9. Ceza Dairesi 2021/16666 E. , 2024/7959 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/32 E., 2016/142 K. SUÇLAR : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhak…
**9. Ceza Dairesi 2021/16666 E. , 2024/7959 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/32 E., 2016/142 K. SUÇLAR : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ- OLAY VE OLGULAR Sanık hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından cezalandırılması talebiyle açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.04.2016 tarihli ve 2015/32 Esas, 2016/142 Karar sayılı kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde farklı zamanlarda olacak şekilde katılan mağdurenin ikametten kaçıp sanığın evinde kaldığı vakitlerde vajinal yoldan cinsel ilişki yaşadıklarının kabulü ile beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan lehe olduğu kabul edilen 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesi yürürlükteki haliyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103/2, 103/6, 43/1, 62 ve 53. maddesi uyarınca 14 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 109/1, 109/3-f, 109/5, 43/1, 62 ve 53. maddesi uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği Hükmü temyiz etme iradesinden ibarettir. B. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Katılan mağdurenin çelişkili anlatımları dışında sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediğine dair mahkumiyete yeterli delil bulunmadığına, katılan mağdure Deniz'in rızası ile sanığın yanına gitmesi karşısında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun kanuni unsurları itibariyle oluşmadığına ilişkindir. III. GEREKÇE Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; 1. Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.05.2023 tarihli ve 2022/9-46 Esas, 2023/303 Karar sayılı ilamı ile 15.03.2023 tarihli ve 2022/9-303 Esas, 2023/151 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere 5237 sayılı Kanun'un 103/2. maddesinde tanımlanan çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunun aynı Kanun'un 104/1. maddesinde tanımlanan reşit olmayanla cinsel ilişki suçuna teselsül etmeyeceği göz önüne alındığında, oluşa uygun kabulü göre katılan mağdurenin ilk cinsel ilişkinin yaşandığı 09.10.2013 tarihinde 14 yıl 10 ay 29 günlük, son ilişki olan 19.11.2013 tarihinde ise 15 yıl 9 günlük olduğu ve Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun 29.07.2015 tarihli raporunda katılan mağdurede mevcut hafif derecede zeka geriliğinin hekim olmayanlarca anlaşılamayacağının bildirilmesi karşısında; katılan mağdurenin on beş yaşından küçük olduğu dönemdeki ilişkinin çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu, on beş yaşını ikmal ettikten sonra cebir, tehdit ve hile olmaksızın vajinal yoldan organ sokarak gerçekleşen eylemin ise reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu anlaşılmakla; her iki suçtan ayrı ayrı hüküm kurulması yerine yazılı şekilde uygulama yapılması ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden ise katılan mağdurenin son eylem tarihi olan 19.11.2013 günü ise on beş yaşını ikmal edip cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olmayan rızasının geçerli sayılacağı gözetilmeksizin zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi, 2. Sanığın katılan mağdureye yönelik işlediği çocuğun nitelikli cinsel istismarı eylemi ile ilgili olarak kovuşturma evresinde alınan heyet raporlarında olay nedeniyle katılan mağdurenin ruh sağlığının bozulduğunun bildirilmesi nedeniyle Mahkemece müsnet suçtan belirlenen temel ceza 5237 sayılı Kanun'un 103/6. maddesi uyarınca ile artırılmış ise de, sanığın içinde bulunduğu sosyal ortam, eğitim düzeyi ve kişisel özellikleri gözetildiğinde cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı hal olmaksızın katılan mağdureye nitelikli cinsel istismarda bulunması sonucunda katılan mağdurenin ruh sağlığının bozulacağını öngöremeyeceği ve aynı Kanun'un 23. maddesi gereğince ortaya çıkan bu ağır neticede taksir derecesinde dahi kusurunun bulunmaması sebebiyle cezasında 5237 sayılı Kanun'un 103/6. maddesi uyarınca artırım yapılamayacağı, bu durumun temel cezanın belirlenmesinde nazara alınabileceği gözetilmeden, yazılı şekilde anılan maddenin tatbiki suretiyle fazla ceza tayin edilemesi, hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle; İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik katılan mağdure vekili ve sanık müdafiinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,30.09.2024 tarihinde karar verildi.