Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/6436 E. , 2024/4295 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/6436 Karar No : 2024/4295 DAVACI : ... Derneği DAVALI : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... DAVANIN_KONUSU : 13/02/2018 tarihli ve 30331 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik'in, 15/08/2020 tarih ve 31214 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile değiştirilen 6. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin (5) numar…
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/6436 E. , 2024/4295 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/6436 Karar No : 2024/4295 DAVACI : ... Derneği DAVALI : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... DAVANIN_KONUSU : 13/02/2018 tarihli ve 30331 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik'in, 15/08/2020 tarih ve 31214 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile değiştirilen 6. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin (5) numaralı alt bendindeki "Kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış" ibaresinin iptali istenilmektedir. DAVACININ_İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu düzenlemenin, önceden hapis cezası almış ve cezası infaz edilmiş kişilerin ikinci el taşıt ticareti işini tümüyle yasakladığı, suçun işlendiği zamandan çok sonra çalışma hayatına girmekten alıkoyduğu, dolayısıyla hapis cezası hükümlülüğü bulunan dernek üyelerinin mağduriyetine sebep olduğu, Anayasa'nın çalışma hakkını düzenleyen 49. maddesi ile suç ve cezalara ilişkin esasları düzenleyen 38. maddesine aykırı olduğu, Anayasa ile güvence altına alınan temel hakların ihlal edildiği ileri sürülmektedir. DAVALININ_SAVUNMASI : Davalı tarafından, 6585 sayılı Perakende Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 16. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi ile Bakanlığın, açıkça taşınmaz ve ikinci el motorlu kara taşıtı alım satımı gibi ticari faaliyetleri yürütenlere yönelik mesleki davranış kurallarını belirlemeye ve bu faaliyetlerin yürütülmesine ilişkin düzenlemeler yapmaya görevli ve yetkili kılındığı, Bakanlığa verilen bu görevin yalnızca mesleki davranış kurallarının belirlenmesiyle sınırlı olmayıp aynı zamanda bu ticari faaliyetlerin yürütülmesine ilişkin düzenlemeler yapmayı da kapsadığı, yetki belgesi alınabilmesi için kasten işlenen bir suçtan veya belirli suçlardan hüküm giyilmemiş olmasına yönelik düzenlemenin de bu çerçevede yürürlüğe konulduğu, iptali talep edilen ibarenin, ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretinde nitelikli insan kaynağı oluşturulması, ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretinin nitelikli bir ortamda yapılması, bu işletmelerde hizmet kalitesi ile tüketici memnuniyetinin artırılması ve bu sayede saygınlık ve güvenin ötesinde kamu yararının gözetilmesi amacıyla düzenlendiği, 6585 sayılı Kanun ile Bakanlığa tevdi edilen yetkinin, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile görevlendirilmesi gereği kullanıldığı, yetki belgesi alınmasına engel teşkil eden suça ilişkin olarak 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 13/A maddesi uyarınca yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması ve yetki belgesi verilmesinde aranan diğer şartların da sağlanması koşuluyla, bu kararı alan kişinin sahibi veya temsilcisi olduğu işletmelere yetki belgesinin verildiği, ikinci el motorlu kara taşıtı alım satım faaliyetinin, günümüze kadar kendisine has özel bir düzenleme olmaksızın yapıldığı, ancak bu faaliyete ilişkin piyasada yaşanan güven sorunlarının ve buna bağlı kamuoyu nezdinde oluşan olumsuz algı ve düşük meslek itibarının, Bakanlığı bu alanı düzenlemeye yönelttiği, bu nedenle dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : ... DÜŞÜNCESİ : Dava, 15/08/2020 tarihli, 31214 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 5. maddesi ile değiştirilen esas Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin (5) numaralı alt bendindeki "Kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış" ibaresinin iptali istemiyle açılmıştır. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 124. maddesine göre; Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler. Hukukun temel ilkelerinden olan hiyerarşik normlar sisteminde; alt düzeydeki normlar, kaynağını ve yürürlüklerini üst düzeydeki normlardan almaktadır. Normlar hiyerarşisinin en üstünde evrensel hukuk ilkeleri ve Anayasa bulunmakta ve daha sonra gelen kanunlar, Cumhurbaşkanlığı kararnameleri yürürlüğünü Anayasadan, yönetmelikler ise yürürlüğünü kanunlar ile Cumhurbaşkanlığı kararnamesinden almaktadırlar. Bir normun kendisinden daha üst durumda bulunan ve dayanağını oluşturan bir norma aykırı veya bunu değiştirici nitelikte kural getirmesi temel hukuk ilkelerine aykırılık oluşturacaktır. Normlar hiyerarşisinin yönetmelikler bakımından ifadesi, kendisini Anayasanın 124. maddesinde gösterdiği gibi idarenin özerk ve türev düzenleme yetkisine de dayanak oluşturmaktadır. "Hukuk Devleti", bütün işlem ve eylemleri hukuka uygun, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdürmekle kendini yükümlü sayan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, yargı denetimine açık, yasaların üstünde, yasa koyucunun da uymak zorunda olduğu Anayasa'nın ve temel hukuk ilkelerinin bulunduğu bilincinde olan devlettir. Kişilere hukuk güvenliğinin sağlanması da hukuk devletinin ön koşullarındandır. İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmeliği 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'na dayanılarak yürürlüğe konulmuştur. 