T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ YEDİNCİ HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İncelenen Kararın Mahkemesi:Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi Tarihi:17/05/2023 Dava Türü:Menfi Tespit (Eser Sözleşmesi) (Denizli 3. İcra ... Esas) Dava Tarihi:31/03/2022 Karar Yazım T:09/12/2025 İlk derece mahkemesince verilen karar istinaf edilmekle dairemiz üyesi tarafından hazırlanan rapor okunduktan ve dosya kapsamı incelendikten sonra yapılan müzakere so…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ YEDİNCİ HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İncelenen Kararın Mahkemesi:Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi Tarihi:17/05/2023 Dava Türü:Menfi Tespit (Eser Sözleşmesi) (Denizli 3. İcra ... Esas) Dava Tarihi:31/03/2022 Karar Yazım T:09/12/2025 İlk derece mahkemesince verilen karar istinaf edilmekle dairemiz üyesi tarafından hazırlanan rapor okunduktan ve dosya kapsamı incelendikten sonra yapılan müzakere sonucu gereği düşünüldü; I. DAVA Davacı vekili açtığı dava ile, davalı şirket tarafından, davacı şirket aleyhine 12.847.943,75 TL tutarında alacaklı olduklarından bahisle, Denizli 3. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını, davacı şirketin itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalı tarafça, takibe dayanak belgenin İİK 68. maddesinde sayılan belgelerden olduğu iddiasıyla, Denizli 2. İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile itirazın kaldırılması davası açıldığını, yapılan yargılama sonucunda, mahkemece davalı ...'nın haksız takibe dayanak yaptığı belgenin İİK 68. maddesinde yazılı belgelerden olmadığından bahisle davanın reddine karar verildiğini, istinaf incelemesi sonucunda davalının istinaf incelemelerinin reddine karar verildiği, sonrasında verilen kararın Yargıtay tarafından bozulduğunu, Denizli 2. İcra Hukuk Mahkemesi tarafından Yargıtayın bu bozma ilamına uyulmak suretiyle karar verilmesi halinde, davalı ... tarafından davacı şirket aleyhine haciz işlemleri başlatılması riskinin bulunduğunu, icra takibinin dayanağı olarak gösterilen hakkediş belgesi altındaki imzanın, şirketi temsile yetkili kişilere ait olmadığını, bu nedenle, söz konusu belgenin hukuken geçerli bir belge olmayıp, alacağın varlığına dayanak olamayacağını, davalı şirket tarafından şirket kaşesi ve imzası ile açıkça imza ve kabul edilen mutabakat belgesinin borcun olmadığını kanıtlayan imzası ikrar edilmiş belge niteliğinde olduğunu, takibe konu hakediş ve hakedişe dayalı herhangi bir fatura davacı şirket kayıtlarında bulunmamakla, ticari kayıtlara göre, davacı şirketin takibe ve davaya konu bir borcu olmadığının sabit olduğunu, davalı tarafın icra takibine dayanak olarak kullandığı belge tarihi olan 21/06/2018 tarihinden çok sonraki tarihlerde, taraflar arasındaki, alacak/ borç tutarları kapsamında mutabakat sağlanmış olup, davalı şirket tarafından, yeniden hakkediş belgesine dayalı bir alacak talebi olduğu yolunda hiçbir beyan ve talepte bulunmaksızın diğer taleplerini (fark bedeli talebi) ilettiğini ve ödemeler sonrası mutabakatların imzalandığını, hak edişlerin faturaya bağlanması halinde alacak talebine dayanak olabilecek iken, hiç faturaya bağlanmayan, ticari defterlerde gösterilmeyen bir belgeye dayanarak alacak tahsilinin mümkün olmadığını, esasa ilişkin tüm itirazları baki kalmak kaydıyla, bizzat davalı ... tarafından haksız takibe dayanak yapılan sözde kesin hak ediş tutanağındaki hesaplamaların yanlış olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulü ile, davacı şirketin davalı ...'ya Denizli 3. