Başvuru, kamu görevlisi başvurucunun üyesi olduğu sendikanın çağrısı üzerine göreve gitmemesi ve katıldığı basın açıklamasında attığı sloganlar nedeniyle disiplin cezası ile cezalandırılmasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, kamu görevlisi başvurucunun üyesi olduğu sendikanın çağrısı üzerine göreve gitmemesi ve katıldığı basın açıklamasında attığı sloganlar nedeniyle disiplin cezası ile cezalandırılmasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Başvuruya konu olayların yaşandığı tarihte Kırklareli'de bir ortaokulda Türkçe öğretmeni olarak görev yapan başvurucu, Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) üyesidir. Somut olay 2015 yılı Haziran ayından itibaren yoğun bir şekilde maruz kalınan terör eylemleriyle mücadele kapsamında bazı ilçelerde sokağa çıkma yasağı ilan edilmesi etrafında şekillenmiştir (arka plan bilgisi için bkz. Dilek Kaya, B. No: 2018/14313, 17/7/2019, §§ 8-11). Anılan olaylar nedeniyle Eğitim-Sen'in bağlı olduğu Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) 22/2/2015 tarihli kararıyla kendisine bağlı tüm sendika üyelerinin sokağa çıkma yasaklarını kınamak amacıyla 29/12/2015 tarihinde (bir gün) işyerlerinden çıkıp tüm illerde merkezi alanlarda basın açıklamaları yapmaları çağrısında bulunmuştur (kararın tam metni için bkz. Dilek Kaya, § 14). Eğitim-Sen anılan çağrı çerçevesinde 25/12/2015 tarihinde "29 Aralık 2015 tarihinde Konfederasyonumuz KESK'in diğer emek ve meslek örgütleri ile birlikte almış olduğu 92 sayılı kararı gereğince Savaşa Hayır Barışı Savunacağız şiarıyla gerçekleştireceği üretimden gelen gücümüzü kullanarak 1 günlük hizmet üretmeme kararının iş kolumuzda hayata geçirilmesine" şeklinde bir karar almıştır. Başvurucu, yukarıda yer verilen karar doğrultusunda 29/12/2015 tarihinde (bir gün) göreve gitmemiş ve yine aynı gün düzenlenen basın açıklamasına katılarak "Savaşa hayır barış hemen şimdi; Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek; Susma haykır savaşa hayır; Faşizme karşı omuz omuza" sloganlarını atmıştır. Anılan eylemler nedeniyle başvurucu hakkında disiplin soruşturması yapılmış ve eylemlerin 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun maddesinin birinci fıkrasının (D) bendinin (n) alt bendi uyarınca kendisine "verilen görev ve emirleri kasten yapmamak" kapsamında kaldığı gerekçesiyle başvurucunun kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Başvurucu, hakkında tesis edilen disiplin cezasının iptali istemiyle idare mahkemesine başvurmuştur. İlk derece mahkemesi, öğretmen olan başvurucunun eğitim-öğretim görevini yerine getirmek yerine bölücü terör örgütünün faaliyetlerinin haklı barış direnmesi olarak nitelendirildiği gösteriye katılarak bu mahiyette sloganlar attığını, ancak eylemin dayandığı sendika kararının kamu görevlileri sendikalarının normal faaliyetleriyle hiçbir ilgisi bulunmaması nedeniyle eylemin sendikal faaliyet kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varmıştır. Nihayetinde eylemin sendika kararına dayanmasının eğitim-öğretim görevini kasten yerine getirmemenin geçerli bir mazereti olarak kabul edilemeyeceği ve eylemin verilen görevi kasten yapmamak fiiline uyduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir. Söz konusu karar istinaf kanun yolunda kesinleşmiştir. Başvurucu nihai kararı 4/5/2018 tarihinde öğrendikten sonra 30/5/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.