6585 sayılı Kanun’un 16. maddesinin 1. fıkrasında; "(1) Bakanlık; a) Perakende sektörünün ve perakende işletmelerin ülke genelinde dengeli bir şekilde yayılması, büyümesi ve gelişmesine yönelik çalışmalar yapmaya, b) Taşınmaz ve ikinci el motorlu kara taşıtı alım satımı gibi ticari faaliyetleri yürütenlere yönelik mesleki davranış kurallarını belirlemeye ve bu faaliyetlerin yürütülmesine ilişkin düzenlemeler yapmaya, c) İstatistiki bilgileri derlemeye, düzenlemeye ve yayımlamaya, ç) Bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak oluşan tereddütleri gidermeye, ikincil düzenlemeler yapmaya ve her türlü idari tedbiri almaya, görevli ve yetkilidir." kuralına yer verilmiştir. Davalı Ticaret Bakanlığının, taşınmaz ve ikinci el motorlu kara taşıtı alım satımı gibi ticari faaliyetleri yürütenlere yönelik mesleki davranış kurallarını belirlemeye ve bu faaliyetlerin yürütülmesine ilişkin düzenlemeler yapma konusunda görev ve yetkisi bulunmakla birlikte; Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin 5 numaralı alt bendinde yer alan dava konusu kural, ikinci el motorlu kara taşıtı alım satım faaliyeti ile iştigal edenler bakımından çalışma hakkını tamamen yasaklayıcı nitelikte olduğu, Kanun'da olmayan bir kısıtlama ve/veya yasaklama getirdiği, Kanun'la verilen yetkinin dışında, idarenin ikincil, türev nitelikteki yetkisinin normlar hiyerarşisine aykırı şekilde düzenleme yapılmış olup, hukuka aykırı bulunmaktadır. Uyuşmazlık Anayasal düzeyde ele alındığında; Anayasa'nın 48. maddesinde “Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir.” şeklinde ifadesini bulan “Çalışma ve sözleşme hürriyeti” ile 49. maddesindeki “Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir.” yolundaki düzenlemesine konu hak ve özgürlüğün; idarenin anayasadan kaynağını alan türev düzenleme yetkisi dışında ve aynı zamanda ancak kanunla sınırlamaya ilişkin anayasal düzenlemeye aykırı olduğundan, dava konusu Yönetmelik düzenlemesinde hukuka uyarlık görülmemiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Belli haklardan yoksun bırakılma" başlıklı 53. maddesinde; kişinin, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak; "a) Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya Devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten, b) Seçme ve seçilme ehliyetinden, c) Velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan, d) Vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasi parti tüzel kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi olmaktan, e) Bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tabi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarak icra etmekten..." yoksun bırakılacağı ve hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamayacağı kuralı getirilmiştir. İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmeliğin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde, "i) Motorlu kara taşıtları alım satım sorumlusu: İkinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal eden gerçek kişi tacirler ile esnaf ve sanatkârların kendilerini, ticaret şirketleri ve diğer tüzel kişi tacirler ile şubelerde ise bu faaliyetleri yürüten yetkili temsilcileri" ve "l) Yetki belgesi: İkinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal edilebilmesi için ticari işletmeler ile esnaf ve sanatkâr işletmeleri adına düzenlenen belgeyi ifade eder" kuralları yer almıştır. Yönetmeliğin "Yetki belgesi verilmesinde aranan şartlar" başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasının 5. bendinde: “Kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış veya devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, milli savunmaya ve devlet sırlarına karşı suçlar ile casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, terörizmin finansmanı, kaçakçılık, vergi kaçakçılığı veya haksız mal edinme, işkence, cinsel saldırı ve çocukların cinsel istismarı suçlarından hüküm giymemiş ya da ticaret ve sanat icrasından hükmen yasaklanmamış olması” kuralına yer verilmiştir. 5237 sayılı Kanun'un suç ve cezalara ilişkin temel kanun olduğu, bir suçtan mahkumiyet halinde yoksun kalınacak hakların neler olduğunun düzenlendiği halde Yönetmeliğin dava konusu düzenlemesi ile kanun koyucunun düzenleme yapmadığı bir alanda, idare tarafından, ikinci el motorlu araç alım satım işiyle iştigal edecek olan işletmelere yetki belgesi verilebilmesi için, bu işletmelerin motorlu kara taşıtları alım satım sorumlularının kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış olması koşulunun getirildiği; bu haliyle 5237 sayılı Kanun'da yer verilmeyen bir haktan mahrumiyetin türev düzenleme olan yönetmelik ile öngörülmesinde hukuka uyarlıktan söz edilemez. Açıklanan nedenlerle, İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 5. maddesi ile değiştirilen esas Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin (5) numaralı alt bendindeki dava konusu "Kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış" ibaresinin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 24/10/2024 tarihinde, davacı ... Derneğini temsilen gelen olmadığı, davalı idare Ticaret Bakanlığını temsilen vekili Av. ...'ın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Hazır bulunan davalı idare vekiline usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra davalı idare vekiline son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : İkinci el motorlu kara taşıtlarının ticareti, 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ile buna dayanılarak hazırlanıp 13/02/2018 tarihli ve 30331 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik öncesinde, kanun koyucu ve idare tarafından özel olarak düzenlenmemiş, genel hükümler çerçevesinde yürütülen bir faaliyet iken; ilk kez 6585 sayılı Kanun ve dava konusu Yönetmelik ile normatif düzenlemeye kavuşturulmuştur. 