10. Hukuk Dairesi 2021/9262 E. , 2023/3775 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/509 E., 2021/1302 K. KARAR : Esastan red İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 35. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/451 E., 2020/838 K. Taraflar arasındaki iş kazasında vefat eden sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi tazminat isteminden dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri
**10. Hukuk Dairesi 2021/9262 E. , 2023/3775 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/509 E., 2021/1302 K. KARAR : Esastan red İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 35. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/451 E., 2020/838 K. Taraflar arasındaki iş kazasında vefat eden sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi tazminat isteminden dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde, davacılar murisi müteveffa ....'nun, 06.03.2006 tarihinde yüksek gerilim trafosunu tamiri için çıktığı esnada elektrik akımına kapılarak 15 metre yükseklikten düşmesi sonucu hayatını kaybettiğini, ... 5. İş Mahkemesi'nin 2007/755 E. sayılı dosyasında 30.03.2008 tarihli bilirkişi raporunda davalı işverenin %62,50, müteveffanın %37,50 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiğini, ......'nun vefatı nedeni ile anne ve babasının maddi ve manevi olarak derinden etkilendiğini belirterek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydıyla, anne ... için 500,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi, baba... için 500,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 06.03.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. 2.Davacı vekili bedel artırım dilekçesi ile maddi tazminat tutarını anne ... için 103.545,99 TL, baba... için 232.486,05 TL olarak artırarak,bu tutardaki maddi tazminatların kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, zamanaşımı ve husumet itirazında bulunarak, müteveffa işçinin Boğaziçi Elektrik çalışanı olmadığını ve alt yükleniciler nezdinde çalıştığını, dava konusu kazanın davalı Boğaziçi Elektrik'in herhangi bir olumlu ya da olumsuz eylemi neticesinde meydana gelmemiş olması nedeni ile kusurunun bulunmadığını, yetişkin çocukların elverişli ekonomik durumları olsa bile, anne ve babalarına bakma ödevinin bulunmadığını bu nedenle davacı tarafın bakım gücü ve bakım ihtiyaçlarını kanıtlaması gerektiğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Dosya incelendiğinde davacıların miras bırakanı ölen Mustafa Parmaksızoğlu'nun elektrik teknisyeni olduğu, olay günü Seymen trafosu ile orman köyleri hattı olarak bilinen hatta bakım ve onarım çalışması yapılması için 4 taşeron firma elamanı ile görevlendirildiği, önceden telsiz ile işlem yapılacak direkteki elektriğin kesilerek topraklamanın yapılmasını istediği ve kendisine bu işlemin yapıldığının söylenmesi üzerine ölenin bu direğe çıktığı ve elektrik akımına maruz kaldığı, yetkililerin bu onarımdan haberi olduğu, bu direkte hattın her iki yönden de beslendiği, sadece bir yönden kesilmiş olduğu bu şekilde kazanın meydana geldiği anlaşılmıştır. Hattaki elektrik akımının iki taraflı kesilmemesi nedeniyle onarım öncesinde davalının gerekli güvenlik önlemlerini almadığı, ölen işçinin de kendisinin kişisel güvenliğini yeterince gözetmemiş olması nedenleriyle ... 5. İş Mahkemesi'nin 2007/755 E sayılı dosyasında davalı şirket %62,50 oranında, kazalı da %37,50 oranında kusurlu kabul edilmiştir. Söz konusu kusur oranları mahkeme kararının kesinleşmiş olması, mahkememiz dosyasındaki davalının bu dosyada da davalı olması nedenleriyle usul ekonomisi gereğince mahkememizce de kabul edilmiş ve yeni kusur incelemesi yapılmamıştır. Bilirkişi tarafından asgari ücrete göre ve SGK'ya bildirilen ücrete göre seçenekli hesaplama yapılmıştır. Davalı tarafından davacının ücretine yönelik herhangi bir delil sunulamamıştır. Davacının elektrik teknisyeni olması, işin mahiyeti, kıdemi birlikte değerlendirildiğinde asgari ücret ile çalışması hayatın