Başvuru, çevresel etki değerlendirmesinin olumlu olduğuna ilişkin kararın iptali talebiyle açılan davanın reddedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, çevresel etki değerlendirmesinin olumlu olduğuna ilişkin kararın iptali talebiyle açılan davanın reddedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 23/8/2017 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:A. Arka Plan Bilgisi Artvin'in Cerattepe mevkiinde 1986 yılında başlayan maden arama faaliyetleri 2008 yılına kadar birçok aşamadan geçmiştir. Süreç içinde ilk olarak uluslararası bir şirket olan Madencilik ruhsat sahibi olarak faaliyete başlamıştır. Anılan faaliyetle ilgili olarak Artvin Valiliği Mahalli Çevre Kurulunca alınan 10/11/1995 tarihli ve 1995/4 sayılı karar 13/2/1996 tarihli ve 22553 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır. Bahse konu kararın ilgili kısmı şöyledir:"D) [] Madencilik A.Ş.nin İlimizde yapmayı plânladığı madencilik faaliyetlerinin oluşturabileceği çevresel etkiler: [ ] Madencilik A.Ş. ... belirtilen 250 Hektarlık sahada maden çıkartma ve işletmeyi Atilla (Hatila) Millî Parkı bitişiğindeki Gavur Deresi üzerinde ise atık barajı yapımını plânladıklarını belirtmişlerdir.Söz konusu plânlanan madencilik faaliyetlerinin ele alındığı paneller öncesinde bölgede panele katılan Bilim adamlarınca bölgede incelemeler yapılmış ve panellerde ağırlıklı olarak bölgenin konumu, yapısı v.b. özellikleri nedeni ile madencilik faaliyetlerinin sürdürülmesi ile bölgenin çevresel değerlerinin olumsuz etkileneceği şeklinde görüş bildirmişlerdir.Kurulumuzun bu konudaki görüşleri özet olarak aşağıda sıralanmıştır.1 — Erozyon etkisi:Bölgenin yüzey şekilleri bakımından kırık bir yapıya sahip olması, arazinin yüksek eğimi, bölgenin meteorolojik durumu v.b. özellikleri sebebi ile söz konusu bölgede açık işletme madenciliği veya herhangi bir sebeple bölgedeki bitki ve orman varlığının yokedilmesi durumunda heyelan, sel v.b. istenmeyen olaylar meydana gelebilecek ve başta il merkezi olmak üzere bölge olumsuz etkilenecektir.2 — Bölgenin tabii yapısına etkileri:Sözkonusu madencilik faaliyetlerinin planlandığı bölgenin bir yandan İlimize hakim yükseklikte yoğun bitki ve orman varlığına sahip olması diğer yandan Kafkasör Turizm Merkezi ile iç içe olması sebebi ile bölgede yürütülen turizm faaliyetlerini olumsuz yönde etkileyecektir.3 — Sulara etkileri:Bölgede yürütülecek madencilik faaliyetleri sonucunda bölgedeki mevcut kaynak suları ve yüzeysel sular kirlenecektir.4 — Barajın oluşturacağı olumsuz etkiler:Atık barajının yapımının planlandığı bölge Atilla (Hatila) Millî Parkı ile sınır olup İl Merkezine kuş bakışı yaklaşık 10 Km.dir. Bu bölgede inşa edilecek atık barajında siyanür ve diğer tehlikeli atıkların depolanması bölge üzerinde yüksek risk oluşturacaktır.... işbu Kararın Kamu Kurum ve Kuruluşları ile Kamuoyuna Basın ve Yayın yolu ile duyurulmasına oybirliği ile karar verildi.Tebliğ olunur." Devam eden süreçte Madencilik, haklarını İ. Mining isimli şirkete devretmiştir. Bu şirkete ait ruhsat ve işletme haklarının idari yargı yerince iptaline karar verilmesi üzerine İ. Mining projeyi terk etme kararı almıştır. İ. Mining şirketinin 2008 yılındaki terk kararından sonra bölgede 2012 yılına kadar madencilik faaliyetine ilişkin herhangi bir iş veya işlem yapılmamıştır. 2012 yılında söz konusu alan için yeniden yapılan ihale sonucunda bahse konu alanın ihalesi Ö. İnşaat Tic. San. A.Ş. üzerinde bırakılmıştır. Artvin, Merkez Cerattepe mevkiinde Ö. İnşaat Tic. San. A.