13/02/2018 tarihli ve 30331 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin (5) numaralı alt bendinde, 15/08/2020 tarih ve 31214 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 5. maddesi ile değişiklik yapılması üzerine, davacı tarafından anılan alt bentte yer alan "Kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış" ibaresinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. Her ne kadar 13/02/2018 tarih ve 30331 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik ile dava konusu ibareyi de içeren değişiklikleri, 27/08/2024 tarih ve 32645 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmeliğin 32. maddesiyle bütünüyle yürürlükten kaldırılmış ise de, dava konusu ibarenin benzer şekilde yeni Yönetmelikte (m.6/1-ç-4) de yer aldığı, bu haliyle davacının iddialarının ortadan kalkmadığı ve uyuşmazlığın konusuz kaldığından bahsedilemeyeceği sonucuna varıldığından işin esasına geçilmiştir. ESAS YÖNÜNDEN: İlgili Mevzuat: Dava konusu Yönetmeliğin dayanağını teşkil eden 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un; "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı; perakende işletmelerin açılış ve faaliyete geçiş işlemlerinin kolaylaştırılması, perakende ticaretin serbest piyasa ortamında etkin ve sürdürülebilir rekabet şartlarına göre yapılması, tüketicinin korunması, perakende işletmelerin dengeli bir şekilde büyüme ve gelişmesinin sağlanması ve perakende işletmelerin faaliyetleri ile bunların birbirleri, üretici ve tedarikçilerle ilişkilerinin düzenlenmesidir." hükmüne; "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde, "(1) Bu Kanunun uygulanmasında; ... b) Bakanlık: Gümrük ve Ticaret Bakanlığını, d) Esnaf ve sanatkâr işletmesi: 7/6/2005 tarihli ve 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde tanımlanan esnaf ve sanatkârlarca işletilen işletmeyi, ... ... ı) Perakende işletme: Alışveriş merkezi, büyük mağaza, zincir mağaza, bayi işletme, özel yetkili işletme, perakende ticaretle uğraşan diğer ticari işletmeler ile esnaf ve sanatkâr işletmelerini, i) Perakende ticaret: Mal ve hizmetlerin perakende işletmelerce satışı ve pazarlanmasıyla ilgili faaliyetler bütününü ifade eder." hükmüne; "Görev ve yetkiler" başlıklı 16. maddesinde ise, "Bakanlık; a) Perakende sektörünün ve perakende işletmelerin ülke genelinde dengeli bir şekilde yayılması, büyümesi ve gelişmesine yönelik çalışmalar yapmaya, b) Taşınmaz ve ikinci el motorlu kara taşıtı alım satımı gibi ticari faaliyetleri yürütenlere yönelik mesleki davranış kurallarını belirlemeye ve bu faaliyetlerin yürütülmesine ilişkin düzenlemeler yapmaya, c) İstatistiki bilgileri derlemeye, düzenlemeye ve yayımlamaya, ç) Bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak oluşan tereddütleri gidermeye, ikincil düzenlemeler yapmaya ve her türlü idari tedbiri almaya görevli ve yetkilidir." hükümlerine yer verilmiştir. 10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin "İç Ticaret Genel Müdürlüğü" başlıklı 446. maddesinde, "(1) İç Ticaret Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri şunlardır: ... g) İlgili Kanun kapsamında, esnaf ve sanatkâr işletmelerinin ticari faaliyetlerini ilgilendiren hususlarda ilgili Genel Müdürlükle işbirliği içinde hareket etmek suretiyle perakende ticarete yönelik düzenlemeler yapmak, perakende ticarete ilişkin mevzuatla verilen görevleri yerine getirmek, perakende sektörünün sağlıklı bir şekilde büyümesi ve gelişmesine yönelik çalışmalar yapmak ve gerekli tedbirleri almak" hükmü düzenlenmiştir. Anılan mevzuat hükümlerine dayanılarak düzenlenen ve 13/02/2018 tarihli, 30331 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmeliğin, yayımlandığı tarihteki ilk halinde; "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasında, "ğ) Yetki belgesi: İkinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal edilebilmesi için ticari işletmeler ile esnaf ve sanatkâr işletmeleri adına düzenlenen belgeyi ifade eder." hükmü; "İkinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal edebilecek kişiler ve yetki belgesi" başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasında, "İkinci el motorlu kara taşıtı ticareti, işletmesi adına yetki belgesi alan tacirler ile esnaf ve sanatkârlar tarafından yapılır." düzenlemesi; "Yetki belgesi verilmesinde aranan şartlar" başlıklı 6. maddesinde, "(1) İşletmeye yetki belgesi verilebilmesi için; ... ç) Gerçek kişi tacirler ile esnaf ve sanatkârların kendilerinin, ticaret şirketleri ile diğer tüzel kişi tacirlerin temsile yetkili kişilerinden en az birinin, şubelerde ise şube müdürünün; ... 6) Kasten işlenen bir suçtan dolayı affa uğramış olsalar dahi devletin güvenliğine, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, milli savunmaya ve devlet sırlarına karşı suçlar ile casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, terörizmin finansmanı, kaçakçılık, vergi kaçakçılığı veya haksız mal edinme suçlarından hüküm giymemiş ya da ticaret ve sanat icrasından hükmen yasaklanmamış olması gerekir." kuralı; "İkinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal edebilecek kişiler ve yetki belgesi" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasında, "İkinci el motorlu kara taşıtı ticareti, işletmesi adına yetki belgesi alan tacirler ile esnaf ve sanatkârlar tarafından yapılır." düzenlemesi; "Geçiş hükümleri" başlıklı Geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında, "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal eden gerçek veya tüzel kişi tacirler ile esnaf ve sanatkârların bu faaliyetlerine devam edebilmeleri için bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren durumlarını bir yıl içinde, lise mezunu olma şartı hariç olmak üzere 6 ncı maddenin birinci fıkrasındaki şartlara uygun hale getirerek yetki belgesi alması gerekir." hükmü; "Yürürlük" başlıklı 24. maddesinde, "(1) Bu Yönetmeliğin; ... b) 14 üncü ve geçici 1 inci maddeleri, yayımı tarihinden itibaren altı ay sonra yürürlüğe girer." düzenlemesi yer almış iken; Önce, 10/08/2019 tarih ve 30858 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmeliğin geçici 1. maddesinde yer alan "bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren durumlarını bir yıl içinde,” ibaresi “31/12/2019 tarihine kadar durumlarını,” olarak; Ardından, 27/12/2019 tarih ve 30991 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile "31/12/2019" ibaresi "31/8/2020" olarak değiştirilmiştir. 