1. Hukuk Dairesi 2012/3838 E. , 2012/6805 K. "" MAHKEMESİ : KARTAL 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 21/12/2011 Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil, tenkis davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil, olmadı…
**1. Hukuk Dairesi 2012/3838 E. , 2012/6805 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : KARTAL 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 21/12/2011 Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil, tenkis davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil, olmadığı taktirde tenkis ve tazminat isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden miras bırakanın 26.02.1990 ve 04.05.1994 tarihlerinde 2 sayılı parseldeki 1. ve 2. kat daireleri hakkında satış vaadi sözleşmesi yaptığının anlaşılmasına, 2006 yılındaki temlik işlemlerinin anılan harici satışları resmileştirmek ve gerçekleştirmek amacına yönelik olduğunun belirlenmesine göre her iki temlik yönünden davanın reddedilmesi doğrudur. Ancak, davada ayrıca dava dışı D. ve H.'a yapılan temliklerden dolayı bedelin davalı B.'a ödendiği de iddia edilmiş ve miras payı oranında tazminat isteğinde bulunulmuş, ne var ki, mahkemece bu yönden hiçbir araştırma ve inceleme yapılmaksızın dava tümüyle reddedilmiştir. Öte yandan, davalılardan M.'e yapılan satış işlemi ile ilgili olarak da muvazaa iddiası yeterince irdelenmemiştir. Uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında vurgulandığı gibi, görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de T. Medeni Kanunu'nun 706, Borçlar Kanunu'nun 213 ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.