Ş. tarafından yapılması planlanan Cerattepe Bakır Madeni Projesi ile ilgili olarak 18/7/2013 tarihinde çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) olumlu kararı verilmiştir. Bu kararın iptali talebiyle açılan davada Rize İdare Mahkemesi (Mahkeme) keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına karar vermiştir. Bu kapsamda bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 8/9/2014 tarihli teknik bilirkişi raporunun ilgili kısımlarında şu tespitler yer almaktadır:i. Projede su kirliliği, orman tahribatı, ekosistem bütünlüğü açısından deprem, taşkın, sızdırmazlık, patlatmalar gibi durumlar için alternatif tedbirler belirtilmemiştir. ii. ÇED raporunda büyük bir heyelanın meydana gelmemesi için alınacak önlemleri, hafriyat ve atıklar için depolama alanları tespit edilmemiştir.iii. Proje kapsamında maden faaliyetinin çıkarılması ve atık malzeme yığılması orman içindeki kaynak suları ve yer altı sularının kirlenmesine sebep olabilir. Faaliyet süreci ormanların devamlılığı, flora ve faunanın korunması yönünden telafisi mümkün olmayan sakıncalar içermektedir.iv. Faaliyet nedeniyle ortaya çıkacak gazlar sülfürik-nitrik aside dönüşerek su ve toprak kaynaklarına, bitki örtüsüne ve sucul canlılara zarar verebilir, proje alanının şehir merkezine çok yakın olması nedeniyle insanlar üzerinde ciddi sağlık sorunları meydana gelebilir. v. Çıkarılacak cevherin işleme tesisine taşınması için oluşturulacak yollar heyelanlara sebep olabilir, taşıma esnasında kamyonlardan dökülebilecek, %9-10 oranında bakır içeren malzeme çevre ve canlı sağlığı açısından tehlike oluşturabilir. Mahkeme 24/12/2014 tarihinde dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir. Karar gerekçesinde, yargılama safahatında düzenlenen bilirkişi raporuna da değinilerek anılan proje için hazırlanan ÇED raporunda eksiklik, yetersizlik ve belirsizliklerin bulunduğu, gerçekleştirilmesi planlanan maden faaliyetinin bölgedeki içme ve kullanma amaçlı yer üstü ve yer altı su kaynaklarını kullanılamaz hâle getireceği, sucul yaşamın devamını büyük ölçüde tehlikeye atacağı, bölgedeki orman varlığının yok edilmesine neden olabileceği ve bölgeyi heyelanlara açık hâle getireceği belirtilmiştir. Bununla birlikte söz konusu maden faaliyetinin hayata geçirilmesi hâlinde yöre sakinleri açısından Artvin'in bu bölgenin yaşam alanı olmaktan çıkacağı vurgulanmıştır. Mahkemenin anılan kararı (kapatılan) Danıştay Ondördüncü Dairesi tarafından 26/4/2016 tarihli kararla onanmıştır. Onama kararında bilirkişilerin alınması gereken önlemler konusundaki görüşleri doğrultusunda yeniden ÇED raporu hazırlanarak buna göre yeni bir ÇED kararı alınmasının gerektiği ve işlemin iptali yolunda verilen temyize konu kararın iptale ilişkin kısmında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmadığı vurgulanmıştır. Mahkemenin 24/12/2014 tarihli iptal kararıyla ilgili temyiz incelemesi sonuçlanmadan, Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından yayımlanan ÇED Yönetmeliği Uygulamaları konulu 2009/7 sayılı mülga Genelge uyarınca bahse konu proje ile ilgili yeni bir ÇED süreci başlatılmıştır. Söz konusu Genelge'de idari yargı mercileri tarafından iptal edilen ÇED olumlu kararlarından sonra ilgili kararın yeniden ele alınıp değerlendirilmesinin gerekmediği durumlarda ÇED raporu hazırlık sürecinin baştan tekrar edilmesinin zaruri olmadığı, sadece eksik ve yetersiz görülen kısımların yeniden düzenlenmesinin yeterli olduğu belirtilmiştir. Öte yandan 2009/7 sayılı Genelge'nin iptali talebiyle açılan dava, (kapatılan) Danıştay Ondördüncü Dairesinin 10/1/2013 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Bu karara karşı yapılan temyiz başvurusu ise Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/5/2015 tarihli kararıyla, karar düzeltme başvurusu ise anılan Kurulun 27/12/2017 tarihli kararıyla reddedilmiştir.B. Somut Olay Bilgisi 2009/7 sayılı Genelge kapsamında yürütülen ÇED sürecinin sonucunda Ö. İnşaat Tic. San. A.