15/08/2020 tarihli ve 31214 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan dava konusu değişiklikte ise, İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmeliğin; "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasında, "... i) Motorlu kara taşıtları alım satım sorumlusu: İkinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal eden gerçek kişi tacirler ile esnaf ve sanatkârların kendilerini, ticaret şirketleri ve diğer tüzel kişi tacirler ile şubelerde ise bu faaliyetleri yürüten yetkili temsilcileri,... l) Yetki belgesi: İkinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal edilebilmesi için ticari işletmeler ile esnaf ve sanatkâr işletmeleri adına düzenlenen belgeyi ifade eder" hükümleri; "Yetki belgesi" başlıklı 5. maddesinde, "(1) İkinci el motorlu kara taşıtı ticareti, yetki belgesine sahip işletmeler tarafından yapılır." kuralı; "Yetki belgesi verilmesinde aranan şartlar" başlıklı 6. maddesinde, "(1) İşletmeye yetki belgesi verilebilmesi için; ... d) Motorlu kara taşıtları alım satım sorumlularının; ... 5) Kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış veya devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, milli savunmaya ve devlet sırlarına karşı suçlar ile casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, terörizmin finansmanı, kaçakçılık, vergi kaçakçılığı veya haksız mal edinme, işkence, cinsel saldırı ve çocukların cinsel istismarı suçlarından hüküm giymemiş ya da ticaret ve sanat icrasından hükmen yasaklanmamış olması gerekir." kuralı; "Geçiş hükümleri" başlıklı Geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında, "Bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal eden işletmelerin, 31/8/2020 tarihine kadar durumlarını bu Yönetmelikteki şartlara uygun hale getirerek yetki belgesi almaları gerekir." düzenlemesi yer almıştır. Öte yandan, dava konusu ibarenin yer aldığı İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik, 27/08/2024 tarih ve 32645 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmeliğin 32. maddesiyle yürürlükten kaldırılmış olup, Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmeliğin "Yetki belgesi verilmesinde aranan şartlar" başlıklı 6. maddesinde, "(1) İşletmeye yetki belgesi verilebilmesi için; ... ç) Yetki belgesi başvurusunda bulunan alım satım sorumlusunun; ... 4) Kasten işlenen suçlardan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış veya devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, milli savunmaya ve devlet sırlarına karşı suçlar ile casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, terörizmin finansmanı, kaçakçılık, vergi kaçakçılığı veya haksız mal edinme, işkence, cinsel saldırı ve çocukların cinsel istismarı suçlarından hüküm giymemiş ya da ticaret ve sanat icrasından hükmen yasaklanmamış olması gerekir." hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda aktarıldığı üzere, galericilik olarak da adlandırılan ikinci el motorlu kara taşıtlarının ticareti sektörünün, 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ile buna dayanılarak hazırlanıp 13/02/2018 tarihli ve 30331 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik öncesinde kanun koyucu ve idare tarafından özel olarak düzenlenmemiş, genel hükümler çerçevesinde yürütülen, bu nedenle kısmen denetimsiz kalan, meslek odası kaydı, gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti gibi asgari koşullar dahi sağlanmadan yürütülebilen bir faaliyet iken; ilk kez anılan Yönetmelik ile ikinci el motorlu kara taşıtları ticaretinde nitelikli insan kaynağı oluşturularak bu ticaretin yapıldığı işletmelerde hizmet kalitesi ile hizmetten yararlananların memnuniyetinin arttırılması ve mağduriyetlerinin önlenmesi şeklinde tezahür eden kamu yararının sağlanması amacıyla normatif düzenlemeye kavuşturulan bir alan olduğu, anılan Yönetmelikte 08/09/2018, 10/08/2019 ve 27/12/2019 tarihlerinde bir takım değişiklikler yapıldığı, son olarak 15/08/2020 tarihinde dava konusu değişikliği de içeren Yönetmelik değişikliğinin yürürlüğe konulduğu anlaşılmaktadır. İkinci el motorlu kara taşıtlarının alım satımı işiyle iştigal eden/edecek işletmelerin yetki belgesi almasına engel teşkil eden mahkumiyetlerin sayıldığı dava konusu Yönetmeliğin 6. maddesinin ilk halinde, kasten işlenen belirli ve ismen sayılan suçlardan hüküm giymiş olmak engel sebebi olarak sayılmış iken; dava konusu 15/08/2020 tarihli değişiklik ile ikinci el motorlu kara taşıtlarının alım satımı işiyle iştigal eden/edecek işletmelerin alım satım sorumlularının kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış olmaları gerektiği kuralına yer verilmiştir. Anılan değişikliğe yönelik davacı derneğin iddialarını iki başlık altında toplamak mümkündür. Buna göre davacının ilk iddiası, kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla hapis cezasına mahkum olan, bu mahkumiyeti kesinleşen ve bilahare infaz edilerek tamamlanan bir dernek üyesinin, dava konusu kural gereği bir daha hiçbir zaman ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti yapamayacağı, kuralın teşebbüs hürriyetine sınırsız (ilanihaye) bir yasak getirdiği, bu durumun Anayasaya ve ölçülülük ilkesine aykırı olduğu yönündedir. İkinci iddiası ise, Yönetmeliğin ilk halindeki ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti yapmaya engel olan, belirli ve ismen sayılan mahkumiyetlere "kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış ... olması" şeklinde ekleme yapılmak suretiyle aleyhe düzenleme içeren kuralın, bu faaliyeti halihazırda yürütenler bakımından kazanılmış hak ve haklı beklenti prensipleri uyarınca uygulanmamasına yönelik eksik düzenleme içerdiği doğrultusundadır. 