Başvuru, gözaltında müdafi yokluğunda ve işkence altında alınan ifadelerin mahkûmiyete esas alınması, özel statülü mahkemece yapılan yeniden yargılamada Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ihlal kararının gereklerinin yerine getirilmemesi ve yeniden yapılan yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru; gözaltında müdafi yokluğunda ve işkence altında alınan ifadelerin mahkûmiyete esas alınması, özel statülü mahkemece yapılan yeniden yargılamada Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ihlal kararının gereklerinin yerine getirilmemesi ve yeniden yapılan yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 15/8/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden ulaşılan bilgi ve belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:A. Ceza Yargılaması Başvurucu 1976 tarihinde Kars/Merkez'de doğmuş olup olayların gerçekleştiği tarihte Kocaeli/Kandıra'da ikamet etmektedir. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce yürütülen operasyon kapsamında yakalanan şüpheli E.A.nın, başvurucunun Türkiye Komünist Emek Partisi Leninist (TKEP/L) örgütünün gençlik örgütlenmesi olan 13 Mart Genç Komünistler Birliğinin üyesi olduğunu belirtmesi üzerine yakalanan başvurucu 3/5/1996 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvurucu 13 Mart Genç Komünistler Birliğinin üyesi olmak ve örgütün verdiği talimatlar doğrultusunda anayasal düzeni silahla değiştirmek amacına yönelik olarak birçok bombalama, molotof kokteyli atma, silahla tarama, yasa dışı gösteri ve pankart açma eylemlerini gerçekleştirmekle suçlanmıştır. Başvurucu, gözaltı süresinde müdafi olmaksızın verdiği ifadesinde iddiaları kabul etmiştir. Sonrasında çıkarıldığı Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Başsavcılığındaki ifadesinde kollukta işkenceyle ifade verdiğini, ifadesinin okumadan imzalatıldığını ve yer gösterme tutanaklarının da baskı ve işkenceyle imzalatıldığını belirterek söz konusu delilleri kabul etmediğini beyan etmiştir. Başvurucu, çıkarıldığı DGM yedek hâkimi önünde de aynı iddialarla kolluk ifadesini ve suçlamaları reddetmiş; 14/5/1996 tarihinde tutuklanmıştır. Başvurucu hakkında, İstanbul DGM Cumhuriyet Başsavcılığının 12/8/1996 tarihli iddianamesiyle 13 Mart Genç Komünistler Birliğinin üyesi olduğu ve örgütün faaliyeti çerçevesinde çok sayıda eyleme katıldığı iddiasıyla kamu davası açılmıştır. Başvurucu, kovuşturma evresinde de kolluktaki delillerin işkence ile elde edildiğini ve işkenceyi gerçekleştiren kolluk görevlilerinin duruşmada tanık olarak dinlenmesini kabul etmediğini beyan etmiştir. İstanbul 2 No.lu DGM'nin 12/11/1999 tarihli kararıyla Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nı cebren kaldırmaya teşebbüs etme suçundan başvurucunun mahkûmiyetine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde başvurucu hakkındaki delilin kollukta başvurucunun verdiği ifadeden ibaret olmadığı vurgulanmıştır. Mahkeme; yakalama raporu, ekspertiz raporu, yüzleştirme tutanağı, ele geçen örgütsel dokümanlar ile müşteki ve tanık ifadelerinin başvurucunun isnat edilen fiili işlediği hususunda kanaat getirmeye yeterli olduğunu ifade etmiştir. Mahkeme bu nedenle işkence ile ilgili ceza davasının sonucunun beklenmesine gerek olmadığını da belirtmiştir. Yargıtay Ceza Dairesinin 26/3/2001 tarihli kararıyla hüküm bozulmuştur. Yargıtay genel değerlendirmeyle yetinilmeden her sanığa isnat edilen eylemler ile bu eylemlerden sabit olduğu kabul edilenlerin ayrı ayrı belirtilmesi gerektiğini belirtmiştir. DGM 6/5/2003 tarihli kararıyla bozmaya uyarak başvurucunun Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nı cebren kaldırmaya teşebbüs etme suçundan müebbet ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkeme; yer gösterme ve arama işlemleri, yakalanan silahlar, el koyma tutanağı, teşhis tutanağı, yüzleştirme tutanağı, ekspertiz raporu ve diğer sanıkların ifadeleri bütün olarak değerlendirildiğinde sanığın isnat edilen eylemleri işlediğine dair kesin kanaate ulaştığını gerekçesinde ifade etmiştir. Yargıtay Ceza Dairesinin 1/12/2003 tarihli kararıyla hüküm onanmıştır. İşkencede bulundukları iddiası yöneltilen kolluk görevlileri hakkında ise 20/3/1997 tarihli iddianameyle kamu davası açılmıştır. