4. Hukuk Dairesi 2009/5207 E. , 2010/1941 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... .... A.Ş ve diğeri aleyhine 17/08/2007 gününde verilen dilekçe ile basın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 25/02/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı ve davalılar vekilleri taraflarından süresi içinde istenilmekle tem…
**4. Hukuk Dairesi 2009/5207 E. , 2010/1941 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... .... A.Ş ve diğeri aleyhine 17/08/2007 gününde verilen dilekçe ile basın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 25/02/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı ve davalılar vekilleri taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının tüm, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Davalıların diğer temyiz itirazına gelince; dava yayın yolu ile kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davacı ve davalılar tarafından temyiz olunmuştur. Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat ödetilmesini isteyebilir. Yargıç, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda yargıcın, hukuk ve adalete uygun (hak ve nasfetle) karar vereceği Medeni Yasa'nın 4. maddesinde belirtilmiştir. Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Dava konusu olayın gelişim biçimi, yazının içeriği ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde davacı yararına takdir edilen 4.000,00 TL manevi tazminat fazladır. Daha alt düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 438/son maddesi gereğince, davacı yararına 2.500,00 TL manevi tazminat takdir olunmak suretiyle, kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle hüküm fıkrasının manevi tazminat takdirine ilişkin 1 nolu bendinde yer alan "…4.000…" biçimindeki sayı dizisi silinerek yerine "…2.500,00…" sayı dizisinin yazılmasına; harç alınmasına ilişkin 2 nolu bendinde yer alan "…216…” ve "…135…" biçimindeki sayı dizilerinin ayrı ayrı silinerek yerlerine sırası ile “…135,00…” ve “…54,00…” sayı dizilerinin yazılmasına; davacının tüm, davalıların öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine kararın düzeltilmiş bu biçiminin ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, temyiz eden davalılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 25/02/2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY YAZISI Dava, basın yolu ile kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hükmü, taraflar temyiz etmiştir. Davacı vekili; Zaman Gazetesinin 17 Mayıs 2007 tarihli nüshasında, “Ulusalcı sendika, cemaatle namaza da karşı” başlığı ile yayınlanan yazıda müvekkilinin fotoğrafı ve ismi de kullanılarak din ve dini değerlere düşman olarak gösterilmesi suretiyle, kendisinin ve ailesinin can güvenliğinin tehlikeye atıldığını, mesleki ve sosyal çevresinde toplumun kin ve husumetine maruz bırakılıp, telafisi imkânsız zarara uğratılmasına neden olunduğunu ileri sürerek, manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Davalılar vekili; haberde, Eğitim-... Sendikası ... Şube Yöneticilerinin 16 Mayıs 2007 tarihinde ... Gazeteciler Cemiyetinde düzenledikleri basın toplantısında yaptıkları açıklamanın birebir yer aldığını, gazetecilik gereklerinin yerine getirildiğini, kamuoyunu bilgilendirme amacının güdüldüğünü, kamu yararı, toplumsal ilgi, güncellik, konu ile yazı arasında düşünsel bağlılık ilkelerine sadık kalındığını, yazının bütününe bakılması gerektiğini bildirerek davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece; dava konusu yazı ile davacının din düşmanı gibi tanıtıldığı, hedef gösterildiği böylece kişilik haklarına saldırının oluştuğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, Dairemiz sayın çoğunluğunca yerel mahkeme kararı hükmedilen tazminat miktarı yönünden düzeltilerek onanmıştır. Davacının başkanı olduğu Eğitim-... Sendikası ... İl Temsilciliği yetkilileri, ... ...Yatılı Bölge Okulu’nda, din kültürü ve ahlâk bilgisi öğretmeni tarafından “...” isimli kitabın dağıtımı nedeniyle 16 Mayıs 2007 tarihinde ... Gazeteciler Cemiyetinde basın toplantısı ve açıklaması yapmıştır. Dava konusu haber ise, 17 Mayıs 2007 tarihli Zaman Gazetesinde yayımlanmıştır. Basın özgürlüğü Anayasa’nın 28. maddesinde ve 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 1 ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir.Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Yerel mahkemenin gerekçesine ve Dairemizin sayın çoğunluğunun görüşlerine katılmamız mümkün değildir. Şöyle ki; haber gerçektir.Günceldir.Ekleme yoktur.Kamu yararı vardır.Özle biçim arasındaki denge bozulmamıştır. Eğitim-... Sendikası ... Şubesinin, ”Basına ve Kamuoyuna” başlıklı açıklamasında; ulusalcı anlayıştan yoksun olduğu vurgulanan adı geçen kitaptan alıntılara yer verildikten sonra değerlendirmeler bölümünün 5. bendinde; “Namaz ibadetinin, temiz ve uygun olan her yerde yapılabileceği göz ardı edilmektedir.Kesinlikle camide ve cemaatle kılınması gerekliliği vurgulanmaktadır. …” ifadeleri yer almıştır. Kamuoyuna duyurulması amaçlanarak basın toplantısı ile bu açıklama yapıldığına göre davacının isim ve fotoğrafının kullanılmasının doğal karşılanması icap eder.Okuyucunun ilgisini çekecek şekilde başlık ve üslup kullanılmıştır. Konunun hassasiyeti dikkate alınarak toplumun tepki gösterebileceği davacı tarafından basın toplantısı öncesinde öngörülmesi gerekirdi.Tüm bu hususlar bilinerek ... Gazeteciler Cemiyetinde basın toplantısı-açıklaması yapılmış ve fotoğraf çektirilmiştir.Bundan sonra yazmayın ve fotoğrafı yayınlamayın demek işin gereğine ve tabiatına aykırıdır. Şu durumda, Türk Medeni Kanunu’nun 24. Borçlar Kanunu’nun 49. maddeleri ile teminat altına alınan kişilik haklarına saldırı ve hukuka aykırılık gerçekleşmemiştir.Tüm bu sebeplerle davanın tümden reddi düşüncesinde olduğumuzdan, kısmen kabulü yönündeki yerel mahkeme kararını düzelterek onayan sayın çoğunluğun görüşlerine katılamıyoruz.25/02/2010