1) Davacının ilk iddiasına yönelik inceleme: Öncelikle belirtmek gerekir ki, dava konusu düzenlemenin, Yönetmeliğin 6. maddesinin ilk halinde sayılan yetki belgesi almaya engel mahkumiyetlerin yetersiz kalışı, buna bağlı olarak kuralın yürürlüğe konuluş amacının (ikinci el motorlu kara taşıtları ticaretinde nitelikli insan kaynağı oluşturularak bu ticaretin yapıldığı işletmelerde hizmet kalitesi ile hizmetten yararlananların memnuniyetinin arttırılması ve mağduriyetlerinin önlenmesi) tam olarak sağlanamaması ve kuralın anlam-kapsamının açıklığa kavuşturulması nedenleriyle, uygulamada doğan ihtiyaç üzerine yürürlüğe konulduğu anlaşılmaktadır. Bu haliyle, dava konusu bendin, davalı idarenin düzenleme yapma yetkisi kapsamında bulunmakla kanuni dayanağı ve meşru amacı haiz olduğu, diğer bir ifadeyle yetki ve amaç unsurları bakımından hukuka uygun bulunduğu değerlendirilmiştir. Diğer taraftan, davalı Bakanlığa tanınan söz konusu yetki kapsamında getirilen dava konusu düzenlemenin, çalışma ve sözleşme hürriyeti kapsamında yer alan ticari faaliyette bulunma (serbest teşebbüs) özgürlüğüne bir sınırlama içerdiği muhakkaktır. Bu itibarla, dava konusu düzenlemeyle ulaşılmak istenen amaçlar ile getirilen kısıtlama arasında ölçülülük prensibinin sağlanıp sağlanmadığının da irdelenmesi gerekir. Ölçülülük ilkesi; “elverişlilik”, “gereklilik” ve “orantılılık” olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. “Elverişlilik”, başvurulan önlemin ulaşılmak istenen amaç için elverişli olmasını, “gereklilik” başvurulan önlemin ulaşılmak istenen amaç bakımından gerekli olmasını, “orantılılık” ise başvurulan önlem ve ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken ölçüyü ifade etmektedir. Bu bakımdan, kuralla ulaşılmak istenilen amaç ile bu amaca ulaşılırken kullanılan araç arasında makul bir dengenin bulunması zorunlu olup, kamu yararının gerekleri ile bireyin hakları arasında kurulmaya çalışılan adil dengeyi bozacak şekilde birey aleyhine katlanılması güç veya imkansız külfetler yüklenmemesi gerekmektedir. Bu çerçevede, daha önce "kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezasına mahkum olmuş" tacir ile esnaf ve sanatkârların; şahsi araçlarının alım-satımını yapan, ikinci el motorlu kara taşıtları ticareti hakkında yeterli malumata ve aracının (tacir ile esnaf ve sanatkârların) faaliyetlerini kontrol bakımından yeterli araç ile olanaklara sahip olmayan kişilerle doğrudan muhatap olduğu da dikkate alınarak, ticaretin güvenliğini ve hizmetin niteliğini tehlikeye düşürebileceğinin, dolayısıyla güvenilirliğinin şüpheli olduğunun kabulü suretiyle ikinci el motorlu kara taşıtları ticareti alanında faaliyetinin kısıtlanmasının; ikinci el motorlu kara taşıtları ticaretinin güvenilir ortamda yapılmasını sağlama ve işlem taraflarını koruma amacına ulaşmak bakımından elverişli olduğu, ikinci el motorlu kara taşıtları ticaretinin ülke genelindeki işlem hacmi ve denetim zorluğu da gözetildiğinde, daha hafif bir tedbirle bu amaca ulaşılması mümkün görülmediğinden gerekli olduğu, ayrıca tacir ile esnaf ve sanatkârların yalnızca ikinci el motorlu kara taşıtları ticaretine yönelik faaliyetlerine sınırlama getirmesi ve yasaklanmış hakların geri verilmesi müessesesinin varlığı karşısında yukarıda aktarılan üstün kamu yararı amacı ile orantılı olduğu sonucuna varılmıştır. Nitekim, benzer bir uyuşmazlık hakkında Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen 17/05/2023 tarihli ve YD İtiraz No:2023/207 sayılı karar da bu yöndedir. Buna göre, 6585 sayılı Kanun'un amacı doğrultusunda, ikinci el motorlu kara taşıtları ticaretinin güvenilir bir ortamda yapılmasını sağlamak ve işlem taraflarını korumak için kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almış olan tacir ile esnaf ve sanatkârlara yetki belgesi düzenlenmemesi suretiyle ikinci el motorlu kara taşıtları ticareti alanında faaliyet kısıtı getirilmesine ilişkin dava konusu Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin 5 numaralı alt bendinde yer alan "Kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış" ibaresinde hukukun genel ilkelerine ve 6585 sayılı Kanun hükümlerine aykırılık görülmemiştir. 2) Davacının ikinci iddiasına yönelik inceleme: İdarelerin düzenleyici işlemler yapabilme yetkisi Anayasanın 124. maddesine dayanan anayasal bir yetki olması nedeniyle, idareler tarafından mevzuatla verilen görevlerin yerine getirilmesi amacıyla düzenleyici işlemler yapılabileceği kuşkusuzdur. Ancak, bu düzenlemeler yapılırken, Anayasada yer alan hukuk devleti ilkesi uyarınca, kazanılmış hak, haklı beklenti, idari faaliyetlerin belirliliği ve hukuki güven ilkesi gibi ilkelerin de göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır. Belirli bir alanda idareye düzenleme yapma yetkisi verildiği durumlarda, kanunda geçiş hükümlerine yer verilmese de, idare tarafından yapılacak düzenlemelerde, hukuk devleti ilkesi göz önünde bulundurularak, ilgililerin kazanılmış haklarının ve haklı beklentilerinin korunması için gerekli düzenlemelerin yapılması gerekmektedir. Kazanılmış hak, yürürlükteki hukuka uygun olarak doğmuş ve böylece kişinin bulunduğu statüye ilişkin olarak tahakkuk etmiş, kendisi yönünden kesinleşmiş, kişisel alacak niteliğine dönüşmüş ve kendine özgü lehte sonuçlar doğurmuş olmakla birlikte, daha sonra mevzuat değişikliği ya da işlemin geri alınması gibi durumların varlığına rağmen hukuk düzenince korunması gereken bir haktır. Haklı beklenti ise, idarenin ister bir düzenleyici işlem, ister bir taahhüt, isterse uzun süren bir uygulamasına güvenerek olsun, kişilerin çıkarlarına ya da lehlerine olan bir sonuca ulaşabileceklerini ümit etmeleridir. Bu nedenle, haklı beklentinin korunması, hukuk devleti ilkesinden hareketle hukuk güvenliğinin ve hukuki istikrarın sağlanması açısından vazgeçilmezdir. Ayrıca, hukuk güvenliği ve haklı beklentilerin korunması ilkeleri idareyi, özellikle düzenleyici işlemler yaparken, değiştirirken ya da tamamen yürürlükten kaldırırken kişilerin bu düzenlemelerden beklenmedik bir şekilde olumsuz olarak etkilenmelerini önleyici tedbirler almaya iten ilkeler olarak ortaya çıkmaktadır. Bu açıdan, düzenleyici