Başvuru, ceza infaz kurumunda ayakta sayım uygulamasına karşı gelinmesi üzerine darbedilme nedeniyle insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ceza infaz kurumunda ayakta sayım uygulamasına karşı gelinmesi üzerine darbedilme nedeniyle insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 4/6/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, olay tarihinde Elazığ 2 No.lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (İnfaz Kurumu) hükümlü olarak tek kişilik odada tutulmaktadır. İnfaz Kurumunda 16/2/2018 tarihinde gerçekleştirilen sayım sırasında aralarında başvurucunun da olduğu yüzden fazla tutuklu ve hükümlü slogan atarak kapılara vurdukları, sayıma kalkmadan, bulundukları alanda durmakta direndikleri ve sayım yapılmasına engel olmaya çalıştıkları gerekçesiyle infaz koruma memurları tarafından uyarılmıştır. İnfaz koruma memurlarının uyarılarını dikkate almayan tutuklu ve hükümlüler hakkında zor kullanılarak tutuklu ve hükümlülerin sayım vaziyeti almaları sağlanmış ve sayım tamamlanmıştır. Yaşanan bu olay üzerine İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığı tarafından sayım işlemi esaslarına uymayan tutuklu ve hükümlüler hakkında disiplin soruşturması başlatılmıştır. Başvurucu hakkında yürütülen disiplin soruşturması sonucunda başvurucunun "kurumda korku, kaygı veya panik yaratabilecek biçimde söz söylemek veya davranışta bulunmak" fiillerinden dolayı iki ay ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma disiplin cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Başvurucu, ayakta sayım yapıldığı sırada görevli infaz koruma memurları tarafından darbedildiğini iddia etmiş ve Kurum revirinde muayene olmak istediğini İnfaz Kurumuna bildirmiştir. İnfaz Kurumunda hekimin 21/2/2018 tarihinde görevli olması nedeniyle başvurucu hakkında bu tarihte darp ve cebir raporu düzenlenmiştir. Rapordaki tespitler şöyledir:"- Şuur açık koopere oryante- Fiziki muayene bulguları doğal.- Sağ göz orbital alanda ekimoz hafif, ödem yok." Başvurucu vekili, Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben yazdığı 27/2/2018 tarihli dilekçe ile başvurucunun tek kişilik odada tutulmakta iken 16/2/2018 tarihinde ayakta sayım uygulamasına tabi tutulmak istendiğini, zaten tek kişi olması nedeniyle buna gerek olmadığını belirtmesi üzerine odanın demir kapısına fırlatıldığını, gözünden ve burnundan yaralandığını, 18/2/2018 tarihinde infaz koruma memurlarının ayakta sayım yapmak amacıyla tekrar başvurucunun odasına geldiklerini ve bu kez sırtına vurarak müvekkilini darbettiklerini, ikinci darp eylemi gerçekleştikten üç gün sonra müvekkilinin revire gidebildiğini ileri sürmüştür. Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada başvurucu hakkında darp ve cebir raporu aldırılmış, olaya ilişkin güvenlik kamera kayıtları temin edilmiş ve şikâyete konu hususlara ilişkin olarak İnfaz Kurumundan bilgi istenmiştir. İnfaz Kurumundan Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen cevap yazısında Bakanlık Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 7/2/2018 tarihli yazıda personele yönelik saldırı, rehin alma gibi eylemlerin önlenmesi amacıyla sayımların odanın alt katında tüm tutuklu/hükümlüler belirli bir nizamda, ayakta görülecek şekilde alınması hususundan bahsedildiği, bu doğrultuda ayakta sayım yapılacağının tutuklu ve hükümlülere bildirildiği ve sayım almaya başlandığı ifade edilmiştir. Ayrıca ilgili yazıda, sayım vermek istemeyen tutuklu ve hükümlülerin idarenin uygulamasına karşı gelerek toplu olarak eylem yaptıkları, slogan atarak İnfaz Kurumunun düzenine karşı geldikleri belirtilmiş; bu nedenle haklarında disiplin soruşturması başlatıldığı bildirilmiştir. İnfaz Kurumu yazısında ayrıca 6/4/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün (Tüzük) maddesinin (8) numaralı fıkrasında yer alan "İnfaz ve koruma başmemuru ile infaz ve koruma memuru, kurumun güvenliğini bozan firara teşebbüs, isyan, rehin alma, saldırı, yasaya veya düzenlemelere dayalı bir emre karşı aktif veya pasif fiziki direnme gibi olaylar ile 5237 sayılı Kanunun 25 inci maddesindeki meşru savunma ve zorunluluk hâli ortaya çıktığında kurum en üst amirinin izni ile zor kullanabilir. Acil hâllerde tehlikenin ortadan kaldırılması amacıyla izin alınmaksızın da zor kullanılabilir. Durumu derhâl en üst amire iletir. Zor kullanan personel gerekenden fazla kuvvet kullanamaz." şeklindeki düzenleme kapsamında orantılı güç kullanılarak sayım düzeni aldırılmaya çalışıldığı, bu sırada darbedildiğini iddia edenler hakkında darp ve cebir raporu aldırıldığı, alınan raporlarda herhangi bir darp ve işkencenin söz konusu olmadığının ifade edildiği belirtilmiş; ayakta sayım vermek istemeyen tutuklu ve hükümlülerin el kamerası ile kayıt altına alındığı bildirilmiştir. Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmada İnfaz Kurumunun kamera kaydı görüntüleri dosyaya getirtilmiş ve görüntülerin çözümü yaptırılmıştır. Düzenlenen bilirkişi raporunda görüntülerin hareketli vaka kamerasına ait olduğu, ses kaydının yapıldığı, tarih/zaman aralığının görülmediği ifade edilmiş; "personelin mevcut görüntülerde herhangi bir darp/kötü muamele/onur kırıcı hareket olayının TESPİT EDİLEMEDİĞİ, İzlenen 94 adet mov. formatında toplamda 31 dakika 43 saniye uzunluğundaki görüntülerde de söylem olarak görevli personelin veya tutuklu/hükümlü şahısların herhangi bir tehdit/hakaret/slogan/küfür vb. eyleminin TESPİT EDİLEMEDİĞİ..." belirtilmiştir. Elazığ Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 15/3/2018 tarihli Genel Adli Muayene Formu'nda, yeni oluşmuş darp ve cebir izine rastlanmadığı belirtilmiştir. Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 3/4/2018 tarihinde kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:"Elazığ Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adli Tabiplik Birimi tarafından düzenlenen 15/03/2018 tarihli genel adli muayene formunda müşteki Ergin Doğru'da tramvatik lezyona rastlanmadığı görülmüş olup;Olaya ilişkin kamera görüntülülerinin incelenmek üzere bilirkişiye teslim edildiği düzenlenen bilirkişi raporunda görevli personel tarafından mevcut görüntülerde herhangi bir darp/kötü muamele/onur kırıcı hareket olayının mümkün olmadığı bilirkişi raporundan anlaşılmakla;Açıklanan nedenlerle;Müşteki vekili iddialarının soyut iddia niteliğinde kaldığı, cezaevi görevlilerinin herhangi bir görevini kötüye kullanma suçunu işlemediği anlaşılmakla,Elazığ 2 nolu Yüksek güvenlikli Kapalı Ceza infaz Kurumu görevlileri hakkında KAMU ADINA KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA..." Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz, Elazığ Sulh Ceza Hâkimliğinin 26/4/2018 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Anılan karar başvurucuya 3/5/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 4/6/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Kasten yaralama" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"(1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) (Ek fıkra: 31/3/2005 - 5328 S.K./mad) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması halinde, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur. (3) Kasten yaralama suçunun;...d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,...İşlenmesi hâlinde, şikayet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır." 5237 sayılı Kanun'un "Zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Zor kullanma yetkisine sahip kamu görevlisinin, görevini yaptığı sırada, kişilere karşı görevinin gerektirdiği ölçünün dışında kuvvet kullanması hâlinde, kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır." 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"(1) Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar." 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un "Kurumların iç güvenliği" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"(1) Kurumların iç güvenliği, Adalet Bakanlığına bağlı infaz ve koruma görevlileri tarafından sağlanır..." Tüzük'ün maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:"(8) İnfaz ve koruma başmemuru ile infaz ve koruma memuru, kurumun güvenliğini bozan firara teşebbüs, isyan, rehin alma, saldırı, yasaya veya düzenlemelere dayalı bir emre karşı aktif veya pasif fiziki direnme gibi olaylar ile 5237 sayılı Kanunun 25 inci maddesindeki meşru savunma ve zorunluluk hâli ortaya çıktığında kurum en üst amirinin izni ile zor kullanabilir. Acil hâllerde tehlikenin ortadan kaldırılması amacıyla izin alınmaksızın da zor kullanılabilir. Durumu derhâl en üst amire iletir. Zor kullanan personel gerekenden fazla kuvvet kullanamaz."