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile talep edilen 12.847.943,75 TL kesin hak ediş bedeli alacağı ile 2.152.056,25 TL işlemiş faiz alacağı olmak üzere takip çıkışı tutarı olan toplam 15.000.000,00 TL tutarında borçlu olmadığının tespitine ve davalı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevabında, tarafların ... yapımı kapsamında olan tünel inşaatının yapımı konusunda anlaştıklarını, 27/12/2019 tarihli ticaret sicil gazetesinde görüleceği üzere ... Enerji Üretimi A.Ş'nin unvan değişikliği yaptığını ve yeni unvanının ... Enerji A.Ş. olduğunu, davalı şirketin imzalanan sözleşme kapsamında üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiğini, üstlenmiş olduğu işi sorunsuz bir şekilde bitirdiğini ve 2017 yılında teslim ettiğini, bunun üzerine taraflarca 01/06/2018 tarihli ... Tünel İnşaatı Kesin Hesap Hakedişi düzenlendiğini ve şirket yetkilerince imza altına alındığını, davacının dilekçeye ekli olarak sunduğu 05/01/2018 tarihli imza sirküleri uyarınca, borçlu şirketin ..., ... ve ... tarafından herhangi ikisinin müştereken atacakları imza ile temsil edilebileceğini, takibe dayanak kesin hak edişte imzası bulunan ...'in 22/05/2018 tarihinde işten ayrıldığını, dolayısıyla takibe dayanak belgenin borçlu şirket aleyhine hüküm ifade etmediğini beyan ve iddia ettiğini, davacı şirketi münferiden temsile yetkili yönetim kurulu üyesi ...'nın, 10/04/2013 tarihinde Denizli 5. Noterliğinin ... yevmiye nolu vekaletnamesi ile ...'i her hangi bir süre kısıtlaması olmaksızın vekil tayin ettiğini, ... isimli vekilin, vekaletnaye istinaden davalı şirket ile ... İnşaat sözleşmesini ve bu sözleşme kapsamında yapılan işler karşılığı ara hak edişleri ve en son da takibe dayanak kesin hak ediş belgesini imzaladığını, dolayısıyla, davacının "kesin hak ediş belgesi şirket yetkilisi tarafından imzalanmamış olduğundan hukuken geçerli bir belge değildir" iddiasının dinlenebilir yanının olmadığını, vekalet ilişkisinin TBK'da düzenlenmiş olup, vekilin, vekil edenin çalışanı olup olmaması vekalet sözleşmesinin geçerliliğine etki eden bir faktör olmadığını, vekilin vekaletten azledilmediğini, vekilin vekillik görevinden alındığının ilgililere bildirilmesi, gerekirse Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlatılması basiretli bir tacirin görevidir ki, davacı şirketin bunların hiç birini yerine getirmediğini, kendi görevlerini yerine getirmeyen, yapması gereken iş ve işlemleri yapmayan davacı şirketin, bu eylemlerinin sonucuna katlanması gerekirken, taraflar arasında imzalanan kesin hak ediş belgesinin, davacı şirket kayıtları arasında bulunup bulunmadığı, davacı şirketin çalışma sisteminin bir sonucu olduğunu, ancak bu durumun, kesin hak edişten haberdar olmadıkları anlamına gelmediğini, davacı borçlu şirketin, 01/06/2018 tarihinde tebliğ aldığı kesin hak edişe ilişkin faturayı kendi kayıtlarına işlediğini, fatura içeriğine 8 günlük yasal süre içerisinde itiraz etmediğini, sonrasında 21/06/2018 tarihinde aynı miktarda iade faturası düzenlediğini, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları çerçevesinde davacı borçlu şirketin düzenlediği bu iade faturasının, kesin hak edişe ilişkin faturaya itiraz olarak kabul edilebilmesinin mümkün olmadığını, davacı şirketin kesin hak ediş öncesinde davalı şirkete hak edişler karşılığında 93.152.746,00 TL ödediğini, kesin hak ediş öncesi toplam imalat bedelinin ... TL olduğunu ve 7.398.109,27 TL fazla ödeme olduğunu beyan ve iddia ettiğini, oysa, kesin hak ediş öncesinde stopaj ve teminat kesintisi yapıldıktan sonra dahi davalı şirkete 94.330.100,41 - 93.152.746,00 = 1.177.354,41 TL daha borçlu olduğunu, eğer davacı şirketin