işlemler bakımından baskın bir kamu yararı olmadıkça haklı beklentilerin geçiş düzenlemeleri ile korunması gerekmektedir. Öncelikle belirtmek gerekir ki, 13/02/2018 tarihinde yayımlanan dava konusu Yönetmelik öncesinde ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti ile iştigal eden tacir ile esnaf ve sanatkârların, pozitif hukuk kurallarının uygulanması suretiyle kazandığı bir statüden, diğer bir deyişle kişisel bir hakkın varlığından (yetki belgesi) bahsedilmesi mümkün olmadığından, Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği 13/02/2018 tarihi itibarıyla ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal eden gerçek veya tüzel kişi tacirler ile esnaf ve sanatkârların bir statü hukuku kavramı olan kazanılmış haklarının bulunduğundan ya da yine pozitif hukuk kurallarına güvenilerek hareket edilmesi halinde doğduğu kabul edilen haklı beklentilerinin olduğundan söz etmeye olanak bulunmamaktadır. Kaldı ki, düzenlemenin, kişinin yararı (yetki belgesiz faaliyette bulunma) ile kıyaslandığında üstün bir kamu yararını amaçlaması nedeniyle, haklı beklentinin korunması gerekliliğinden söz edilmesi de mümkün değildir. Bununla birlikte, Yönetmeliğin ilk halinde (13/02/2018 tarihinde), belirli ve ismen sayılan suçlardan hüküm giymemiş olma şartına yer verilmiş, daha açık bir anlatımla "Kasten işlenen bir suçtan dolayı affa uğramış olsa dahi devletin güvenliğine ... karşı suçlar ile ... suçlarından hüküm giymemiş olması" ibaresinde, kasten işlenen suçlar ifadesinden sonra "veya" bağlacına ya da virgül gibi bir noktalama işaretine yer verilmemek suretiyle mahkumiyet süresi fark etmeksizin kasten işlenen herhangi bir suçtan değil yalnızca tahdiden sayılan suçlardan mahkum olmak engel hal kapsamında kabul edilmiş iken; 15/08/2020 tarihli Yönetmelik değişikliği ile bu şartın yanına "Kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış olmak" şartı eklenmekle, sektör aktörlerinin (ikinci el motorlu kara taşıtlarının alım satımı işiyle iştigal eden işletmelerin) yetki belgesi almaya ilişkin şartlarının daha da ağırlaştırıldığı görülmektedir. Her ne kadar gai (amaçsal) yoruma başvurulmak suretiyle Yönetmeliğin ilk halinde yer alan "Kasten işlenen bir suçtan dolayı affa uğramış olsa dahi devletin güvenliğine ... karşı suçlar ile ... suçlarından hüküm giymemiş olması" ibaresi ile yönetmelik koyucunun belirli ve sayılan suçlardan mahkumiyete ek olarak “kasten işlenmiş herhangi bir suçtan dolayı verilen bütün mahkumiyetlerin" de yetki belgesi düzenlenmesine engel olduğunu kastettiği şeklinde yorumlanabileceği ileri sürülebilir ise de; anlamı ve kapsamı müphem bulunan, tereddüt doğuran hak yoksunluklarına ilişkin hükümlerin hukuk devleti ilkesi gereği dar (lehe) yorumlanması zorunlu olduğundan, gai (amaçsal) yoruma başvurulmak suretiyle bahse konu kurala ilgililer aleyhine sonuç doğuracak şekilde kapsamının genişletilmesi suretiyle anlam yüklenmesinin mümkün olmadığı değerlendirilmiştir. Nitekim, davacının da 13/02/2018 tarihli Yönetmelik metnini bu şekilde (yalnızca tahdiden sayılan suçlardan mahkumiyetin engel hal olduğu şeklinde) anladığı dava dilekçesinden görülmektedir. Ayrıca, Yönetmeliğin geçici maddesinde ve bu maddede yapılan değişliklerle (10/08/2019 ve 27/12/2019 tarihli), sektör aktörlerinin durumunu, belirli ve ismen sayılan suçlardan hüküm giymemiş olma şartına uygun hale getirmesi için gereken sürenin nihai olarak 31/08/2020 tarihi olarak belirlendiği, dava konusu değişikliğin de 15/08/2020 tarihinde yapıldığı, böylelikle sektör aktörlerine, Yönetmeliğin ilk halinde (13/02/2018 tarihinde) getirilen belirli ve ismen sayılan suçlardan hüküm giymemiş olma şartının hiç uygulanmadığı, mahkumiyete yönelik şartın ilk kez dava konusu 15/08/2020 tarihli değişiklikle getirilen "kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış olma" şeklinde, 31/08/2020 tarihi itibarıyla uygulanacağı anlaşılmıştır. Buna göre, dava konusu Yönetmeliğin 13/02/2018 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girmesi üzerine, Yönetmeliğin 6. maddesi uyarınca yetki belgesi alıp meri mevzuata uygun olarak ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti faaliyetine başlayanlar bakımından (gerek ilk defa ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti faaliyetinde bulunmaya başlamak üzere yetki belgesi alanlar, gerekse Yönetmeliğin yürürlüğü öncesinde genel hükümlere göre faaliyette bulunup da geçici 1. madde yürürlüğe girmeden veya maddedeki uyum süresi dolmadan yetki belgesi alanlar yönünden), dava konusu 15/08/2020 tarihli düzenlemenin, 13/02/2018 tarihli ilk düzenlemeye göre daha ağır hükümler içermesi ve bahse konu kişilerin yetki belgesi alarak kendileri yönünden kesinleşmiş ve kişisel niteliğe dönüşmüş haklara sahip olması sebebiyle, dava konusu 15/08/2020 tarihli düzenlemenin bu kişiler yönünden kazanılmış haklara saygı ilkesi çerçevesinde uygulanmaması gerektiği, dolayısıyla anılan kişilerin kazanılmış haklarını koruyucu düzenlemeler içermeyen dava konusu değişiklikte, bu açıdan eksik düzenleme bulunduğu sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan, ilk defa ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti faaliyetinde bulunmak veya Yönetmeliğin yürürlüğü öncesinde genel hükümlere göre yürüttüğü ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretine (geçici 1. madde yürürlüğe girmeden veya maddedeki uyum süresi dolmadan) devam etmek amacıyla yetki belgesi başvurusunda bulunup da başvurusu işleme alınan ancak henüz sonuçlanmamış olan gerçek veya tüzel kişi tacirler ile esnaf ve sanatkârların durumunun da ayrıca irdelenmesi gerekmektedir. 13/02/2018 tarihli Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin 6 numaralı alt bendinin, ilk defa ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti faaliyetinde bulunmak amacıyla yetki belgesi başvurusunda bulunanlar yönünden yürürlüğe girdiği ve dava konusu 15/08/2020 tarihli değişikliğe kadar taraflarına uygulanacak hukuk kuralı olduğu, diğer bir ifadeyle bu kuralın kendilerine uygulanacağı yönünde haklı beklentilerinin bulunduğu açıktır. 