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 9/7/2002 tarihli kararıyla zamanaşımından davanın düşmesine karar verilmiş, anılan karar Yargıtay tarafından 21/10/2004 tarihinde onanmıştır.B. Yargılamanın Yenilenmesine İlişkin Süreç Başvurucu; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) iki ayrı başvuruda bulunmuş olup ilk başvurusunda yargılama süresinin makul süreyi aştığını, gözaltında tutulduğu sırada avukat yardımından faydalandırılmadığını, diğer sanıklardan işkence ile elde edilen ifadelere dayalı olarak mahkûmiyet kararı verildiğini, masumiyet karinesinin göz ardı edildiğini ileri sürmüştür. İkinci başvuru ise gözaltında işkence yaptıkları iddia edilen kolluk görevlilerine ilişkin yargılamanın zamanaşımına uğraması nedeniyle cezalandırılamayan işkence eylemine ilişkindir. AİHM birleştirerek incelediği başvurularda, başvurucunun içinde bulunduğu gözaltı şartlarının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) maddesini ihlal ettiğini; dolayısıyla DGM'nin davanın esastan incelemesine başlamadan önce delillerin kabul edilebilirliğini tartışması gerektiğini belirtmiştir. AİHM, yargılamayla ilgili güvencelerin avukatın yokluğunda kullanıldığının ve kendini suçlamama hakkı görmezden gelinerek zorla itiraf elde etme yönteminin önlenmesi için kullanılmamış olduğunu ifade etmiştir. Sözleşme'nin maddesinin ve maddesinin (1) numaralı fıkrası ile bağlantılı olarak (3) numaralı fıkrasının (c) bendinin ihlal edildiğine karar vermiştir. Başvurucu 1/7/2009 tarihinde AİHM kararı doğrultusunda yargılamanın yenilenmesine karar verilmesini talep etmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin (Mahkeme) 2009/264 esasına kayıtlı yargılamada yargılamanın yenilenmesi talebinin kabule değer olup olmadığı yönünde herhangi bir karar verilmemiştir. Mahkemece on iki duruşma yapılmış, iddianamede ileri sürülen suçlamalara ilişkin olarak başvurucu ve diğer sanıkların müdafileri huzurunda savunmaları alınmış, AİHM kararı incelenmiş, yargılamanın yenilenmesine konu dava dosyası ve içindeki belgeler değerlendirilmiş, Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasından sonra başvurucu ve diğer sanıklar ile müdafilerine mütalaaya karşı beyanda bulunmaları için süre verilmiştir. Mahkemece, başvurucu ve diğer sanıklar ile müdafilerinin son savunmaları alınmıştır. Mahkeme 14/5/2013 tarihli kararıyla yargılamanın yenilenmesine konu edilen 6/5/2003 tarihli hükmün onaylanmasına karar vermiştir. Mahkeme; delilleri tartışma aşamasında başvurucunun Maslak semtindeki halk pazarı önünde örgüt imzalı pankart asma, molotof kokteyli atma, korsan gösteri yapma eylemini, Küçükçekmece ilçesindeki yeşil alanda korsan gösteri yapma eylemini, Ümraniye ilçesinde bulunan bir spor kulübüne, çamaşır suyu deposuna, tuhafiye ve konfeksiyon dükkânına ve bir bankanın bankamatiğine bomba konulması eylemlerini, Ümraniye Çekmeköy semtinde imzalı pankart asılması eylemini, Küçükçekmece İnönü Mahallesi'ndeki belediye otobüsü yakılması eylemini ve atari salonuna benzin dökerek yakılmasıyla pankart asılması eylemlerini işlediğini sabit görmüştür. Mahkeme, başvurucunun işlediği sabit olan eylemlerinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nı cebir ve şiddet kullanarak değiştirme amaç suçunun işlenmesine dair örgütsel bağlılık ve ülke genelindeki organik bütünlük gözetildiğinde amacı gerçekleştirebilecek nitelikte olduğunu belirterek başvurucunun kolluk beyanı dışındaki delillerle cezalandırılmasının mümkün ve zorunlu olduğunu gerekçesinde belirtmiştir. Yargıtay Ceza Dairesinin 30/6/2014 tarihli kararıyla, Mahkemece duruşma açılarak başvurucu ve diğer sanıkların müdafi huzurunda savunmalarının alındığının, AİHM'in ihlal kararı doğrultusunda delillerin tartışılması sonucu ihlale dayanak olan ifadeler ve delillerin inceleme dışı bırakıldığının tespiti yapılmıştır. Dosyadaki teşhis tutanakları, ekspertiz raporları, ele geçen silahlar ve örgütsel dokümanlar esas alınarak mahkûmiyet kararı için Mahkemenin yeterli delil bulunduğuna kanaat ettiği, sübut eden suçun vasfının doğru biçimde tayin edildiği ve savunmaların inandırıcı gerekçelerle reddedildiği belirtilerek hükmün onanmasına karar verilmiştir. Karar, başvurucuya 12/8/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 15/8/2014 tarihinde yapılan bireysel başvuruda bulunmuştur.