Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2023/17254 E. , 2024/1853 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/17254 Karar No : 2024/1853 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:.... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davalı idare bünyesinde memur olarak görev
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2023/17254 E. , 2024/1853 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/17254 Karar No : 2024/1853 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:.... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davalı idare bünyesinde memur olarak görev yapmakta iken 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; Mardin Valiliği Kurul Kararında, davacının PKK/KCK terör örgütü ile bağlantısı-ilişkisi olduğu yönünde değerlendirmenin bulunduğu, davacının PKK/KCK terör örgütü ile bağlantısı- ilişkisi olduğu gerekçesiyle kamu görevinden çıkarılma kararına karşı yapmış olduğu itirazının reddedilmesi gerektiğinin belirtildiği, bahse konu kararda; davacının milis-işbirlikçilik faaliyetlerinde bulunduğu ve PKK/KCK terör örgütüne müzahir olduğunun değerlendirildiğinin tespit edildiği, bahsi geçen tespitleri mesnetsiz bırakacak somut herhangi bir bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığı; Mahkemelerinin 10/02/2020 tarihli ve 21/09/2020 tarihli ara kararı üzerine Mardin Valiliği ve Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen bilgi ve belgelerde, davacının milis-işbirlikçilik faaliyetlerinde bulunduğu, abisi M.T.F.'nin 99 yılı örgüt mensuplarına ait sicil defterinde adının geçtiği ve 1998 yılında güvenlik güçleri tarafından etkisiz hale getirildiği, ablası L.E.'nin kocasıyla beraber 1990-1992 yılları arasında PKK/KCK terör örgütü adına faaliyet yürütmek amacıyla kırsala katıldıkları ve 10-15 yıl önce İran ya da Irak'a geçerek burada faaliyet yürüttükleri sırada çığ düşmesi sonucu öldükleri, A.F. isimli şahsın PKK terör örgütü lehine konuşması sonucu tutuklandığı, mevcut bilgiler doğrultusunda davacının ve ailesinin terör örgütlerine müzahir olduğu şeklinde bilgilerin bulunduğu, davacının durumunun değerlendirilmesinde Komisyon tespitleri ile Mardin Valiliği ve Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından dosyaya sunulan bilgi ve belgeler birlikte dikkate alındığında, davacının PKK/KCK terör örgütü ile en az irtibat derecesinde bağının olduğu sonucuna varıldığından, davacının başvurusunun reddine dair Komisyon kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; ilk derece mahkemesi kararında davacının yakınlarına ilişkin tespitlere yer verildiği, davacıya ilişkin olarak sadece "milis-işbirlikçilik faaliyetlerinde bulunduğu"nun belirtildiği, ancak bu belirlemenin somut bilgi ve belgelerle desteklenemediği, bu surette gerek ara kararına Valilik tarafından verilen cevabın ve gerek diğer idarelerden gelen cevapların değerlendirmesi sonucunda dava konusu işlemdeki tespitleri doğrular nitelikte veya söz konusu tespitleri kanaatten ziyade hukuken itibar edilebilecek niteliğe kavuşturacak düzeyde dayanak teşkil edecek bilgi ve belgelerin dosyaya sunulamadığı, ayrıca dava konusu işlemde ve UYAP üzerinden yapılan araştırmada da davacının örgütlü suçlar kapsamında şüpheli olarak yer aldığı bir soruşturma ve/veya sanık sıfatıyla yer aldığı bir kovuşturma bulunmadığı, dava konusu Komisyon kararında ve İdare Mahkemesi kararında davacının yakınlarının terör örgütü ile bağına ilişkin tespitlere yer verilmiş ise de, söz konusu tespitlerin davacının aleyhine olacak şekilde değerlendirilmesi hukuken olanaklı görülmemiş olup davacı hakkında anılan terör örgütü ile irtibat ve iltisakına ilişkin somut bilgi ve belge ortaya konulamaması bu suretle davacı hakkındaki iddiaların soyut olduğu sonucuna ulaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uygunluk, davanın reddine ilişkin idare mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı belirtilmiştir. Açıklanan gerekçelerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; istinaf incelemesinde davacı hakkında dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin yeterince incelenmediği, hukuka ykırı karar verildiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından; temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu, yakınlarının terör örgütüyle bağına ilişkin tespitlerin kendi aleyhine olacak şekilde değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, bu gerekçeye dayanılarak verilen Bölge İgare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. 