Ş. tarafından yapılması planlanan Cerattepe Bakır Madeni, Kırma-Eleme Tesisi ve Teleferik Hattı Projesi'ne yönelik 2/6/2015 tarihli ÇED olumlu kararı verilmiştir. Bu kararın iptali talebiyle dava açılmıştır. Dava dilekçesinde, Mahkemenin 24/12/2014 tarihli kararında söz konusu alanda madencilik faaliyeti yürütmenin hukuka aykırı olduğu ve projenin hayata geçmesi hâlinde Artvin'in yaşam alanı olmaktan çıkacağı hususunun ortaya konulduğu, 2009/7 sayılı Genelge uyarınca yürütülen ÇED süreci sonucunda yeniden verilen ÇED olumlu kararıyla mahkeme kararının etkisiz hâle getirildiği belirtilmiştir. Mahkeme, uyuşmazlık konusu ile ilgili olarak keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar vermiştir. Bu kapsamda bilirkişi heyeti tarafından 1/6/2016 tarihli teknik bilirkişi raporu düzenlenmiştir. Mahkeme tarafından yöneltilen sorular bağlamında raporun ilgili kısmı genel olarak şöyledir: i. Faaliyet sırasında proje alanında heyelan veya benzeri faaliyet olup olmayacağı, oluşabilecek heyelana karşı alınabilecek önlemler yönünden ÇED raporunun heyelan açısından tüm riskleri içerdiği ve bu risklere karşı alınacak önlemlerin ve tedbirlerin ÇED raporunda yer aldığı belirtilmiştir. ii. Projenin orman ekosistemi ve tarım arazileri üzerindeki etkileri yönünden proje kapsamında inşa edilecek teleferik hattı ve madende kapalı ocak işletme yöntemi kullanılacak olması nedeniyle projenin orman ekosistemi ve tarım arazileri üzerinde ciddi derecede olumsuz etkisi olmayacağı ifade edilmiştir. iii. Proje kapsamındaki atık suların nasıl bertaraf edileceği, oluşabilecek metal zehirliliğinin yer altı ve yüzey sularına etkileri yönünden ÇED raporundaki atık su bertaraf yöntemi, çökeltim sistemi ve arıtma usulü ile ocak içinde kurulması planlanan drenaj sisteminin uygulanması durumunda faaliyet esnasında açığa çıkacak atık suların ekosisteme herhangi bir olumsuz etkisinin olmayacağı sonucuna varılmıştır. iv. Faaliyet sırasında oluşabilecek hava kirliliğinin çevreye etkileri yönünden ise projede yer alan teleferik hattına değinilmiştir. Bu kapsamda önerilen yıllık 500 bin ton cevher üretiminin 292 bin ton taşıma kapasitesi olan teleferik hattı ile çıkarılmasının mümkün olmadığı, bu konuda gerekli tedbirlerin alınması gerektiği vurgulanmıştır. Başvurucular anılan bilirkişi raporuna itiraz etmiştir. Mahkeme; bilirkişi raporundaki ayrıntılı tespitler, gözlemler, bilimsel ve teknik açıklamalar karşısında başvurucuların bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının bilirkişi raporuna itibar edilmemesini gerektirir nitelikte olmadığı sonucuna vararak 20/9/2016 tarihinde bazı davacılar açısından davanın ehliyet yönünden reddine, diğer davacılar açısından ise davanın reddine karar vermiştir. Kararın davanın reddine yönelik kısmının gerekçesinde, bilirkişi raporuna atıfta bulunmuş; rapordaki tespitlerden hareketle projeye ilişkin ÇED raporunun madencilik faaliyetleri açısından ilgili mevzuata ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde olduğunu vurgulamıştır. Bununla birlikte 24/12/2014 tarihli iptal kararıyla ÇED raporundaki belli eksikliklerin ortaya konulduğunu ve bu minvalde 2009/7 sayılı Genelge'nin uygulanabileceğini, bu kapsamda yeniden düzenlenen ÇED raporunda daha önceki ÇED raporundaki olumsuzlukların ve eksikliklerin giderildiğinin anlaşıldığını belirtmiştir. Sonuç olarak Mahkeme, bahse konu ÇED olumlu kararında hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varmıştır. Ayrıca