Ceza Genel Kurulu 2024/154 E. , 2025/130 K. İtirazname No : 2022/142388 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 1785-1905 I. HUKUKİ SÜREÇ Kasten öldürme suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, eyleminin silahla kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçunu oluşturduğu kabul edilerek sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/1 ve 86/3-e maddeleri delaletiyle aynı Kanun'un 87/4-son, 62, 53, 54 ve 63. maddeleri uyar…
**Ceza Genel Kurulu 2024/154 E. , 2025/130 K.** **"İçtihat Metni"** İtirazname No : 2022/142388 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 1785-1905 I. HUKUKİ SÜREÇ Kasten öldürme suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, eyleminin silahla kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçunu oluşturduğu kabul edilerek sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/1 ve 86/3-e maddeleri delaletiyle aynı Kanun'un 87/4-son, 62, 53, 54 ve 63. maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, müsadereye ve mahsuba ilişkin Gümüşhane Ağır Ceza Mahkemesince verilen 23.06.2021 tarihli ve 158-129 sayılı hükmün, sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 10.09.2021 tarih ve 1430-1347 sayı ile; İlk Derece Mahkemesinin hüküm kısmının 1. bendinin (b) ve (c) fıkralarının tamamen çıkartılması ile yerlerine TCK’nın 29 ve 62. maddeleri uygulanarak sanığın haksız tahrik altında silahla kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan neticeten 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılması suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Hükmün, sanık müdafii, katılanlar vekili ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 27.04.2022 tarih ve 651-3259 sayı ile; "...Duruşma açılmadan ve delil değerlendirilmesi yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamına uyan Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 13.09.2022 tarih ve 1785-1905 sayı ile; İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak sanığın haksız tahrik altında silahla kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan TCK’nın 86/1 ve 86/3-e maddeleri delaletiyle aynı Kanun’un 87/4-son, 29, 62, 54 ve 63. maddeleri uyarınca 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, müsadereye ve mahsuba karar verilmiştir. Bu hükmün de sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesince 24.04.2023 tarih ve 15052-2162 sayı ile onanmasına, oy çokluğuyla karar verilmiş, Daire üyeleri ... ve ...; "...Sanığın ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğu ve eylemin kasten öldürme suçunu oluşturduğu," gerekçesiyle karşı oy kullanmışlardır. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 01.06.2023 tarih ve 142388 sayı ile; "...Sanığın eyleminin kasten öldürme suçunu oluşturduğu," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 10.01.2024 tarih, 4627-168 sayı ve oy çokluğu ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eyleminin kasten öldürme suçunu mu yoksa kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya muhteviyatından; Maktul ve sanığın akraba olup Kelkit ilçesi ... köyünde ikamet ettikleri, maktulün 25.06.2020 tarihinde sabah saat 07.00 sıralarında oğulları olan katılanlar ...ve ... ile birlikte köylünün ortak kullanımında olan ... Yaylası'nda küçükbaş hayvanlarını otlattığı sırada sanık ve babası tanık...’ın aynı amaçla bahse konu yere geldikleri, maktulün, tanık...’tan koyunlarını ürküten büyükbaş hayvanlarını uzaklaştırmasını istediği, bu sebeple tanık...'la aralarında tartışma yaşandığı, sesleri duyan sanık ve katılan ...’ın da olay yerine gelerek kavgaya dahil oldukları, maktul ve sanığın karşılıklı olarak birbirlerine hakaret ettikleri, akabinde sanığın belindeki silahı çıkardığı, keşif ve yer gösterme tutanaklarından anlaşıldığı üzere 15 ila 19 metre mesafeden maktulü hedef alarak bir el ateş ettiği, sol batın alt kadran bölgesinden vurulan maktulün yere yığıldığı, devamında sanığın birkaç kilometre uzaklıkta bulunan aracını almaya gittiği, bu sırada katılan ...’