T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2026/154 - Karar No:2026/348 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ (İnceleme Aşamasında Kararın Kaldırılarak Dosyanın Mahkemesine Gönderilmesi HMK 353/1-a.6 md) ESAS NO : 2026/154 KARAR NO : 2026/348 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23/11/2023 NUMARAS…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2026/154 - Karar No:2026/348 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ (İnceleme Aşamasında Kararın Kaldırılarak Dosyanın Mahkemesine Gönderilmesi HMK 353/1-a.6 md) ESAS NO : 2026/154 KARAR NO : 2026/348 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23/11/2023 NUMARASI : 2021/125 E-2023/770 K DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit ( Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ :09/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 21/04/2026 Davacılar vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkin davada mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; Müvekkillerinin oluşturduğu İş Ortaklığı ile dava dışı T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Toplu Konut İdaresi Başkanlığı arasında 2016/442918 kayıt numaralı ihale sonucunda 27.01.2017 tarihinde “TOKİ Ankara Mamak 2. Etap 1312 adet Konut, Otopark Binaları ve Etimesgut Yapracık 1 Adet 2500 Kişilik Camii 5 Adet Büfe ile Altyapı ve Çevre Düzenlemesi İkmal İnşaatı İşi”ne ilişkin sözleşme imzalandığını, bu sözleşmeye konu işin asıl yüklenicisi ve dava dışı idareye karşı sorumlunun davacı İş Ortaklığı olduğunu, sözleşme kapsamındaki bir kısım işlerin müvekkilleri tarafından davalı şirkete taşere edildiğini, davalı ile müvekkilleri arasında, dava dışı İdarenin onayı ile Ankara 47. Noterliği’nin 26.02.2018 tarihli ve 05982 yevmiye numaralı temliknamenin akdedildiğini, buna göre müvekkili iş ortaklığına ödenecek her hak edişin %8’lik kısmının temliknamede belirlenen tutara ulaşılıncaya kadar davalı şirkete ödenmesinin kararlaştırıldığını, her ne kadar taraflar arasında noter huzurunda akdedilen bu sözleşmenin "temlikname" başlığını taşısa da, TBK'nın 183 vd. maddelerinde düzenlenen "alacağın devri" mahiyetinde bir temlik sözleşmesi olmadığını, hukuki vasıflandırma hakime ait olduğunu, hukuki nitelendirme yapılırken bir sözleşmenin taşıdığı başlıktan ziyade içeriği ve düzenlenme amacı dikkate alındığını, Müvekkil iş ortaklığı ile davalı şirket arasındaki Temliknamenin hangi amaçla düzenlendiği, Temliknamede 'Temellük Eden” olarak tanımlanan davalı Şirket'in hangi yükümlülükleri olduğu ve Temliknamenin hangi şartlarda ortadan kalkacağı, Temliknamenin 6. Maddesinde hükme bağlandığını, bu maddedeki düzenlemeye göre davalı Şirket’in üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmemesi hâlinde temliknamenin amacının da ortadan kalkacağını, temliknamenin akdedilmesinden sonra davalı şirketin, üstlenmiş olduğu taahhütleri yerine getirmediğini, sahada gerekli personeli bulundurmadığını, fiilen şantiye sahasında çalışmayan kişileri de şantiye sahasında sigortalı işçi olarak gösterdiğini, temlikname tarihi olan 26.02.2018 tarihinden sonra davalı Şirket'in şantiye sahasındaki sigortalı çalışan sayısı 4 iken, bu sayının Temliknamenin verilmesini müteakip Nisan ayında 1'e Mayıs ayından sonra ise bütün işçilerin sigorta çıkışının yapıldığını, dolayısıyla davalı şirketin, sunacağı