Başvuru, yüklenilen katma değer vergisinin indiriminin mal ve hizmet alımının sahte faturayla belgelendirildiği gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, yüklenilen katma değer vergisinin indiriminin mal ve hizmet alımının sahte faturayla belgelendirildiği gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurular 8/12/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. 2017/38679 numaralı bireysel başvuru ile 2017/38680, 2017/38683, 2017/38684, 2017/38685, 2017/38686, 2017/38688, 2017/38689, 2017/38690 numaralı bireysel başvurular arasında kişi yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle 2017/38679 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine, incelemenin bu dosya üzerinden yürütülmesine ve diğer başvuru dosyalarının kapatılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, motor parçaları üretimi faaliyetiyle iştigal eden bir anonim şirkettir. Başvurucunun da emtia (nikel ham maddesi) alımında bulunduğu A. Limitet Şirketinin 2009, 2010, 2011 ve 2012 takvim yıllarına ait işlemleri vergi inceleme elemanları tarafından incelenmiştir. Vergi inceleme elemanları tarafından düzenlenen 2/7/2014 tarihli vergi tekniği raporunda bu Şirketin düzenlediği bütün faturaların sahte olduğu kabul edilmiştir. Anılan vergi tekniği raporunda şu tespitlere yer verilmiştir:i. Şirket 6/11/2009 tarihinde mükellefiyet tesis ettirmiştir. İlgili vergi dairesince 31/5/2012 tarihinde şirketin mükellefiyeti resen terkin edilmiştir. Şirketin ortakları %95 hisseli B.A. ve %5 hisseli A.dır. B.A. şirket müdürüdür. ii. 10/11/2009 tarihli açılış yoklamasında göre, toptan metal malzemesi alım satımı işiyle uğraşan şirketin 10 m² büyüklüğündeki işyerinde muhtelif büro malzemeleri bulunmakta, tespit tarihi itibarıyla çalışanı bulunmamaktadır. 27/9/2010 tarihli yoklamada; şirketin depo işyerini naklettiği, depo işyerinin 200 m² olduğu, bir işçi çalıştırdığı, depo işyerinde 1 adet kantar, 1 adet foktlifh, 1 adet hurda presleme, 1 adet vinç demirbaşının olduğu, emtia olarak 20 ton kurşun, 20 ton çinko bulunduğu tespit edilmiştir. 4/7/2011 tarihli yoklamada ise faaliyette olduğu, bir çalışanının olduğu, bir şube ve deposunun bulunduğu belirtilmiştir. 2012 tarihli yoklamada şirket yetkililerine ulaşılamadığı, kontratlarının 21/9/2012 tarihine kadar devam ettiği ancak kendilerinden haber alınamadığı ifade edilmiştir. 22/1/2013 tarihli yoklamada şirketin adresteki faaliyetini 21/9/2012 tarihinde sonlandırdığı, adreste başka bir mükellefin de bulunmadığı tespit edilmiştir. iii. Şirket 2012 Ocak-Mayıs aylarında 75 adet belge karşılığında 636 TL katma değer vergisi matrahı beyan etmiştir. 12/6/2014 tarihi itibarıyla şirketin ödenmesi gereken vergi borcu 262,39 TL'dir. iv. Şirket 2009, 2010, 2011 ve 2012 yıllarında, hakkında sahte fatura düzenlediği yönünde vergi tekniği raporu düzenlenmiş olan A. End. Ürün. San. Tic. Limitet Şirketinden mal/hizmet satın almıştır. Şirketin mal alışlarının tamamına yakını anılan firmadan yapılmıştır. Şirket yetkilisi B.A. ifadesinde kendisinin birçok şirkete ortak ve yetkili yapıldığını, bu şirketlerle hiçbir alakasının olmadığını, iş bulma vaadiyle kandırıldığını, bu şirketlere ait hiçbir defter ve belgenin kendisinde olmadığını beyan etmiştir. Başvurucunun anılan şirketten alışlarının bulunduğunun tespiti üzerine 2010 yılına ait hesapları incelenmiştir. Vergi inceleme elemanları tarafından düzenlenen 30/7/2015 tarihli vergi inceleme raporlarında şu tespitlere yer verilmiştir:i. A. Limitet Şirketi hakkında düzenlenen 2/7/2014 tarihli vergi tekniği raporunda anılan şirketin düzenlediği faturaların sahte olduğu kanaatine ulaştıran olguların neler olduğuna yer verilmiştir.ii. Başvurucunun 2010 yılında yüklü miktarda nikel malzemesi içerikli emtia karşılığında sahte fatura aldığı vurgulanmıştır. Vergi inceleme elemanlarına göre başvurucu, 2010 yılında bir kısım mal alışlarını sahte faturalarla belgelendirmiş olup bu faturaları ticari defterlerine kaydederek ilgili dönem katma değer vergisi beyannamesinde indirim konusu yapmıştır. Katma değer vergisinin indirim konusu yapılabilmesi için öncelikle kanuna uygun şekilde belgelendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Kanuna uygun olarak belgelendirilmeyen katma değer vergisinin indiriminin reddi gerekmektedir. Bu çerçevede ilgili dönem matrahlarının resen takdir edilmesi gerektiği belirtilmiştir. iii. Vergi denetim elemanlarının düzenlediği 2010 yılı denetim raporuna göre sahte olduğu