Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2021/6049 E. , 2024/10704 K. T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2021/6049 Karar No : 2024/10704 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... adına ... Sendikası VEKİLLER : Av. ..., ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Aydın ili, Di…
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2021/6049 E. , 2024/10704 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2021/6049 Karar No : 2024/10704 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... adına ... Sendikası VEKİLLER : Av. ..., ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Aydın ili, Didim Halk Eğitim Merkezinde öğretmen olarak görev yapan davacının, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35/B-9 maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının da içerisinde bulunduğu sanıklar hakkında Aydın Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... gün ve İddianame No:... sayılı iddianamesi ile davacının ''14/11/2015 tarihinde Didim ilçesinde ... ilçe binası merdivenlerinde PKK/KCK terör örgütün çağrıları doğrultusunda gerçekleştirilen Silvan ve Nusaybin ilçelerinde PKK terör örgütüne karşı yürütülen operasyonları protesto amaçlı ve terör örgütünün faaliyetini destekler nitelikli oturma ve açlık grevine aktif olarak katıldığı, 20/12/2015 tarihinde Cumhuriyet mah. Yeni mah. Kavşağında PKK/KCK terör örgütüne yapılan operasyonları protesto amaçlı PKK/KCK terör örgütünün talimatları doğrultusunda gerçekleştirilen yasadışı eyleme aktif olarak katıldığı, tüm uyarıla rağmen dağılmayarak yolu trafiğe kapatan grupla birlikte hareket ettiği, 29/12/2015 tarihinde terör örgütünün çağrıları üzerine gerçekleştirilen ve ...'i çağrı ile grev yaparak devlet memuru iş bırakma eylemine katıldığı, eylemde elinde megafonla yaptığı konuşması sırasında, Türkiye Cumhuriyeti Emniyet Teşkilatına '...'nin faşist güçleri' diyerek Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Emniyet Teşkilatını alenen aşağıladığı, 'Faşizme karşı omuz omuza, Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz, Yaşasın barış mücadelemiz, Yaşasın halkların kardeşliği ve Baskılar bizi yıldıramaz' şeklinde gruba sloganlar attırdığı, davacının facebook hesabından terör örgütü propagandası yaptığı' ve bu suretle terör örgütü propagandası yapmak suçunu işlediği gerekçesiyle açılan kamu davası sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... gün ve Dosya No:..., Karar No:... sayılı kararı ile özetle, ''sanık ...'ün, 'elinde megafonla konuşma yaptığı, konuşması sırasında, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Emniyet Teşkilatına '...'nin faşist güçleri" diyerek Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Emniyet Teşkilatını alenen aşağıladığı, 'Faşizme karşı omuz omuza, Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz, Yaşasın barış mücadelemiz, Yaşasın halkların kardeşliği ve 'Baskılar bizi yıldıramaz' şeklinde gruba slogan attırdığının sabit olduğu ancak terör örgütü propagandası suçunun oluşması için -....terör örgütünün cebir, tehdit ve şiddet içeren yöntemlerini meşru göstermek veya bu yöntemleri övmek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde fiil işlenmesi gerekmekte olup sanıkların sözlerinin bu unsurları taşımadığı, taşınan pankartların da örgüte aidiyet taşır nitelikte olmadığı dolayısıyla atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı, sanıklara ait sözlerin ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı, tüm açıklamalar ışığında sanığın üzerine atılı Terör Örgütü Propagandası yapmak suçunun yasal unsurları oluşmadığı" gerekçesiyle davacı hakkında beraat kararı verildiği ve kararın istinaf incelemesinde olduğu; ceza dava dosyasında yer alan davacıya ait ''...'' adlı facebook hesabından yapılan paylaşımların incelenmesinden; 29/05/2015 tarihli paylaşımında, " içlerinde sol örgüt liderleri ... ve ... ve diğer örgüt mensuplarının bulunduğu resmi paylaştığı, 11/06/2015 tarihli paylaşımında, "Cumhurbaşkanına hakaret içerikli görsel paylaşımda bulunduğu", 06/07/2015 tarihli paylaşımında, "Cumhurbaşkanına hakaret