11. Ceza Dairesi 2025/5743 E. , 2026/3015 K. "" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2024/5083 Değişik iş SUÇ : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul Cumhuriye…
11. Ceza Dairesi 2025/5743 E. , 2026/3015 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2024/5083 Değişik iş SUÇ : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 20.12.2023 tarihli ve 2023/148328 Soruşturma, 2023/160721 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin merci İstanbul 9. Sulh Ceza Hakimliğinin 18.09.2024 tarihli ve 2024/5083 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 18.09.2024’de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 07.11.2025 tarihli ve 2025/15845 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.11.2025 tarihli ve KYB-2025/130899 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.11.2025 tarihli ve KYB-2025/130899 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, müşteki vekilinin şikayet dilekçesinde özetle; şüphelinin müştekiyi güzellik merkezi ürünleri konusunda uzman olduğu, yatırım yapması durumunda müştekiye para kazandırabileceği konusunda kandırdığını, bu konuda aralarında geçen yazışmaların ekran görüntülerine ilişkin dökümlerini sunduğunu, alacağını beyan ettiği ürünleri müştekiye teslim etmediği gibi parasını da iade etmediğini beyanla şikayetçi olduğu, müştekinin şüpheliye yönelik dolandırıcılık iddiasıyla başlatılan soruşturmada, şüphelinin özetle; açacağı güzellik merkezine müştekinin ortak olmak istemesi nedeniyle merkeze alınacak lazer cihazının yarı parasını kısım kısım verdiğini, yine o dönemde yakının tedavisi için müştekiden 960.000,00 Türk lirası borç para aldığını, pandemi nedeniyle güzellik merkezini açamadığını ancak borcunu ödeyeceğini savunduğu, beyanlar ve dosya kapsamındaki mesajların bir arada değerlendirilmesi neticesinde müşteki ile şüpheli arasındaki ihtilafın hukuki mahiyette olduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, Şikayet dilekçesi içeriği, müşteki beyanı, şüpheli beyanı ve mesaj çıktıları birlikte değerlendirildiğinde, müştekiyi hileli davranışlarla kandırarak 1.850.000,00 Türk lirası haksız menfaat elde eden şüpheli hakkında dolandırıcılık suçundan dolayı kamu davası açılması için yeterli şüphenin oluştuğu, anılan suç yönünden uzlaştırma işlemleri yapılmak üzere dosyanın Uzlaştırma Bürosuna gönderilip, uzlaştırma gerçekleşmemesi durumunda, tüm delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi için kamu davası açılması gerektiği gözetilmeden, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“ Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikayetçi ...'nın uzun yıllar yurt dışında yaşadığının, Türkiye'ye döndükten sonra bir arkadaş ortamında şüpheli ... ile tanıştığının, tanışma tarihinden kısa bir süre sonra şüphelinin hileli hareketler ve gerçek olmayan bir kısım sözler sarfetmek suretiyle şikayetçiden maddi menfaat temin etmeye başladığının, bu doğrultuda; kendisini güzellik merkezi sahibi olarak tanıtan şüphelinin, bu merkeze medikal ürün alımı ile ilgili yatırımcı aradığını söylediğinin, güzellik merkezi konusunda uzman olduğunu ve şikayetçiye para kazanabileceğini belirtmesi üzerine, şikayetçi tarafından değişik zamanlarda elden ve banka yoluyla 270.000 USD para gönderildiğinin, ancak herhangi bir yatırım yapılmadığının, ayrıca şüphelinin kendisine gönderilen paraları iade ettiğinden bahisle şüpheliye sahte bir EFT dekontu göndererek hileli hareketlerine devam ettiğinin, bununla birlikte; bir kısım akrabalarının hastanede tedavi gördüklerini ve parayı ödeyememeleri nedeniyle hastanede rehin kaldıklarını söylemek suretiyle de menfaat temin ettiğinin, daha sonra şikayetçinin şüpheliye ulaşamadığının iddia olunması ile şüphelinin alınan ifadesinde, şikayetçiden bir miktar borç para aldığını ve şikayetçi tarafından başlatılan icra takibine de itiraz etmediğini ileri sürmesi karşısında; şüphelinin şikayet dilekçesinde belirtilen işle uğraşıp uğraşmadığının, hastanede tedavi gören yakınının olup olmadığının kuşkuya yer bırakmayacak bir şekilde tespit edilmesi, şüpheli tarafından gönderilen EFT dekontunun sahte olup olmadığının belirlenmesi, banka hesap hareketlerinin getirtilerek ne miktarda paranın gönderildiğinin tespit edilmesi, icra takip ve hukuk mahkemesi dosyalarının celbi ile incelenmesi, onaylı suretlerinin dosya arasına alınması, sonucuna göre suç vasfının ve şüphelinin hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerekirken; "...olayın bu haliyle hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu ve atılı suçun unsurlarının oluşmadığı ..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi belirtilen nedenlerle yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. İstanbul 9. Sulh Ceza Hakimliğinin 18.09.2024 tarihli ve 2024/5083 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.03.2026 tarihinde karar verildi.