ın 112 Acil Çağrı Merkezi’ni araması üzerine bölgeye sağlık ekiplerinin sevk edildiği, aynı zaman diliminde sanığın da Kelkit İlçe Jandarma Komutanlığını arayıp maktulü vurduğu yönünde ihbarda bulunduğu, sanığın aracıyla olay yerine dönerek katılanlara babalarını hastaneye götürmelerini söylediği, katılanlar ...ve ...'un maktulü sanığın aracına bindirip yola çıktıkları, köy çıkışında ambulans ile karşılaşmaları üzerine maktulün burada ambulansa nakledildiği, kalp ritmi bulunmayan maktule sağlık görevlileri tarafından yolda 30-40 dakika masaj uygulandığı, Kelkit Devlet Hastanesinde tatbik edilen CPR işlemine de cevap vermeyen maktulün tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybettiği, vücudunda batın sol alt kadran dış yan kısmında bir adet ateşli silah mermi çekirdeği giriş yarası tespit edilen maktulün ölümünün, öldürücü nitelikteki ateşli silah yaralanmasına bağlı büyük damar hasarıyla gelişen iç kanama sonucu meydana geldiği, sanığın kolluk görevlileri tarafından ... Yaylası’nda yakalandığı, sanıktan ele geçirilen ruhsatsız tabancada şarjöre takılı iki adet daha fişek bulunduğu, kati hekim raporlarına göre vücudunda eski veya yeni herhangi bir lezyon görülmediği, Katılanların aynı yöndeki anlatımlarında; sanığın ailesi ile aralarında yaylayı kullanma sebebine dayalı anlaşmazlık bulunduğunu, daha önce de tanık...'ın kendilerine silah doğrulttuğunu, ancak akraba olmaları nedeniyle adli mercilere müracaatta bulunmadıklarını, katılanlar ...ve ...'un ilaveten; sanığın babalarını hedef alarak ateş ettiğini, rastgele ateş etmesi durumunda kendilerine de mermi isabet edebileceğini beyan ettikleri, Tanık...'ın aşamalarda; maktul ve katılanların, oğlu olan sanığı sopalarla darp ettiklerini, araya girdiği esnada yere düştüğünü, ayağa kalkarken silah sesi duyduğunu, baktığında maktulün yere yığıldığını gördüğünü belirttiği, Sanığın soruşturmada; maktulün babasına hakaret etmesi üzerine belindeki silahı çıkartıp doğrulttuğunu ve ayaklarına olacak şekilde 15 metre mesafeden bir el ateş ettiğini, arazide %10'luk bir eğim bulunması sebebiyle merminin maktulün karın bölgesine isabet etmiş olabileceğini; kovuşturmada önceki beyanlarından farklı olarak, maktul ve katılan ...’ın kendisini dövdüklerini, babasının araya girmesiyle kurtulup kaçmaya başladığını, bu sırada tabancasını doldurduğunu, maktul ve oğlunun arkasından geldiklerini görünce kaçar vaziyette bir el ateş ettiğini, yüzü ön tarafa dönük hâldeyken arkaya doğru silahı ateşlediğini, ateş ederken hedef gözetmediğini savunduğu, Anlaşılmaktadır. V. GEREKÇE A. Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar ve İlgili Mevzuat TCK’nın "Kasten Öldürme" başlığı altında düzenlenen 81. maddesi; "Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır." hükmünü içermektedir. "Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama" başlıklı 87. maddesinin 4. fıkrası ise suç ve karar tarihi itibarıyla; "Kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmişse, yukarıdaki maddenin birinci fıkrasına giren hallerde sekiz yıldan oniki yıla kadar, üçüncü fıkrasına giren hallerde ise oniki yıldan onsekiz kadar hapis cezasına hükmolunur." şeklinde düzenlenmiştir. Bahse konu madde gerekçesinde de; "Dördüncü fıkrada, kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmiş olması hâline ilişkin hükme yer verilmiştir. Neticesi sebebiyle ağırlaşmış bu kasten yaralama hâllerinde, failin bu ağır neticeden sorumlu tutulabilmesi için, 'Genel Hükümler Kitabı'nda yer alan netice sebebiyle ağırlaşmış suçlara ilişkin hükümler, burada da geçerlidir." açıklamalarına yer verilmiştir. Mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda objektif sorumluluk esasına dayanan düzenlemelere yer verilmiş iken, TCK’da objektif sorumluluk esası benimsenmemiştir. Suçu, kanunda tanımlanmış bir haksızlık olarak öngören yeni suç teorisinde, bir hareketi yapan kişi, bu hareketin tüm sonuçlarından her şartta sorumlu tutulmamakta, bir başka anlatımla kusursuz sorumluluk terk edilmiş olmaktadır (İzzet Özgenç, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 8. Bası, s.161). 