olağan akışına aykırı bulunmuştur. Bu nedenle bilirkişi tarafından yapılan 2 seçenek hesaplamaya itibar edilmiştir. Davacıların maddi tazminat alacakları bu hesaplamaya göre kabul edilmiştir. Davacılardan ... baba, ... Ağaoğlu annedir. Gerek mülga B.K'nun 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı T.B.K’nun 56 ncı maddesi hükmüne göre Hakim: ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebilir. Hakimin manevi zarar adı ile ölenin yakınlarına verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Müteveffanın kaza tarihinde henüz 32 yaşında olması, anne, babanın genç yaşta çocuklarını kaybetmesinin verdiği acı ve ızdırap, işverenin %62,5 kusurlu olması, kazanın oluş şekli hususları birlikte değerlendirildiğinde manevi tazminata ilişkin taleplerin de kısmen kabulünün..." gerektiği gerekçesiyle, A.Maddi tazminata ilişkin davanın kabulü ile 1.Davacı ... yönünden 232.486,05 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 06.03.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2.Davacı ... Ağaoğlu yönünden 103.545,99 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 06.03.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, B.Manevi tazminata ilişkin davanın kısmen kabulü ile 1.Davacı ... yönünden 40.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 06.03.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2.Davacı ... Ağaoğlu yönünden 40.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 06.03.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine, karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece manevi tazminatın az miktarda hüküm altına alındığını, davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı söz konusu olduğundan davacılar lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda ortadan kaldırılması talep edilmiştir. 2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece manevi tazminatın fahiş miktarda hüküm altına alındığını, olay yönünden zamanaşımının gerçekleştiğini, davalı tarafa husumet yöneltilemeyeceğini, dosya kapsamında bilirkişi raporu alınmaksızın kurulan hükmün hatalı olduğunu, ... 5. İş Mahkemesi'nin 2007/755 Esas sayılı dosyasındaki kusur raporunun hükme dayanak yapılmasının hatalı olduğunu, kaza ile davalı şirketin sorumluluğu arasında uygun illiyet bağı bulunmadığını, davacıların destekten yoksun kalma tazminatına hak kazanma yönünde ispat külfetini yerine getirmediklerini, maddi tazminat yönünden yapılan hesaplamaların hatalı olduğunu,kabul anlamına gelmemekle birlikte hesap raporunda, anne adına hesaplanan destekten yoksun kalma tutarının hatalı şekilde baba adına hesaplanan tutar olarak,baba adına hesaplanan tutarın da anne adına hesaplanan tutar olarak yazıldığı, faiz başlangıç tarihinin haksız fiil tarihi olarak belirlenmesinin hatalı olduğunu,manevi tazminat tutarlarının fahiş olarak belirlendiği, davanın reddinin gerektiğini, bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda ortadan kaldırılması talep edilmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... İstinafa başvuran davalı vekilinin istinaf sebeplerine göre dairemizce yapılan incelemede, bilirkişiler tarafından düzenlenen, davalı şirketin alması gereken işgüvenliği tedbirlerindeki ihmaliyle kazanın meydana gelmesinde %62,50 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği kusur raporunun ve maddi tazminatın hesaplandığı aktüerya raporunun gerekçeli, açıklayıcı, olaya ve dosya kapsamına uygun olduğundan hükme ve hesaplamaya esas kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Hükme esas alınan kusur raporu ile 03/10/2020 tarihli aktüerya raporunun dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmakla, bu konudaki davalı vekilinin istinaf sebebinin haklı olmadığı anlaşılmıştır. Davalı ve davacı vekili tarafından manevi tazminatın miktarlarına yönelik istinaf sebebi ileri sürülmüştür. Kaza tarihi ve olayın oluş şekli ile iş kazasının oluşumundaki kusur durumları, gözetilerek, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, özellikle 26.06.1966 gün ve 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme kararının içeriği ve öngördüğü koşulların somut olayda gerçekleşme biçimi, hak ve nesafet kuralları dikkate alındığında, ilk derece mahkemesi tarafından belirlenen manevi tazminat miktarlarının dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmaktadır. Davalı ve davacı vekilinin bu konudaki istinaf sebepleri de yerinde değildir. Davalı tarafça husumet itirazında bulunulmuş ise de: Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 19.03.2009 tarih, 2008/12697 Esas, 2009/4128 Karar sayılı ilamı ile onanan ... 