatılması, kararların Bakanlık tarafından temyiz edilmemesi durumunda temyiz davasının sadece sanık müdafilerin temyiziyle sınırlı olarak sonuçlandırılması; Bakanlık tarafından temyiz edilmesi durumunda ise Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca ek tebliğname düzenlenmesi sağlanıp, CMK'nın 260. maddesi uyarınca Bakanlığın davaya katılan olarak kabulüne karar verildikten sonra temyiz istemlerinin birlikte ve tek seferde incelenerek temyiz davasının sonuçlandırılması gerekmektedir. Ancak bu aşamada Bakanlığın sanık hakkında açılan kamu davasından haberdar edilmemesi suretiyle katılma ve diğer haklarını kullanma imkânının kısıtlandığı gerekçesiyle Yerel Mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesi mümkün görülmediğinden 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle KABULÜNE, 2- Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 08.12.2014 tarihli ve 363-13824 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA, 3- Dosyanın, 30.05.2012 tarihli gerekçeli kararın Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına tebliğinin sağlanması için tevdi kararı verilmesi amacıyla Yargıtay 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE" karar verilmiştir. 8. Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 16.12.2019 tarihli ve 2019/5949 Esas, 2019/13327 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına tebliğ edilmesi için tevdiine karar verilmiş, kararın tebliği üzerine Bakanlık vekili 29.01.2020 tarihli dilekçesi ile kararı temyiz etmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık Müdafilerinin Temyiz İsteği Kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna ve sair hususlara ilişkindir. B. Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Davaya müdahil olarak katılmalarına karar verilmesine, yalan söylemesi için hiçbir sebebi olmayan mağdurenin istikrarlı beyanlarına itibar edilmeyerek beraat kararı tesis edilmesine, meydana gelen zararın ağırlığını göz önüne alarak kanunda belirtilen cezanın üst sınırıyla karar verilmesi gerektiğine, kararın usul ve kanura aykırı olduğuna ve sair hususlara ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Sanığın sınıf öğretmeni olduğu, mağdurelerden ...'i masasına çağırdığı, öğrencilerin dikkatini başka yöne çekerek ...'in külotlu çorabını aşağıya indirdiği, kucağına oturttuğu, eliyle cinsel organına dokunduğu ve dudağından öptüğü, sanığın bu eylemlerini bir kaç defa yaptığı, Mağdure ...'i masasına çağırdığı, özel bölgelerini ellemeye çalıştığı, ancak kendisinin uzaklaştığı, kucağına oturttuğu, özel bölgelerini ellediği, dudağından öptüğü, Mahkemece kabul edilen olayda; Mağdureler ... ve ...'in ruh sağlıklarının bozulduğu, Sanığın isnat edilen suçları işlemediğini, kendisine karşı bir iftira ve komplo olduğunu, suçlamaları kabul etmediğini savunduğu, Mağdureler ... ile...'nın sanığın diğer mağdureler ... ile ...'e cinsel istismarda bulunduğunu gördüklerini beyan ettikleri, Okulda hizmetli olarak çalışan tanık ...'in evrak imzalattırmak için sanığın sınıfına gittiği bir zamanda sanık ... bilgisayar masasında oturduğunu, sol ayağı masanın dışına taştığını, ... isimli öğrenci sırtı dönük vaziyette sanığa yaslandığını, ayaklarının yere değdiğini, bu şekilde iki defa gördüğünü, olaydan sonra müdür yardımcısı ... T.'ye anlattığını, ... T.'nin de "Olay öğretmen- öğrenci ilişkisidir, bunda yanlış anlaşılacak bir şey yoktur" dediğini beyan ettiği, Dosya kapsamında dinlenen diğer tanıkların görgüye dair bilgilerinin olmadığı, sanık öğretmenin öğrencisi olan mağdurelere karşı herhangi bir istismarda bulunduğuna dair duyumlarının olmadıklarını belirttikleri, 04.06.2009 Perşembe günü üç velinin okul müdürü ...'nin yanına gelip okul öğretmeni sanığın sınıftaki kız öğrencileri kucağına oturttuğunu ve bundan rahatsız olduklarını anlatmaları üzerine İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne haber verildiği, soruşturma başlatıp 10.06.2009 tarihinde İlk Öğretim Müfettişleri Başkanlığınca savcılığa suç duyurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. Sanığın Hakkında Katılan ...’ya Karşı Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Verilen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı Yönünden Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi oldukları, temyizlerinin mümkün olmadığı, aynı Kanun’un 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.” şeklindeki düzenleme dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin itiraz merciince yapılması gerektiği anlaşılmıştır. B. Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz Talebi Yönünden 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re'sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükümleri temyize hakkı bulunmadığından temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. C. Sanık Hakkında Mağdureler ... ve ...'e Karşı Beden veya Ruh Sağlığını Bozacak Şekilde Çocuğun Cinsel İstismarı Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden Mağdurelerin aşamalardaki istikrarlı beyanları, mağduler ... ile ...'in birbirlerini doğruladıkları gibi, diğer mağdurler ... ve...'nın da sanığın diğer mağdureler ... ile ...'e cinsel istismarda bulunduğunu gördüklerini beyan etmeleri, tanık ...'in anlatımları, mağduler ile sanık arasında iftira atmayı gerektirecek bir husumet bulunmaması ve tüm dosya kapsamına göre sanığın atılı suçları işlediği ve mağdurelerin ruh sağılığının bozulduğu anlaşılmıştır. Ancak; Hükümden sonra 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 58, 59, 60, 61 inci maddeleri ile 5237 sayılı Kanun'un 102, 103, 104 ve 105 inci maddelerinde yeralan cinsel dokunulmazlığa karşı suçların yeniden düzenlenmesi karşısında; 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin ikinci fıkrasındaki "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur" hükmü gözetilerek, lehe olan hükmün, önceki ve sonraki kanunların bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi ve her iki kanunla ilgili uygulamanın, denetime imkân verecek şekilde kararda gösterilmesi suretiyle yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle Mahkeme hükmünde hukuka aykırılık bulunmuştur. D. Sair Temyiz Sebepleri Yönünden Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanık müdafilerinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. V. KARAR A. Sanık Hakkında Katılan ...’ya Karşı Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Verilen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararları Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafilerinin kanun yolu başvuruları itiraz merciince incelenmek üzere esası incelenmeyen dava dosyasının, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle Mahkemesine iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, B. Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz Talebi Yönünden Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.05.2012 tarihli ve 2010/16 Esas, 2012/122 Karar sayılı kararırına yönelik Bakanlık vekilinin temyiz isteğinin , 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, C. Sanık Hakkında Mağdureler ... ve ...'e Karşı Beden veya Ruh Sağlığını Bozacak Şekilde Çocuğun Cinsel İstismarı Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçenin (C) bölümünde açıklanan nedenle İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.05.2012 tarihli ve 2010/16 Esas, 2012/122 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafilerinin temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun'un 321 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye değişik gerekçeyle uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.04.2023 tarihinde karar verildi.