içerikli görsel paylaşımda bulunduğu", 10/07/2015 tarihli paylaşımında, "Artvin'de direniş var. Artvin'in üstü altından değerlidir, diğer eylemciler metalde eylem var, gaz-jop-jandarma-polis-toma sermayenin devleti yine üstüne düşeni yapıyor, patronunu koruyor, ancak unutuyorlar karşıtını güçlendirdiklerini, o unuttukları şey sonları olacak" şeklinde paylaşımlarda bulunduğunun görüldüğü; davacı tarafından işlenen fiiller nedeniyle yapılan yargılama sonucu, ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... gün ve Dosya No:..., Karar No:... sayılı karar ile özetle; terör örgütünün cebir, tehdit ve şiddet içeren yöntemlerini meşru göstermek veya bu yöntemleri övmek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde fiil işlenmesi gerekmekte olup, sanığın sözlerinin bu unsurları taşımadığı, taşınan pankartların da örgüte aidiyet taşır nitelikte olmadığı, dolayısıyla atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı, sanıklara ait sözlerin ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı, yine davacıya ait Facebook paylaşımlarında, Cumhurbaşkanı'na hakaret ve Emniyet Teşkilatını aşağılayıcı ifadelere yer verilmiş olmasına rağmen, eylemlerde yer almasının ve Facebook paylaşımlarının, davacının, Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplar ile davacının iltisak veya irtibat şeklinde bir bağlantısı olup olmayacağı hususunu tek başına ortaya koyamayacağı, buna göre Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplar ile davacının iltisak ve irtibat şeklinde bir bağlantısının olup olmadığı yönünde kapsamlı ve ayrıntılı bir şekilde inceleme ve araştırma yapılarak elde edilecek somut verilerin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekirken yanızca davacının Facebook paylaşımları ve yasa dışı eylemlere katıldığı gerekçesiyle terör örgütleri ile irtibat, iltisakı ve aidiyeti olduğu kabul edilerek meslekten çıkarıldığı anlaşıldığından eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan Anayasa'nın 125.maddesinin son fıkrasında yer alan "İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." hükmü yer almaktadır. Açıklanan gerekçelerle dava konusu işlemin iptali ile dava konusu idari işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının dava tarihinden (14/10/2019) tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davalı idare tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla;istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacının, 29/12/2015 tarihinde Eğitim-Sen organizasyonunda "Savaşa Karşı Barışı Savunacağız. 29 Aralıkta Hizmet Üretmiyoruz." konulu basın açıklamasında megafonla gruba hitaben yaptığı konuşmada "Değerli dostlar, bizler bu ülkeye barışı, özgürlüğü, eşitliği getirene kadar mücadele edeceğiz. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. ...'nin faşist güçleri, valileri, kaymakamları, emniyet müdürleri biz alanlarda olmaya devam edeceğiz. Ülkeyi katliamlar ülkesine çevirenlere sesleniyoruz, sınırlarımızı işidci cihatlara sesleniyoruz, bu katliamlar altında ezileceksiniz." şeklindeki beyanları nedeniyle 25/10/2016 tahinde hakkında soruşturma açılarak görevinden uzaklaştırıldığı, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... sayılı esasına kayıtlı dosyada; 14/11/2015 tarihli Didim ilçesinde gerçekleşen eylemde ... ilçe binası merdivenlerinde PKK/KCT terör örgütünün çağrıları doğrultusunda Silvan ve Nusaybin ilçelerinde PKK terör örgütüne karşı yürütülen eylemleri protesto etmek için gerçekleşen terör örgütünün faaliyetlerini destekler nitelikteki oturma ve açlık grevine katıldığının, 20/12/2015 tarihli eylemde, Cumhuriyet Mahallesi Yenimahalle kavşağında PKK/KCK terör örgütüne yapılan operasyonları protesto amaçlı PKK/KCK terör örgütü talimatları doğrultusunda yasa dışı eyleme aktif katıldığının, tüm uyarılara rağmen dağılmayarak yolu tamamen trafiğe kapatan grupla birlikte hareket ettiğinin tespit edildiği, terör örgütünün çağrısı doğrultusunda gerçekleştirilen ve KESK'in çağrısı ile grev yaparak devlet memurlarının iş bırakma eylemi yaptığı, "Selam selam kürdistan a bin selam", "barışın bekçisi imralıdadır.", "kürdistan halkı