8. Hukuk Dairesi 2023/829 E. , 2024/4946 K. MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi DAVALILAR : ... mirasçıları KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen davanın reddine dair karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilm…
**8. Hukuk Dairesi 2023/829 E. , 2024/4946 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi DAVALILAR : ... mirasçıları KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen davanın reddine dair karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, Bingöl ili Merkez ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 101 ada 202 parsel sayılı 2.531,20 metrekare, 101 ada 209 parsel sayılı 4218,21 metrekare ve 101 ada 224 parsel sayılı 7.309,17 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan yerlerden olduklarını ileri sürerek, kadastro tespitlerinin iptali ile taşınmazların Hazine adına tapuya tescillerini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin önceki karar, davacı Hazine vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2015/11467 Esas ve 2017/7020 Karar sayılı ilamıyla; "... tüm tarafların gerçek sıfatları ile karar başlığında gösterilmesi, hükümde tarafların tüm delilleri toplanarak, iddia ve savunmanın kabul edilen ve ret edilen argûmanları gerekçeleriyle birlikte açıklanıp, açık, tereddüte yer bırakmayacak ve infaza olanak tanıyacak şekilde hüküm fıkrası oluşturulması gerektiği açıklanarak, infazı mümkün olmayacak ve kısa kararla çelişki oluşturacak biçimde hüküm kurulmasının isabetsizliğine ..." değinilerek bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; " ... Taşınmazlarda ekonomik amaca uygun kullanım bulunduğu, kadastro tespiti ile uyumlu mahalli bilirkişi beyanları doğrultusunda tespit maliki mirasçıları açısından senetsizden zamanaşımı ile kazanım koşullarının oluştuğunun ve taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve zilyetlikle kazanılamayacak yerlerden olmadıklarının anlaşıldığı ... " gerekçesiyle, davanın reddine ve taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1. Davacı Hazine vekilinin, dava konusu 101 ada 202 ve 209 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar 101 ada 202 ve 209 parsel sayılı taşınmazlar yönünden usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bu parseller yönünden bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 2. Davacı Hazine vekilinin 101 ada 224 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu 101 ada 224 parsel sayılı taşınmaz yönünden açıklanan gerekçeyle davanın reddine ve taşınmazın tarla niteliğiyle tespit gibi tesciline karar verilmiş ise de, dosya kapsamı incelendiğinde bu parsel yönünden alınan raporların çelişkili olduğu ve yapılan araştırma ve incelemenin de hüküm vermek için elverişli olmadığı anlaşılmaktadır. Şöyle ki; tek ziraat mühendisi bilirkişisi tarafından hazırlanan ve ilk derece mahkemesince de hükme esas alınan bilirkişi raporunda, " taşınmazın etrafı açık olan üzerinde otlar bulunan ve sürülü olmayan tarladır. Yaklaşık % 2 - 4 eğime sahip olan taşınmazın zemin yapısı killi tınlı yapıda olup, çevresindeki parseller ile aynı yapısal özellikte ve aynı bitki örtüsüne sahiptir. Tarım arazisi vasfındadır." açıklamalarına yer verilmiş, orman bilirkişisi raporunda ise " parselin zemininin kurumuş otsu bitkilerle kaplı olduğu ve alanın üzerinde toplanmış taş öbeklerinin bulunduğu, doğu ve batısında geven bitkisinin ve kuzey tarafında bir adet söğüt ağacının mevcut olduğu" tespit edilmiş olup, bu haliyle raporlar arasında çelişki mevcut olduğu gibi, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufundaki yerlerden olup olmadığı hususu da tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlenmemiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemecesince öncelikle, taşınmazın kadastro tespit tarihinden önceki niteliğinin tespiti amacıyla, taşınmaza ait en eski ve yeni tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları ile Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek taşınmazın bulunduğu köyü / mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle, buradan elde edilen verilere göre, tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine (bulunmadığı takdirde bu tarihlere en yakın tarihlere) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulmalı, bundan sonra mahallinde, elverdiğince yaşlı, tarafsız ve yöreyi iyi bilen, taşınmazın bulunduğu köyde ve komşu köylerde yaşayanlar arasında ayrı ayrı seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi, 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden kime ve nasıl intikal ettiği, kim tarafından, ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldığı, taşınmazın sınırlarında geçmişten bugüne kadar herhangi bir değişiklik olup olmadığı, taşınmazın kullanımına ara verilip verilmediği, önceki niteliğinin ne olduğu, evveliyatı itibariyle kadim mera vasfında olup olmadığı, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması halinde imar ve ihyaya konu edilip edilmediği, edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; beyanlar arasında çelişki oluştuğu takdirde, gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkilerin giderilmesine çalışılmalı; yerel bilirkişi ve tanıkların taşınmazın niteliğine ve tasarrufuna ilişkin beyanları komşu parsel tutanak ve dayanak kayıtlarıyla denetlenmeli; ziraatçi bilirkişi kurulundan, taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğunu, evveliyatı itibariyle zilyetlikle iktisap edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, kamu orta malı mera vasfı taşıyıp taşımadığını, toprak yapısını, niteliğini, üzerlerindeki bitki örtüsünü ve varsa ağaçların cinslerini ve yaşlarını, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması halinde imar - ihyaya konu edilip edilmediğini ve edilmiş ise imar - ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, önceki ziratçi raporunun irdelenerek bu rapor ile orman bilirkişisi raporu arasındaki çelişkinin nedeninin açıklanıp, çelişkinin giderildiği, taşınmazın değişik yönlerinden çekilmiş fotoğrafları ve yan görünüş (kesit) krokisi ile desteklenmiş somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye, hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmesi suretiyle, taşınmazın sınırlarını ve niteliğini, öncesinin ne olduğunu, imar - ihyaya konu edilip edilmediğini, imar - ihyası tamamlanmış ise tamamlandığı tarih ile üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde rapor düzenlettirilmeli; fen bilirkişisinden, keşfi takibe ve denetlemeye elverişli ayrıntılı rapor ve kroki hazırlaması istenilmeli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 290/2 nci maddesi uyarınca birlikte keşfe götürülecek bir fotoğrafçı aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin yakın plan ve panoramik fotoğrafları çektirilip mahkemece onaylandıktan sonra dosya arasına konulmalı ve bundan sonra, tüm deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı Hazine vekilinin dava konusu 101 ada 202 ve 209 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının reddi ile İlk Derece Mahkemesi kararının bu parseller yönünden ONANMASINA, Davacı Hazine vekilinin, dava konusu 101 ada 224 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi uyarınca bu parsel yönünden BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine 17.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.