yaklaşık 8.000.000 TL fazla ödeme yaptığı iddiası doğru ise, dava dilekçesine ekli olarak sundukları hesap mutabakat metninde alacaklı çıkmaları gerekirken neden 406.345,06 TL borçlu çıktıklarını, davacı şirketin, kesin hak ediş raporunda belirtilen iş kalemlerinin yapılmadığına veya eksik yapıldığına yahut birim fiyatlarına ilişkin tek bir itirazı olmadığını belirterek, davacının haksız davasının reddine ve davacının tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk derece mahkemesi, dosya içinde bulunan davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, taraf defterlerinin incelenmesine ilişkin bilirkişi raporlarına göre, ... Enerji AŞ.'nin münferiden temsile yetkili yönetim kurulu üyesi ...'nın, 10/04/2013 tarihinde Denizli 5. Noterliğinin ... yevmiye nolu vekaletnamesi ile ...'i her hangi bir süre kısıtlaması olmaksızın vekil tayin ettiği, imza sahibi ...'in 13/05/2018 tarihinde yani kesin hakedişin imza altına alındığı 01/06/2018 tarihinden önce işten ayrılması ile vekalet ilişkisin sonlandırıldığı ile ilgili bilgi belge tespit edilemediği, davacı yanın bu yönde davalı tarafa bildirimde bulunduğu yönünde de bir iddia ve beyanının olmadığının görüldüğü, TBK’nun 42/3 maddesinde açıkça vurgulandığı üzere temsil yetkisinin son bulması, vekilin yetkisiz temsilci haline gelmesi ve yaptığı işlemlerin bu nedenle geçersiz sayılması için, azil keyfiyetinin temsilciye ulaştırılması gerektiği, buradan gidilerek temsilciye ya da üçüncü kişilere temsil yetkisinin geri alındığı, yöntemine uygun biçimde ulaştırılmadıkça bu yetkinin devam ettiği kabul edileceğinden, takibe konu hak ediş bedeli altındaki davacı şirket adına ... tarafından atılan imzanın davacı şirket yönünden bağlayıcı olduğunun mahkemece kabul edildiği, davacı vekili takibe konu hak edişe ilişkin davacı defterlerinde kayıtlı fatura bulunmadığını ileri sürdüğü, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 27/06/2003 tarih ve ... E., ... K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere, bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahip olduğu, aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılacağı, (faturalar ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 Sayılı TTK'nın m. 21/2.) bu hükmün, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine, adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirdiği, bu karinenin, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koyduğu, diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabileceği, faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte, aleyhine delil teşkil etmesinin TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklandığı, faturaya itirazın, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılması gerektiği, itirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varmasının şart olmadığı, sekiz günlük sürenin, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi olmadığı, sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşıyacağı, sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olacağı, faturayı alanın her türlü delille bu külfeti yerine getirebileceği, borçlunun faturayı kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiğinin gözetilmesi gerektiği, takibe konu hak ediş için davalı ... Enerji Üretimi San. Tic. A.