Başvurucu tarafı olduğu hukuk davasının on yılı aşkın süre sonra sonuçlandırıldığını, yapılan yargılama sonucunda verilen kararın mülkiyet hakkını ihlal ettiğini, ayrıca yapılan yargılamanın adil olmadığını ve eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ileri sürerek, Anayasa’nın 10. , 35. ve 36. maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmiş olup, ihlalin tespitiyle uğradığı maddi ve manevi zararın tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
Başvurucu tarafı olduğu hukuk davasının on yılı aşkın süre sonra sonuçlandırıldığını, yapılan yargılama sonucunda verilen kararın mülkiyet hakkını ihlal ettiğini, ayrıca yapılan yargılamanın adil olmadığını ve eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ileri sürerek, Anayasa’nın , ve maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmiş olup, ihlalin tespitiyle uğradığı maddi ve manevi zararın tazminine karar verilmesini talep etmiştir. Başvuru, 12/6/2013 tarihinde Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölümün Birinci Komisyonunca, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm tarafından 17/9/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 14/11/2013 tarihli yazısı 25/11/2013 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiş, başvurucu vekilince Adalet Bakanlığı görüşüne karşı 9/12/2013 tarihli beyan dilekçesi ibraz edilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu tarafından Ankara ili Yenimahalle ilçesi 211 ada 5 parselde kayıtlı bulunan taşınmaz, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin tarafı olan yükleniciden devir almış olan bir üçüncü kişiden satın alınmıştır. Yüklenici ile arsa sahibi arasındaki sözleşme, Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinin 21/5/2002 tarihli kararı ile feshedilmiştir. Başvurucunun Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2000/687 sayılı dosyası üzerinde açtığı ve yukarıda belirtilen taşınmazı konu alan tapu iptal ve tescil davası reddedilmiştir. Arsa sahibi tarafından 24/6/2003 tarihinde, sözleşmenin feshine dayanarak, başvurucu aleyhine Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinin E. 2003/522 sırası üzerinde, bahse konu taşınmazı işgal ettiğinden bahisle el atmanın önlenmesi ve ecrimisil talebiyle dava açılmıştır. Başvurucu tarafından karşı dava kapsamında, arsa mülkiyetinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun maddesi uyarınca adına tescili, bunun mümkün olmaması durumunda ise, taşınmaz üzerindeki binada yaptığı iyileştirmeler karşılığında 000,00 YTL’nin davacıdan tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir. Arsa sahibi tarafından farklı dönemlere ait ecrimisil talepleriyle açılan üç ayrı dava, Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinin E. 2003/522 sayılı dosyası üzerinde birleştirilmiştir. Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinin 11/7/2006 tarih ve E.2003/522, K.2006/183 sayılı kararı ile arsa sahibinin el atmanın önlenmesi ve ecrimisil taleplerinin kabulüne, başvurucunun temliken tescil ve taşınmazda yaptığı iyileştirmelerin bedeline ilişkin taleplerinin reddine hükmedilmiştir. Kararın temyiz edilmesi üzerine, ilk derece mahkemesi hükmü Yargıtay Hukuk Dairesinin 14/5/2007 tarih ve E.2007/4486, K.2007/5610 sayılı kararı ile, elatmanın önlenmesi ve ecrimisile yönelik taleplerin kabulünün ve başvurucunun temliken tescil isteğinin reddinin yerinde olduğu, ancak dosya kapsamından başvurucunun taşınmaz üzerindeki binada bir kısım iyileştirmeler yaparak arsa sahibinin malvarlığında artı değerler meydana gelmesini sağladığı anlaşıldığından, bu masrafların talep edilebileceği gözetilmeden hüküm kurulmuş olduğundan bahisle bozulmuştur. Bozma sonrasında temin edilen 23/5/2008 tarihli bilirkişi raporunda, binanın tamamlanması ve oturulabilir hale getirilmesi için başvurucu tarafından yapılmış olan iş ve imalatların bedelinin 743,00 YTL olduğu belirtilmiştir. Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinin 11/11/2008 tarih ve E.2007/307, K.2008/352 sayılı kararı ile, başvurucu tarafından yapılan imalatların bedeli olarak 743,12 YTL’nin arsa sahibinden tahsili ile başvurucuya verilmesine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararı temyiz edilmekle, Yargıtay Hukuk Dairesinin 14/7/2009 tarih ve E.2009/6700, K.2009/8938 sayılı kararı ile, Mahkemece öncelikle dava konusu taşınmaz üzerindeki yapının ruhsatı olup olmadığının araştırılması gerektiği, ruhsatı olmayan bir yapı söz konusu ise yıkımı gereken bir yerin ekonomik değer ifade ettiğinden bahsedilemeyeceğinden, bu yer için yapılan masrafların tahsilinin de talep edilemeyeceği, ayrıca yapılan masraflardan sadece zorunlu ve faydalı olanların bedelinin talep edilebileceği belirtilerek bozulmuştur. Bozma kararı sonrası temin edilen 31/1/2011 tarihli bilirkişi raporunda, Yenimahalle Belediyesi’nin 29/12/2009 tarihli yazısında, dava konusu taşınmaza ilişkin imar durumu (çap), ruhsat ve mimari projesi olmadığının ve bu duruma bağlı olarak tadilat projesi tanziminin mümkün olmadığının bildirildiği tespitine yer verilmiş, 11/7/2011 tarihli raporda ise, yukarıda yer verilen tespit tekrar edilmekle birlikte, başvurucunun müracaatı üzerine ilgili Belediye tarafından düzenlenen 17/9/2009 tarihli yazıda dava konusu taşınmazdaki proje onayının gerçekleşebilmesi için İmar Yönetmeliği ve ilgili mevzuat ile tanımlanmış bir kısım belgelerin proje müellifi tarafından ibrazı gerektiğinin belirtildiği, söz konusu belgelerin temini sureti ile dava konusu taşınmaza ilişkin ruhsatın alınabileceği, zira taşınmazın aynı sözleşme kapsamında yer alan evlerden biri olup tip proje niteliğinde olduğu, belirtilen diğer konutların ise ruhsatının alınmış olduğu ifade edilmiştir. Bozma kararı sonrası Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2009/329 sayılı dosyası üzerinde yürütülen yargılama sonucunda, Mahkemenin 13/3/2012 tarih ve E.2009/329, K.2012/96 sayılı kararı ile bahse konu binanın ruhsatının bulunmadığının tespit edildiği belirtilerek, başvurucunun talebi reddedilmiştir. Kararın temyiz edilmesi üzerine, ilk derece mahkemesi hükmü Yargıtay Hukuk Dairesinin 6/11/2012 tarih ve E.2012/9531, K.2012/12827 sayılı kararı ile, vekalet ücreti miktarı nazara alınarak düzeltilerek onanmıştır. Başvurucu tarafından yapılan karar düzeltme talebi Yargıtay Hukuk Dairesinin 10/4/2013 tarih ve E.2013/3807, K.2013/5552 sayılı kararı ile reddedilmiş olup, Yargıtay ilamı 15/5/2013 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir. 12/6/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.B. İlgili Hukuk 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”