5. İş Mahkemesi'nin 2007/755 Esas, 2008/136 Karar sayılı ilamında bu davada ölen işçinin eşi ve çocuklarına yönelik maddi ve manevi tazminatlar yönünden davalı işverenin sorumlu olduğu sabit olduğundan, ölen işçinin anne ve babası tarafından açılan bu dava yönünden de davalının husumet istinafının haklı olmadığı anlaşılmıştır. Davalı tarafça zamanaşımı itirazında bulunulmuş ise de: 5237 sayılı TCK'nın 85 inci maddesine göre taksirle öldürme suçu yönünden 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası öngörülmüş olup, yine 5237 sayılı TCK'nın 66 ncı maddesine göre de 5 yıldan fazla 20 yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda zamanaşımı süresinin 15 yıl olduğu sabittir. Türk Borçlar Kanunu'nun 72/1 inci fıkrasının 2. cümlesine göre "ancak tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımını öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa bu zamanaşımı uygulanır" yine ceza davası zamanaşımının uygulanabilmesi için tazminat sorumululuğuna neden olan fiilin ceza kanununa göre suç oluşturması ve cezayı gerektirmesi yeterli olup ayrıca haksız eylem faili hakkında ceza davası açılmış olması veya mahkumiyet kararı verilmiş olması hatta soruşturma yapılması dahi gerekli değildir. Bu nedenle tazminat davasına bakan hakim zamanaşımı savunması ile karşılaştığında davanın esasına girmeden önce eylemin cezayı gerektirir bir fiil olup olmadığını değerlendirir ve ceza zamanaşımını dikkate alır. Tüm bu yasal düzenlemeler karşısında açılan davada zamanaşımının gerçekleşmediği sabit olduğundan davalının zamanamaşına yönelik istinafının haklı olmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin doğru miktarlar üzerinden hüküm altına alındığı sabit olduğundan, taraf vekillerinin buna yönelik istinaflarının haklı olmadığı anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamı, mevcut delil durumu davalı şirketi vekillince ileri sürülen istinaf sebepleri ile re'sen bakılacak kamu düzenini ilgilendiren hususlar dikkate alındığında ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ..." gerekçesiyle, istinaf başvurularının esastan reddine, karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili, istinaf dilekçe içeriğini tekrarla kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı vekili, istinaf dilekçe içeriğini tekrarla kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe C.A. Davacılar ve Davalı vekilinin davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat tutarlarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde: 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. 3. Mahkemece davacı anne ...'ye 40.000 TL, baba... lehine 40.000 TL manevi tazminata hükmedildiği, Bölge Adliye Mahkemesinin 09.06.2021 tarihli kararıyla istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği, karar tarihi itibari ile kesinlik sınırının 78.630,00 TL olup hükmedilen manevi tazminatların bu miktarın altında kaldığı anlaşıldığından davacılar ve davalı vekillerinin bu hükümlere yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. C.B. Davalı vekilinin davacılar lehine hükmedilen maddi tazminat tutarlarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde: 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasında vefat eden sigortalının hak sahiplerine maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 51, 52, 53, 55, 56 ve 332 inci maddeleri, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 inci maddesi hükümleridir. 