Başvuru, ceza yargılamasına konu eylemlerin mağdur ve tanıkların dinlenmesi taleplerinin reddedilmesi nedeniyle tanık dinletme hakkının; Mahkemenin delillerle doğrudan doğruya karşılaşmaması, başka bir dosyada işkence altında alındığı belirtilen ifadelere hükümde dayanılması ve bu iddialara ilişkin bir değerlendirme yapılmaması nedeniyle yargılamanın hakkaniyete uygun görülmesi hakkının; mahkeme kararının uygun biçimde gerekçelendirilmemesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddia
Başvuru, ceza yargılamasına konu eylemlerin mağdur ve tanıkların dinlenmesi taleplerinin reddedilmesi nedeniyle tanık dinletme hakkının; Mahkemenin delillerle doğrudan doğruya karşılaşmaması, başka bir dosyada işkence altında alındığı belirtilen ifadelere hükümde dayanılması ve bu iddialara ilişkin bir değerlendirme yapılmaması nedeniyle yargılamanın hakkaniyete uygun görülmesi hakkının; mahkeme kararının uygun biçimde gerekçelendirilmemesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 3/1/2014 tarihinde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 27/10/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 11/3/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 21/3/2016 tarihli yazısında, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Dev-Sol silahlı terör örgütüne yönelik soruşturma kapsamında başvurucu hakkında yakalama kararı çıkarılmıştır. Başvurucu 17/6/2010 tarihinde üzerinde sahte bir kimlik taşırken Antalya'da gözaltına alınmış ve aynı gün İstanbul'a getirilmiştir. Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına 18/6/2010 tarihli bir dilekçe vermiştir. Başvurucu dilekçesinde 1989 yılında Dev-Sol içinde faaliyet göstermeye başladığını, Y.E.nin talimatları doğrultusunda kır birliklerindeki yaklaşık kırk kişinin iaşesini sağladığını, 1991 yılında Y.A.nın telkiniyle örgütün silahlı kanadı olan Silahlı Devrim Birliği (SDB) ekibine katıldığını, 1992 yılında örgütten ayrıldığını ve o süreden beri kaçak yaşadığını belirtmiştir. Başvurucu ayrıca 1992 yılı içinde Beyoğlu'nda polis aracının taranarak bir polis memurunun yaralanması (3 No.lu eylem), eylem öncesi silahları saklamak ve olay sonrası teslim almak suretiyle Kağıthane'deki bir kahvehanede dört polis memurunun şehit edilmesi (4 No.lu eylem) ve Merter'de polis aracının taranarak üç polis memurunun şehit edilmesi (5 No.lu eylem) eylemlerine ve diğer dört olaya daha katıldığını söylemiştir. Kollukta veya Cumhuriyet Savcılığında ifadesi alınmayan başvurucu, tutuklanması istemiyle sorgu hâkimi önüne çıkarılmıştır. Başvurucu, müdafiinin huzurunda yapılan sorgusundaki ifadesinde de dilekçesinde belirttiği eylemlerde yer aldığını tekrarlamıştır. Başvurucuya, bağlantılı bir dosya kapsamında , G., E.K. ve G.A.nın1992 ve 1993 yıllarında kollukta verdikleri ifadeleri okunmuştur. Bu kişilerin beyanlarının aşağıdaki gibi olduğu anlaşılmaktadır: G.A.: "Kazım" ve/veya "Selim" kod adı kullanan başvurucunun üçüncü birlik sorumlusu olduğu ve başvurucuya bağlı hücrelerden birinde İ.A.nın da bulunduğu, başvurucunun 1, 2, 3 ve 4 No.lu eylemlere katıldığı, 6 No.lu eylemi ise diğer bir kişiyle birlikte İ.A.nın gerçekleştirdiği : Kazım kod adlı başvurucunun, G.A.nın üst sorumluluğundaki ikinci birliğin sorumlusu olduğu G.: 3 ve 4 No.lu eylemlerin Kazım kod adlı kişinin sorumluluğunda gerçekleştirildiğini, bu kişinin 3 No.lu eylemde kalaşnikof silah kullandığı E.K.: Başvurucunun "Kazım" kod adını kullandığı ve DSB'ye bağlı bir bölgenin sorumluluğunu yürüttüğü, 3 ve 4 No.lu eylemlere birlikte katıldıkları