22/11/2016 tarih ve 29896 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 677 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) ''Kamu Personellerine İlişkin Tedbirler'' başlıklı 1. maddesinin 1. fıkrasında, ''Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan ve ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir." hükmüne yer verilmiştir. Kızıltepe Belediye Başkanlığı bünyesinde 19/08/2012 tarihli olur ile göreve başlayan davacı, 22/11/2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede isminin yer alması nedeniyle kamu görevinden çıkarılmış, kamu görevine iade edilmesi istemiyle yaptığı başvurusu Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonunun 03/01/2019 tarih ve 2019/384 sayılı işlemiyle reddedilmiştir. Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Uyuşmazlıkta, davacı, PKK/KCK terör örgütü ile irtibat ve iltisakı bulunduğu gerekçesiyle KHK ile kamu görevinden çıkarılmış olup, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler davacının anılan örgütle bağlantısı yönünden incelendiğinde; her ne kadar temyize konu iptal kararının gerekçesinde; dava dosyasına sunulan bilgi ve belgelerde davacının yakınlarına ilişkin tespitlere yer verildiği, davacıya ilişkin olarak sadece milis-işbirlikçilik faaliyetlerinde bulunduğunun belirtildiği ve bu durumun somut bilgi ve belge ile desteklenmediği hususuna yer verilmiş ise de, yukarıda ayrıntılarıyla açıklandığı üzere, PKK/KCK silahlı terör örgütüne üyelik ve mensubiyet olmasa da terör örgütüyle iltisaklı veya irtibatlı olunması nedeniyle meslekten çıkarma yönündeki olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesinin mümkün olması, davacının abisi M..T.F.'nin 99 yılı örgüt mensuplarına ait sicil defterinde adının geçtiği ve 1998 yılında güvenlik güçleri tarafından etkisiz hale getirildiği, ablası L.F.'nin kocasıyla beraber 1990-1992 yılları arasında PKK/KCK terör örgütü adına faaliyet yürütmek amacıyla kırsala katıldıkları ve 10-15 yıl önce İran ya da Irak'a geçerek burada faaliyet yürüttükleri sırada çığ düşmesi sonucu öldükleri, A.F. isimli şahsın PKK terör örgütü lehine konuşması sonucu tutuklandığı, mevcut bilgiler doğrultusunda davacının ve ailesinin terör örgütlerine müzahir olduğu şeklinde elde edilen delillerin, davacının PKK/KCK silahlı terör örgütüyle irtibat ve iltisakının bulunup bulunmadığının belirlenmesi noktasında ayrıca değerlendirilmesi gerektiğinden, Bölge İdare Mahkemesi kararındaki anılan gerekçede isabet bulunmamaktadır. Anılan tespitler ile ilgili olarak her ne kadar temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında; davacının milis işbirlikçilik faaliyetinde bulunduğu hususunun somut bilgi ve belgelerle desteklenmediği ve davacının yakınlarının terör örgütü ile bağına ilişkin tespitlerin davacı aleyhine değerlendirilmesinin hukuken mümkün olmadığı gerekçesiyle tesis edilen dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu belirtilmiş ise de, FETÖ/PDY tarafından Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı yapılan darbe teşebbüsü ve sonrasında yaşanan olağanüstü dönem ve koşullar gereğince alınan tedbirler kapsamında, yine Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı silahlanmış bir terör örgütü olan PKK/KCK'ya yönelik olarak da tedbir alınmasının ve bu bağlamda kamu görevlilerinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na, kanunlarına, kurumlarına, dolayısıyla Devlete sadakat yükümlülüklerine riayeti konusundaki denetimin en hassas ve azami şekilde yapılmasının, yaşanan söz konusu olağanüstü dönemin doğal bir sonucu olarak değerlendirilmesi gerektiğinden, davacının yakın ailesindeki şahısların PKK/KCK terör örgütüyle bu denli amaç birlikteliği içinde hareket ettiğine ilişkin dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin, davacının milis işbirlikçilik faaliyetinde bulunduğu yönündeki hususu desteklediği dikkate alındığında, davacının PKK/KCK terör örgütü ile irtibat ve iltisakının varlığına kanaat getirilmesine yeterli düzeyde bir tespit olduğu ve bu nedenle davacının kamu görevinden çıkarılmasının söz konusu olağanüstü durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir. Bu durumda, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılması ve dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne; 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 27/02/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X)KARŞI OY : Davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı davanın reddine ilişkin kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü, İdare Mahkemesi kararının kaldırılması, dava konusu işlemin iptali yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının onanması gerektiği oyuyla çoğunluk görüşüne katılmıyorum.