1. Hukuk Dairesi 2024/3444 E. , 2025/2732 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2544 E., 2024/1346 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 26. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/468 E., 2022/183 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafında
**1. Hukuk Dairesi 2024/3444 E. , 2025/2732 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2544 E., 2024/1346 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 26. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/468 E., 2022/183 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; 1583 ada 2 parsel sayılı .... Vakfından icareli taşınmazın kadastro çalışmalarında Yahudi milletinden ... veledi İlya ile zevcesi ...... adına tespit edildiği ancak İstanbul 15. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1962/151 Esas sayılı dosyası ile davalı olduğundan malik hanesinin açık ve nev'i hanesinin boş bırakılmasına karar verildiğini, daha sonra imar uygulaması sonucu taşınmazın 2989 ada 4 parsel olduğunu, İstanbul 15. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1962/151 Esas, 1978/10 Karar sayılı ilamı ile taşımazın ... adına tescil edildiğini ileri sürerek gaiplik kararı verilmek suretiyle 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 17. maddesi gereğince tapu kaydının iptali ile .... Vakfı adına tesciline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili; sahih olmayan ve tahsisat kabilinden vakıflarda mülkiyetin Devlete ait olduğunu, bu yerler üzerinde vakfın ya da vakıflar idaresinin bir hak iddia edemeyeceğini, vakfın türünün belirlenmesinin büyük önem arz ettiğini, ayrıca taşınmazın vakfiyesinin terkin edilip edilmediğinin de araştırılması gerektiğini, dava konusu taşınmazın malik hanesi açık iken mahkeme kararıyla ... adına tescilinin yapıldığını, bu nedenle vakfına dönmesinin mümkün olmadığını, 5737 sayılı Kanun’un 17. madde hükümlerinin uygulanma olanağı olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taşınmazda vakıf şerhi bulunduğundan vakfa ait olup icareli vakıfların sahih vakıflardan olduğu, taşınmazın ... adına 30.12.2011 tarihinde tescil edildiği, 2888 sayılı Kanun’un yürürlük tarihi olan 24.09.1983 tarihinden çok sonra gerçekleşmiş olmasının mevcut yerleşik Yargıtay uygulamaları çerçevesinde Hazinenin evveliyatı icareli vakfa ait olan dava konusu taşınmaz üzerinde bir hak iddia etmesini olanaksız hale geldiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; istinsah varakasında .... ibaresi bulunmakta olduğundan kararda isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/(1).b.1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; vakıf adına tescil şartlarının oluşmadığını, eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiğini, ... Vakfı’nın gayrisahîh vakıflardan olup vakfın türünün açıklığa kavuşturulmadığını, buna yönelik keşif ve uygulama yapılmadığını, emsal araştırması ve esasa yönelik yetersiz bilirkişi raporu dayanak alınarak hüküm kurulduğunu, kararın gerekçesinin yeterli olmadığını, İstinaf Mahkemesince vekalet ücreti yönünden de bir değerlendirilme yapılmadığını, dava açılmasına sebebiyet vermediğinden aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, Vakıflar Kanunu'nun 17. maddesine dayalı gaiplik ve tapu iptali-tescil isteğine ilişkindir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; imar öncesi 1593 ada 2 parsel sayılı 219,02 m2 miktarlı arsa vasıflı taşınmazın kadastro beyannamesi ve istinsah varakasında ... Vakfından icareli kaydı bulunduğu, malik hanesi “yangın yeri” şeklinde, dayanak kayıtlar kısımında “1579 ada 9 parsele bağılıdır” ibaresi ile mülkiyet tablosu kısmında ”.. 