Mahkeme projede önerilen yıllık 500 bin tonluk cevher üretiminin 292 bin ton taşıma kapasitesine sahip teleferik hattı ile taşınmasının teknik olarak mümkün görülmediğini belirtmiştir. Buna rağmen cevherin nakliyesi sırasında oluşması muhtemel tozların olumsuz etkilerini ortadan kaldırmak amacıyla gerekli tedbirlerin alınmasıyla bu hususun bertaraf edilebileceğini, teleferik hattının cevherin nakliyesinde yetersiz kalacağına yönelik teknik tespitin ÇED olumlu kararını olumsuz etkilemeyeceğini vurgulamıştır. Bu karara karşı yapılan temyiz başvurusunda karara esas alınan bilirkişi raporunun bilimsellikten uzak ve Mahkemece bilirkişilere sorulan soruların yetersiz olduğu belirtilmiştir. Projeye konu teleferik hattının 500 bin tonluk cevheri taşıyamayacağı kabul edilmesine rağmen bu durumun ÇED olumlu kararını etkilemeyeceğini söylemenin mümkün olmadığı ve Artvin'in bütün su kaynaklarının proje alanında kaldığı, projenin gerçekleşmesi hâlinde hava ve su kaynaklarının kirleneceği ifade edilmiştir. (Kapatılan) Danıştay Ondördüncü Dairesi 3/5/2017 tarihli kararla mahkeme kararının bazı davacılar açısından verilen davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin kısmının bozulmasına, diğer davacılar açısından verilen davanın reddine ilişkin kısmının onanmasına karar vermiştir. Nihai karar 23/8/2017 tarihinde başvurucular vekiline tebliğ edilmiştir. Öte yandan UYAP kayıtlarının incelenmesinden ekli (I) sayılı listede yer alan başvurucuların başvuru yaptıktan sonra vefat ettiği, başvurucular vekilinin 14/12/2022 tarihli dilekçeyle bahse konu başvurucular yönünden başvuruya devam edilmeyeceğini bildirdiği görülmüştür. 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun “Amaç” kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Bu Kanunun amacı, bütün canlıların ortak varlığı olan çevrenin, sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda korunmasını sağlamaktır." 2872 sayılı Kanun'un “Tanımlar” kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"Bu Kanunda geçen terimlerden;Çevre: Canlıların yaşamları boyunca ilişkilerini sürdürdükleri ve karşılıklı olarak etkileşim içinde bulundukları biyolojik, fiziksel, sosyal, ekonomik ve kültürel ortamı,…Sürdürülebilir çevre: Gelecek kuşakların ihtiyaç duyacağı kaynakların varlığını ve kalitesini tehlikeye atmadan, hem bugünün hem de gelecek kuşakların çevresini oluşturan tüm çevresel değerlerin her alanda (sosyal, ekonomik, fizikî vb.) ıslahı, korunması ve geliştirilmesi sürecini,Sürdürülebilir kalkınma: Bugünkü ve gelecek kuşakların, sağlıklı bir çevrede yaşamasını güvence altına alan çevresel, ekonomik ve sosyal hedefler arasında denge kurulması esasına dayalı kalkınma ve gelişmeyi,...Çevresel etki değerlendirmesi: Gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları,…ifade eder.” 2872 sayılı Kanun'un “Çevresel etki değerlendirilmesi” kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: “Gerçekleştirmeyi planladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler.Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez.Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir.” 25/11/2014 tarihli ve 29186 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan mülga Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin (ÇED Yönetmeliği) “Çevresel etki değerlendirmesi başvuru dosyası, çevresel etki değerlendirmesi raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlama yükümlülüğü” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler." Mülga ÇED Yönetmeliği'nin “Çevresel etki değerlendirmesi olumlu veya çevresel etki değerlendirmesi olumsuz