6. Hukuk Dairesi 2023/3452 E. , 2024/4738 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1489 E., 2023/764 K. BİRLEŞEN 2019/37 ESAS SAYILI DOSYADA HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/287 E., 2020/504 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapıla
**6. Hukuk Dairesi 2023/3452 E. , 2024/4738 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1489 E., 2023/764 K. BİRLEŞEN 2019/37 ESAS SAYILI DOSYADA HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/287 E., 2020/504 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 10.12.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde asıl davada davacı-birleşen davada davalı ... vekili Avukat .....ile asıl davada davalılar ... ve ... Kumaşçılık Tek. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili Avukat ... geldi. Tebligata rağmen başka gelen olmadığı anlaşılmakla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: Asıl dava, yüklenicinin temliki işlemi nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, birleşen dava ise takip nedeni ile borçlu olunmadığının tespiti istemlerine ilişkindir. Asıl davada davacı, davalılardan ... Ltd. Şti. yetkilisi ...'ın arsa sahipleri olan ... .... ve ... ile Zeytinburnu 1. Noterliği'nin 28.02.2017 tarihli 4340 yevmiye no.lu evrakı ile taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, sözleşme gereği yükleniciye düşen dükkanın satışı için 2016 yılı Mart ayında 1.500.000,00 TL bedel karşılığında yüklenici ile anlaşma yapıldığını ve 21.02.2017 tarihinde satış protokolü imzalandığını, satış protokolü gereğince 1.500.000,00 TL 'nin nakit ve çek olarak tahsil edildiğini, bu nedenle 30.10.2017 tarihinde dükkanın davacıya teslim edileceğinin taahhüt edildiğini, resmi dairelerde herhangi bir satış protokolünün duyulan güven nedeniyle yapılmadığını, ...'ın bu süreç sırasında Eylül 2017'de aynı dükkanı bu kez 1.750.000,00 TL karşılığında ...'a sattığını, söz konusu bu şahıs tarafından önceden yapılan akit bilinmesine rağmen satış işleminin gerçekleştiğini, dava konusu dükkanın fiilen ...'ın kullanımında olduğunu, dükkanın kendilerine satıldığını, arsa sahibi olan davalılar ...ve ...'un bilmesine rağmen ...'ın gösterimi üzerine dükkanın devrini davalı ...'ın ortağı olduğu ....Ltd. Şti.'ye yaptıklarını, devir işleminin 17.05.2018 tarihinde yapıldığını, oysa ...'a taşınmazın önceden davacıya satışının yapıldığını bildiren ihtarnamenin 08.05.2018 tarihinde tebliğ edildiğini, bu nedenle iyi niyetin ortadan kalktığını, davacının 1.500.000,00 TL ödemesine rağmen dükkanın devrini alamadığını, kira gelirinden mahrum kalındığını, kâr kaybı oluştuğunu, taşınmazın tapusunun iptal edilmesi gerektiğini, bunun mümkün olmaması halinde ödenen 1.500.000,00 TL'nin temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesinin ayrıca muhtemel kâr ve gelir kaybından dolayı ayrı ayrı şimdilik 1.000,00’er TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... ve Davizan Ltd. Şti., taşınmazın satışı konusunda 1.750.000,00 TL bedel ödenerek alım satım sözleşmesi düzenlendiğini, bedelin ödendiğini, tapu iptal davası açma koşullarının oluşmadığını, davacı ile davalı ... ve ... Ltd. Şti. arasındaki sözleşmenin satış vaadi sözleşmesi olmadığını, şekil şartına uygun olarak düzenlenmediğini, 28.02.2017 tarihinde satış vaadi sözleşmesi yapıldığı iddia edilmesine karşın davacının yaptığı ödemelerin başlangıç tarihinin 18.03.2016 tarihine dayandırmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, henüz hiçbir sözleşme yapılmadan 11 ay önceden ödeme yapılmasının kabul edilebilir bir tarafı olmadığı, davalı arsa sahipleri, davacının hak talep ettiği gayrimenkul üzerinde sözleşme gereği tasarruf hakkının bulunmadığı, meskenin taraflarına ait olmadığını, kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, ayrıca satış vaadi sözleşmesini şekil şartına bağlı olup şekil şartını karşılamayan sözleşme gereğince tapu iptal tescil talebinde bulunulamayacağını, davalı ... Ltd. Şti. ve ..., davacının faiz karşılığında para verdiğini, borç neticesinde fazlasının talep etme çabasının içerisine girildiğini, önceden tanışıklık ilişkisi olması nedeniyle ticari ilişkilerden dolayı davacıdan yardım talep edildiğini, sunduğu ödemelere ilişkin tarihe bakıldığına ödemelerin 18.03.2016 tarihinde başladığını, bu hususun da sözleşmenin düzenlendiği tarihten çok önce para alışverişinin başladığının delili olduğunu, sözleşme ile kendisine