3. Değerlendirme 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle hükme esas alınan kusur raporundaki tespitlerin dosya kapsamı ve Dairemizce kabul edilen ilkelere uygun olması nedeniyle bu hususların bozma sebebi yapılamayacak olmasına göre; davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 22.06.2018 tarih 2016/5 E-2018/6 K sayılı kararında, "ana ve/veya babanın çocuğunun haksız fiil ve veya akde aykırılık sonucu ölmesi nedeniyle açtığı destekten yoksun kalma tazminatı davalarında, destek ilişkisinin varlığının ispatı için Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'ndan gelir bağlanması şartının aranmayacağı, destekten yoksun kalma tazminatı davalarında çocukların ana ve/veya babaya destek olduklarının karine olarak kabulünün gerektiği" kabul edilmiştir. 3.Destekten yoksun kalma tazminatı; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 53 üncü maddesinin 3 üncü bendinde düzenlenmiş olup, “Ölüm halinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpların tazmini gerekmektedir”. Bu maddeye göre, haksız fiilin doğrudan doğruya muhatabı olmayan, ancak bu haksız fiil nedeniyle ortaya çıkan ölüm olayından zarar gören ya da ileride zarar görmesi güçlü olasılık içinde bulunan kimselere tazminat hakkı tanınmıştır. 4.İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesine göre; ''Destekten yoksun kalma tazminatının doğumu için destek ile tazminat talebinde bulunan kişi arasında bir destek ilişkisi bulunmalıdır. Burada bahsedilen destek ilişkisi hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar. Destek ilişkisinin varlığında destek olunanın ihtiyaçlarının sürekli ve düzenli olarak karşılanması yer almaktadır. Burada ifade edilmek istenen süreklilik ve düzenlilik hali yardımın belirlenen zamanlarda ve belirli miktarlarda yapılması değil, eğer destek ölmeseydi yardımların devam edeceğine dair bir beklentinin bulunmasıdır. Eğer yardım devamlı destek saiki ile değil de, tek seferlik, geçici, düzensiz ya da gelişigüzel zamanlarda yapılıyor ve ileride yardımın devam edeceğine dair bir beklenti yaratmıyorsa, bu durumda desteğin sürekli ve düzenli olduğundan bahsetmek mümkün olmayacaktır". 5.Türk Borçlar Kanunu'nun ilgili hükümlerinden anlaşıldığı üzere; destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan yardımdır. Bu tazminatın amacı, ölüm olayı olmasaydı ölenin yardımda bulunduğu kimselere yardımda bulunmaya devam edeceğinin düşünülmesi ve ölüm olayının bu süreci kesmesi sonucu destekten yararlanan kimselerin uğradıkları zararın peşin ve toptan şekilde tazmin edilmesi, bu kimselerin ölüm olayından önceki durumlarına kavuşturulmasıdır. Eş deyişle amaç; destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. 6. Burada önemle üzerinde durulması gereken husus, sigortalının destek gücünün, ana ve/veya babanın destek ihtiyacı ile beklenilen destek şeklinin ve miktarının yaşam deneylerine uygun olması gereğidir. 7. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci maddesi hükmüne göre; "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler". 8. Türk Borçlar Kanununun 51 inci maddesine göre ise; "Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler". 9. Bakım gücü-bakım ihtiyacı; bu konuda önemli olan, kimlerin yardımcı, kimlerin yardım gören olabilmeye elverişli oldukları değildir; somut olaylar ve belirli kişiler bakımından geleceğe uzanacak ve gelecekte dahi mümkün olabilecek biçimde kimlerin gerçekten yardımcı, kimlerin yardım gören olduklarıdır. Yardımcı (=destek) kavramı, bakım gücünü; yardım gören kavramı ise bakım ihtiyacını gerektirdiğinden, şayet bakım gücü yoksa destekten; bakım ihtiyacı mevcut değilse, yardım görenden söz edilemez. Bundan başka aradaki sıkı ilişki dolayısıyla birinin yokluğu durumunda diğerinin varlığı da düşünülemez. Bu yönden, destekten yoksun kalma davasında davalı taraf, bakım gücü ve bakım ihtiyacının olayda var olmadığını savunabilir. Tazmin alacaklısı sıfatiyle dava açmış olan davacı, yaşam deneyimleri ve olayların olağan yürüyüşü nedeniyle ispat yükünün yer değiştirmesi durumu söz konusu bulunmadıkça bakım gücünü ve bakım ihtiyacını ispat zorundadır (Mustafa Çenberci, İş Kanunu Şerhi-1978 ..., shf 846 ve devamı). 