değerlendirilen faturalarda gösterilen katma değer vergisinin indiriminin reddi suretiyle ilgili dönem beyannameleri yeniden oluşturulmuş ve ortaya çıkan fark üzerinden bir kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarh edilmesi, ayrıca usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezaları kesilmesi önerilmiştir. Veri idaresi tarafından vergi inceleme raporundaki öneri doğrultusunda 2010 yılı Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Kasım, Aralık ve 2011 yılı Nisan aylarına ilişkin olarak bir kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarh edilmiş, vergi zıyaı cezası tekerrür nedeniyle %50 oranında artırılarak uygulanmış, ayrıca usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezaları kesilmiştir. Vergi ve ceza ihbarnameleri başvurucuya 26/10/2015 tarihinde vergi inceleme raporlarıyla birlikte tebliğ edilmiştir. Bununla birlikte A. Limitet Şirketi hakkında düzenlenen vergi tekniği raporu başvurucuya tebliğ edilmemiştir. Başvurucu söz konusu cezalı tarhiyatlar ile vergi inceleme raporlarının iptali talebiyle 25/11/2015 tarihinde İstanbul Vergi Mahkemesinde (Mahkeme) davalar açmıştır. Dava dilekçelerinde, A. Limitet Şirketinden yapılan alışların gerçek olduğu savunulmuştur. Başvurucu, delil olarak banka havale makbuzlarına dayanmıştır. Mahkeme 6/10/2016 tarihli ara kararlarıyla davalı idareden A. Limitet Şirketi hakkında düzenlenen vergi tekniği raporu ile tüm eklerinin Mahkemeye gönderilmesini istemiştir. Davalı idare; sözü edilen vergi tekniği raporu ve eklerini ilk savunması ekinde Mahkemeye göndermiştir. Davalı idare ayrıca ilk savunmasında, A. Limitet Şirketi hakkındaki tespitlerin neler olduğundan kısaca söz etmiştir. Mahkeme 30/3/2017 tarihinde vergi ziyaı cezalarının tekerrür hükümlerinin uygulanması sonucu artırılan kısımları yönünden davanın kabulüne, vergi aslı ve vergi ziyaı cezasının diğer kısımları yönünden davanın reddine karar vermiştir. Mahkeme, vergi inceleme raporlarının iptali talebini ise incelenmeksizin reddetmiştir. Kararların gerekçesinde;i. A. Limitet Şirketi adına tahakkuk ettirilen vergilerin ödenmediği, anılan şirketin faaliyette olduğu dönemlerdeki mal alışlarının tamamına yakınının, hakkında sahte fatura düzenlediği yönünde tespit bulunan bir firmadan yapıldığı, kısa süreli faaliyetine rağmen yüksek cirolar elde ettiği, bu cirolara uygun bir altyapısının bulunmadığı belirtilmiş ve şirket yetkilisi B.A.nın ifadesi de gözönünde bulundurulduğunda şirketin gerçek bir faaliyetinin bulunmadığı, düzenlediği tüm faturaların sahte olduğu kanaatine varıldığı ifade edilmiştir. Bu nedenle başvurucu tarafından bu A. Limitet Şirketinden alınan faturalar dolayısıyla yapılan katma değer vergisi indirimlerinin reddi suretiyle yeniden oluşturulan katma değer vergisi tablolarına göre ortaya çıkan fark üzerinden tarh edilen bir kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinde hukuka aykırılık bulunmadığı vurgulanmıştır.ii. Yalnızca kesin ve yürütülmesi zorunlu icrai nitelikteki işlemlerin idari davaya konu edilebileceği, buna mukabil hazırlayıcı, bildirici, açıklayıcı mahiyetteki işlemlerin ise idari davaya konu edilemeyeceği, bu kapsamda vergi inceleme raporlarının vergi tarhiyatının hazırlayıcısı mahiyette olduğu da dikkate alındığında bu raporların iptal istemiyle davaya konu edilmesine olanak bulunmadığı belirtilmiştir. Başvurucu anılan kararlara karşı istinaf yoluna başvurmuştur. İstinaf dilekçelerinde, yargılama safhasındaki iddiaların yanısıra A. Limitet Şirketiyle ilgili olarak Mahkeme kararlarında yapılan değerlendirmelere yönelik itirazlarda da bulunulmuştur. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci Vergi Dava Dairesince 24/10/2017 tarihinde Mahkeme kararları onanmıştır. Nihai kararlar, başvurucuya 10/11/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 8/12/2017 tarihinde bireysel başvurularda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 213 sayılı Kanun'un maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Aşağıda yazılı kimseler görevleri dolayısiyle, mükellefin ve mükellefle ilgili kimselerin şahıslarına, muamele ve hesap durumlarına, işlerine, işletmelerine, servetlerine veya mesleklerine mütaallik olmak üzere öğrendikleri sırları veya gizli kalması lazımgelen diğer hususları ifşa edemezler ve kendilerinin veya üçüncü şahısların nef'ine kullanamazlar; Vergi muameleleri ve incelemeleri ile uğraşan memurlar; Vergi mahkemeleri, bölge idare mahkemeleri ve Danıştayda görevli olanlar; Vergi kanunlarına göre kurulan komisyonlara iştirak edenler; Vergi işlerinde kullanılan bilirkişiler." 