26 yangın parseli olan bu gayrimenkulun mezkur defterde ... .... sokak 2 kapı numarası ile haham ... zevcesi ... adına tahsis kılındığı anlaşıldıktan sonra 1579 ada 9 parselde de 26 yangın parseli olduğundan bulunan tapu kaydının parsele tatbiki yapıldığına göre burada mükerrer olması lazım geleceği anlaşılmakta ise de tevzi defterinde 26 mükerrer yangın parseli yoktur...” ifadeleri ile komisyona sunulduğu, komisyonun 17.03.1950 tarihli kararı ile Belediye’nin yangın haritasında 6 ada 26 parseli ihtiva ettiği belirtilerek şimdilik kütüğün nev'i hanesi, tapu nosu ve malik hanesinin açık bırakıldığı, 05.01.1970 tarihli ek beyanname ve 26.03.1970 tarih 65 sayılı komisyon ek kararı ile 01.01.1312 tarih 4172 cilt, 24 sahife ve 1245 sıra nolu tapu kaydına istinaden Yahudi milletinden ....veledi .... ile zevcesi ....adına kayıtlı taşınmazın zuhulen 1579 ada 9 parsele tatbik edildiğinden adlarına tespit ve tescili gerektiği ancak İstanbul 15. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1962/151 Esas sayılı dosyasında davalı olduğundan malik hanesinin açık bırakılmasına, diğer vasıfları ve vakıf nev'inin yazılmasına karar verildiği, taşınmazın 01.01.1989 tarihinde imar işlemi ile 2989 ada 4 parsel sayılı 175 m2 miktarlı arsa olduğu ve 30.12.2011 tarihinde ... adına tescil edildiği, vakıf şerhinin de bu tarihte terkin edildiği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/2. maddesinde “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” düzenlemesi yer almaktadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 33. maddesi; "Mahkeme, gaipliğine karar verilecek kişi hakkında bilgisi bulunan kimseleri, belirli bir sürede bilgi vermeleri için usulüne göre yapılan ilânla çağırır. Bu süre, ilk ilânın yapıldığı günden başlayarak en az 6 aydır." hükmünü içermektedir. Bu hüküm uyarınca, gaip kişiler için yapılan ikinci ilânın ilk ilândan başlayarak en az 6 ay sonra yapılması gerekeceği açıktır. Bu itibarla, davada gaiplik isteği de bulunduğu, bu yönde araştırma ve inceleme yapıldığı halde gaiplik talebi hakkında olumlu veya olumsuz herhangi bir karar verilmemesi doğru olmadığı gibi, yapılan gaiplik ilanlarına ilişkin gazetelerin dosya arasına alınmaması doğru değildir. Öte yandan; somut olayda, taşınmazın Hazine adına tesciline ilişkin İstanbul 15. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1962/151 Esas, 1978/10 Karar sayılı dosyasının veya kararının dosya arasına alınmadığı, Mahkemesinden talep edildiği, cevaben Mahkemenin eski Fatih 2. Asliye Hukuk Mahkemesi olup 1981 yılında faaliyete başlamış olduğundan talebin yerine getirilmediğinin bildirildiği, gerekçeli kararda bahsi geçen, dosya arasına alınan Eyüp 1. Asliye Hukuk Hakimliğinin 17.10.1978 tarih 1977/859 Esas, 1978/10 Karar sayılı kararının ise dosya ile ilgisi bulunmadığı gibi Nesli Hatun Vakfına ilişkin vakfiyenin de dosya arasına alınmadığı tespit edilmiştir. Hâl böyle olunca; İstanbul 15. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1962/151 Esas, 1978/10 Karar sayılı dosyasının, bulunmadığı takdirde kararının dosya arasına alınması, kadastro tespitinde bahsi geçen 1579 ada 9 parsel sayılı taşınmazın tapu ve tedavül kayıtlarının merciinden temini, gaiplik ilanına ilişkin gazete örneklerinin temini ile evrakına eklenmesi, gaiplik talebi hakkında da olumlu veya olumsuz bir hüküm tesis edilmesi suretiyle 5737 sayılı Kanun’un 17. maddesinin koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanarak varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken anılan hususlar göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yön itibariyle kabulü ile; temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.