yalnız değildir." şeklinde slogan atarak terör örgütü propagandası yapılan 29/12/2015 tarihli eylemde eline megafon alarak konuşma yaptığı ve Türkiye Cumhuriyeti Emniyet Güçlerine, ...'nin faşist güçleri diyerek alenen aşıladığı, "Faşizme karşı omuz omuza, kurtuluş yok, tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz, yaşasın mücadelemiz, yaşasın halkların kardeşliği, baskılar bizi yıldıramaz." şeklinde slogan attırdığı; Facebook sosyal medya platformu üzerinden; 29/05/2015 tarihinde sol örgüt liderleri ..., ... ve diğer örgüt mensuplarının bulunduğu fotoğraf, 11/06/2015 tarihinde Cumhurbaşkanına hakaret içerikli görsel, 06/07/2015 tarihinde Cumhurbaşkanına hakaret içerikli görsel ve 10/07/2015 tarihinde, "Artvin'de direniş var, Artvin'in üstü altından değerlidir, diğer eylemciler metalde eylem var, gaz-jop-jardarma-polis-toma sermayenin devleti yine üstüne düşeni yapıyor, patronunu koruyor, ancak unutuyorlar karşıtını güçlendirdiklerin, o unuttukları şey sonları olacak." ifadelerini içeren paylaşım yaptığının tespit edildiği, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından; işlenen fiillere ilişkin ceza yargılamasında beraat kararı verildiği, Facebook paylaşımlarının ise ifade özgürlüğü kapsamında kalması gerektiğinden dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu iddia edilmektedir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının eksik inceleme nedeniyle bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 121. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Cumhurbaşkanı’nın başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından, 23/07/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 4/1-(f) maddesinde; 14/07/1965 tarih ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 3. maddesinde belirtilenler hariç diğer mevzuata tabi her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dahil) istihdam edilen personelin, ilgili kurum veya kuruluşun en üst yöneticisi başkanlığında bağlı, ilgili veya ilişkili bakan tarafından oluşturulan kurulun teklifi üzerine ilgisine göre ilgili bakan onayıyla kamu görevinden çıkarılmasına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Diğer yandan, olağanüstü hâlin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, "...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya (Anayasa Mahkemesinin 12/01/2023 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 30/06/2022 tarih ve E:2018/137 K:2022/86 sayılı kararıyla, 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 26. maddesiyle 27/06/1989 tarih ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye eklenen geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan"...üyeliği, mensubiyeti veya" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.) iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen; ... 9) 657 sayılı Kanuna ve diğer mevzuata tabi her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dâhil) istihdam edilen personel, ilgili kurum veya kuruluşun en üst yöneticisi başkanlığında bağlı, ilgili veya ilişkili olunan bakan kurum veya kuruluşun en üst yöneticisi başkanlığında bağlı, ilgili veya ilişkili olunan bakan tarafından oluşturulan kurulun teklifi üzerine ilgili bakan onayıyla kamu görevinden çıkarılır. Bu maddenin (A) fıkrasında belirtilenlerin işlemleri ise söz konusu fıkradaki usule göre yapılır." hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(f) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir. Aydın ili, Didim Halk Eğitim Merkezinde öğretmen olarak görev yapan davacının, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35/B-9 maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmıştır. Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesine istemiyle dava açılmıştır. Diğer yandan, davacı hakkında ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile "terör örgütü propagandası yapmak" suçundan Ceza Muhakemeleri Usulü Kanun'un 223/2-(e) maddesi uyarınca beraat kararı verildiği ve anılan kararın istinaf edilmeden 25/02/2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın Geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir. AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan yaptırımın uygulanabilmesi için yeterlidir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Bununla birlikte iptal davaları idarî işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalardır. İdari işlem ise idarenin kamu gücü kullanarak tek taraflı olarak tesis ettiği hukuki sonuç doğuran işlemdir. İdareyi işlem yapmaya sevk eden maddi ve hukuki etkenler ise idari işlemin sebep unsurunu oluşturmaktadır. 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinde yer alan, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına karar verilir'' hükmü gereğince davacı hakkında dava konusu işlem tesis edilmiştir. Bu kapsamda davacı hakkındaki terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönünde davalı idarece yapılan değerlendirmenin de kuşkusuz keyfilikten uzak olması gerekir. Dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden hukuki denetiminin yapılabilmesi; bu değerlendirmeyi haklı kılan maddi sebeplerin yargılama esnasında davalı idarece ortaya konulmasına ve izah edilmesine bağlıdır. Bu konudaki yükümlülük şüphesiz öncelikle dava konusu işlemi tesis eden davalı idareye aittir. Bununla birlikte idari yargı mercilerince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesinde öngörülen resen araştırma ilkesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için her türlü inceleme ve araştırmanın yapılması da mümkün hatta olayın niteliğine göre gereklidir. Bu bağlamda, davacı hakkında "terör örgütü propagandası yapmak" suçundan yapılan yargılamada ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... gün ve Dosya No:..., Karar No:... sayılı kararıyla; ''sanık ...'ün, 'elinde megafonla konuşma yaptığı, konuşması sırasında, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Emniyet Teşkilatına '...'nin faşist güçleri" diyerek Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Emniyet Teşkilatını alenen aşağıladığı, 'Faşizme karşı omuz omuza, Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz, Yaşasın barış mücadelemiz, Yaşasın halkların kardeşliği ve 'Baskılar bizi yıldıramaz' şeklinde gruba slogan attırdığının sabit olduğu tespiti ve değerlendirmesine yer verildiği görülmüştür. Bununla birlikte dava dosyasında yer alan davacıya ait Facebook sosyal medya platformu olan ve davacıya ait Facebook hesabından; 29/05/2015 tarihinde sol örgüt liderleri ..., ... ve diğer örgüt mensuplarının bulunduğu fotoğraf, 11/06/2015 tarihinde Cumhurbaşkanına hakaret içerikli görsel, 06/07/2015 tarihinde Cumhurbaşkanına hakaret içerikli görsel ve 10/07/2015 tarihinde, "Artvin'de direniş var, Artvin'in üstü altından değerlidir, diğer eylemciler metalde eylem var, gaz-jop-jardarma-polis-toma sermayenin devleti yine üstüne düşeni yapıyor, patronunu koruyor, ancak unutuyorlar karşıtını güçlendirdiklerin, o unuttukları şey sonları olacak." ifadelerini içeren ve terör örgütünü destekleyici ve öven mahiyette paylaşımlar yaptığının tespit edildiği görülmüştür. Dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendiğinde; idari yargı mercilerince ceza yargılamasından bağımsız olarak PKK/KCK silahlı terör örgütüyle irtibat ve iltisak yönünden ayrıca değerlendirme yapılması nedeniyle, davacının terör örgütüyle bağlantılı olduğu değerlendirilen toplantı ve gösterilere katıldığı yönünde ceza yargılaması sırasında elde edilen deliller ile dosyada bulunan sosyal medya paylaşımına yönelik tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının PKK/KCK silahlı terör örgütüyle iltisak ve irtibatlı olduğu hususunun sübuta erdiği anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir. Bu durumda, dava konusu işlemin iptali ile dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının dava açma tarihi olan 14/10/2019 tarihinden itibaren davacıya ödenmesine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne; 2. Dava konusu işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının dava açma tarihi olan 14/10/2019 tarihinden itibaren davacıya ödenmesine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 25/06/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.