Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/3402 E. , 2024/3801 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/3402 Karar No : 2024/3801 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU: ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacı tarafından, iş yerinde ... İl Emniyet Müdürlüğü Ahlak Büro Amirliği ekiplerince
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/3402 E. , 2024/3801 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/3402 Karar No : 2024/3801 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU: ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacı tarafından, iş yerinde ... İl Emniyet Müdürlüğü Ahlak Büro Amirliği ekiplerince 02/03/2013 tarihinde yapılan denetim sonucu, 17 işçinin işe giriş bildirgesi, işten ayrılış bildirgesi ve 2013/03. ayına ait aylık prim ve hizmet belgesinin yasal süresi içerisinde Kuruma verilmediğinden bahisle 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 102. maddesi uyarınca 88.759,02 TL idari para cezası uygulanmasına ilişkin ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Ulucanlar Sosyal Güvenlik Merkezinin ...tarih ve ... ... sayılı işlemine karşı yapılan itirazın reddine dair, ... tarih ve ... sayılı işlemle tebliğ edilen, ... tarih ve ... sayılı idari para cezası itiraz komisyonu kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin,... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, Danıştay Onuncu Dairesinin 05/11/2019 tarih ve E:2019/4431, K:2019/7399 sayılı bozma kararına uyularak, dava konusu işlemin, işe giriş bildirgeleri ile aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresinde verilmediği gerekçesiyle uygulanan idari para cezasına ilişkin kısmının... ve ... yönünden ise davanın reddine, dava konusu işlemin, işten ayrılış bildirgelerinin yasal süresinde verilmediği gerekçesiyle uygulanan idari para cezasına ilişkin kısmının ise iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI:Davalı idare tarafından, Kurumca tesis edilen işlemlerde herhangi bir yanlışlık bulunmadığı, Mahkeme kararının dava konusu işlemin kısmen iptaline yönelik kısmının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Davacı tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ:... DÜŞÜNCESİ :Mahkeme kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 26. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davacıya ait iş yerinde, ... İl Emniyet Müdürlüğü Ahlak Büro Amirliği ekipleri tarafından 02/03/2013 tarihinde denetim yapıldığı, sigorta bildirimi olmadan çalışan kişilerin tutanakla tespit edildiği, tespite esas tutanakların davalı idareye gönderildiği, bu bildirim üzerine 17 işçinin sigortalı işe giriş bildirgelerinin, işten ayrılış bildirgelerinin ve 2013/03. ayına ait aylık prim ve hizmet belgesinin yasal süresi içerisinde Kuruma verilmediğinden bahisle 88.759,02 TL idari para cezası uygulandığı, bu cezaya yapılan itirazın reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik" başlığını taşıyan 26. maddesinin 1. fıkrasında, "Dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olursa, davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar; gerçek kişilerden olan tarafın ölümü halinde, idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verilir. Dört ay içinde yenileme dilekçesi verilmemiş ise, varsa yürütmenin durdurulması karar kendiliğinden hükümsüz kalır." hükmüne; 2. fıkrasında da, "Yalnız öleni ilgilendiren davalara ait dilekçeler iptal edilir." hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Gerçek kişilerin kişiliği ve medeni haklardan yararlanma ehliyeti, Medeni Kanun'un 28. maddesi uyarınca ölüm ile son bulduğundan, ölen kişinin davada taraf olma ehliyeti ortadan kalkar ve dolayısıyla onun temsili de düşünülemez. Çünkü objektif dava ehliyeti, bir kimsenin bizzat veya iradesi ile tayin ettiği bir temsilci vasıtasıyla kendi adına bir davayı yürütmesi ve buna ilişkin usul işlemlerini yapmasıdır. Bu nedenle, terekeye dahil olmayan, ölümden sonra da hukuken mirasçılara intikal etmesi mümkün bulunmayan haklardan dolayı mirasçıların dava açma olanağı bulunmamaktadır. Ancak taraflardan birinin dava devam ederken hayatını kaybetmesi halinde, davaya mirasçıların devam edebileceği hususuna, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 55. maddesinde yer verilmiş olup; bu kural 2577 sayılı Kanun'un 26. maddesinde özel biçimde düzenlenmiştir. Anılan maddede, yalnız öleni ilgilendiren davalar dışındaki davaların takip hakkının mirasçılara geçebileceği hükme bağlanmış; fakat bu davaların hangi tür davalar olduğu belirtilmemiştir. 2577 sayılı Kanun'un 26. maddesinin "yalnız öleni ilgilendiren davalara ait dilekçeler iptal edilir." hükmünden kastedilen; münhasıran ölenin şahsına sıkı sıkıya bağlı olan, başkalarına devir ve temliki veya miras yoluyla intikali mümkün olmayan haklarla ilgili davalardır. Bunun dışında, Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca, ölene ait bulunan bütün haklar, mallar ve borçlar mirasçılara geçeceğinden, dava açılmakla mameleki niteliğe dönüşen haklar da ölenin malvarlığının bir bölümünü oluşturacağından, açılmış bulunan bu tür davaları ölenin mirasçılarının takip etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Dava dosyasının incelenmesinden; ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile dava konusu işlemin kısmen iptaline, kısmen de davanın reddine karar verilmesi üzerine; anılan kararın iptale ilişkin kısmını davalı idarenin temyiz ettiği, yargılama aşamasında davacının 03/07/2022 tarihinde vefat ettiği anlaşılmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının "Suç ve Cezalara İlişkin Esaslar" başlıklı 38. maddesinin 7. fıkrasında ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 20. maddesinde kurala bağlanan "ceza sorumluluğunun şahsiliği" ilkesi, herkesin kendi fiilinden sorumlu tutulmasını, cezanın yalnız suçu işleyenlerle iştirak edenlere verilmesini, suça katkısı bulunmayanlara ceza sorumluluğu yükletilemeyeceğini, hiç kimsenin işlemediği bir suçtan dolayı sorumlu tutulamayacağını, bir başkasının işlediği suçun, suçu işlemeyenlere sirayet edemeyeceğini ifade etmektedir. Ceza Hukukunun temel ilkelerinden biri olan bu ilkenin idari para cezaları için de geçerli olduğu konusunda kuşku bulunmamaktadır. Bu durumda; İdare Mahkemesince, davacının vefat etmesi ve dava konusu idari para cezasının, cezaların şahsiliği ilkesi gereği davacının mirasçılarından tahsil edilemeyecek olması dikkate alındığında, uyuşmazlığın yalnız öleni ilgilendiren bir dava niteliğinde olduğu gözetilerek, 2577 sayılı Kanun'un 26. maddesinin 2. fıkrası uyarınca dava dilekçesinin iptaline karar verilmesini teminen, temyize konu kararın bozulması gerekmektedir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 26. maddesi hükümlerinin uygulanmasını teminen temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K... sayılı sayılı kararının BOZULMASINA, 2. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 3. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08/10/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.