bırakılacağı belli olmayan dükkanın bir hafta öncesinden davacıya satılmış olması iddiasının yersiz olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuşlardır. Birleşen davada davacı arsa sahipleri, davalı tarafından Bakırköy 16. İcra Müdürlüğü'nün 2018/8174 Esas sayılı takibinin başlatıldığını, takip borçluları ... ve ... Deri Şirketi'nin müvekkillerinden herhangi bir alacağının bulunmadığını, kendilerine haciz ihbarnamesi gönderildiğini, müvekkilleri ile bu şahıslar arasında taşınmaz satış vaadi ve arsa payı inşaat sözleşmesi yapıldığını, bu nedenle tam tersine müvekkillerinin bu şahıslardan alacaklı olduğunu belirterek söz konusu takibin durdurularak müvekkillerinin dava dışı takip borçlularına borçlu olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne ve Bakırköy 16. İcra Müdürlüğü'nün 2018/8174 Esas sayılı dosyası yönünden borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesi talep etmiştir. Birleşen dosya davalısı, haciz ihbarnamelerinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiğini, davacıların takip borçlusuna taşınmaz borcu olduğunu, davacıların ... Deri Şirketi ile ..... devretmesi gerekirken ...'ın ortağı olduğu şirkete devrettiği, davacıların kendilerine yapılan bildirime rağmen taşınmazın devrinin ...'a yapmadıklarını, bu nedenle takip borçluları olan davacılardan alacaklı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince, söz konusu dükkanın yapılan düzenleme şekilde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yükleniciye verilmesinin kararlaştırıldığı, bu nedenle söz konusu dükkanın yüklenici tarafından gösterilecek kişiye arsa sahipleri tarafından devir yapılmasının arsa sahipleri açısından sorumluluklarını gerektirir bir durum doğurmadığı, ihtarname tebliğ tarihi olan 08.05.2018 tarihi dikkate alındığında ... ve Davizan Ltd. Şti.'nin ilk sözleşme yaptığı 18.09.2017 tarihinden itibaren 17.11.2017 tarihine kadar yapmış olduğu ödemeler dikkate alındığında iş bu davalıların ancak 18.09.2017 tarihinden önce davacı ile davalılardan ... arasındaki satışı bilmeleri halinde kötü niyetli sayılmaları gerektiği, söz konusu taşınmazın devralan ... ve Davizan Ltd. Şti.'nin ancak önemli bir ödeme yaptıktan sonra 08.05.2018 tarihinde durumdan haberdar oldukları ve onların da aynı davacı gibi kendi ödedikleri paranın karşılığı olan taşınmazın devrini almak istemelerinin hayatın olağan akışına uygun olduğu ve söz konusu ödemelerin gerçekleştiği, ... ve ... Ltd. Şti.'nin almış olduğu bu parayı sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre aynen davacı tarafa iade etmekle yükümlü olduğu, davacı her ne kadar ayrıca muhtemel kar kaybı ve kira gelir kaybına ilişkin talepleri iletmiş ise de geçersiz sözleşmelerden dolayı fer'i nitelikte cezai şart kapsamında taleplerin kabul edilebilir olmadığı, birleşen dava dosyası açısından da Bakırköy 16. İcra Müdürlüğü'nün 2018/8174 Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde davalı ... tarafından davacılar .....ve ...'dan bedel talebinde bulunulduğu oysa söz konusu bedellerin ödenmesinden iş bu davacıların sorumlu tutulamayacağı arsa sahipleri olan davalıların sözleşmeye uygun şekilde yüklenicinin edimini yerine getirip ödemesi gerekli tutarların ödenmesi sonrasında yükleniciye düşen kısmın yüklenicinin gösterdiği 3. şahsa satmalarından dolayı herhangi bir yükümlülüklerinin bulunmadığı anlaşılmakla davacının tapu iptal ve tescil talebine yönelik davası sabit olmamakla reddine, davada bedel iadesine yönelik talebin davalılar ... ve ... Limited Şirketi açısından kabulü ile 1.500.000,00 TL'nin temerrüt tarihi olan 30.10.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile iş bu davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine, davacının diğer talepleri ile diğer davalılara yönelik tüm talepleri sabit olmamakla reddine, ek karar ile de hükmün infazında tereddüt yaşanmaması açısından davalılar ..... ve ... Deri Tekstil İnşaat Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin tavzih talebinin kabulü ile 2 no.lu bendinin; "Davada bedel iadesine yönelik talebin davalılar ... ve ... Limited Şirketi açısından kabulü ile 1.500.000 TL'nin temerrüt tarihi olan 30.10.