DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/3655 E. , 2024/1401 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/3655 Karar No : 2024/1401 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ...Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 07/02/2022 tarih ve E:2016/58923, K:2022/238 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alına
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/3655 E. , 2024/1401 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/3655 Karar No : 2024/1401 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ...Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 07/02/2022 tarih ve E:2016/58923, K:2022/238 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun...tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı tüm özlük haklarının iadesine, parasal haklarının 24/08/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 07/02/2022 tarih ve E:2016/58923, K:2022/238 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmemiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacının, ceza yargılamasının silahlı terör örgütüne üyelik suçundan...Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında devam ettiği, karar tarihi itibarıyla henüz bir karar verilmediği, Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, FETÖ'nün yargı kurumlarındaki etkisini sürdürebilmek için yoğun bir çaba göstermiş olduğu 2014 yılı HSK üye seçimlerinde davacının örgütün sözde ''bağımsız'' adaylarını desteklediğine ve diğer hususlara yönelik tanık ifadelerinin değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek, FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı, Diğer hususlar yönünden, davacının, diğer mahkemelerden farklı soruşturma ve kovuşturma usulleri uygulandığından "özel yetkili mahkemeler" olarak adlandırılan ve Devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, milli savunmaya, Devlet sırlarına karşı işlenen suçlara, terör suçları gibi daha kapsamlı ve ağır ithamlar içeren suçlara ilişkin yargılamaların yapıldığı, özel yetkili bir ağır ceza mahkemesine FETÖ/PDY terör örgütünün HSK'da etkin olduğu dönemde mahkeme üyesi (CMK'nın 250. maddesi uyarınca özel yetkili, TMK'nın 10. maddesi uyarınca özel yetkili) olarak ve yargıda önemli ve etkin olan Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olarak görevlendirilmesinin, FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği, Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunun'da öngörülen hakim ve savcılar hakkında yapılacak inceleme ve soruşturma usulüne ilişkin hükümlere riayet edilmeden, disiplin soruşturması yapılmadan ve savunması alınmadan meslekten çıkarılmasına karar verildiği, meslekten çıkarılmasına ilişkin kararda şahsının FETÖ terör örgütü ile iltisak ve irtibatı olduğunu gösterir somut gerekçeye ve tespite yer verilmediği, kişiselleştirme yapılmadan genel gerekçeye dayanılarak karar verildiği, kararının dayanağı bilgi ve belgelerin kendisine tebliğ edilmediği, bu nedenle etkili savunma yapma hakkının ortadan kaldırıldığı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile veya herhangi bir illegal yapı ile irtibat ve alakasının olmadığı, meslek hayatı boyunca tüm kararlarını hür iradesi ile verdiği, hiçbir kararında herhangi bir legal ya da illegal yapı veya örgütün tavsiye, telkin ve talimatının olmadığı, meslekten çıkarılmasına ilişkin kararı veren Kurul üyeleri ile bu karara karşı yaptığı itirazını inceleyen Kurul üyelerinin aynı olmasının etkin bir itiraz yolu bulunmadığını ortaya koyduğu, ayrıca yeniden inceleme talebini de hakkındaki itham ve iddiaları bilmeden üstünkörü yaptığı, bu talebin savunma hakkı olarak değerlendirilemeyeceği, meslekten çıkarma kararının uluslararası sözleşmelere, Anayasa'ya, AİHS'e, yasalara ve idare hukukunun genel ilke ve kuralları ile hakkaniyete aykırı olduğu, M.E. isimli tanık beyanının gerçeği yansıtmadığı, Y.S.'nin kendisinin değil bizzat tanığın arkadaşı olduğu, tahliye olabilmek için iftira niteliğinde olan bu ifadenin delil olarak kullanılmaması gerektiği, adil yargılanma hakkının, hakkaniyete uygun yargılanma hakkının, çelişmeli yargılanma hakkının, hukuki dinlenilme hakkının, savunma hakkının, etkili başvuru hakkının, özel hayata saygı hakkının, silahların eşitliği ilkesinin, suç ve cezaların kanuniliği ve şahsiliği ilkelerinin, suç ve cezaların geriye yürümezliği ilkesinin, ölçülülük ilkesinin, eşitlik ilkesinin, masumiyet karinesinin, ifade özgürlüğünün ihlal edildiği, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacının ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddedildiği ve beraat kararının 02/03/2024 tarihinde temyiz edilmeden kesinleştiği anlaşılmıştır. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlemler de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir. Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir. Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 07/02/2022 tarih ve E:2016/58923, K:2022/238 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 25/06/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.