kararı” kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Komisyon tarafından incelenerek son şekli verilen ÇED Raporu, halkın görüş ve önerilerini almak üzere, Bakanlık ve/veya Valilik tarafından askıda ilan ve internet aracılığı ile on (10) takvim günü görüşe açılır. Bakanlıkça proje ile ilgili karar alma sürecinde bu görüşler de değerlendirilir. Bakanlık halktan gelen görüşler doğrultusunda, rapor içeriğinde gerekli eksikliklerin tamamlanmasını, ek çalışmalar yapılmasını ya da Komisyonun yeniden toplanmasını isteyebilir. Nihai ÇED Raporu ve eklerinin proje sahibi taahhüdü altında olduğunu belirten taahhüt yazısı ve noter onaylı imza sirküleri beş (5) iş günü içerisinde Bakanlığa sunulur. Kamu kurum/kuruluşlarından imza sirküleri istenmez. (2) Birinci fıkrada belirtilen belgeler, süresi içerisinde gerekçesi belirtilmeden sunulmaz ise, projenin ÇED süreci sonlandırılır. (3) Bakanlık, Komisyon çalışmalarını ve halkın görüşlerini dikkate alarak proje için "ÇED Olumlu" ya da "ÇED Olumsuz" kararını on (10) iş günü içinde verir ve bu kararı Komisyon üyelerine bildirir. Proje için verilen "ÇED Olumlu" ya da "ÇED Olumsuz" kararı Bakanlık ve Valilik tarafından askıda ilan ve internet aracılığı ile halka duyurulur." Çevre ve Orman Bakanlığının 13/2/2009 tarihli ve 2009/7 sayılı ÇED Yönetmeliği Uygulamaları konulu mülga Genelgesi'nin ilgili kısmı şöyledir:"...Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararları hakkındaki yürütmenin durdurulması/iptal kararları, hakkında ÇED Olumlu Kararı verilen ÇED Raporunun bir ya da birkaç bölümüne ilişkin ise ve yürütmenin durdurulması/iptal kararı, ÇED Raporunun diğer bölümlerini olumsuz yönde etkilemiyor, yani Kararın tümünün yeniden ele alınıp değerlendirilmesini gerektirmiyorsa, ÇED Raporunun hazırlanmasına ilişkin tüm sürecin en baştan tekrarlanmasına gerek bulunmamaktadır. Böyle bir durumda uygulamanın 'yürütmenin durdurulması/iptal kararının gerekçesi dikkate alınarak, sadece eksik veya yetersiz görülen kısımların yeninden düzenlenerek hazırlandığı ÇED Raporunun Bakanlığa sunulmasını müteakip, Bakanlıkça bir toplantı tarihi belirlenerek, İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu tekrar toplanır ve komisyonca değerlendirilir. Yapılan düzenlemelerin yeterli görülmesi halinde ÇED Raporu Komisyonca nihai edilir. Komisyonun değerlendirmeleri, üyeler tarafından imzalanarak tutanak altına alınır. Bakanlık, proje ile ilgili olarak ÇED Olumlu ya da Olumsuz Kararını verir. Bu kararı, proje sahibi ile ilgili kurum ve kuruluşlara yazılı olarak bildirir. Valilik, alınan kararın içeriğini, karara esas gerekçelerini uygun araçlarla halka duyurur." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Cordella ve diğerleri/İtalya (B. No: 54414/13 ve 54264/15, 24/1/2019) kararında bir çelik fabrikasının neden olduğu ve civarda yaşayan nüfusun sağlığını tehlikeye düşüren hava kirliliğine ilişkin olarak yerel makamların kirli bir bölgenin arındırılmasını sağlama çabalarından istenen sonuçların alınamamasının özel hayata saygı hakkının ihlali anlamına geldiği sonucuna varmıştır. AİHM, çevre kirliliğinin başvuranların sağlığını tehlikeye düşürdüğünü kanıtlayan resmî bilimsel çalışmalara rağmen mevcut durumun yıllarca devam ettiğini belirterek ulusal makamların başvuranların özel hayatlarına saygı hakkının etkili bir şekilde korunmasını sağlamak için gerekli önlemleri almadığını vurgulamıştır (Cordella ve diğerleri/İtalya, §§ 167-174). Ayrıca ilgili hukuk için bkz. Mehmet Kurt [GK], B. No: 2013/2552, 25/2/2016, §§ 19-31; Binali Özkaradeniz ve diğerleri [GK],B. No: 2014/4686, 1/2/2018, § 32,33; Ahmet Bilgin ve diğerleri, B. No: 2015/11709, 12/12/2018, §§ 18-