18. Ceza Dairesi 2015/26216 E. , 2016/4196 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hakaret HÜKÜM : Mahkumiyet KARAR Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; …
**18. Ceza Dairesi 2015/26216 E. , 2016/4196 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hakaret HÜKÜM : Mahkumiyet KARAR Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; Ceza Genel Kurulu’nun 14.10.2008 gün ve 170-220 sayılı kararında da belirtildiği üzere; hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin şeref, haysiyet ve namusu, toplum içindeki itibarı, diğer fertler nezdindeki saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Somut bir fiil ya da olgu isnat etmek veya sövmek şeklindeki seçimlik hareketlerden biri ile gerçekleştirilen eylem, bireyin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte ise hakaret suçu oluşacaktır. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kamu görevlileri veya sivil vatandaşlara yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir. İnceleme konusu somut olayda; Hatay 1. Aile Mahkemesi'nin bir dosyasında davalı olan sanığın, mahkemece boşanma ile birlikte verilen nafaka, tazminat, velayet ve çocuklarıyla ayda bir kez kişisel ilişki kurulmasına karar verilmesi üzerine, mahkeme kararı aleyhine yerel gazetede yayınlanmak üzere yazdığı yazıda, "Hakim M. Muhsin Turhan'ın verdiği karar duyan herkesi şok etti. 3.250 TL maaşı olan birine 4500 TL nafaka nasıl bağlanır, bunun bir kriteri yok mudur, nafaka bağlanırken kişinin gelir durumu göz önüne alınmaz mı .... Hem bu derece ağır nafakaya mahkum edip ceza verilerek infial uyandırıp, hemde bu şekilde ilgili şahsı toplumda konuşulur hale getirip, küçük düşürmek bir hakime yakışır mı ? bir doktorun bir sivilceye 20 gün istirahat vermesi neyse, bu da ona benziyor. Ayrıca öğrendiğimize göre 150.000 TL lik tazminata mahkum etmiştir. Ama en anlaşılmazı hakimin bir babayı sadece ayda bir defa çocuklarını görmeye mahkum etmesidir, bu hangi etikle ve mantıkla izah edilebilir ? Biz adalette şaşkınlık ve toplumda infial yaratan kararları alan hakimlerin şapkasını önüne alarak düşünmesini arzuluyoruz, Halis Toprak'ın verdiği nafakadan, Cem U.'ın verdiği nafakadan gariban bir doktor nasıl daha fazla nafaka verebilir. Doktor ... Holding sahibi midir ?" ifadelerine yer verilmiş olması nedeniyle, kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret ettiği gerekçesiyle cezalandırılmasına karar verilmiştir.