Ş. tarafından davacı tarafa 01/06/2018 tarihli 13.183.107,50 TL (KDV dahil) bedelli fatura düzenlediği ve anılan faturanın davacı taraf resmi defterlerinde kayıt altına alındığı, davacı tarafından faturaya karşı 8 günlük itiraz süresi içinde bir itiraz başvurusunun yapılmadığı, süresinden sonra davacı şirket 24/06/2018 tarihli 13.183.107,50 TL (KDV dahil) iade E-Fatura düzenlediği ve resmi defterlerinde kayıtlı olduğu tespit edilmekle, yasal süresi içerisinde itiraz edilmeyen takibe konu hak ediş faturası içeriğinin davacı tarafından kabul edilmiş sayıldığı sonucuna ulaşıldığı, taraflar arasında TTK'nun 89/2 maddesine uygun olarak düzenlenmiş bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığından, 26/03/2019 tarihli mutabakat mektubunun takibe konu faturadaki alacağın bulunmadığının kabul edildiği sonucunu doğurmadığı kanaatine varıldığı, İİK'nun 72/4 maddesi hükmü dikkate alındığında, mahkemece 04/04/2022 tarihli tensip zaptının 22 nolu ara kararı gereğince teminat karşılığında icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı verilmiş olup, teminatın yatırılması ile 18/04/2022 tarihinde icra müdürlüğüne bu hususta müzekkere yazılması ile ihtiyati tedbir nedeniyle davalının alacağına geç kavuştuğu gözönüne alınarak, tazminatın yasal şartlarının oluştuğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle, davacının davasının reddi ile, davalı lehine İİK’nun 72/4 maddesi uyarınca 12.847.943,75 TL asıl alacağın % 20‘si oranında tazminatın davacıdan alınarak davalıya ödenmesine karar vermiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. B. İstinaf Nedenleri Davacı vekili, dosya kapsamında bilirkişi raporları üzerindeki ihtilafın giderilmediği, tarafların ticari defter kayıtları birbirini doğrulamadığı için alınan bilirkişi raporlarıyla yetinilerek yargılamanın sonlandırılmasının isabetsiz olduğu, delil olarak dayandıkları tarafların banka hesapları dökümlerinin getirtilerek, davacı tarafından, davalıya ne kadar ödeme yapıldığı hususu araştırılmadan hüküm tesis edilmesinin isabetsiz olduğu, ilgili alacağın kaynağını oluşturan hizmet hususunda davalı alacaklı tarafından herhangi bir açıklama yapılamadığı, bu hususta gerekli araştırmanın yapılması gerektiği, icra takibinin dayanağı olarak gösterilen hakediş belgesi altındaki imzanın şirketi temsile yetkili kişilere ait olmadığı, bu konuda sadece azilname olmamasının gerekçe yapılmasının doğru olmadığı, davalının, davacı şirket muhasebesine ve bağımsız denetim şirketine iki ayrı imzalı ve kaşeli mutabakat metni sunduğu, kesin delil olarak değerlendirilmesi gereken bu metinlerin mutabakat tarihi öncesi işlemleri tarafların tasfiye ettiğinin kabulünü gerektirdiği, bu belgelerde yer alan tutar dışında alacak olmadığı konusunda davalının ibra verdiği, daha eski tarihli bir belgeye dayanarak alacak talebinin kötü niyeti olduğu, ticari kayıtlara göre davacının böyle bir borcunun bulunmadığının sabit olduğu, dava konusu yapılan fazladan faiz talep edildiği hususundaki taleplerinin mahkemece değerlendirilmeden davanın reddine karar verildiği gibi nedenlerle kararı istinaf etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, İİK 72. maddesi uyarınca açılmış menfi tespit davasıdır. Uyuşmazlık, TBK 470 vd. maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir. 2. Ön İnceleme ve İncelemenin Kapsamı İlk derece mahkemesi kararının; kesinlik, süre, istinaf başvuru şartları ve diğer usul konuları yönünden HMK 352. maddesine göre ön incelemesi yapılmış ve eksiklik bulunmadığı anlaşılan dosyanın incelenmesine geçilmiştir. İstinaf incelemesi de, HMK 355. maddesi göz önünde bulundurularak, kamu düzeninden olan hususlar re'sen gözetilmek suretiyle istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. 3. Değerlendirme 3.1. Davalı alacaklı şirket tarafından, davacı borçlu şirket aleyhine Denizli 3. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası üzerinden, 01/06/2018 tarihli hakediş belgesine istinaden, 12.847.943,75 TL asıl alacak ve 2.152.056,25 TL takip tarihine kadar işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 15.000.0000,00 TL alacağın tahsili için 20/02/2020 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmıştır. 3.2.Davacı taraf, hakediş belgesinin düzenlendiği 01/06/2018 tarihinden sonra yapılan ödemeler sonrasında mutabakat sağlandığını belirterek, 26/03/2019 ve 12/12/2019 tarihli mutabakat belgeleri doğrultusunda borcunun bulunmadığını ileri sürmektedir. Davalı taraf ise, imza ve davalı şirketin kaşesini içeren bu belge içeriklerini inkar etmeyip, yazılı cari hesap sözleşmesi bulunmaması halinde mutabakat mektubunun geçerli olmadığını savunmakta olup, cevap dilekçesinde taraflar arasında bir çok iş yapılmasına karşın, tüm sözleşmelere ilişkin hesabın tek bir hesapta tutulduğu beyan edilmektedir. 3.3.Tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi neticesinde, düzenlenen bilirkişi raporları ile, davacının ticari defterlerine göre, davalının 406.345,06 TL alacağının bulunduğunun, davalının ticari defterlerine göre ise, davacı şirketten 11.578.470,02 TL alacağının bulunduğunun tespit edildiğinin bildirildiği görülmektedir. 3.4.Davalı tarafından düzenlenen 26/03/2019 tarihli mutabakat mektubunda, "nezdimizdeki cari hesabınız 28/02/2019 tarihi itibari ile 419.016,37 TL borç bakiye vermektedir. Mutabakatınızın bildirilmesini rica ederiz" ibaresi yazılı olup, not olarak "TTK madde 94 uyarınca 21 gün içerisinde cevaplanmayan bakiyelerde mutabık sayılacağımızı hatırlatırız" ibaresi yazılı bulunmaktadır. 12/12/2019 tarihli belgede ise, bağımsız denetim şirketinin davacı şirketin borcu olup olmadığının bildirilmesini istemesi üzerine, davalı şirketin "kayıtlarımıza göre, ekli listede dökümü yapılmış olan 406.345,06 TL 30/11/2019 tarihi itibariyle ... Enerji Üretim A.Ş.'den alacağımız olarak görülmektedir" şeklinde bildirimde bulunduğu ve ekinde hesap döküm listesinin mevcut olduğu anlaşılmıştır. 3.5. Davalı şirket tarafından düzenlenen 26/03/2019 tarihli mutabakat mektubunda cari hesap bakiyesinin bildirilmesi ve cari hesap ile ilgili TTK 94 maddesi hükmünün ihtaren hatırlatılması, 12/12/2019 tarihli belge ekinde ise, cari hesap dökümünün gönderilmesi, sunulan cevap dilekçesinde davacı tarafla bir çok inşaat işi yapılmasına karşın, tüm sözleşmelere ilişkin hesabın tek bir hesapta tutulduğunun bildirilmesi karşısında, tüm bu beyan ve belgelerin taraflar açısından bağlayıcılığı ve sonucu olması gerekir. Dolayısıyla, kısmen borç ikrarı niteliğinde de bulunan yukarıda açıklanan tüm bilgi ve belgeler değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekirken, 26/03/2019 ve 12/12/2019 tarihli belgelere itibar edilmeden yazılı olduğu şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmemektedir. 3.6. Diğer taraftan, takip ve dava konusu olan işlemiş faiz alacağı yönünden, hiçbir inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın gerekçesiz şekilde davanın reddine karar verilmesi HMK 297. maddesinde düzenlenen emredici nitelikteki yasal düzenlemeye uygun düşmemektedir. 3.7. Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nun 353/1-a/4,6 maddeleri uyarınca, esası incelenmeden kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. V. KARAR 1)Yerel mahkeme kararının esası incelenmeksizin ORTADAN KALDIRILMASINA ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 2)Peşin alınan istinaf karar harcının isteği halinde ilk derece mahkemesince istinaf yoluna başvuran davacı tarafa iadesine, 3)Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde 09/12/2025 tarihinde HMK'nun 362. maddesi uyarınca kesin olarak oybirliği ile karar verildi. ...