mal veya hizmetin karşılığında alacağı ödemeyi Temlikname ile garanti altına almış olmasına karşın, yükümlülüklerini yerine getirmediğini ve sahada yeterli sayıda işçi Bulundurmadığını, dava dışı Müşavir Firma ... Müşavirlik Mühendislik San. Ve Tic. Ltd. Şti. yetkilileri tarafından şantiye sahasında tutulan 11.12.2018 tarihli tutanakta, şantiye sahasında yapılan kontrolde davalı şirketin yükümlülüğünde olan işler de dahil olmak üzere birçok iş kapsamında ekip sayılarının yetersiz olduğunun belirtildiğini, Müşavir Firma'nın düzenlediği tutanağın tanzim tarihinden 1 ay sonra da T.C. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı tarafından görevlendirilen müfettiş tarafından şantiyeye 23.01.2019 tarihinde gelindiğini, şantiyede fiilen çalışma olmadığı, çalışan herhangi bir işçi bulunmadığının tespit edildiğini, temliknamenin tanzim tarihinden sonra dava dışı İdare tarafından yalnızca 05.10.2018 tarihli 11 numaralı hak edişin yapıldığını ve söz konusu hakedişe istinaden İdare tarafından davalı şirkete 110.096,00-TL ödeme yapıldığını,10 ve 11 no.lu hak edişler arasında %3,81 oranında ilerleme olduğu kabul edildiğinden ve temlikname de dava dışı İdare kayıtlarında yer aldığı için, İdare tarafından Temlikname kapsamında toplam 110.096,00-TL ödemenin dava şirkete yapıldığını, işin, dava dışı idare tarafından 12/04/2019 tarih ve 44262 sayılı Stratejik Planlama Komisyonu Kararı tasfiye edildiğini, bu tarihten sonra adı geçen işin, müvekkili iş ortaklığının yükleniminden çıktığını ve işin başka bir firmaya verildiğini, şifahen edinilen bilgiye göre tasfiye tarihi itibariyle işin şantiye ilerleme oranının %70,84 olarak belirlendiğini, bu oranın, temlikname tarihinden evvel yapılan 10 numaralı hak edişte belirlenen %73,68'in de gerisinde kaldığını, bu hususun dahi davalı şirketin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemiş olduğunu, temlikname kapsamında dava dışı İdare tarafından davalı şirkete yapılan ödemenin, gerçekleştirilen fiziki imalat karşılığı yapılan bir ödeme olmadığını gösterdiğini, davalı şirket üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği için temlikname düzenlendikten sonra müvekkili iş ortaklığı tarafından davalı şirkete herhangi bir hak ediş yapılmadığını ve kendilerinden de bu yönde herhangi bir fatura alınmadığını, bu hususların müvekkili iş ortaklığının ticari defter ve kayıtları ile de sabit olduğunu, temlikname kapsamında dava dışı idare tarafından davalı şirkete ödeme yapılmış olsa da, bu hak edişe dayalı bir ödeme olmadığı gibi, bu ödemenin müvekkil iş ortaklığının defter kayıtlarında muhasebesel bir dayanağının da mevcut olmadığını, bu durumda; temliknamenin 6. maddesi kapsamında; Müvekkili iş ortaklığı tarafından Ankara 67. Noterliği’nin 24.06.2019 tarihli ve 09451 yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderilerek davalı şirkete işi yapmadığı ve yükümlülüklerini ihlal ettiğinin bildirildiğini, bu kapsamda iş programını sunması için kendisine süre verildiğini, belirtilen süre içinde iş programını sunmaması ve yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde temliknamenin feshedileceği ihtarında bulunulduğunu, söz konusu ihtarnamede belirtilen süre içerisinde davalı şirketin iş programı sunmadığını ve yükümlülüklerini de yerine getirmediğini, bu esnada 12.04.2019 tarihinde 44262 sayılı Stratejik Planlama Komisyonu