Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı arasında 13.10.2014 tarihinde Franchise sözleşmesi imzalandığını, işbu sözleşme uyarınca taraflar arasında ticari ilişki ve cari hesap ilişkisi mevcut olduğunu, aradaki ilişkiye istinaden davacı müvekkilinin yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve faturalarını keserek davalıya teslim ve tebliğ ettiğini, ancak davalı tarafın fatura bedellerini ödemekten imtina ettiğini, TTK 23/2 gereğince faturayı alan kimsenin 8 gün içerisinde i
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket ile davalı şirket arasında satım sözleşmesinden kaynaklanan bir borç ilişkisinin mevcut olduğunu, davacı şirketin davalı şirketten belli bir bedel karşılığında ------ satın aldığını, akabinde alınan hammaddelerin ayıplı çıkması sonucunda davacı şirket maddi ve manevi olarak zarara uğradığını, bu zararlaraı tazmin etmek amacıyla davalı şirkete kusurlu mal tazmin bedeli açıklamalı 222.097,56 TL bedelli fatura kestiğini, davacı şirketin uğradığı zararlar davalı şirketçe karşılanmadığını, bu nedenle davacı tarafa bu davayı ikame etme zorunluluğunun hasıl olduğunu, somut olayda ticari satım sözleşmesinin olduğunu, olayda tarafların ikisi de tacir sıfatına haiz olduğunu , bu sebeple bir satış sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlık meydana geldiği için ticari taşınır satışı sözleşmelerinde alıcının ayıptan doğan seçimlik hakları inceleme konusu olmasının gerektiğini, somut olayda gizli ayıbın olduğunu, somut olayda davacı şirket --------- almış olduğu siparişleri imal etmek amacıyla davalı şirketten ilk etapta test amacıyla numune aldığını, daha sonra bu numuneye ait hammaddelerin davacı şirkete teslim edildiğini, alınan siparişlerin imal edildikten ve müşterilere teslim edildikten sonra , hammaddenin davalı şirket tarafından önerilmiş olduğu prosese uygun olmaması nedeniyle davacı şirketin önemli maddi ve manevi kayba uğradığını, söz konusu üretici firmanın dünya çapında bilinen köklü bir üretici olduğunu , bu sebeple verdikleri tavsiyeden bir şüphe duyulmadığını, yine de tavsiye edilen üründen numune alınarak davacı işletmede laboratuar şartlarında denendiğini, bu aşamada herhangi bir sorun ortaya çıkmadığını, yeni kullanılan hammaddenin tedarikçisi tarafından bu uygulama için tavsiye edilmiş olmasına rağmen yeterli ısı dayanımına sahip olmadığı ve ------ şartlarında kısmen buharlaşarak müşterinin ürettiği---- ------- yol açtığı görüldüğünü, yapılan testler sonucunda ürünün normal ----------- belli bir sürenin üzerinde maruz kaldığında ,problemin ortaya çıktığının tespit edildiğini, bu amaç ile -----ağırlık kaybı testine gönderildiğini ve olağandışı ağırlık kaybının tespit edildiğini, --- gizli ayıp iddiasını teyid ettiğini, davalı şirkete satın alınan hammaddenin ayıplı olduğu gerekli usullerle bildirildiğini, gizli ayıplar bakımından ise ; TTK m.23/1 -c'ün gönderilmesi ile TBK madde 223 hükmünün uygulanacağını, Öğretide hakim olan görüşe göre; Tacirler arasındaki bildirim külfetinin şekle tabi olmadığı yönünde olduğunu, ayıp ihbarı , hukuki işlem olmayıp, hukuki işlem benzeri olduğunu, sözlü yapılan ayıp ihbarlarının, tanıklarla kanıtlanması mümkün olduğundan tanıkların mahkemece dinlenmesi gerektiğini, Mülga Borçlar Kanunu döneminde istikrar kazanan içtihatlar ile ihbarın şekle bağlı olmadığı bu nedenle sözlü de yapılabileceği tanık dahil her türlü delile ispatın mümkün olduğunun kabul edildiğini, ayıplı mal teslim alan davacı şirketin sözleşmeden dönme hakkını kullandığını, davacı şirketin uğradığı dolaylı zararlardan davalı şirketin kusuru oranında sorumlu olduğunu, mahkemenin aksi kanaatte olması durumunda BK 112'yi göz önüne alınması gerektiğini, irade sakatlığı durumunun göz önüne alınmasının gerektiğini, somut olayda davacı şirket söz konusu ürünleri alırken davalı şirket tarafından hataya düşürülmüş olduğunu, aldığı ürünün içeriği hususunda aldatıldığını, aldatma sonucu yaptığı sözleşme nedeniyle zarara uğrayan davacı şirketin BK 39/2 hükmü uyarınca karşı taraflar zararlarını tazmin etme zorunluluğunun hasıl olduğunu, bu nedenle kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydıyla eğer mahkeme aksi kanaatte ise davacı şirketin uğradığı irade sakatlığı sonucu doğan tazminat hakkını göz önüne alması gerektiğini, uzman bilirkişiler tarafından hesaplandığında artırılmak üzere, (tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere) ayıplı malın teslimi nedeniyle oluşan şimdilik 20.000,00 TL maddi tazminatı satış tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.