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (Bakırköy 16. İcra Müdürlüğü'nün 2018/8174 Esas sayılı takip dosyasındaki asıl alacak yönünden tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla iş bu davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine" şeklinde yazılmak suretiyle; 11 no.lu bendinin "İş bu dava dosyasında davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, 85.300,00 TL ücreti vekaletin Bakırköy 16. İcra Müdürlüğü'nün 2018/8174 Esas sayılı takip dosyasındaki vekalet ücreti yönünden tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalılardan ... ve ... Ltd. Şti.'den alınıp davacıya verilmesine" şeklinde yazılmak suretiyle tavzihine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin karar ve ek kararına karşı davacı birleşen dosya davalısı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince, Bakırköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı-birleşen dosyada davalı vekilinin karara ve ek karara yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı-birleşen dosyada davalı vekilince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya duruşmalı olarak incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. 1-Kamu düzenine aykırılık hallerinin re'sen gözetildiği, istinaf nedenleriyle sınırlı ve usulüne uygun olarak istinaf inceleme ve denetiminin yapıldığı; dosya içeriği, kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı-birleşen dosyada davalının birleşen dosyaya ilişkin tüm temyiz itirazlarının reddi ile birleşen Bakırköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/37 Esas sayılı dosyasında verilen kararın ONANMASINA, asıl dosyaya yönelik aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE, 2-Davacı-birleşen dosyada davalının asıl dava dosyasına yönelik diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Somut olay incelendiğinde birleşen dava konusu, Bakırköy 16. İcra Dairesi'nin 2018/8174 sayılı dosyasında davacı-birleşen dosyada davalı ...'un asıl dosya davalılarından ... Deri Tekstil İnş. Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. ile ... hakkında 21.02.2017 tanzim tarihli senet için 1.500.000,00 TL alacak yönünden takip başlattığı, davacının 02.07.2018 tarihli dilekçesinde ise "Davalı tarafça, tarafımızca zorla senet imzalatıldığı şeklinde algı yaratılmaya çalışılmaktadır. Ancak gerçek vakıa şu şekildedir: Taraflar arasında satış konusunda anlaşılması üzerine davalı ..., müvekkilin yapacağı ödemelere binaen müvekkile güvence vermek amacıyla 21.02.2017 tarihinde 1.500.000,00 TL bedelli senet düzenleyerek, müvekkile vermiştir. Ömer Erdoğan, söz konusu senedi serbest iradesiyle keşide etmiştir. Ödemeleri yapan müvekkil adına devir ve tescil işlemi yapılmadığından bu senede dayanarak yasal haklarımızı kullanarak icra takibi başlatılmıştır. Ancak takip semeresiz kalmıştır. Bu hususları dava dilekçemizde de açıkça belirterek, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla iş bu davayı açmış bulunmaktayız." şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmış olup bu durumda; davacının tapu iptal tescil davasının tarihi olan 24.05.2018 tarihinden önce 04.05.2018 tarihinde Bakırköy 16. İcra Dairesi'nin 2018/8174 sayılı dosyasında ödediği bedelin iadesine yönelik takip başlattığı ve davacının seçimlik hakkını sözleşmenin feshi ile ödediği bedelin iadesi yönünde kullandığının kabulü gerektiği, bu aşamadan sonra davacının kullanmış olduğu seçimlik haktan dönerek bir diğer seçimlik hak olan tapu iptâl ve tescil talebinde bulunmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile tapu iptal tescil davasının reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir. Ne var ki; bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca gerekçenin düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacı-birleşen dosyada davalının asıl dava dosyasına yönelik diğer, birleşen davaya yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi ile birleşen Bakırköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/37 Esas sayılı dosyasında verilen kararın ONANMASINA, 2. bentte açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK'nın 370/4 maddesi uyarınca gerekçenin yukarıda belirtildiği şekilde değiştirilerek kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacı-birleşen dosyada davalıdan alınarak, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen asıl dosya davalılarından ... ve ... Kumaşçılık Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'ye verilmesine, aşağıda yazılı onama harcının birleşen dava yönünden temyiz edenden alınmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.12.2024 gününde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.