Kararı ile Ana Sözleşmeye konu işin dava dışı İdare tarafından tasfiyesine karar verildiğini, müvekkil iş ortaklığına bir bildirim yapılmadığından, müvekkil iş ortaklığınca tasfiye hususunun, tasfiye tarihinden çok sonra öğrenildiğini, davalı şirketin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemesi ve Temliknamede belirlenen amaca aykırı olarak mal veya hizmetin sunulmaması ve bunların yanında işin tasfiye edilmiş olmasından dolayı, müvekkili iş ortaklığı tarafından Ankara 67. Noterliği'nin 01.07.2019 tarihli ve 10455 yevmiye numaralı ihtarnamesinin davalı şirkete gönderildiğini ve temliknamenin feshedildiğinin bildirildiğini ve aynı fesih ihtarnamesinin, dava dışı İdare'ye de 04.07.2019 tarihli ve 47280 evrak kayıt numaralı dilekçe ile bildirildiğini belirterek, davanın kabulü ile Ankara 47. Noterliği’nin 26.02.2018 tarih ve 05982 yevmiyeli temlikname başlığı taşıyan ancak şarta bağlı ödeme talimatı niteliğinde olan veya ön sözleşme niteliğinde olan sözleşmenin iptaline ve müvekkil iş ortaklığının söz konusu ödeme talimatı ile ilgili olarak dava tarihi itibari ile borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; Davacıların, dava konusu temliknamenin TBK 183 vd. maddelerinde düzenlenen alacağın devri mahiyetinde bir temlik sözleşmesi olmadığı iddiasının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, bu sözleşmenin imzalanma mahiyeti TBK 183 vd. maddelerince alacağın temliki amacıyla yapılmış olduğunu ve tüm geçerlilik şartlarını taşıdığını, davacıların ticari şirket olup basiretli tacir gibi hareket etmek zorunda olduklarını, temliknamenin "Sözleşmenin Konusu" başlıklı 2. maddesine bakıldığında iş bu temliknamenin davacının zorlama yorumlarının aksine TBK' da düzenlenen "alacağın devri" mahiyetinde bir temlikname olduğunun tartışmadan vareste olduğunu, temlik akdi yapılır yapılmaz alacak, alacağa bağlı olan bütün imtiyazlar ve fer’i haklarla beraber devralana geçtiğini, bu nedenle gerek işleyip de eski alacaklı tarafından tahsil edilmemiş, gerekse işlemekte olan tüm fer’i hak ve alacakların yeni alacaklıya ait olduğunu, temlik eden kişinin, temlikle birlikte borçlu ile hukuki ilişkisi kesildiğinden, alacağın tahsilinin dava ve talep hakkının da, onun maliki durumuna geçmiş olan, temellük edene geçtiğini, davacı şirketlerin, müvekkili şirketten dava konusu temlikname tutarından daha fazlasını finansman/malzeme tedariği/mal ve hizmet karşılığı olarak aldığını, temlikname imzalanmadan önce müvekkili şirkete yapmış olduğu işler için davacı şirketlerin verdiği toplam 1.200.000,00 TL tutarında ki çeklerin karşılıksız çıktığını, davacı şirketlerle yapılan görüşmeler neticesinde dava konusu temliknamenin davacı şirketler tarafından müvekkil şirkete verilmesi karşılığında anılan çeklerin kendilerine geri verilmesi hususunda anlaşıldığını, ayrıca müvekkil şirketin, davacı şirketleri dava konusu temliknameye istinaden ibra ettiklerini, her ne kadar müvekkil şirketin davacı şirketlerden almış olduğu temliknamenin, davacı şirketlerin geçmiş borçlarını da kapsamakta olsa bile, müvekkil şirketin anılan temliknamenin imzalanması sürecinde de şantiye mal aldıklarını ve çalışma yaptıklarını, davacı şirketlerin anılan iş nedeni ile müvekkil şirket dahil birçok firmanın hak ettiği parayı ödemeyerek zor duruma düşmesine neden olduklarını, dava konusu temlikname tutarı karşılığı