765 sayılı TCK'daki objektif sorumluluk esasının yerine TCK’da haksızlığın bir gerçekleştirilme şekli olarak kast-taksir kombinasyonuna, yani netice sebebiyle ağırlaşmış suçlara yer verilmiştir. Bu nedenle uyuşmazlığın çözümü için, TCK’nın hazırlanmasında esas alınan suç teorisinde, suçun manevi unsurları arasında gösterilen kast-taksir kombinasyonu, yani netice sebebiyle ağırlaşmış suç hükümleri üzerinde durulmalıdır. TCK’nın "Netice sebebiyle ağırlaşmış suç" başlıklı 23. maddesi; "(1) Bir fiilin, kastedilenden daha ağır veya başka bir neticenin oluşumuna sebebiyet vermesi halinde, kişinin bundan dolayı sorumlu tutulabilmesi için bu netice bakımından en azından taksirle hareket etmesi gerekir." biçiminde sevk edilmiştir. Buna göre; failin gerçekleştirdiği bir eylemde, kastettiğinden daha ağır veya başka bir sonucun meydana gelmesi hâlinde, sorumlu tutulabilmesi için netice bakımından en azından taksirle hareket etmiş olmasının kabulü gerekmektedir. Fail, bu sonucun meydana gelmesinden taksirle bile sorumlu tutulamıyorsa, objektif sorumluluğun kaldırılmasının doğal bir sonucu olarak sadece nedensellik bağının bulunuyor olması, neticeden sorumlu tutulması için yeterli olmayacaktır. Öğretide, neticesi sebebiyle ağırlaşmış suçun, gerçek neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç ve görünüşte ya da gerçek olmayan neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç olarak iki farklı şeklinin bulunduğu kabul edilmektedir. Gerçek neticesi sebebiyle ağırlaşmış suçlarda, failin hareketi sonucunda kastettiğinden daha ağır bir netice meydana gelmekte olup gerçekleşen aşırı netice dolayısıyla bağımsız bir suç tipi ortaya çıkmaktadır. Örneğin, yaralama suçunda mağdurun ölmesi, gerçek neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç hâlidir. Görünüşte neticesi sebebiyle ağırlaşmış suçlarda ise, failin hareketi sonucunda suçun oluşması için aranan neticeden başka, niteliği de farklı olan daha ağır bir neticenin gerçekleşmesi gerekmekle bu aşırı netice dolayısıyla temel suç niteliği aynı kalmakla beraber yalnızca ceza ağırlaştırılmaktadır. Örneğin, cinsel saldırı suçunda mağdurun bitkisel hayata girmesi, görünüşte neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç hâlidir. TCK’nın 23. maddesinde düzenlenmiş bulunan neticesi sebebiyle ağırlaşmış suça ilişkin genel kuralın, özel hükümler arasında kendisine yer bulduğu maddelerin başında gelen aynı Kanun'un 87. maddenin 4. fıkrasına göre, gerçekleştirilen kasten yaralama eylemi TCK’nın 86. maddesinin 1. fıkrası veya 1. fıkrası ile birlikte 3. fıkrası kapsamında bulunur ve bunun sonucunda da ölüm meydana gelirse, en azından taksirle hareket etmiş olmak şartıyla faile belirtilen cezaların verileceği öngörülmektedir. Kasten yaralama sonucu mağdurun ölmesine ilişkin TCK'nın 87. maddesinin 4. fıkrasının uygulanması için; a- Failin yaralama kastı ile hareket etmesi, b- Mağdurun TCK’nın 86. maddesinin birinci maddesi kapsamında yaralanmış olması veya 86. maddenin birinci fıkrası kapsamındaki yaralama fiilinin üçüncü fıkra da ihlal edilmek suretiyle gerçekleştirilmesi, c- Failin eylemi ile arasında illiyet bağı bulunacak şekilde mağdurun ölmesi, d- Failin meydana gelen ölüm sonucuna ilişkin en az taksir derecesinde bir kusurunun bulunması, Şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Buna göre, fail mağduru yaralamak amacıyla hareket etmeli, mağdurun yaralanacağını bilmeli ve bu sonucu istemelidir. Bununla birlikte fail mağdurun yaralanmasını değil de, ölmesini istemiş ve ölüm meydana gelmiş ise bu durumda kasten öldürmeden sorumlu tutulacaktır. Madde metnine göre faile verilecek ceza belirlenirken kasten yaralama suçunun düzenlendiği TCK'nın 86. maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarına yollama yapılmıştır. O hâlde, mağdurun basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek dereceden daha ağır şekilde yaralanması gerekmektedir. Anılan maddenin 2. fıkrasında karşılığını bulan basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde meydana gelen yaralamalarda 87. maddenin 4. fıkrası uygulanamayacaktır. Üçüncü şart olarak mağdurun ölmesi ve failin eylemi ile mağdurun ölümü arasında uygun nedensellik bağının bulunması; son olarak, failin meydana gelen bu ölüm sonucundan, en az taksir derecesinde bir kusurunun bulunması gerekir. İlkeleri, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun istikrar bulunan ve süregelen kararlarında açıklandığı üzere, bir eylemin öldürme kastıyla mı, yoksa yaralama kastıyla mı icra edildiğinin belirlenmesinde; fail ile mağdur arasında husumet bulunup bulunmadığı, varsa husumetin nedeni ve derecesi, failin suçta kullandığı saldırı aletinin niteliği, darbe sayısı ve şiddeti, mağdurun vücudunda meydana getirilen yaraların yerleri, nitelik ve nicelikleri, hedef seçme imkânı olup olmadığı, failin fiiline kendiliğinden mi, yoksa engel bir nedenden dolayı mı son verdiği gibi ölçütler esas alınmalıdır. Öldürme ya da yaralama kastının belirlenmesi açısından her bir olayda kullanılması gereken ölçütler farklılık gösterebileceğinden, tüm bu olguların olaysal olarak ele alınması gerektiği gözden uzak tutulmamalıdır. B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme Sanığın soruşturma aşamasında maktulün ayak bölgesini hedefleyerek ateş ettiğini beyan etmesine rağmen kovuşturmada sırtı maktule dönük olacak şekilde hedef gözetmeksizin silahını ateşlediği yolundaki savunmasının oluşa uygun düşmemesi, maktul ve katılan ... tarafından darbedilmesi nedeniyle kendisini korumak amacıyla silahını çektiğine dair iddianın ise sanıkta darp ve cebir izine rastlanmaması nedeniyle dosya kapsamıyla örtüşmemesi, maktul ve sanığın hareket hâlinde olmamaları ve aralarında bir engel bulunmaması ile görüş alanının açık ve eylemin gündüz saatlerinde meydana gelmesine nazaran 15 ila 19 metrelik mesafenin öldürmeye elverişli, hedef seçme ve isabet ettirmede etkili alan içinde kalması, arazinin genel yapısındaki %10’luk eğimin, 19 metrelik alan dahilindeki görüş açısını ve hedefteki isabeti etkileyecek düzeyde olmaması karşısında, suçtan sonra ele geçirilen tabancada 2 mermi bulunmasına karşın tek el ateş edilmesinin, sanığın hiçbir mani ve müdahale olmaksızın eyleme kendiliğinden son verdiği şeklinde yorumlanamayacak olması, aksine, maktulün yere düşmesi üzerine amacın gerçekleştiği kanaatiyle eylemini artık devam ettirmeye lüzum görmemesi hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; sanığın, maktulün hayati bölgesini hedef alarak çalışır hâlde ve öldürmeye elverişli nitelikteki tabanca ile etkili mesafeden ateş etmesi şeklindeki eylemi ve buna bağlı olarak ortaya çıkan kastının haksız tahrik altında öldürmeye yönelik olduğu, mevcut yaralanmanın müstakilen öldürücü nitelik taşıması, sağlık ekiplerince yolda ve ulaştırıldığı hastanede uygulanan CPR işlemine rağmen maktulün hayata döndürülememesi, olayın gerçekleştiği yer ile sağlık kuruluşları arasındaki mesafenin uzak olması nedenleriyle sanığın daha sonra maktulü kurtarmaya yönelik gösterdiği çabanın, meydana gelen suçun vasfını değiştirmede etkili olmadığı ve takdiri indirim maddesinin tatbikinde dikkate alınabileceği kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, 2-Yargıtay 1.Ceza Dairesinin 24.04.2023 tarihli ve 15052-2162 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA, 3- Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 13.09.2022 tarihli ve 1785-1905 sayılı hükmünün, sanığın eyleminin haksız tahrik altında kasten öldürme suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 4- Dosyanın, CMK'nın 304/2. maddesi gereğince Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.03.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.