213 sayılı Kanun'un maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Re'sen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkân bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunmasıdır. İnceleme raporunda bu maddeye göre belirlenen matrah veya matrah farkı re'sen takdir olunmuş sayılır.Aşağıdaki hallerden herhangi birinin bulunması durumunda, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitinin mümkün olmadığı kabul edilir.... Defter kayıtları ve bunlarla ilgili vesikalar, vergi matrahının doğru ve kesin olarak tesbitine imkan vermiyecek derecede noksan, usulsüz ve karışık olması dolayısiyle ihtiyaca salih bulunmazsa.... (Ek: 30/12/1980-2365/4 md.) Tutulması zorunlu olan defterlerin veya verilen beyannamelerin gerçek durumu yansıtmadığına dair delil bulunursa...." 213 sayılı Kanun'un maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Vergi ziyaı, mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi yüzünden, verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesini veya eksik tahakkuk ettirilmesini ifade eder..." 213 sayılı Kanun'un maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "341 inci maddede yazılı hallerde vergi ziyaına sebebiyet verildiği takdirde, mükellef veya sorumlu hakkında ziyaa uğratılan verginin bir katı tutarında vergi ziyaı cezası kesilir.Vergi ziyaına 359 uncu maddede yazılı fiillerle sebebiyet verilmesi halinde bu ceza üç kat, bu fiillere iştirak edenlere ise bir kat olarak uygulanır...." 213 sayılı Kanun'un kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"a) Vergi kanunlarına göre tutulan veya düzenlenen ve saklanma ve ibraz mecburiyeti bulunan;...2) Defter, kayıt ve belgeleri tahrif edenler veya gizleyenler veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar, Hakkında on sekiz aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Varlığı noter tasdik kayıtları veya sair suretlerle sabit olduğu halde, inceleme sırasında vergi incelemesine yetkili kimselere defter ve belgelerin ibraz edilmemesi, bu fıkra hükmünün uygulanmasında gizleme olarak kabul edilir. Gerçek bir muamele veya duruma dayanmakla birlikte bu muamele veya durumu mahiyet veya miktar itibariyle gerçeğe aykırı şekilde yansıtan belge ise, muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgedir...." 25/10/1984 tarihli ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun maddesinin ilgili kısımları şöyledir: “Türkiye'de yapılan aşağıdaki işlemler katma değer vergisine tabidir: Ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler,... ” 3065 sayılı Kanun'un maddesinin ilgili kısmı şöyledir:" Mükellefler, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, faaliyetlerine ilişkin olarak aşağıdaki vergileri indirebilirler:a) Kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisi,..." 3065 sayılı Kanun'un maddesinin ilgili kısmı şöyledir:" Yurt içinden sağlanan veya ithal olunan mal ve hizmetlere ait Katma Değer Vergisi, alış faturası veya benzeri vesikalar ve gümrük makbuzu üzerinden ayrıca gösterilmek ve bu vesikalar kanuni defterlere kaydedilmek şartıyla indirilebilir ..."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek (1) No.lu Protokol'ün "Mülkiyetin korunması" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadında vergi yoluyla mülkiyet hakkına yapılan müdahaleler, Sözleşme'ye ek 1 No.lu Protokol'ün maddesinin ikinci paragrafında öngörülen mülkiyetin kullanımının kontrolüne ilişkin üçüncü kural kapsamında değerlendirilmektedir. AİHM, bu paragrafta yer alan kuralın taraf devletlere vergi koyma ve vergilerin ödenmesini sağlamak için gerekli gördüğü kanunları çıkarma konusunda açık bir yetki tanıdığını kabul etmiştir (Gasus Dosier-und Fördertechnik GmbH/Hollanda, B. No: 15375/89, 23/2/1995, § 59). Diğer taraftan AİHM, her ne kadar Sözleşme'ye ek 1 No.lu Protokol'ün maddesinde açık olarak usule ilişkin güvencelerden söz edilmese de bu maddenin keyfî müdahalelerden korunmak amacıyla mülkiyet hakkına yapılan müdahalelerin kanun dışı veya keyfî ya da makul olmayan şekilde uygulandığına ilişkin savunma ve itirazlarını sorumlu makamlar önünde etkin bir biçimde ortaya koyabilme olanağının tanınması güvencesini kapsadığını belirtmektedir. Bu değerlendirme ise uygulanan sürecin bütününe bakılarak yapılmalıdır (AGOSI/Birleşik Krallık, B. No: 9118/80, 24/10/1986, § 55; Jokela/Finlandiya, B. No: 28856/95, 21/5/2002, § 45).