müvekkili şirketin, davacı şirketlerden önemli tutarda ki alacağından vazgeçtiğini, söz konusu durumun müvekkil şirketin 2017-2018-2019 yılları cari hesabı incelendiğinde görüleceğini, temlikname tutarının normalde 2018 yılında müvekkil şirkete ödenmesi gerekirken, davacı şirketlerin işi yürütememesi nedeni ile İdareden sadece bir tane hak ediş yapıldığını ve işin tasfiye edildiğini, davacı şirketlerin SGK'ya başvurarak işin bitmesi ve işçi çalışmamasını gerekçe gösterip dosyalarının durdurulması talep ettikten sonra, iş bu davada müvekkili şirketi şantiyede işçi bulundurmamakla itham etmelerinin davacı şirketlerin zihniyetini açık olarak ortaya koyduğunu, davacı iş ortaklığının SGK dosyasını kapatacağını müvekkili şirkete bildirmesinden sonra müvekkili şirketin, anılan şantiyede çalışan işçilerini bünyesinde sigortalı olarak görevlendirme yazıları ile şantiyede çalıştırmaya devam ettiğini, keza müvekkili şirketin anılan şantiyede işçi çalıştırmasaydı, iş kalemi olan PVC doğrama işi, tasfiye hakkedişinin alt pursantaj kalemlerinde % 92 olarak nasıl tespit edilebilineceğini, davacı şirketin "...şantiye ilerleme oranının 05.12.2017 tarihli 10 no.lu hakediş yapıldıktan sonra %73,68 iken, 26.02.2018 temlikname tarihinden sonra yapılan 05.10.2018 tarihli 11 no.lu hakedişten sonra şantiye ilerleme oranının %77,49 olduğunu, davacı şirketlerin işinin, dava dışı İdare tarafından 12.04.2019 tarihinde tasfiye edildiğini, davacı şirketlerin ihtarname tarihinin ise 24.06.2019 olduğunu, işin tasfiyesinden yaklaşık 2,5 ay sonrası olduğunu, anılan ihtarnameye karşı Ankara 63. Noterliği'nin 28.06.2019 Tarihli ve 20406 Yevmiye numaralı ihtarname ile cevap verildiğini, müvekkili şirketin kendi sözleşme konusu imalatları bakımından tasfiye hakkedişinde % 92 seviyesinde iken davacı şirketlerin kendi imalat kalemlerinden bakımından tasfiye hakedişinde % 70,84 seviyesinde olduğunu, bu durumun davacı şirketlerin dava konusu temliknameden sonra hemen hemen hiç bir iş yapmadıklarını ortaya koyarken, müvekkili şirketin de işin gereğini yerine getirdiğini ortaya koyduğunu, davalı şirketin asıl alacağının daha fazla olmakla birlikte, sadece dava konusu temliknameden kaynaklanan 664.085,61 TL alacağının bulunduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece;"Tarafların dayandıkları tüm deliller getirtilmiş, dava dışı iş sahibi TOKİ'de bulunan ihale dosyası, sözleşme ekleri, hakedişler, tarafların ticari defter ve kayıtları ve dosyaya sunulan deliller üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor ve tarafların itirazlarını karşılar ek rapor aldırılmıştır. Tarafların iddia ve savunmaları ile dosyaya sunulan deliller birlikte değerlendirildiğinde; Dava, eser sözleşmesi kapsamında, davacı üst yüklenicinin, davalı alt yükleniciye iş bedelinin ödenmesi kapsamında, iş sahibinden olan alacağının temlikine dair sözleşmenin iptali ve sözleşme kapsamında borçlu olmadığının tespiti taleplidir. Dosyaya sunulan deliller ve bilirkişi raporunda yapılan tespit ve hesaplamalara göre; Davacı İş Ortaklığı ile dava dışı T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (İdare) arasında 27.01.2017 tarihli “TOKİ Ankara Mamak 2. Etap 1312 adet Konut, Otopark Binaları ve Etimesgut Yapracık 1 Adet 2500 Kişilik Camii 5 Adet Büfe ile Altyapı ve Çevre Düzenlemesi İkmal İnşaatı İşi”ne ilişkin sözleşme imzalandığı, davacılar