13/02/2018 tarihli Yönetmeliğin yayımından önce genel hükümlere göre yürüttüğü ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretine devam etmek amacıyla yetki belgesi başvurusunda bulunan gerçek veya tüzel kişi tacirler ile esnaf ve sanatkârlar yönünden ise, her ne kadar 13/02/2018 tarihli Yönetmeliğin geçici 1. maddesinde tanınan uyum süresi 31/08/2020 tarihi itibarıyla dolmakta ise de, bahse konu tacirler ile esnaf ve sanatkârların, geçici maddede belirlenen uyum süresi dolmadan yetki belgesi başvurusunda bulunmalarına hukuki bir engelin bulunmadığı, aksine faaliyetlerine devam edebilmek için söz konusu süre dolmadan başvurma haklarını kullanarak yetki belgesi almaya mecbur oldukları, dolayısıyla uyum sağlamak zorunda bulundukları 13/02/2018 tarihli Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin 6 numaralı alt bendinin taraflarına uygulanabilecek kural niteliğinde olduğu, bu bakımdan anılan kuralın kendilerine uygulanacağı yönünde haklı beklentilerinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, anılan kişiler yönünden dava konusu 15/08/2020 tarihli düzenlemenin, 13/02/2018 tarihli ilk düzenlemeye göre daha ağır hükümler içermesi ve bahse konu kişilerin haklı beklentilerinin yok sayılmasını gerektirecek nitelikte üstün bir kamu yararı içermemesi (halihazırda mahkumiyet koşulunun bulunması ve faaliyeti yürütebileceklere ilişkin sınırlamaların olması) nedeniyle bu kişiler yönünden de haklı beklentilere saygı ilkesi çerçevesinde uygulanmaması gerektiği, anılan kişilerin haklı beklentilerini koruyucu düzenlemeler içermeyen dava konusu değişiklikte, bu açıdan da eksik düzenleme bulunduğu kanaatine ulaşılmıştır. Başka bir anlatımla, her iki grup başvurucular yönünden de (gerek ilk defa ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti faaliyetinde bulunmak amacıyla yetki belgesi başvurusunda bulunanlar, gerekse 13/02/2018 tarihli Yönetmeliğin yayımından önce genel hükümlere göre yürüttüğü ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretine devam etmek amacıyla yetki belgesi başvurusunda bulunanlar bakımından) başvuru tarihleri itibarıyla yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine göre işlem tesis edilmesi, idarenin gecikmesinin sonucunun bu kişilere yükletilmemesi gerektiği sonucuna varılmaktadır. Yönetmeliğin yürürlüğü öncesinde genel hükümlere göre ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal edip de geçici 1. maddedeki uyum süresi dolmadan, bir başka ifadeyle dava konusu Yönetmelik değişikliğinin yürürlüğe girdiği 15/08/2020 tarihi itibarıyla yetki belgesi başvurusunda bulunmamış olan gerçek veya tüzel kişi tacirler ile esnaf ve sanatkârların durumuna gelince; Her ne kadar 13/02/2018 tarihli Yönetmeliğin geçici 1. maddesinde tanınan uyum süresi 31/08/2020 tarihi itibarıyla dolmakta, dolayısıyla dava konusu değişikliğin yürürlüğe girdiği 15/08/2020 tarihinde, 13/02/2018 tarihli Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin 6 numaralı alt bendi (belirli ve ismen sayılan suçlardan hüküm giymiş olanların ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti yapamayacağı kuralı) bu kişilere hiç uygulanmamış bulunmakta ise de; yukarıda ifade edildiği üzere, bahse konu tacirler ile esnaf ve sanatkârların geçici maddede belirlenen uyum süresi dolmadan yetki belgesi başvurusunda bulunmalarına, dolayısıyla söz konusu kuralın taraflarına uygulanmasına hukuki bir engelin bulunmadığı, kaldı ki uyum sağlamak zorunda oldukları 13/02/2018 tarihli Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin 6 numaralı alt bendinin, Resmi Gazete'de yayımlanmak suretiyle alenileştiği ve hukuki güvenlik ilkesi kapsamında 31/08/2020 tarihine kadar taraflarına uygulanmasının beklendiği, dolayısıyla haklı beklenti niteliğine büründüğü, ancak söz konusu kişilerin -henüz yetki belgesi için başvurmamış olması nedeniyle- haklı beklentilerinin uyum sürecinin tamamlandığı güne (31/08/2020 tarihine) kadar korunması gerektiğinden bahsedilebileceği, başka bir ifadeyle dava konusu Yönetmeliğin yayımlandığı 15/08/2020 tarihi ile 27/12/2019 tarihli Yönetmelik değişikliğiyle geçici 1. maddede tanınan uyum sürecinin dolacağı 31/08/2020 tarihleri arasındaki dönemde bu kişilerce yapılacak başvurular yönünden dava konusu kuralın haklı beklenti prensibi çerçevesinde uygulanamayacağı, nitekim dava konusu 15/08/2020 tarihli Yönetmelikle değişik geçici 1. maddenin 1. fıkrasında da bu haklı beklentinin korunarak, 13/02/2018 tarihli ilk Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihte ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal eden işletmelerin, 31/08/2020 tarihine kadar durumlarını bu Yönetmelikteki şartlara uygun hale getirerek yetki belgesi almaları gerektiğinin düzenlendiği, buna göre dava konusu Yönetmelik kuralında bu yönden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, 15/08/2020 tarihli Yönetmelik değişikliği ile yetki belgesi almaya ilişkin şartların daha da ağırlaştırıldığı dikkate alındığında; bahse konu gerçek veya tüzel kişi tacirler ile esnaf ve sanatkârların, dava konusu ibareyi de içeren hapis cezasına yönelik yeni şarta uyum sağlamaları (yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması vb.) için yeterli ve makul bir süreyi içeren herhangi bir geçiş hükmüne yer verilmediği, geçici 1. maddede yer alan 31/08/2020 tarihine kadar verilen sürenin ise uyuma yönelik işlemlerin tamamlanması için oldukça yetersiz olduğu anlaşıldığından, dava konusu Yönetmelik hükmünde bu yönden de eksik düzenleme sebebiyle hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. 13/02/2018 tarihli ve 30331 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik'in, 15/08/2020 tarih ve 31214 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile değiştirilen 6. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin (5) numaralı alt bendindeki "Kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış" ibaresinin İPTALİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen ve davacı tarafından yapılan toplam ... TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, davalı idare tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, 3. Resmi olarak karşılanan ... TL posta giderinin davalı idareden tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, 4. Davanın Av. ... tarafından açıldığı ve takip edildiği, ancak davanın devamı sırasında noter olarak atanması ve göreve başlaması sebebiyle icra edilen duruşmaya katılamadığı anlaşıldığından, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 24/10/2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. (X)-KARŞI OY : Dava, 13/02/2018 tarihli ve 30331 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik'in, 15/08/2020 tarih ve 31214 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile değiştirilen 6. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin (5) numaralı alt bendindeki "Kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış" ibaresinin iptali istemiyle açılmıştır. Uyuşmazlık; İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik'in, dava konusu 15/08/2020 tarihli Yönetmelikle yeniden düzenlenen yetki belgesi almaya engel mahkumiyetlerin sayıldığı kural ile ilgililer lehine mi yoksa aleyhine mi düzenleme getirildiği ve buna bağlı olarak hukuki güvenlik ilkesinin ihlalinin söz konusu olup olmadığı hususunda toplanmaktadır. Dolayısıyla uyuşmazlığın çözümü için, İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik'in 6. maddesinin 13/02/2018 tarihli ilk halinde yetki belgesi düzenlenmesine engel sayılan mahkumiyetler ile dava konusu 15/08/2020 tarihli Yönetmelikle yeniden düzenlenen mahkumiyet koşulunun kapsamı arasındaki farkın ortaya konulması gerekmektedir. İkinci el motorlu kara taşıtlarının alım satımı işiyle iştigal eden/edecek işletmelerin yetki belgesi almasına engel teşkil eden mahkumiyetlerin sayıldığı dava konusu Yönetmeliğin 6. maddesinin 13/02/2018 tarihli ilk halinde yetki belgesinin verilebilmesi için ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretine ilişkin işletmelerin sahibi tacir veya esnaf ve sanatkârların kasten işlenen bir suçtan dolayı hüküm giymemiş olması şartının arandığı, dava konusu Yönetmeliğin iptali talep edilen 15/08/2020 tarihli değişiklik sonrası halinde ise yetki belgesinin verilebilmesi için bu işletmelerin motorlu kara taşıtları alım satım sorumlularının kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış olması koşulunun arandığı, buna göre kuralın ilk halinde kasten işlenen herhangi bir suçtan dolayı para cezası dahil salt mahkum olmak yetki belgesi almaya engel hal olarak düzenlenmekte iken dava konusu değişiklikle mahkumiyete ilişkin bu şarta, hapis cezası almış olmanın yanı sıra hem bu hapis cezasının 5 yıldan fazla olması hem de cezanın kesinleşmesi koşullarının eklenmesi suretiyle yetki belgesi alınmasının kolaylaştırıldığı, bir diğer ifadeyle lehe düzenleme getirildiği, dolayısıyla dava konusu 15/08/2020 tarihli Yönetmelik kuralı uyarınca yetki belgesi alma şartlarına sahip olmayan sektör aktörlerinin (ikinci el motorlu kara taşıtlarının alım satımı işiyle iştigal eden işletmelerin), Yönetmeliğin 6. maddesinin 13/02/2018 tarihli ilk haline göre evleviyetle bu şartı haiz olamayacağı anlaşılmıştır. Bu itibarla, her ne kadar ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti, ilk kez 13/02/2018 tarih ve 30331 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik ile düzenlenmiş ve anılan Yönetmelikte, yetki belgesi düzenlenmesi için aranan, "kasten işlenen bir suçtan dolayı hüküm giymemiş olmak" şartı, Yönetmeliğin yürürlüğü öncesinde faaliyette bulunan tacir ile esnaf ve sanatkarlara 31/08/2020 tarihine kadar verilen uyum süresi nedeniyle henüz uygulanmamış, bir başka ifadeyle ilk kez dava konusu 15/08/2020 tarihli değişiklikle getirilen "kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış olma" şartının uygulanması söz konusu olmuş ise de; Yönetmeliğin 6. maddesinin 13/02/2018 tarihli ilk haline nazaran daha lehe bir düzenleme getiren 15/08/2020 tarihli dava konusu değişikliğin kazanılmış hak veya haklı beklenti doğuramayacağı açıktır. Kaldı ki, dava konusu düzenlemenin, kişinin yararı (yetki belgesi alma bakımından daha az sınırlamaya muhatap olma) ile kıyaslandığında üstün bir kamu yararını (ikinci el motorlu kara taşıtları ticaretinde nitelikli insan kaynağı oluşturularak bu ticaretin yapıldığı işletmelerde hizmet kalitesi ile hizmetten yararlananların memnuniyetinin arttırılmasını ve mağduriyetlerinin önlenmesini) amaçlaması nedeniyle, haklı beklentinin korunması gerekliliğinden söz edilmesi de mümkün değildir. Öte yandan, 15/08/2020 tarihli Yönetmelik değişikliği ile sektör aktörlerinin (Yönetmeliğin yürürlüğü öncesinde faaliyette bulunan tacir ile esnaf ve sanatkarların) yetki belgesi almaya ilişkin şartlarının daha da kolaylaştırıldığı ve yukarıda da ifade edildiği gibi Yönetmeliğin 13/02/2018 tarihli ilk halinde yetki belgesi alma şartlarını haiz olmayanların dava konusu değişiklik sonrası evleviyetle bu şartı haiz olamayacağı dikkate alındığında, mahkumiyete ilişkin ilk düzenlemenin yapıldığı ve Resmi Gazete'de yayımlanarak alenileştiği 13/02/2018 tarihinden itibaren sektör aktörlerinin hapis cezasına ilişkin şarttan haberdar olduğunun kabulü ile anılan şarta uyum sağlamaları (iş yerinin tasfiyesi ve devri, başlayan işlerin bitirilmesi ve benzeri faaliyetler) için 31/08/2020 tarihine kadar verilen yaklaşık 2,5 yıllık sürenin yeterli ve makul olduğu anlaşıldığından, bu yönüyle de dava konusu Yönetmelik hükmünde hukuka aykırılık bulunmadığı değerlendirilmiştir. Açıklanan nedenlerle, dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık görülmediğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyoruz.