6. Hukuk Dairesi 2024/63 E. , 2025/1238 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/485 E., 2023/704 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen kararı davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 25.03.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde duruşmalı temyiz talebinde bulunan davalı vekili…
**6. Hukuk Dairesi 2024/63 E. , 2025/1238 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/485 E., 2023/704 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen kararı davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 25.03.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde duruşmalı temyiz talebinde bulunan davalı vekili Avukat ... ile davacı vekili Avukat ...’nun gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı yüklenici ile aralarında düzenlenen 13.02.2013 ve 01.03.2013 tarihli sözleşmelere göre dava dışı ... Alüminyum...Fabrikasında davalının taşeronu olarak boru montajı ve boru kaynağı işlerinin yapımını üstlendiklerini, işlerin bitme aşamasında davalının 17.05.2013 tarihinde, tek taraflı olarak sözleşmeyi feshettiğini, yapılan işlerin başlangıcından itibaren hem davalı şirket hem de asıl işveren... A.Ş. mühendis ve yetkililerinin kontrol ve denetimi altında sürdürüldüğünü, Akyazı Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2013/14 D. İş sayılı dosyası ile keşif yaptırarak yapılan imalâtları tespit ettirdiklerini, işi bırakana kadar tahakkuk etmiş alacaklarının 425.602,40 TL olduğunu, bunun 160.081,42 TL'sinin davalı şirket tarafından ödendiğini, ödenmeyen kısmın 265.520,98 TL olduğunu, belirterek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 100.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında 27.05.2014 tarihli dilekçe ile dava değerini 265.520,98 TL’ye çıkarmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı taşeronun yaptığı imalâtların ayıplı ve gecikmeli olarak yapıldığını, bunları ekstra ücretler ödeyerek tamamladıklarını, davacının işin başından itibaren eksik personel çalıştırdığını, bu nedenle ilave personel çalıştırmak zorunda kaldıklarını, dava dışı iş sahibinin hidrolik testler yapılmasını istemesi üzerine yaptırılan tespitlerde döküm hattındaki kaynakların bir çoğunda gaz kaçağı gözlendiğini, bu nedenle asıl işveren yetkililerinin işin mevcut taşeron tarafından yapılmasını kabul etmeyeceklerini yazılı olarak bildirmeleri üzerine davacıdan işi bırakmasının talep edildiğini, bundan sonra davacının yaptığı işlerdeki eksikliklerin kendileri tarafından giderildiğini, ayıplı ifayı kabul etmek zorunda olmadıklarını savunarak davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 02.06.2015 tarihli ve 2014/1084 E., 2015/506 K. sayılı kararıyla; zaman zaman davalı firma ve onun bağlı olduğu...'ın davacıya malzeme vermekte sıkıntı çektiği, işin uzamasına neden olduğu, bazen de projedeki boru çaplarını büyüterek davacının kusuru olmaksızın farklı montajlara gidildiği, buna göre sözleşme konusu işin uzamasında davalı ve dava dışı iş sahibinin davranışlarının etkili olduğu, bu nedenle akdin feshinin haklı olmadığı, davalının TBK'nın 473/2. hükmüne göre sözleşmeyi feshedilmesi için davacıya ihtarda bulunması ve ihtarında ayıplı veya sözleşmeye aykırı yapılmış işlerin düzeltilmesi için süre vermesi gerekirken buna uygun davranmadığı, davalının sözleşmeyi haksız olarak feshettiği için, davacının fesih anına kadar yapmış olduğu işlerin bedelini ödemekle yükümlü olduğu, ancak davacının fesih anına kadar ne miktarda iş yaptığını ispata yönelik belgeleri dava dosyasına sunmadığından davacının ne miktarda iş yaptığı hususunun bilirkişilerce tespit edilemediği, davacının davalı adına 2 adet hakediş bedeli faturası düzenlediği, bunların toplam tutarının 111.698,80 TL olup davalı tarafından davacıya toplam 160.081,42 TL ödeme yapıldığı, sonuçta davacının bakiye iş bedeli alacağı kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Mahkemenin 02.06.2015 tarihli ve 2014/1084 E., 2015/506 K. sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin (Kapatılan 15. Hukuk Dairesi'nin) 06.06.2017 tarihli ve 2016/3306 E., 2017/2428 K. sayılı ilamıyla, davacının 13.02.2013 tarihli teklif ve bu teklif metninin altının her iki tarafça imzalanmasıyla yevmiye ücretinin belirlendiği, davacı bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde hak ettiği ücretin belirlenmesine esas olarak kendi çalışanlarının kayıtlarının davalı yüklenici ve dava dışı iş sahibinde bulunduğunu ileri sürdüğü, taşeron alacağının varlığı ve bedele hak kazandığını ispatlaması için fatura düzenleme şartının olmadığı, bu durumda davalıya ve dava dışı iş sahibine ait sözleşme konusu işlerle ilgili davacı ve bildirdiği elemanların şantiye giriş çıkış ve çalışma saatlerini gösteren kayıtlar getirildikten sonra bilirkişiden her iki sözleşme hükümleri, tespit dosyası göz önünde tutularak davacının itirazlarını da karşılar şekilde rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. 