ile davalı arasında, davacının bu sözleşme kapsamında yüklendiği "Pvc Doğrama-Cam Montaj İmalatı İşlerinin" yapılması konulu sözleşme ile bir kısım işleri davalı şirkete taşere ettiği, davacı iş ortaklığı ile dava dışı İdare arasındaki 27.01.2017 tarihli Sözleşmenin 11. Maddesinin 5. Fıkrasında; "Yüklenici, her türlü hakediş ve alacaklarını İdarenin yazılı izni olmaksızın başkalarına temlik edemez. Temliknamelerin noter tarafından düzenlenmesi ve İdarece istenilen kayıt ve şartları taşıması gerekir." düzenlenlemesinin yer aldığı, bu doğrultuda davacı şirketler tarafından sözleşme hükmüne uygun olarak dava dışı İdarenin muvafakatı alınarak, davalı ile aralarında imzalanan Ankara 47. Noterliğinin 26.02.2018 tarih ve 05982 yevmiye numaralı, "Yüklenilen işe yönelik 27.01.2017 tarihli Sözleşme kapsamında davacının davalıya karşı taahhütlerinin sağlıklı bir şekilde yürütülmesinin teminen, davacının, davalıdan alınan işe ilişkin finansman/malzeme tedariği/mal ve hizmet karşılığı aldığı veya alacağı bedeller karşılığı olmak üzere, davacının davalı nezdinde doğacak her bir muhtemel istihkak alacağından, varsa temlik borçlusu idarenin alacağı mahsup edilip, kalan alacağının olması halinde % 10'undan sonraki bakiyesinden karşılanmak üzere, temlike konu tutar kadarının davalıya devredilmesine ilişkin" koşulların düzenlenmesi konulu 774.181,61TL tutarlı temliknamemenin düzenlendiği, bu sözleşmenin davacının, davalıdan alınan işe ilişkin finansman/malzeme tedariği/mal ve hizmet karşılığı aldığı veya alacağı bedellerin karşılığı olduğu, davalının, davacı iş ortaklığını ve ortaklığı oluşturan şirketleri ayrı ayrı olmak üzere kayıtsız şartsız ibra ettiği, temliknamenin tanzim tarihi olan 26.02.2018 tarihinden sonra dava dışı İdare tarafından yalnızca bir adet hak ediş yapıldığı, 05.10.2018 tarihli 11 numaralı söz konusu hak edişin düzenlenmesiyle beraber dava dışı İdare tarafından davalı şirkete 110.096,00-TL tutarında ödeme yapıldığı, bundan sonraki süreçte herhangi bir hakediş yapılmadığı, sonrasında, söz konusu işin dava dışı idare tarafından 12.04.2019 tarih ve 44262 sayılı Stratejik Planlama Komisyonu Kararı ile tasfiye edildiği, bu tarihten sonra işin davacı iş ortaklığının yükleniminden çıktığı, bu süreçte dava dışı İdarece yeni bir ihale sonucu işin devamını başka bir firmaya verildiği, davacı iş ortaklığının temliknamenin 6. maddesi kapsamında davalıya Ankara 67. Noterliği’nin 24.06.2019 tarihli ve 09451 yevmiye numaralı ihtarnamesini keşide ederek, davalının işi yapmadığı ve yükümlülüklerini ihlal ettiğini bildirdiği ve bu kapsamda iş programını sunması için kendisine süre verilerek belirtilen süre içinde iş programını sunmaması ve yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde temliknamenin feshedileceği ihtarında bulunduğu, davacı firmanın dava dışı İdareye yazmış olduğu 04.05.2020 tarihli yazıda; "temlik alacaklısı olan davalının fiilen sahada işçi çalıştırmadığını, şantiyeye getirilmesi gereken ve montajının yapılması gereken PVC doğrama ve camların sahaya getirilmediğini dolayısıyla montajının da yapılmadığını, bu nedenle davalının yükümlülüklerini yerine getirmediğini, değişik zamanlı tutanaklarda şantiyede yeterli sayıda elemanın çalışmadığının tespit edildiğini bunun üzerine davacı iş ortaklıkları tarafından 28.02.2018 tarihinde işin tasfiyesinin talep edildiğini, 