10. Bu durumda; destekten yoksun kalınan zararın belirlenmesinde, ölen sigortalının elde ettiği gelirin miktarına göre destek gücünün kapsamının ne olduğu, sürekli ve düzenli destek olup olmadığı ve davacıların destek ihtiyacının bulunup bulunmadığı varsa bu ihtiyacın ne şekilde karşılandığının dikkate alınması gerekir. 11. İçtihadı Birleştirme Kararında söz edildiği gibi, bakma kavramı; "Para ve para ile ölçülebilecek bir değer olabileceği gibi bir hizmet ifası ve yahut benzeri yardımlar şeklinde olabilir. Bu nedenle, desteğin yardımının yanızca parasal nitelikte olması bakım gücünün varlığı için koşul değildir". Ancak aksi kanıtlanmadıkça, sigortalının ileride yapacağı farazi desteklerden olan; ana ve babasının bakım ihtiyacı ileride gerçekleşirse bakım ihtiyacını gidermek, bazen ziyaret etmek, evlerinde yardım etmek, kendilerine alışveriş yapmak, yemek yapmak vs. gibi destekler hesaplanabilir nitelikte değildir. 12. Bu açıklamalar doğrultusunda somut olayda, mahkemece hesap bilirkişiden alınan ve maddi tazminat miktarı noktasında itibar edilen 07.11.2017 tarihli raporda davacı anne ve baba için öngörülen destek süresi sonuna kadar hesap yapılmak ve bu tazminat tutarına uygulanan %62,5 oranı davalı iş veren kusuru karşılığına göre tazminat tutarlarının hesaplandığı anlaşılmaktadır. 13. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı kapsamında davacı anne ve babanın destekten yararlandığının ispatı için kurumdan gelir bağlanması şartı aranmamakta olup, bunun bir sonucu olarak da davacı anne ve babanın destek tazminatı alacaklarının kurumdan bağlanan gelirin ödendiği süre ile sınırlı olduğunu kabul etmek açıkça İçtihadı Birleştirme Kararıyla amaçlanan sonucu bozucu mahiyettedir. 14.Öte yandan davacı anne ve baba tarafından Türk Borçlar Kanununun 50 inci maddesi hükmüne göre; ölen sigortalının gelirinden kendisine sürekli destekte bulunduğu ileri sürülüp, Türk Borçlar Kanununun 55 inci maddesine göre maddi delillerle hesaplanabilir sürekli ve düzenli fiili bir desteğin varlığı da kanıtlanmamıştır. 18.O halde, mahkemece, sigortalının anne ve babasına destek olacağı karine olarak kabul edilerek, Türk Borçlar Kanununun 50 nci ve 51 inci maddeleri uyarınca, somut olayın özelliğine göre hesap edilebilir mahiyette destek yoksunluk maddi tazminatı alacağının varlığının açıkça ispat edilememiş olması nedeniyle davacı anne ve baba yararına hakkaniyete uygun muhik maddi tazminatlara hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde maddi tazminatların hüküm altına alınması isabetsiz görülmüştür. 19.Kabule göre de, 03.10.2020 tarihli hesap raporunda, hatalı şekilde, hesaplama yapılmış olup annenin destek süresi sonu olan 27.01.2028 tarihine kadar olmasına karşın annenin destek süresi babanın destek süresi sonu olan 03.02.2023 tarihi olarak esasa alınmak suretiyle,babanın destek süresi ise 03.02.2023 tarihinde sona ermesine rağmen annenin destek süresi sonu olan 27.01.2028 tarihine kadar hesap yapılmış olması isabetsizdir. 20.Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 21.O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının esastan reddine ilişkin ... Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesinin kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmalıdır VI. KARAR: Açıklanan sebeplerle; 1.A)Davacılar vekili ile davalı vekili tarafından davacılar lehine hükmedilen manevi tazminatlara yönelik temyiz istemlerinin miktardan reddine, B)Davalı vekilinin maddi tazminatlara yönelik temyiz itirazlarının sair temyiz itirazlarının reddi ile hükmedilen maddi tazminatlar ile ilgili İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3. Peşin alınan temiz karar harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine, 4.Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.