2. Mahkemenin 02.07.2019 tarihli ve 2017/712 E., 2019/851 K. sayılı kararıyla, davacı tarafça dosyaya sunulan günlük puantaj listelerinden hareketle, iş bu puantaj tablolarının 13.03.2013 tarihinde başladığı, 18.05.2013 tarihinde sona erdiği, çalışan personel sayısı, fazla mesai saati ve tatil günü çalışma saati nazara alındığında davacının işçilik alacağının 390.447,00 TL olduğu, davacı tarafın davalı taraftan 160.081,40 TL aldığını kabul ettiği, 390.447 TL'den 160.081,40 TL'nin tenzili ile davacının bakiye 230.365,60 TL alacağının olduğu ve işbu alacağının da davacı tarafça davalıya gönderilen 16.09.2013 tarihli ihtarnamenin nazara alınması suretiyle işbu ihtarname tarihinden itibaren avans faizinin işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 230.365,60 TL’nin 16.09.2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Mahkemenin 02.07.2019 tarihli ve 2017/712 E., 2019/851 K. sayılı kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin (Kapatılan 15. Hukuk Dairesinin) 18.09.2020 tarihli ve 2019/3303 E., 2020/2475 K. sayılı ilamıyla, bozma ilamında belirtilen belgelerin süre verilerek ibraz ettirildikten ve dava dışı iş sahibinden bozmada belirtilen belgeler ve kayıtlar istenip dosyaya sunulması sağlandıktan sonra, esas raporu düzenleyen bilirkişi kurulundan, davalının itirazlarını karşılayacak şekilde dava dışı iş sahibiyle davalı tarafından sunulacak belgeler ve davacı tarafından yaptırılan delil tespitinde dahi eksik ve kusurlu işler bulunduğuna dair itirazlarının da göz önünde tutularak ve kanıtlanan ödeme düşüldükten sonra, kalan alacak miktarı konusunda, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp, sonucuna uygun karar verilmesi gerektiği, kabule göre de 16.09.2013 tarihli ihtarnamede ödenmesi istenen miktar belirtilmediğinden, temerrüde esas teşkil etmeyeceğinden, kabul edilen kısmın ve ıslah tarihlerinden itibaren avans faiziyle tahsiline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. 3. Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, davalı tarafın 3. şahıslara yaptırdığı eksik ve ayıplı imalâtların işlerin yapım tarihlerindeki rayiç bedelleri belirlenerek bunların da mahsubu ile karar verilmesi gerektiği, taraflar arasında ihtilafsız olan ödemelerin düşülmesi sonunda davacının sözleşmeye göre belirlenen iş bedelinden bakiye 202.665,60 TL alacağının kaldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 202.665,60 TL'nin 27.05.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Davacının yapmış olduğu işlerin ayıplı olduğunun her şeyden önce davacının kendi yaptırdığı tespit sonucunda hazırlanan bilirkişi raporunda bile sabit olduğunu, b. Müvekkil şirket tarafından davacının ayıp ve eksik işlerinin giderilmesi adına yapılan masrafların olduğunu, c. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının hiçbir ayıplı işinin olmadığının varsayıldığını, tüm işi eksiksiz, ayıpsız ve süresinde teslim ettiği gibi bir kurgu üzerinden tüm hakedişinin aynen kabul edildiğini, d. Şantiyeye işçi getirdiğini iddia eden davacının, getirdiği işçilerinin vasıfsız olduğunu, bilirkişi raporunda, çalışan işçilerin çalışılan süreye oranlaması yapıldığında bütün iş boyunca yapılan toplam çalışmanın sadece ve yalnızca %10’unun vasıflı işçilerce yapıldığının tespit edildiğini, e. Davacının yaptığı işlerdeki açık ayıplar nedeniyle, ayıp oranında bedel indirimi yapılması ve işlerin tamamlanması için müvekkil şirketin yapmış olduğu masrafların da davacının hak edişinden düşülmesi gerektiğini, f. Davacı ile sözleşmenin feshinden sonra müvekkil şirket tarafından yağ kaçağı bulunan bütün imalatlar sökülerek ve yerine yeni malzemeler kullanılarak ve ilave işçilikler gerçekleştirilerek yeniden imalat yapıldığını, müvekkil şirketin bu işler için tam 279.981,66 TL ek ödeme yaptığını, g. Davacının alacak iddiasından sadece 37.700,00 TL düşülmesinin hatalı olduğunu, h. Bozma ilamında özellikle incelenmesi istenilen tespit raporu ve yine dosyaya sunulan radyografi raporlarının hiçbir şekilde değerlendirmeye alınmadığını, radyografi raporları ve tespit raporunun teknik inceleme dahilinde değerlendirilmesi gerektiğini ve davacının söz konusu imalattaki ayıp ve kusurlarının oranı tespit edilerek ayıp oranında bedel indirimi yapılması gerektiğini, ı. Mahkeme tarafından aleyhe hükmedilen bedelin hatalı hesaplandığını beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmaların mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, taraflar arasındaki eser sözleşmelerinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. 1. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki temyiz istemleri yerinde görülmemiştir. 2. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda, davalının davacıya ödemesi gereken bedelin 230.365,60 TL olduğu, ayıplı imalâtın da 37.700,00 TL olup ödenmesi gereken bedelden çıkartılarak 192.665,60 TL’ye hükmedilmesi gerekirken hesap hatası yapılarak 202.665,60 TL’nin tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiş ise de bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK’nın geçici 3/2 maddesinin atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı HUMK’un 438/7 maddesi uyarınca mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir. VI. KARAR Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile, mahkeme kararının hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinde yer alan ‘202.665,60 TL’nin’ ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine ‘192.665,60 TL’nin’ ibaresinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak Yargıtaydaki duruşmada vekille temsil olunan davalıya verilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine, Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine, 25.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.