04.04.2019 tarihinde de tasfiye talebinin yinelendiğini, bu arada 24.06.2019 tarihinde davalıya ihtar çekilerek iş programının istendiğini, belirtilen sürede iş programını sunmaması ve işi bitirmemesi durumunda temliknamenin fesih edileceğini bildirdiğini, davalının gereğini yapmaması üzerine 01.07.2019 tarihli ihtarname ile temliknamenin fesih ettiğinin bildirildiğini, ve idarenin diğer gelişmeleri de göz önünde bulundurarak yükümlülüğünü yerine getirmemiş olan davalının lehine verilmiş olan temliknamenin idare kayıtlarından kaldırılmasının" talep edildiği, bu yazıya cevaben TOKİ'nin 27.05.2020 tarihli yazısında; "Yüklenici firma 18.02.2018 tarihli talebi üzerine ... ... Nak. İnş. Turz. Bilg. San. Tic. Ltd. Şti. ... Firmalarına, bu firmaların temin edeceği mal ve hizmet bedelini teminen temlik verilmesi talebinde bulunulmuştur. Temlik verilen firmaları düzenli olarak üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemiş belli dönemde kısa periyotlar halinde işe devam etmiştir. Bununla ilgili olarak da yüklenici firmaya müşavir firma tarafından uyarı yazıları yazılmıştır. Yüklenici firmaya 10 nolu hak edişten 10 ay sonra 05.10.2018 tarihinde 11 nolu hakediş yapılmış olup fiziki ilerlemesi %77,49 seviyesine gelmiştir. .... 11 nolu hakedişten sonra temlik verilen firmalar hiç mal ve hizmet temin etmemiş ve bu durumla ilgili olarak müşavir firma tarafından 11.12.2018 tarihinde tekrar tutanak tutulmuştur. 11 nolu hakedişten sonra şantiyede işler tamamen durmuştur. Temlik alan firmaların SGK dosyalarında sigortalı çalışanlar olduğu ancak şantiyede hiç çalışan bulundurmadıkları başvurunuzda belirtilmiş ve Aile Çalışma Sosyal Hizmetler Bakanlığı müfettişi tarafından 23.01.2019 tarihinde bu durumun tespit edilerek tutanak altına alındığı ifade edilmiştir. Daha önce belirtildiği üzere 11 nolu hak edişten sonra şantiyede temlik alan firmaların çalışanı bulunmamıştır" şeklinde davalı Şirket'in şantiyede çalışmada bulunmadı, davacının talebinin değerlendirileceği belirtildiği, davacı şirketlerin işinin, dava dışı İdare tarafından 12.04.2019 tarihinde tasfiye edildiği, davacı şirketlerin ihtarnamesinin tarihinin ise 24.06.2019 olduğu göz önünde bulundurulduğunda, işin tasfiyesinden yaklaşık 2,5 ay sonra davacıların, davalı firmalardan iş programını sunmasının istendiği, bu ihtarnameye davalı tarafından Ankara 63.Noterliği’nin 28/06/2019 tarih 20406 Yevmiye numaralı ihtarnamesi ile cevap verildiği, sonrasında davacı iş ortaklığının Ankara 67. Noterliğinin 01.07.2019 tarihli ihtarnamesiyle akdedilen sözleşmenin ve temliknamenin fesihedildiğini bildirdiği, işin tasfiye edilmesinden sonra, dava dışı yeni yüklenici ile davalı firma arasında, davacı iş Ortaklığı ile yaptığı sözleşme gibi, PVC ve cam imalat işlerinin yapımı konusunda sözleşme imzalandığı, 11 nolu hakedişte işin tümüyle ilgili olarak %77,49 oranında ilerleme belirlenmişken, dava dışı idare tarafından bu tarihten sonra yapılmış olan tasfiyede ise ilerleme oranını daha önce belirlemiş olduğu ve ona göre ödemelerini yaptığı oranın gerisine çekerek genel işin tasfiye tarihi itibari ile ilerleme oranının %70,54 olarak belirlendiği, davalı şirket yüklenimlerinde olan iş kalemi olan PVC doğrama işi, tasfiye hakedişinin alt pursantaj kalemlerinde % 92 olarak tespit edildiği, dava dışı İdarenin 25.05.2023 tarihli cevabi yazısı ekinde yer alan 