Başvurucu, kendisine okunan ifadelerin içeriğini büyük ölçüde kabul ettiğini belirtmiştir. Başvurucu, bununla birlikte "Kazım" kod adını değil "Selim" ve "Sinan" kod adlarını kullandığını, 3 No.lu eyleme katıldığını, fakat elinde ifadede belirtilenin aksine tabanca bulunduğunu, G.A.nin ifadesinde geçen Dershanesinin bombalanması eylemine ve diğer bir olaya katılmadığını söylemiştir. Mahkeme 18/6/2010 tarihinde başvurucunun tutuklanmasına karar vermiştir. Başvurucu 29/7/2010 tarihli Cumhuriyet Savcılığı ifadesinde, gözaltına alındığı günün gecesinde İstanbul'a getirildiğini, adliyeye getirilene kadar uyumasına ve dinlenmesine izin verilmediğini, 18/6/2010 tarihli dilekçe örneğini polisin hazırladığını, kendisinin başka bir kâğıda yeniden yazdığını ve psikolojik baskı altında imzaladığını, bu beyanlarını kabul etmediğini ve bahse konu eylemlerin hiçbirine katılmadığını ileri sürmüştür. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 28/10/2010 tarihinde, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs ve sahtecilik suçlarından başvurucu hakkında iddianame düzenlemiştir. Başvurucu, (kapatılan) İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi (CMK madde ile görevli) önündeki 16/3/2011 tarihli duruşmada hakkındaki suçlamaları reddetmiştir. Başvurucu, Cumhuriyet Savcılığına verdiği dilekçeyi polisin dikte ettirdiğini, sorgudaki ifadeyi kendisinin söylemediğini, benzemesine rağmen sorgu tutanağındaki imzanın kendisine ait olmadığını iddia etmiştir. Başvurucu müdafii 20/1/2012 tarihli duruşmada olaylara katılmış olsaydı başvurucuyla ilgili teşhis işlemlerinin yaptırılacağını, fakat eylemlerde yer almaması nedeniyle böyle bir işlemin gerçekleştirilmediğini söylemiştir. 20/1/2012, 13/4/2012 ve 20/6/2012 tarihli duruşmalarda, başvurucu hakkında ifade veren kişilerin ifadelerinin ve işkence gördüklerine dair raporların dosyaya getirtilmesi ve ilgili eylemlerin mağdur ve tanıklarının dinlenilmesi talep edilmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, isnat edilen eylem tarihlerinin üzerinden çok uzun zaman geçmiş olması, hâlihazırda belirtilen tanık ve mağdurlardan bir kısmının Mahkemenin E.2006/221 sayılı dosyasında dinlenildiği, adreslerinde bulunamadıklarından bazılarının dinlenilmesinden vazgeçildiği, geçen süre itibarıyla yeniden dinlenilmelerinin dosyaya yenilik katmayacağı gerekçeleriyle tanık dinletme taleplerini reddetmiştir. Belge içeriklerine dair bir bilgi bulunmamakla birlikte , G., E.K. ve G.A.ya ilişkin ilgili dosyalarda mevcut olan raporların dosya içine konduğu anlaşılmaktadır. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 14/12/2012 tarihli ve E.2010/215, K.2012/386 sayılı kararı ile başvurucunun anayasal düzeni zorla değiştirmeye teşebbüs etme suçundan müebbet hapis cezasıyla, resmî evrakta sahtecilik suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına hükmetmiştir. Mahkeme, başvurucunun 3, 4 ve 5 No.lu eylemlerinin dışında Dersanesinin bombalanması (1 No.lu eylem), otobüs durağında bekleyen iki polis memurunun şehit edilmesi (2 No.lu eylem) ve bir taksinin gasbedilmesi ve bir partinin il başkanının silahla yaralanması (6 No.lu eylem) olaylarına da katıldığı sonucuna ulaşmıştır. Ağır Ceza Mahkemesi, başvurucunun dilekçesinde ve sorgusundaki beyanlarını, ve E.K.nın kolluk ifadelerini, olaylara ilişkin ceraim evraklarını, otopsi ve doktor raporlarını; 1, 2 ve 6 No.lu eylemler yönünden G.A.nın kolluk ifadesini, 3 ve 4 No.lu eylemler bakımından G.A. ve G.nin kolluk beyanlarını, 5 ve 6 No.lu eylemlerde ele geçen kovanlar ile başvurucunun katıldığı kabul edilen 2, 3 ve 4 No.lu eylemlerde ele geçen kovanların aynı silahtan atıldığına dair raporu ve G.A.nın 6 No.lu eylemde yer aldığını belirttiği İ.A.nın başvurucunun sorumluluğundaki silahlı birlik içinde faaliyet göstermesini dikkate almıştır. Mahkeme, belirtilen tanık ifadelerinde geçen "Kazım" veya "Kazım - Selim" kod adlı kişilerin başvurucu olduğunu değerlendirmiştir. Mahkeme kararının ilgili kısımları şu şekildedir:"Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;Sanık Sönmez KAŞIKCI'nın silahlı terör örgütü olan DHKP/C'nin önceki yapılanması olan Dev-Sol terör örgütünün üyesi olduğu,sanığın örgüt içinde Kazım, Selim ve Sinan kod adlarını kullandığı, bu örgütün İstanbul ilinde faaliyet gösteren ikinci silahlı birliğinin komutanlığını yaptığı,...Sanık Sönmez KAŞIKCI'nın yukarıda belirtilen eylemleri birlikte değerlendirildiğinde; sanığın müdafii huzurunda verdiği sorgu hakimliği ifadesinde ve Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği kendi el yazısı ile yazdığı dilekçesinde örgüt üyesi olduğunu ve örgüt faaliyeti çerçevesinde bazı eylemlere katıldığını ve daha sonra örgütten kaçarak Antalya'da yaşadığını belirttiği, ancak daha sonra sanığın duruşmadaki savunmasında atılı suçlamayı kabul etmediği, sorgu hakimliğinde müdafii huzurunda verdiği ifadenin doğru olarak kabul edilmesi gerektiği, daha sonramahkemedekisavunmasına itibar edilemeyeceği, bu savunmanın suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, sanığın katıldığı eylemlerin şiddeti, yoğunluğu ve yapıldığı tarihteki terör olayları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sanığın üyesi bulunduğu silahlı terör örgütünün Türkiye Cumhuriyeti Anayasasını cebir ve şiddet kullanarak değiştirme amacına yönelik olarak vahamet arz eden olayları gerçekleştirdiği, sanığın işlediği kabul edilen eylemlerin amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgüte bağlılık ile ülke genelindeki organik bütünlüğe göre, amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğunun kabulü gerektiği, dolayısıylasanığın mensubu olduğu örgütün amaçları doğrultusunda Türkiye Cumhuriyetinin anayasal düzenini cebren ortadan kaldırmaya teşebbüs suçunu işlediğinin sabit olduğu anlaşılmıştır." Resen de temyize tabi olan Mahkeme kararına karşı başvurucu müdafileri, usul ve yasaya aykırı biçimde, araştırma yapılmaksızın kabul edilen eylemlere ilişkin mağdur ve tanıklar dinlenilmeksizin adil yargılanma hakkı ilkeleri ihlal edilerek karar verildiği gerekçeleriyle süre tutum dilekçeleri vermişlerdir. Başvuru dosyası içinde ve UYAP'a kayıtlı dosyada gerekçeli temyiz dilekçesine rastlanmamıştır. Duruşmalı olarak yapılan ve başvurucu müdafilerinin katıldığı temyiz incelemesi sonrasında Yargıtay Ceza Dairesi 13/11/2013 tarihli ve E. 2013/9315, K.2013/13606 sayılı ilamı ile kararı onamıştır. Yargıtay ilamı 4/12/2013 tarihinde tefhim edilmiştir. Başvurucu 3/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk Başvurucunun mahkûmiyetine esas alınan anayasal düzeni zorla ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçu 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'nun maddesinde düzenlenmektedir. 23/03/2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un maddesi uyarınca olaylar tarihinde yürürlükte olan 4/04/1929 tarihli ve 1412 sayılı mülga Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun maddesinde, on beş sene ve üzerinde hükmedilen hapis cezalarına ilişkin kararların kişilerin talebi olmasa dahi resen temyiz incelemesine tabi tutulacağı belirtilmektedir.