11 nolu son hakediş ve tasfiye hakedişine göre Bilirkişi Kurulunca yapılan değerlendirme ve hesaplamaya göre, tasfiye sonrasında yapılan hakediş belgelerine göre, davalı firma uhdesindeki PVC doğrama (kör kasa,cam aksesuarlar dahil) imalatlarını %90.92 oranında tamamladığının tespit edildiği, davalı şirkete 26.02.2018 tarihinde verilmiş "Temlikname" başlıklı sözleşmenin 3. maddesinde “ toplamda 774.181,61-TL" ibaresinin yer aldığı, davalının uhdesindeki işi bitirmesi durumunda davacıların 774.181,61 TL'yi kendisine ödenmesinin gerektiği, dava konusu işin tamamlanma oranı olan %90,92'a göre davalının hakkettiği tutarı olan (774.181,61TLx0.9092=) 703.885,92 TL'den, davacıların 11 nolu hakedişe istinaden temlikname kapsamında davalıya ödenen 110.096,00 TL'nin mahsubu sonucunda, davalı şirketin bakiye alacağının (703.885,92TL-110.096,00TL=) 593.789,92 TL olduğu anlaşılmıştır. Buna göre davacıların Ankara 47. Noterliğinin 26/02/2018 tarihli 05982 yevmiye numaralı işlemi ile düzenlenen sözleşmeden dolayı davalıya (774.181,61TL-593.789,92 TL=) 180.391,69 TL borçlu olmadığı kanaatine varılarak hüküm kurulmuştur." şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; temliknamenin amacının bu tarihten sonra davalının temin edeceği mal ve hizmet bedelinin teminat altına alınması olduğunu, temliknamenin 6. maddesinde temlikten sonra edimlerini yerine getirmediği takdirde sözleşmenin feshedileceğinin kararlaştırıldığını, temliknameden sonra davalının sahada fiilen çalışmadığını, idarenin tasfiye kararını müvekkilinin tasfiyeden çok sonra öğrendiğini, bu nedenlerle temliknamenin feshedildiğini, temlikname başlıklı sözleşmenin TBK'nın 183 maddesi kapsamında alacağın devri olmayıp şarta bağlı ödeme talimatı olduğunu, mahkemece tarafların ortak iradesini yansıtan sözleşme hükümleri incelenerek tarafların gerçek iradesinin anlaşılmaya çalışılmadığını, idarece düzenlenen 23/01/2019 tarihli tutanakla 11 nolu hakedişten sonra şantiyede temlik alan firmaların çalışanlarının bulunmadığının belirtildiğini, böylece sözleşmedeki iptal şartlarının oluştuğunu, bu delilin bilirkişi ve mahkemece değerlendirilmediğini, temlikname başlıklı sözleşmedeki koşullar gerçekleşmediği halde davalının alacaklı olduğuna karar verilmesinin hatalı olduğunu, işin ne kadarının yapıldığının tespiti için öncelikle ölçüm yapılması gerektiğini, davalı kendi edimlerini yerine getirseydi ayı iş için yeni yükleniciyle sözleşme yapılmasına gerek kalmayacağını belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi ek raporunda yer alan temlikname kapsamındaki alacağın 593.781,92 TL olduğu yönündeki tespitin hatalı olup, müvekkilinin temliknamedeki tutarı alması için hiçbir iş yapması gerekmediğini, temliknamenin kendi tarihinden önceki yapılan işleri de kapsadığını, müvekkilinin temliknamede belirtilen miktardan daha fazla tutarda iş yaptığını, davacıların ticari defterlerinde dahi müvekkiline olan borcun 808.581,61 TL olup temlik miktarından fazla olduğunu, temliknamenin alacağın devri niteliğinde olup, işin tamamlanma oranı üzerinden alacak hesaplanması ve buna dayanılarak hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, çünkü bu miktarı alması için müvekkilinin hiçbir iş yapmasına gerek olmadığını, bu durumda temliknamede belirtilen 774.181,61 TL den 11 numaralı hakedişle yapılan ödeme 110.096,00 TL mahsup edildiğinde kalan alacağın 664.085,61 TL olup müvekkilinin bu miktarda alacaklı olduğunu, mahkemece dava değeri belirlenirken 774.181,61 TL olarak değil, ödeme miktarı mahsup edildikten sonra 664.085,61 TL olarak belirlenmesi ve harcın buna göre alınması gerektiğini, Belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE: Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 1- HMK'nın 219/1 maddesi gereğince taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3). Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde; davalı şirket tarafından cevap dilekçesinin ekinde sunulan, davalı şirketin kaşe ve imzasının bulunduğu, "ibraname beyanı" başlıklı tarihsiz belge içeriğinde 23/02/2018 tarihli bir protokol yapıldığı ve protokol bedelinin tamamının davacı şirketlerin oluşturduğu iş ortaklığı tarafından davalı şirkete temlik verildiği ve özetle, davalı şirketin faturalarından, protokol-1 ve temlik vesilesiyle eksiksiz feragat ettiği ... belirtildiğinden mahkemece," ibraname beyanı" başlıklı bu belge içeriğinde belirtilen 23/02/2018 tarihli protokolün yukarıda anılan yasa maddeleri dikkate alınarak dosyaya kazandırılması gereklidir. 2-Taraflar arasında düzenlenen temlikname başlıklı sözleşmenin özellikle 7/son maddesinde; ... Temliğe konu alacak miktarının dışında, temlik edenin idare nezdinde ki temliğe konu taahhüt konusu işi ile diğer taahhütlerinden doğacak hak ve alacaklarının iş bu temlik sözleşmesi kapsamında bulunmadığı hususlarının taraflarca kabul edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, temliknamenin 3., 6. ve 7/son maddeleri ile davalı tarafça dosyaya sunulan ibraname başlıklı belge içeriği ve dosyaya sunulduğu takdirde 23/02/2018 tarihli protokol ile tarafların ticari defter ve kayıtları birlikte incelenip, tarafların bu hususlardaki beyanları da alınmak suretiyle bir değerlendirme yapılarak; temliknamede yer alan 774.181,61 TL miktarın, taraflar arasında sözlü olarak yapıldığı anlaşılan sözleşmenin götürü bedeli olup olmadığının tespit edilmesi, bu bedel kadar veya bu bedeli aşan miktarda imalat yapılıp yapılmadığının belirlenmesi, davacının davalı tarafa yaptığı ödemelerin belirlenen iş bedelinden mahsup edilmesi ve ibraname ve diğer belgeler incelenerek, davacının davalıya borcu olup olmadığının belirlenerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, bu hususlarda inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın ve bir gerekçe gösterilmeden temliknamede belirtilen 774.181,61 TL miktarın götürü bedel kabul edilerek bu bedele oranlama yapılmak suretiyle hesaplama yapan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle; taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, mahkeme kararının HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının KABULÜNE, 2-Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/11/2023 gün ve 2021/125 Esas 2023/770 sayılı kararının HMK’nun 353/1-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Taraflarca yatırılan peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, 5-Taraflarca ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince varsa taraflarca yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre aynı maddenin 5. fıkrası gereğince yatıran/sunan tarafa ilgili icra dairesince iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 09/04/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır